Müzik, insan ya da çalgı seslerinin, belli bir biçimsel güzellik ya da duygusal ifade yaratacak biçimde düzenlenerek bir araya getirilmesini içeren sanat dalıdır. Kültürlere göre farklılıklar gösteren melodi ve ritm anlayışlarını, dönemlere ayırarak inceleyen ve bir bütün olarak ele alan bilim dalına Müzik Tarihi denir.
Sanat Tarihi kapsamında ele alınan dönemlerle paralellik gösteren Müzik Tarihi dönemleri, insanlığın başlangıcından günümüze kadar uzanan tüm zamanı ve yeni tüm akımları açıklayacak şekilde belirlenmiştir. Elimize ulaşan tüm eser ve kaynaklar değerlendirilerek Eski Yunan’dan bugüne Ortaçağ, Barok, Klasik, Romantik, ve Modern olarak dönemler isimlendirilmiş, kaynakları elimize ulaşamayacak denli eski müzik anlayışı ise ilkçağ müziği olarak ele alınmıştır.

İlkçağ Müziği
Yüksek bir kültür evriminden uzak kalmış olmaları yüzünden sanat müziği geleneği edinmemiş toplum öbeklerinin uyguladığı müziğe denir. Doğal yaşamın gereği olarak çıkarılan sesler ve kullanılan aletlerin belirlenmesi için günümüz ilkel kabile yaşantılarından ve tarihi kalıntılardaki kabartmalardan yararlanılmıştır. Avcıların yayı, yaylı çalgıların; toprak kap-kacak ve yerdeki çukurlar üzerine gerilen hayvan derileri vurmalı çalgıların, yağmur duası için yapılan ritüeller sırasında kullanılan figür ve sesler ise dans ve şarkıların atası sayılmış, Çin, Kelt, Eskimo ve bazı Afrika müziklerinde kullanılan yalın anlayışın ilkçağ müziği ile benzerlik gösterdiği kabul edilerek bu çağ müziği açıklanmaya çalışılmıştır.

Yunan Müziği
Batı müziği teorisi, kökleri Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarına uzanan Yunan kültürüne dayanır. Yunan düşünürler, doğanın bütünlüğü konusunda, müzik, matematik, astronomi ve dini birbirine bağlayan bir prensibin varlığına inanmış, makrokosmos (evren) ile mikrokosmos (insan) arasındaki uyuşumun müzikte yansıdığı görüşünü ortaya atmışlardır. Pitagoras ( İ.Ö. 585-479 ) Yunan müzik kuramının kurucusudur ve bir kutu üzerine gerdiği bir telin titreşimiyle ses düzeninin temel aralıklarını saptamıştır. Bu sistemin geliştirilmesi ile ilk enstrümanlar kitara ve lir ortaya çıkmış, nefesli ilk çalgı pan flüt bu dönemde kullanılmıştır. İ.Ö. 8. ve 7. yüzyıllarda bu enstrümanlar eşliğinde söylenen destanlar, kır müzikleri ve danslar, dinsel törenlerde toplu söylenen şarkılar, daha sonraki dönemlerde kullanılacak opera, oratoryo ve bale müziğinin temellerini oluşturmuştur. İlk notanın harflerle sembolize edilen uygulamaları da bu döneme dayanır.

Eski Roma Müziği
Eski Roma müziğinde Yunan, Ortadoğu ve Etrüsk etkileri vardır. Bronz tuba ve korno Etrüsk, Aulos çalgısı Yunan, tulumlu gayda Ortadoğu kökenli çalgılardır. Roma’da şölen, eğlence ve zafer geçitlerinde bu çalgıların yanısıra arp, lavta, simbal, davul ve ziller kullanılmıştır.

Ortaçağ ve Rönesans Müziği
Ortaçağ ve Rönesans, Avrupa tarihinde bin yıllık bir zaman parçasını kapsar. Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden Yeniçağ’ın başlangıcına dek olan bu dönemde Batı sanat müziğinin temel kuralları doğmuştur. 9. Yüzyılda gelişmeye başlayarak Rönesans’ta doruğa ulaşan çokseslilik, nota yazısının geliştirilmesi - Latince duaların ilk hecelerinden oluşan nota sistemi – gibi yenilikler bugün hala geçerliliğini korumaktadır. Rönesans'ın en belirgin formları dini müzik olan missa ve din dışı konuları anlatan madrigaldir.
Ortaçağ müziğinin bir başka özelliği de bugünkü ozan ve aşıklarımızın ataları olan, günlük müzik yaşamının kilise dışındaki temsilcileri jongleur, troubadour, trouvereler gibi gezgin şarkıcılardır.
15. ve 16. Yüzyıllarda vokal şarkı müziği ağırlığını korurken Rönesans’ta çalgı müziği oldukça önem kazanmış, koro müziğindeki ses ayrımları (soprano-alto-tenor-bas), çalgılara uyarlanmış, değişik büyüklüklerdeki aletlerden oluşan çalgı aileleri oluşmuştur ( Yaylı çalgılar ailesi: keman- viyola- viyolonsel- bas vb.). Tuşlu çalgılar da ilk bu dönemde yapılmış, çembalo, virginal, klavikord gibi çalgılar bir sonraki dönemin büyük enstrümanı kilise orguna öncülük etmişlerdir.

BAROK DÖNEM ( 1600-1750 )
Mimaride Barok denince akla Almanya’da 17. ve 18. yüzyıllarda yaygınlaşmış çok süslü bir akım gelir. Müzikte bu deyim 1600-1750 yılları arasındaki dönemi belirler. Hümanizmin (insancılık) öğretisinin yayıldığı bu dönemin en önemli bestecileri Claudio Monteverdi, Georg Philip Telemann, Johann Sebastian Bach, George Frederich Haendel, Domenico Scarlatti ve Antonio Vivaldi’dir. Operanın doğuşu ile başlayan bu dönem, çalgı konçertoları ve senfonilerinin yanısıra klavsen ve org için yazılmış kilise müziği formlarıyla belirginleşir. J.S.Bach ile çok sesliliğin temeli olan polifoni anlayışının, D.Scarlatti ve A.Vivaldi ile konçertoların, C.Monteverdi ile operanın, F.Handel ile senfoninin en belirgin örnekleri bu dönemde yaratılmıştır.

KLASİK DÖNEM ( 1750-1825 )
Dialektik dünya görüşünün ortaya çıkması dolayısıyla müzik formlarında karşıt tema uygulamaları ile seçkinleşen bu dönemin önemli bestecileri, Viyana Klasikleri olarak adlandırılan Joseph Haydn, Wolfgang Amadeus Mozart ve Ludwig von Beethoven’dır. Sonat formunun yeni şeklini piyano, keman, flüt gibi enstrüman müziklerinin yanı sıra konçerto ve senfonilerinde de uygulayan bu besteciler Klasik Dönemin saray müziği yapan sanatçılarıdır. Birçok tanınmış eserin yaratıldığı bir dönem olmuştur ( Türk Marşı- Mozart; Für Elise, Kader senfonisi, Pastoral Senfoni – Beethoven vb.)

ROMANTİK DÖNEM ( 1825-1900 ) Fransız İhtilali’nin ardından öznel duyguların açığa çıktığı bu dönemin ilk bestecileri, Preromantik olarak kabul edilen Felix Mendelssohn, Franz Schubert ve Carl Maria von Weber’dir. Robert Schumann, Frederic Chopin, Franz Lizst, Niccolo Paganini, Johannes Brahms, Peter Iljitsch Tschaikowsky, Hector Berlioz, Robert Wagner gibi büyük romantik bestecilerin yetiştiği ve virtüozitenin zirveye ulaştığı bu dönemde edebiyatla müzik içiçe olmuş, müzik tarihinin önemli formu liedin en seçkin örnekleri verilmiştir. F.Lizst ve R.Wagner’in eserlerinde görülen leitmotiv anlayışı, modern dönemin habercisi sayılmıştır.

MODERN DÖNEM ( 1900 -1945 )
Romantik Dönem’in sona ermesi ile birlikte farklı ülkelerde değişik müzik anlayışları ortaya çıkmıştır. Romantizme karşıt olan tüm bu yeni müzik arayışları, modern dönem kapsamı altında değerlendirilir.

• Postromantizm (Son Romantikler): Bu dönemin en belirgin ve de en önemli bestecileri Gustav Mahler ve Richard Strauss’tur.
• Empresyonizm (İzlenimcilik): Fransa’da resim alanında Manet, Monet ve Renoir gibi ressamların yarattığı bu akımın müzikteki temsilcileri Gabriel Faure, Claude Debussy ve Maurice Ravel’dir.
• Ekspresyonizm (Anlatımcılık)-12 ton müziği: Bu yeni akım, Alman besteciler Anton Webern, Arnold Schönberg ve Alban Berg’in matematiksel müzik anlayışlarıyla sunulmuştur.
Nasyonalizm (Ulusal Akımlar):Sovyet Okulu’nda Sergey Prokofief, Dimitri Shostakovic, Macaristan’da Bela Bartok, Rusya’da Rus Beşleri, Türkiye’de Türk Beşleri ( Ahmet Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey, Ferit Alnar, Ulvi Cemal Erkin, Necil Kazım Akses ) ‘nin çalışmalarıyla etnik müzik klasik formların içinde olması gereken yerini almıştır.
Neoklasizm ( Yeni Klasikçilik ) : Ferrucio Busoni ve
Bunlardan başka Paul Hindemith, İgor Stravinski, Fransız Altılıları, Carl Orff gibi çağın önemli bestecileri birbirlerinden farklı farklı türlerde modern anlayışın renkli yelpazesini oluşturmuşlardır.

1945 Sonrası
Müzik tarihinin 1945’ten günümüze kadar gelen son dönemi zaman içerisinde kalıcılığını koruyarak müzik tarihinde yerini alacağı tahmin edilen caz müziği, elektronik müzik, deneysel müzik gibi güncelliğini koruyan müzik türlerinin sunumuyla sana erer.

KAYNAKÇA
Müzik Ansiklopedisi Faruk Yener Beyaz Köşk Yayınları
Müzik Tarihi Ahnet Say Müzik Ansiklopedisi Yayınları,1995/Ankara
Müzik Sanatının Tarihsel Serüveni Cavidan Selanik Doruk Yayımcılık,1996/Ankara
Kısa Dünya Musikisi Tarihi Curt Sachs Milli Eğitim Basımevi,1965/İstanbul
Müzik Tarihi İlhan Mimaroğlu Varlık Yayınları,1990/İstanbul
Ana Britannica cilt 23 ‘Müzik’