Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
"Coğrafyayı ele alalım. Constance kasabasının Bodensee üzerinde olduğu söylenir. Bir öğrenci şarkısı şunu da ekler: 'inanmıyorsan git ve kendi gözlerinle gör'. Kendi adıma ben oraya gitmiştim ve o sevimli kasabanın çevresinde yaşayan herkesin Bodensee dediği büyük bir gölün kıyısında bulunduğunu...
Pekala ben bunların cevaplarını bilmiyorum. Buyurun siz açıklayın o halde. bütün bunların nedir nedeni?
Bu arada Euhemeros arkadaşın görüşlerine katılıyorum.
Sevgili Major,
Sizin sorduğunuz birtakım sorulara bilimsel yolla cevap verilebilir. Fakat siz diyorsunuz ki tesadüfen 2 elimiz yok, nefes alıp vermemiz tesadüf değil, dünyanın güneşe olan uzaklığı tesadüf değil. Biz dünyanın güneşe olan uzaklığını araştırıp bulabiliriz eğer daha yakın olsaydı ne...
İnsanın gözüne doğada pek çok şey hatta her şey olağanüstü görünür. Hani hep şöyle denir ya açıklayamadığımız konularda din imdada yetişir. Peki sizin mademki böyle sorgulayan bir bakış açınız var kader dedikten sonra nedeen sorgulamaya devam etmiyorsunuz? Yani kader deyince merak ettiğiniz...
İnsanın doğduğu yer, anne ve babasının kim olduğu, 2 göze sahip olması ..vs neden tesadüf olamaz? Neden tesadüf değil de kader?
Tabiki bütün dinlerde kader anlayışı vardır. Çünkü herşeyin tesadüf olduğunu düşünmek insanı rahatsız eder. Hatta toplumları kaosa bile sürükleyebilir. Bunu kimse...
" Gerçek öz, kendi duygu ve düşüncelerimize yönelik hoşnut kalan ya da karşı çıkan, benimseyen ya da yadsıyan, uğruna ya da karşı çaba gösteren, evet ya da hayır diyebilen KENDİLİĞİNDENLİK tepkileri üretir. Gerçek öz kendimizi bulmak istediğimiz zaman söz konusu ettiğimiz şeydir. İdeal özün...
İnsanların kader hakkında sürekli tekrar ettikleri söz: Evet kader diye bir şey var ama biz gene elimizden geleni yapmalı, öyle boşboş oturmamalıyız. Neden peki?
Mademki kader var, her şey belli neden çaba göstereyimki o zaman?
Tesadüf kavramını daha kolay kabul edebilirim. Hangi coğrafyada...
Şehrin Yabancısı;
Toplumsallaşmak insanı yabancılaştırır ve dolayısıyla da yalnızlaştırır.Her davranışımız her düşüncemiz onay beklentili hale geldiği için gerçekte ne olduğumuzu gözden kaçırırız. Örneğin bugün bu tür insnalara nevrotik diyorlar. Birtakım yöntemlerle gerçekten ne istediğini...
Seyretmek, karışmadan bakmaktır.İletişim yerine koyabileceğimiz bir şey değildir seyretmek. Seyretmekte herhangi bir çaba yoktur. Diziler örneğinden ola çıkacak olursak üretmeden, çaba harcamadan, yerimizden dahi kalmadan pek çok duyguyu yaşatır bize. Sistemli bir şekilde belirli konulara maruz...
'Anarşizm' makalesi, Pyotr Kropotkin (1842-1921) tarafından, The Encyclopedia Britannica'nin 1910 yılında yayımlanan on yedinci baskısı için yazılmıştı. Bu metin, seksen yılı aşkın bir süredir The Encyclopedia Britannica'nın edisyonlarinda yer alan özgün Anarşizm maddesidir.
Anarşizm (Grekçe...
Açık ki, varoluşun genel sorunları üzerine düşünülebilmesi için kişinin dünya üzerine bilgi sahibi olması gerekir. Düşünceyi besleyecek olan budur. Çağlar hatta bin yıllar boyu insanoğlunun "belleği", güneş tutulması, nehir taşkınları gibi doğa olaylarının nedenlerine ilişkin birbirindne kopuk...
İnsanların büyük kısmı onaylanma ve emniyette olma ihtiyacı nedeniyle kendilerine yabancılaşıp topluma yakınlaşıyorlar. Bir süre sonra da kendileri olamama durumu intikamını alıyor ve topluma da yabancılaşıyorlar. Böylelikle insan ne özüne dönebiliyor ne de toplumdan kopabiliyor. Endişeli...
Sanırım şu konuda hemfikiriz ki aşk başka bir şey evlilik başka bir şey. Aşk , kendiliğinden, zorlanımsız, özgür bir şekilde gelişen duygudur. Taraflar artık aynı evde yaşamak isterler ama bunun toplumsal kuralalrı vardır ve evlenirler. Evlenmek insanın doğasından getirdiği bir özellik değil...
Aşk sevgi artı cinselliktir. Ve aşkın en büyük boyutunu da cinsellik oluşturur.Elektriklenmedir, tensel çekimdir, iki insanın bir olma, bütünleşme arzusudur.Ve bu duygu bitebilir. Bitmesi olağandır. Bitebilir diye kötü bir şey , olmaması gereken bir şey anlamına gelmez.
Evliliği bir kurum...
Aşk duygusu oldukça yoğun bir duygu olduğu için insan hayatındaki boşlukları doldurmakta çok etkilidir.Evet yaşadığımız bu süreçte insanların boşlukları geniş ve derin. O nedenle herkes aşkı kolayca yaşayıp kolayca tüketiyor.Ulaşmanın zor olduğu dönemlerde aşk insanalrın gözünde daha...
Eğer böyle olacaksa, gerçekten böyle hissedip böyle yaşayabilecekseniz ne mutlu size. Ben aşkın bittiğini söylüyorum kendimce gerçek bir tespitte bulunuyorum.Fakat sizin böylesine yoğun ve yüklü düşünebilmeniz gerçekten olumlu bir yaklaşım. Umarım düşündüğünüz gibi gelişir.
Neitszche'nin kitabından yaptığım alıntı benim aşk konusundaki görüşümü yansıtıyor. Sizin yaptığınız alıntıda da Kafka belki başka bir şey demek istemiştir ama benim yorumlamam böyle. Afşar Timuçinin de Aşkın Diyalektiği adlı kitabında hoşuma giden şöyle bir yaklaşım var: ''Aşklar ya ayrılıkla...
İlk gün yoğun olarak aşıktı, ikinci gün karşısındakini daha çok tanıyarak aşıktı, üçüncü gün kafası karışmaya başladı, dördüncü gün de yoğunluk azaldı ve artık rahat.
Bıkmak ta insanın bir duygusu. Henüz keşfetmediğimiz, sınırlarını kaldırıp yaklaşamadışımız şeyler bize çok özel ve ulaşılmaz gelir. Bunun aşk duygusunda çok önemli olduğunu düşünüyorum.İnsanlar genelde; ilk zamanlar aşıktım sonra bu sevgi ve saygıya dönüştü derler ama bitti demezler. Oysaki...