Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Bu konuya bir şarkının sözleriyle katılmak istiyorum
KONFEKSİYONCULAR
Çay buğusu ömrümüz tazeyken uçar gider
Kumaşlar yol yol olur geriye hüzün döner
Evimize kondu derler
Aşımız bir tabak bulgur
Özlemler yol yol olur
Emek nereye gider
Of anam of derler dilimizde türküler
Gelen günler aşkına...
İnsan varlığının farkedip kendini bulduğunda onu içgüdülerinin dışında bir şeylerin ayakta tutması gerekir ki bu da sadece alışkanlıklarıdır. Kendini her bulduğunda bulduğu alışkanlıklarından öte başka bir şey değildir.
İnsanın sırf beklentilerle yaşaması mümkün değildir. Çünkü hep tetikte olacaktır hep yeni bir beklenti içine girecektir yorucudur ve sevinci de geçicidir. Fakat umut insanın özünde bir yerlere yerleşir o insan her koşulda bir çaresi olan ve mutluluğu daim olan insandır. Umut üzerine yazılmış şu...
Ben hem kadın hem de erkek özgürlüğü açısından türbana karşıyım. O halde bana şu cevap verilecek; ''peki ya türban takma özgürlüğü nedir?'' ben de şöyle diyeceğim; özgürlük karşıtı bir şeyin özgürlüğünü savunamam.
Hepsinden farklı bir haz alacağıma eminim. Fakat bu soyut resim yapıyor, bunun şiirlerini anlamıyoruz, neden halkın gözüne hitap edip halkın kulağına seslenmiyor anlayışına karşıyım. Murathan Mungan ' ın kitabında geçen şöyle bir cümle vardı: '' Halk hiçbir zaman Bach dinlemeyecek fakat eninde...
Enkaz, emin olabilirsiniz ki zaten sizin söylediğiniz kesim ister soyut olsun ister somut olsun hiçbir resimden anlamayacaktır.
Orneğin Picasso da sürrealist resimleri olan bir ressamdır. Ne yani halk anlayacakmı anlamayacakmı diye yapmasamıydı
Kişinin ağlama ya da gülme nedenine bağlı olarak değişir. Eğer yaşanan gerçek bir acıysa güldürmek zordur. Yaşanan doyurucu bir sevinç ise de ağlatmak zordur.
Popülizme kaymadan tabiki. Toplum arabesk seviyor diye ya da toplum sürrealist resim çalışmalarından operadan anlamıyor diye onların seviyesine inerek sanat oluşturulmamalıdır. Fakat sanatın içinde toplumi, toplumun sorunları, toplumun sevinçleri yer alabilir (nabza göre şerbet vermeden)
Hayvanlar da iç güdüleriyle yaşarlar. İnsan hayvandan farklı olarak varolduğunun farkında olduğu için iç güdülerini anlamlandırabilmiştir. Hatta onları kısıtlayıp yasaklayarak ahlaki dini toplumsal değerler yaratmıştır.Fakat gene de temelde ilk nokta iç güdüleridir.Örneğin hayvanlar cinsel...
Şimdi bu soruları sormak için de düşünmek gerekiyor. Hani insan iç güdüsel olarak acıkır ama ne yiyeceğine ne kadar yiyeceğine düşünerek karar verir. Bana göre bütün düşüncelerin temeli iç güdülerdir.
Ben de bu sorular yüzünden çok sıkıntı çektim ve çekmeye de devam ediyorum. İlkin bu düşüncelerimi felsefi bir bakış açısı sandım. Sonra bu soruların bende yoğunlaştığı dönemlerin mutsuz ve karamsar olduğum dönemlerde daha çok ortaya çıktığını gördüm.Hayatta tutunacak mutlu olacak değerlere...
Dinlerin tabiki doğru olarak değindiği hususlar var. Erich Fromm kapitalizm karşıtıdır ve sahiplenme duygusu ile kapitalist sistem arasında bağlantı kurmuş. Çünkü kapitalist sistemde ancak sahip olduklarınla kendini tanımlayabiliyor ve ötekilerin karşısında da sahip olduklarınla tanımlanabiliyorsun.
'' İnsan tindir. Ama tin nedir? Tin kendiliktir. Ama kendilik nedir? Kendilik kendi kendisiyle ilgili olan bir ilişkidir veya ilişkinin kendisinin kendisiyle ilgili olduğu bir ilişkinin içindedir; kendilik ilişki değildir ama ilişkinin kendi kendisiyle ilgili (olması olgusundan ibarettir)i İnsan...
Evet Major bu konuda size katılıyorum. Septisizmi savunanlar bunu günlük hayatlarının içinde yaşayabilir mi acaba yoksa bu sadece davranışa dönüşmeyen bir düşünceden mi ibarettir. Kesinlikle insan bir şeylere güven duymalı yoksa umutsuzluğa düşer ve yaşayamaz zaten.
Fromm' un kitabında anlatılmak istenen biraz da şu aslında; mesela doğası güzel bir yere gidersin ve bir yığın fotoğraf çekersin çünkü sahip olmak arzun vardır fotoğraf çekmekten belki de o güzelliği yaşayamazsın bile. Ve yıllar sonra gittiğin gezdiğin yerden aklında kalanlar sadece çektiğin...
Günümüz insanı artık kendisini ancak sahip olduklarıyla tanımlayabiliyor. Mesleğiyle, medeni haliyle, çocuklarıyla, tuttuğu takımla, savunduğu ideolojiyle, memleketiyle....vs. Evet bütün bunlar kişinin parçasıdır. Onun özellikleridir fakat kişi bunlara sahip değildir.Erich Fromm Sahip olmal ya...