Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Acı çekene saygı

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 5,378

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
objektivite yargılamaz, subjektivite yargılar,
objektivitenin gözlemden öte başka yargıya ihtiyacı yoktur; subjektivite bene yontar, kendine yontar, kendine hizmet eder;
yargılama ihtiyacı kendine hizmettir, başkalarını tanrıya yargılatmak/ yargılayıcı/yargıç tanrı;
subjektif bi tanrı biçimlemek/ benel/bensel bi tanrı biçimlemek bunları artık, akıl--düşünce-düşünme-felsefe diyenler açmalı-irdelemeli;

objektvite için kötü ya da kötülük yoktur; neden yoktur;
genişlemiş bi subjektivite ya da daha öznel bi objektivite düşünün; herşey akar ve akan her şey olur biter, iyi olan gelişimdir-iyi olan bilgi üretilmesidir, iyi olan enerji genişlemesi-üretilmesidir, yeniliktir--özgünlüktür-cesur devinimdir, Bu niteleme içinde bizim bi çok acımız bile, yanlışımız bile hatta ve hatta hatta cesar'ın hayatı ve hikayesi ve ölümü bile iyi olabilir; Neden mi?
yenidir, farlıdır, özgündür, dersi vardır? benim için cesar'ın hikayesi ya da benzer şeyler olmasa eksik olur hayat örneğin hem de çok, Neden bu özgür devinimi içinde bu çeşitlik/çeşitlikler oluşmadı derim; Çünkü benim inancımda cesara' da bi şey olmayacak;

Objektivite bi acıyı ya da bizim olarak algıladığımız nitelediğimiz bi şeyi gözlemleyip ondan veri ya da bilgi üretebilir;
objektivitenini yargılamaya ihtiyacı yoktur;
subjektif bi tanrı (ya da salt salt subjektif tanrı) zaten başlı başına kusurludur;
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
mantık bi felsefe ilkesi/biçimi/biçemi kolu ise ve akıl bi şey ise ve ;

tanrı bir insanla konuşmadı; gerçek şudur bir insan(ya da insanlar) tanrının kendisi ile konuştuğunu iletiştiğini iddia etti/tanımladı;
süreç başkaları tarafından gözlemlenmedi ve gözlemlenemez; tanrının bi insanla konuştuğuna ilişkin bi gözlemimiz ya da gerçeğimiz yok;

tanrı bi insana kitap yazdırmadı, Bi insan tanrının kendsine (direkt ya da aracılarla ve içsel metodolojik iletişimlerle) kitap yazdırdığı iddia etti;
İnsanlık olarak bunu ister kullanın, ister kabullenin, hatta ister sorgulayın da iddia sahibine de yardımcı olun;

tanrı sözü değildir bu insan sözüdür, onun tanrısal olduğunu iddia edende benimseyende insandır; öncelikle o sözü-bu-sözü tanrısal/tanrıya ilişkin demek akla ziyandır; bu bir iddiadır/savdır/öne sürümdür;

mantık ya da felsefe ya da düşünce olarak olayın kökü budur, akıl kökü de budur;
Olgu şudur, Bi insanın tanrının kendisine kitap yazdırdığı iddiası;
bu da değil aslında, çünkü o insan kendi var değil;
bu durumda insanlık; bir insana geçmişte tanrı tarafından kitap yazdırıldığını savlıyor; ve tanrıyı bunun üzerinden düşünüp biçimlendiriyor; Bi kitabın içerdiği anlatım biçimiyle düşünsel olarak biçimlenmiş ve kabul görmüş-kabullenilmiş bi imgeyi seçmeyi/seçmenin adına da inanç diyoruz, Biz böyle insanlık olduk!

inanç bunun neresinde;
bilgi ise inanç değildir-inanç ise bilgi değildir,
seçim yapıyoruz,
bize anlatılan bu olgu genel tarafından benimseniyor ve kabul görüyor;
kimse bu seçimi aklıyla ve bütünlediğini/yaptığını iddia etmesin;
ya da aklıyla-düşüncesiyle ve kendi inancıyla bulduğu tanrının bu olduğunu iddia etmesin;
inanç subjektiftir ve kimseden kimseye verilemez; benim tanrım benim inancım ama o senide kapsar benim inancımdaki tanrı da seni de yarattı ve senide cezalandırabilir, O zaman senini inancın değil, senin herkese dayattığın innaç olur bu! Bu inancın subjektivitesini başkalarının düşüncesine müdahalae noktasına götürür; Kişi ben şinanıyorum diyorsa; inanan benim diyorsa sen ya da diğeri benim inancımın dışındasın ya da benim inancımdan özgürsün diyebilmelidir; Aksi diğer bütün inançları yok saymaktır; Kendi subjektivitesine evrensel geçerlilik atamaktır, Gelin bunları tartışalım; nerde felsefe?

inanç ise bilgiden doğan inanç mı olur?
nedir inanç? başarabileceğine innamak-kendine inanmak, yapacağıma inanıyorum;
yapamadım peki o halde inancıma ne oldu?
yapabileceğimi biliyorum çünkü defalarca sınadım; çalıştım;

Tanrıya inanmakta genel kabul gören anlayışlara inanmak değildir, belkide kişinin gerçek tanrı inancı şiirdeki gibi ben tanrı olsam dediğinde belirebilecek şeylerdir yada kurabileceği imgelerdir, çünkü kişinin imgesi ve düşüncesi bunu aşabilir mi?

Tanrıyı sorgulamak için / anlamak için bi cehennemi olduğunu ya da biz cezalandırıcı olduğunu/olabileceğini kabul etmekte gerekmiyor?
Bunu insanlar artık kabul etmeli ki bu çoğunluğun yoluna zahmetsizce gitmektir,

yeryüzü yalan dünyası, ikiyüzlülük çukuru,
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
Eğer Allah'ın varlığına inanıyorsak ve her şeyi O'nun yarattığına da kanî isek şu örnekte geçen ebeveyndeki şefkat ve merhametin yaratıcısının da O olduğunu kabul etmiş oluruz. Bir düşünsenize şu merhameti yaratan Allah'ın merhameti ne kadardır.

bakın güzel kardeşim, sevgili kardeşim, değerli kardeşim;
bi kaç ifadenizde kişi inanıyorsa benzeri ifade geçiyor ve kişi inanıyorsa böyle inanmalı ya da buna inanıyordura vurgu yapıyor;
çoğunluğun yolundan gitmenin ya da köprüsünden geçmenin özgüveni bu; ne güzel değil mi?
kişi bir tanrıya inanıyor ya da bir tanrı düşüncesi var diye bütün bir toplumsal din anlayışı elbisesini giymeli mi? onu mu giymeli?
ya da şöyle diyelim "genel kabul gören tanrı anlayışına inanan", "resmi din ideolojilerinin genel benimsemelerine inanan kişilerin" ya da bizi manladığımız biçimde islam analyışını benimseyenlerin ki topluluğun ya da genelin kabulü ve benimsemesi gibi görünüyor; Hİç bi şeyde yanılmayan bu insanlar bunda da yanılmıyorlar, O yüzden hiç kimseyi ya da başkasını da dinlemesinler?
einsteinin tanrısı spinozanın tanrısı, bu da bir kuram; ve diğerlerinin-başkalarının;
biz bu sözleri etmeyelim; damarlarımız-ciğerlerimiz patladı-içimiz erdidi-döküldü-söküldü
biz çektik bu acıları, katı katı, katran katran çektik; güvenirken-severken- bağlıyken tanrı yitirdik biz, çok çok dindarım-inançlıyım bağlıyım diyenden şekilde değilsede düşüncecede öyleydik belki; Gerçek arama peşinde-akıl arama bilgi arama peşinde bildiğimiz sandığımız tanrıyı yitirdik biz,
sizin anlayışınızla da; bu sözleri bize etmek, vacibtir, farzdır-görevdir ya da borçtur, çünkü başkları aynı acıları çekmesin ya da aynı çukurlara düşüp savrulmasının ifadesidir bu;
şerefe sözdür bunlar; eğer dine-imana laf ettiğimi-attığımı düşünüyorsanız bence yanılıyosunuz,
gördük-anladık-bildik ki açıkça söylüyoruz, bildiğiniz anladığınız tanrı/tanrınız sizin yanılgınızdır; Dininiz de inancınızı da yüceltmek istiyorsanız onu karanlıktan bilgisizlikten arındırın, çekin çıkarın, temizleyin;
Dinini insana verdiği tek sorumluluk kabul sorumluluğu/ üst üste yıpğın kabul sorumluluğu
bu mu oldu, bu mu olduk, akıl işletecektik; bu ifade kaç kez geçiyor? kaç kez geçiyor bu ifade?
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
(aşk=ışk)

Aşk veya Yunus'un kullandığı şekliyle ışk, tanımlanamayan bi sözcük oalrak karşımıza çıkmaktadır, Yunus'un bütün felsefesini özetleyen bu anahtar sözcüğün tek bir cümleyle veya cümlecikle tanımı imkansızdır,
Zira Yunus’a göre, aşk herşeydir: Tanrı aşktır; yaratılış aşktır; doğa veya doğa olayları aşktır; insan aşktır; insanın bütün duyguları aşktır; din ve iman aşktır; küfür ve isyan aşktır; yaşam ve ölüm aşktır; cennet ve cehennem aşktır; yokluk ve varlık aşktır. Kısacası her şeyin özü aşktır ve her şey aşkın eseridir.

Işk, hiç bir nesneye mesel bağlasam olmaz

Dünyede ahiretde ne dutısar ışk yirin

...Yunus’a göre aşk tanımlanan değil, tanımlayandır, anlam değil, anlamlandırandır. Aşk, asıl ve öz olması nedeniyle varlık ve duygu planında var olan her şeye, “şey” olma anlamını kazandırmaktadır....herşey olmakla aşk, Yunus’a göre ontolojik planda prensip ve öz oluyor; yani aşk, başka bir deyişle varlığın niteliği (mahiyetidir)... Yunus’ta aşk, hem yaşanan duygusal, yani varoluşsal (egzistansiyel) gerçekliği hem de varlıksal, yani ontolojik gerçekliği olan bir kavramdır. İşte bu nedenle Yunus Emre, aşk sözcüğü yerine ışk sözcüğünü tercih etmiştir.

alıntı;

Okuyun, diyor okuyun. Çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor.

Ben herkesi rahatlatmak için gelmedim. Ben rahatları rahatsız etmek için geldim. Ben esrar ve eroinmiyim ki herkesi rahatlatayım. Ben yazılı cevapları olanlardan değilim. Eğer birisi gerçekten bir hizmet yapmak istiyorsa, rahat insanları rahatsız etmeli, suskunları konuşur, uysalları hareketli hale getirmeli, donuk insanlar arasında mücadele çıkarmalıdır.

İnsan olmak bir niteliktir. Bu yüzden azalıp çoğalabilir... Kim daha fazla insansa, daha fazla dertlidir.

Ey Muhammed getirdiğin dini öylesine bozdular ki artık sen bile tanımakta zorlanırsın.

Çağdaş dünyamızda artık toprağa, kana, devlete, ırka, bayrağa ve şahıslara tapılıyor.

Eleştirinin olmadığı yerde, putçuluk başlar.

Alıntı;
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
yazdım, çizdim, bozdum;
delilik geldi savurdum sözlerimi;
sustum birikti, sustum dökmedim;

sorardım bende cesar mendosa gibi;
cesar'ı cehenneme atacak-onu yakacak bi tanrı varsa onunla cehennemde yanmayı tercih ederdim bende; derdim; ki hatta tüm kardeşim-tüm insanlık neden olmasın?
insanlık ne zaman kardeşlik öğrenecek;
herkesin içinde olmadığı cennet cehennemdir, insanlık ne zaman bölüşmeyi öğrenecek;

ben tanrı olsam; bölünmemiş dimdik ayakta/bir-birlik olmuş, yeri geldi bana bile kafa tutan ayak direyen bi insanlık görmek isterdim; isterdim ki yarattığma kani olayım, bunu yaratamaydıysam ben ne yaratttım, eksik yarattım;

dışarda gerçek var konuşamıyoruz;
suskunlar meydanı burası;

cehennem yapmış tanrı, insan kentlerini başına yıkmış tanrı, yukarıdan bakıp anlaşamasınlar diye dillerini bölmüş tanrı; işte insanlığın inandığı tanrı bu, neymiş, kitabım bunu diyor, buna inanıyorum; Oku bütün kelam buna inanıyorsan buna inanıyorum de? İnsan aklı geçerli çareler ya da makul sebepler, makul tutarlılık arıyor, tanrı yapmışsa bi bildiği vardır; oku bütün kelam hiç şüphe duymadan inan; buna inanmak denirse?

okuyun diyor okuduk, okuyun dedi okuduk, bulduğumuzu-gördüğümüzü bulduğumuz her şeyi okuduk, geçmiş mistikler gibi içsel zeka ile iletişim deneyen nice mistiği kitabı da okuduk,

lutu yıkan-babili yıkan tanrı değildir diyor, bunu da kitap yazıyor, Bu da benzer metodolojilerle edinilmiş, okuyun dedi okuduk, belki de bunu okumamı da o kitaba inanca-geçmişime borçluyum, Şimdi bunu kaldırıp yabana mı atalım, gün bugünde mi susalım, Şimdi nasıl şüphe duymam, Şimdi bu gerçekse ya öyleyse insanlara bunu anlatamamaktan-sözümün yetmemesinden (bunun aslını öğrenememekten) nasıl gocunmam-pert olmam; Bunu neden görmüyor-yormuyor okumuyor-incelemiyor- değerlendirmiyor insanlık?

acı-; acı değil onur; onur için kırk fırın acı-acı ekmeği yenir;
kan içenler, kan suyu içenler düşünsün mü diyelim;
onurlu başım dik çıkmak istiyorsam burdan, tek bildiğim susmamam;

diyorya şiirin geçtiği hikayesinde yazar "insanın tanrıya olan inancını kaybetmesinden kötü bi şey varsa insanlara olan inancını-güvenini kaybetmesidir," gerçek acı bu, gerçek acı bu;

gökten gelen bi yapıcı yapsa ne olur, yerden gelen bi verici verse ne olur, insanlık birlik-bilim-akıl yapmadıktan- yetinmeyip yeltenmedikten sonra; acı değil umut kanamalı insanlık ama nasıl?

ola ki yargılayan bi tanrı olup geçip karşısına biz bunu yaptık mı diyeceğiz, diyeceksiniz; beğenmeyen hiç beğenmez;
her neyse biz bunu yapmışız-bu kadar yapmışız, demek ki en güzeli - kusursuzu bu olmalı, daha iyisi yapılana kadar;
gülüp geçerdim tanrı olsam, basardım kahkahayı, hadi devam oyuna derdim; bozup yeniden yapalım derdim; ilk elin günahı olmaz; İlk yapmıştır oda; ilk yaratıcıdır, Başkası ona öğretmemiş ki, kusuruna bakmayın siz; öğrenir oda;
 

alpi

Yeni Üye
Katılım
29 May 2014
Mesajlar
416
Tepkime puanı
1
Puanları
18
Yaş
49
Öncelikle şunu belirtmek isterim; hiçte rahat bir ortamda değilim. Bir perakende mağazasında kasada vakit buldukça okuyorum-yazıyorum 🙂. Bu sebeple kafam dağınık oluyor ve ayrıntıya inemiyorum. Hoşgörünüze sığınıyorum.

eğer dine-imana laf ettiğimi-attığımı düşünüyorsanız bence yanılıyosunuz

Hayır ben böyle düşünmüyorum. Gayet samimi buldum yazınızı.

Şunu da belirtmek isterim ki; ben bu siteye bir ateis-deist -ler bulayım onlara Hakk-Adalet nedir anlatayım diye girmedim ve bunun derdinde değilim. Derdim insanı-lığımı anlayabilmek. Ki kendime söyleyecek daha çok sözüm var. İnsanın ne olduğunu aramaya koyuldum buna Ali Şeriati vesile oldu.

"İnsan olmak bir niteliktir. Bu yüzden azalıp çoğalabilir... Kim daha fazla insansa, daha fazla dertlidir." Ali Şeriati

Bunu sizde yazmışsınız. Acaba dertli olduğum için mi insan nedir bilmek istiyorum yoksa derdime dert mi katmak peşindeyim cevap veremiyorum. Belki aradığım soruların cevabı burada olabilir diye bi göz gezdirdim. Cesar'ın şiiri ile karşılaştım.

Jean Jacques Rousseau diyor ki;

"Tanrı adaletlidir. O, çekmemi istiyor ,ama suçsuz olduğumu biliyor. İşte güvenim buradan gelmekte; yüreğim ve aklım, aldanamdığımı ilan ediyorlar. Bırakalım talih ve insanlar istediklerini yapsınlar; ses çıkarmaksızın çekmeyi öğrenelim; her şey sonunda dünyanın düzeni içinde eriyip gidecek; benim sıram da er geç gelecektir."

Altını çizdiğim yer dışında tamamen katılıyorum.

Şiirle ilgili yorumlarımda hep eğer Yaratıcıya inanıyorsak dedim bunu hep tekrarladım. Çünkü burada ateistler çıkıpta neden İslamdan bahsediyorsun, neden ayet yazıyorsun diyemesinler istedim. Yazar zaten ateist olmadığını yazmış buna göre şiiri yorumlarken Yaratıcıdan yada ilahi kelamlardan söz etmemin bir sakıncası olmamalı. Yazar burada olsaydı beni bununla yargılamazdı, ancak ama diyerek yargılardı.

Mesela dedim ki;"Eğer Allah'ın varlığına inanıyorsak ve her şeyi O'nun yarattığına da kanî isek şu örnekte geçen ebeveyndeki şefkat ve merhametin yaratıcısının da O olduğunu kabul etmiş oluruz. Bir düşünsenize şu merhameti yaratan Allah'ın merhameti ne kadardır."

Burada abes olan ne var ki. Eğer inanmıyorsanız zaten hitabım size değil ki.

Size birinin kalkıpta eğer denize girerseniz ıslanırsınız, yüzme bilmiyorsanız boğulursunuz yada kesinlikle kıyıda yüzmelisiniz dese(ayrıntıları görmezden gelmiyorum onlar tartışılabilir).
siz denizin varlığına iman eden ve tüm özelliklerine vakıf biri olarak "ben denize girmiyorum ki" mi diyeceksiniz? Eğer denize girmeyenseniz size doğru bir hitap yok burada.
Ayrıca bu bir dayatma mıdır yada bir inanç meselesi midir? Asla değildir. Artık inancı yendiğimi üstüne çıktığıma inanıyorum. Bu gerçeğin ta kendisidir. Sizin de aradığınız bir türlü bulamadığınız gerçeğin ta kendisi.

Yukarıda Hazreti Ebu Bekir'den verdiğim örnekte bu var. Nasıl "O öyle inanıyor" diyebiliriz ki buna? Eğer "öyle diyorsa gerçek budur" diyebiliyorsa gerçekçidir diyebilirim. Ama eğer bugün olduğu gibi birçok insanın-müslümanın dediği gibi "eğer O derse doğru söyler" de bir inanç söz konusudur-olabilir.

sanalmanik' Alıntı:
dışarda gerçek var konuşamıyoruz;
suskunlar meydanı burası;

Sizi kısmen de olsa anlıyorum. Beynimizde çakan şimşekleri duyurabilecek dost bulmak zor. Ama arayan bulur demişler. Aramaya devam🙂 Belki bir gün gerçekten bulursunuz-buluruz-buluşuruz 🙂
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
Sizi kısmen de olsa anlıyorum. Beynimizde çakan şimşekleri duyurabilecek dost bulmak zor. Ama arayan bulur demişler. Aramaya devam🙂 Belki bir gün gerçekten bulursunuz-buluruz-buluşuruz 🙂

bana aldırmayın lütfen; alınmayın, gücenmeyin-
bazen öyle kendi kendime kendi halimde; kuruntulanıp yazar tutarım,
köyün delisi der geçerseniz sevinirim;
ben de buraya ya da başka yerlere gittiğimde tanrı-din derdim değildi, hem de hiç değildi; tabumdu benim ya da saygımdı;
bende sizin gibi içtenlikle duygu düşünce paylaşacak dostlar aradım;
başka yerlerde aynı şekilde ;
ama her yerde döndü dolaştı iş siyasi dini taraftarlığa geldi geliyor;
dini taraftarlık diyorum hiç bi şeyin insanları ayırmadığı gibi ayırmadığı bi unsur olmalı iken değil gibi
her neyse haddi-sınırı aştıysam candan özür dilerim;

eğer inanmamak değil sorun işte nasıl ve neye inanmak, bi tanrı fikrim ya da kavramım var; bi fikir ve kavram sadece;
oldukçada elverişli ve işlevsel, her soyut gibi üzerine geniş geniş eksenli eksenli çeperli çeperli düşünülüp-genişletilebiliyor/esnetilebiliyor;
ben seviyorum onu; bende seviyorum onu,
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
Bunu sizde yazmışsınız. Acaba dertli olduğum için mi insan nedir bilmek istiyorum yoksa derdime dert mi katmak peşindeyim cevap veremiyorum. Belki aradığım soruların cevabı burada olabilir diye bi göz gezdirdim. Cesar'ın şiiri ile karşılaştım.
hayır öncesinde enam 32 kıstası gençliğimde çok sevdiğim bi ayet ile hayatın alamı nedire yorum bıraktınız yanılmıyorsam;

alıntı;


ne güzel işte, hayat oyun ve eğlenceden ibarettir;

kendi düşüncelerinizi de yazabilirdiniz belki, ne güzel olurdu;

Örneğin biz ilk gençlik yılları kuran okumalarında çok sevdiğimiz bu anlamı ve ayeti ilerleyen yıllarda gerçekliğin ilüzyon ve yanılsama olduğunu belirten spirituel içerikleri desteklemek için kullanırdık;

çook sevdiğim hayat bi yaban savaşa dönüp-dönüşüp gitti; biz eriyip yitip gittik içinde, ne kendimiz ne ben; ne bulabilirsek-kim olabilirsek oyuzlarda (oyun)/gezer olduk; içimde bi deli ses yankılanır ama bu ben değilim,
e olsun konuşsun o da canım boşver, iyi değil belki bu; iyi değil galiba bu!
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
Hayır ben böyle düşünmüyorum. Gayet samimi buldum yazınızı.

Derdim insanı-lığımı anlayabilmek. Ki kendime söyleyecek daha çok sözüm var. İnsanın ne olduğunu aramaya koyuldum buna Ali Şeriati vesile oldu.

bu arada hoşgeldiniz, umarım yazarsınız ve yazmaya devam edersiniz;
tüm içtenliğimle;
 

alpi

Yeni Üye
Katılım
29 May 2014
Mesajlar
416
Tepkime puanı
1
Puanları
18
Yaş
49
bu arada hoşgeldiniz, umarım yazarsınız ve yazmaya devam edersiniz;
tüm içtenliğimle;

Teşekkür ederim hoşbulduk 🙂

Hayatın anlamı nedir konusuna yazdığım yorum gerektirmeyen ve hatta üstüne söylenecek çok ta söz bırakmayan ayetler olduğunu düşündüğüm için yorum yapmadım. Hayatın anlamını ararken yön bulma konusunda yardımcı olur düşüncesiyle yazmıştım.

Ayetler hayatın anlamından değil bilakis anlamsızlığından bahsediyor. Bize ait olmayan bir yerde anlam aramak boşuna.

Bir misafirliğe-yemeğe-çay içmeye gittiğimizde yatacak yer aramak ne kadar anlamsızsa dünya hayatında bir anlam aramakta o kadar anlamsız. Çünkü burası-dünya bizim değil-bize göre değil-bize uygun değil. Hiçbirşeyi olmayan yok diyor. Herşeyi olan birşeyler eksik diyor. Bir türlü tamamlanmıyor. Her zaman eksik ve hiçbir zaman tamamlanmıyor.
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
Bize ait olmayan bir yerde anlam aramak boşuna.
biz kimiz ve kime ait ki? bize ait değilse biz neden buradayız ki? Ya da o halde sahiplenip bize ait bi yere dönüştürmüyoruz ki?
peki o zaman ne yapıyoruz ki? boşluk olmanın keyfi mi? öncenini sonrası-sonranın önecesi- oyalanmanın ta kendisi mi?
tanrı-zeka-varoluş her neyse işte canı sıkkın ve sıkkınlıkta bunu buldu-yaptı mı?

Bir misafirliğe-yemeğe-çay içmeye gittiğimizde yatacak yer aramak ne kadar anlamsızsa dünya hayatında bir anlam aramakta o kadar anlamsız.

Tanrı misafiriyiz galiba ama ev sahibi yok ortada?

anlamlı ya da anlamsız ararken aranıyor işte, aranıyor olunurken aranıyor olma durumunu durduraç var mı? kendiliğinden yuvarlanmışsa aramak ya da bi çığ gibi düşmüş kişinin başın altına kalmışsa tüm bunların???

Çünkü burası-dünya bizim değil-bize göre değil-bize uygun değil.

kime uygun ve kime göre? kimin için? bırakalım in cin top mu oynasın?
hatta şöyle yapalım insan ırkı olarak çoğalmaya ve üremeye son verelim kalanlara kalsın burası; uygun olanlara;

Hiçbirşeyi olmayan yok diyor. Herşeyi olan birşeyler eksik diyor. Bir türlü tamamlanmıyor. Her zaman eksik ve hiçbir zaman tamamlanmıyor.

herşeyi herekese verelim bence çoğalır o zaan ya da sorun kalmaz, zaten herşey herkesin değil mi?

öte yandan madem hayat bu kadar anlamsız ve gereksiz- size göre ama size göre-
neden buradayız? bi sebep sonuç ilişkisi olmalı bu? hiç mi bi şey öğrenmedik dünyadan,
devinip duran bu zeka ve bu koca yapı da ne ve ne yapıyor burada? biz ve diğerleri içinde; dışındaki dışında?
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
karamsarlıktan yapma evlerde oturuyor insanoğlu ve karamsarlık bölüşüyor;
acımsarlıktan yapma şeylerle birlikte;
ev sahibinini ikramı bu mu? ya da insanın-oğlunun(kızının) kendine ikram ettiği,
hor-hoş gördüğü?
tanrının verdiği evi mi beğenmiyorsunuz?
hoş bulduk tanrım; ama hoşbulmadık beğenmedik burayı? bi çeki düzen verelimde demedik? el birliği denen şey yok burda galiba? herkes işte güçte? kendi işinde gücünde gibi şeyler var burda, bi de; bunun gibi şeyler işte?

bize uygun değilmi?
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
Ömer Hayyam'dan

Beni özene bezene yaratan kim? sen
Ne yapacağımı da yazmışsın önceden
Demek günah işleten de sensin bana
O zaman nedir o cennet cehennem?

Kim senin 'yasa'nı çiğnemedi ki söyle?
Günahsız bir ömrün ne tadı kalır söyle.
Yaptığım kötülüğü kötülükle ödetirsen eğer
Seninle benim aramda ne fark kalır ki söyle

Tanrı bizi çamurdan yarattığında
Biliyordu bu dünyada ne işimiz olacak
İşlediğim günahlar hep onun emriyledir
O halde cehennemde beni niçin yakacak?

İsyan edip karşında duracağım, neredesin?
Karanlığı, ışığa yoracağım, neredesin?
İbadete karşılık cenneti alacaksam
'Bağış mı ticaret mi' diye soracağım, neredesin?

Kör cehalet çirkefleştirir insanları.
Dünya, üç beş bilgisizin elinde
Sanırlar ki tüm bilgiler kendilerinde
Üzülme, eşek eşeği beğenir
Bir hayır var sana kötü demelerinde

Sen sofusun hep dinden dem vurursun
Bana da sapık dinsiz der durursun
Peki, ben ne görünüyorsam O'yum
YA SEN NE GÖRÜNÜYORSAN O'MUSUN
 

UpBot

Yeni Üye
Katılım
14 Ocak 2021
Mesajlar
1,017
Tepkime puanı
5
Puanları
38
Konu kaldığı yerden devam edebilir.
 

Yeni Konular

Üst