Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Balyoz Davası

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,979

Ferdinand Bardamu

Yeni Üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
1,302
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
Ben açıkçası bu dava sürecini , uydurma deliller ile ulusalcı fikirlerin odağı olmasından dolayı ordunun Amerikanlaştırılması harekatı olarak görmekteyim. Bu davadan adalet çıkmayacağı zaten açıktı. Zira bu davanın kendisi bir nefretin sonucudur. Nefret dediğiniz harekette ise mantık sürekli olarak karşıdakinin aleyhine işler. Bu davada da gerçekleşmiş olan bana göre budur. Türkiye, her ülkenin sahip olduğu gibi kendine has unsurlara sahiptir. Bunlardan bir tanesi de burjuva demokratik devrimin ordu eliyle yapılmış olmasıdır. Ülkenin Osmanlıdan itibaren anayasal düzene geçmesi için çaba sarf edenler ordu mensupları olmuşturlar. Türkiye uzun yıllar asker kökenli kişiler tarafından yönetilmiştir. Elbette ordu homojen değildir ve örneğin demokratik hayatı kesintiye uğratarak ülkemize darbe de vurmuştur. Bu ordu esasında Türkiye Cumhuriyeti'nin bizzat kendisi demektir. Ordusu olmayan memleketler ölüme mahkumdurlar aksi söz konusu değildir.. Bir memleketin ordusu demek, o ordunun ulusalcı fikirlere sahip olması demektir. Eğer bu anlayış, o orduda mevcut değil ise, göğsünde şu yahut bu bayrağın olması salt bir şekillik ifade eder. İşte bayrak bir şekle indirgendiğinde, terör örgütünün yandaşları sinirlenmesin diyerek bulunduğu yerden indirilir. Dış işleri bakanımız ulusalcılık ile hesaplaşma zamanının geldiğini ifade etmiştir. Bu hesaplaşma çoktan beri devam etmektedir. Buradaki hesaplaşma ulusalcılık ile değildir, bizzat Türkiye Cumhuriyeti iledir. Ulusal bir bilince sahip değilse, bir cumhuriyet hiç bir işe yaramaz. Olsa olsa şunun yahut bunun maşası vesairesi olur. Elbette ordu içerisinde ulusal fikre sahip kişileri tasviye ederken, onları karalamak,itibarsızlaştırmak vs. bir zorunluluktur. Aksi akıl dışı olurdu. Ancak bunu yapanlar er yahut geç yargılanacaklardır. Bundan kaçabilmek mümkün değildir. Kaçış ancak fiziken söz konusu olabilir fakat tarih bu insanların ihanetlerini yazacaktır. Hiç kimse tarihten kaçamaz.
 

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
Nefret nefreti doğurur, Sincan'da tanklar yürümeseydi , 3. ana jet üstünden kalkan jetler minareleri yalayıp geçmeseydi,irtica diye sahte bir düşman icat edilip kendi öz vatanının milyonlarca insanı potansiyel suçlu görüleceğine asıl görevleri olan terörle mücadeleye akıl yorsalardı iş bu duruma gelmez daha güçlü bir ordumuz ve arkasında her hareketine her duruşuna arka çıkan bir halk olurdu..Önce nefret tohumları ek bu ektiğin tohumlardan destek ve sevgi bekle..abesle iştigal..Ordu bizim asker bizim, kimse zamanında İHL lileri arka bahçesi sandığı gibi orduyu da arka bahçesi sanmasın ki bu Akp döneminden önce öyleydi..Taşlar yavaş yavaş yerine oturuyor ve her şey olması gerektiği şekliyle yürüyor..Eh ne demiş atalarımız,balyoz döner sap döner bir gün hesap döner..ha yanlış hesapta artık Bağdat'tan değil sandıktan döner..Bence yaşananlar ihanetin bedelidir..Oh olsun..Tarihten değil ülkesinden kaçanlara bakın siz,tarih nasıl olsa olanı ayniyle yazacaktır..Biz bir yere kaçmıyoruz bu vatanı da hainlere bırakmıyoruz..Bu ülke hepimizin..
 

darkmoon

Yeni Üye
Katılım
5 Eyl 2012
Mesajlar
48
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
54
Bunlardan bir tanesi de burjuva demokratik devrimin ordu eliyle yapılmış olmasıdır.

evet tarihsel gerçeklik budur..
Niyazi Berkes bu noktadan hareketle Türkiye’nin sıkıntılarının kaynağında bu olgunun yattığını söyler ve en nihayet sivil asker bürokrasi eliyle kotarılan devrimi savunacak sınıfın yani burjuva sınıfının yokluğunun rejimi otoriter bir yöne savurduğunu anlatırdı.. tıpkı Sovyet Rusya’da proleter devrimi savunacak gerçek anlamda bir işçi sınıfının olmamasının Stalin’i ortaya çıkarması gibi..

bugün olan bitenin aslında basitçe normalleşmeden öte bir anlamı yoktur.. sosyolojik dinamikler en nihayet yerli yerine oturmakta ve sistem aslına rücu etmektedir.. ve bu sebepten Türkiye’de rejim, cumhuriyet vs. çökmek bir yana aslında hiç olmadığı kadar tahkim edilmiş durumdadır..

tarih bunları da yazacaktır elbet.. 🙂
 

Ferdinand Bardamu

Yeni Üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
1,302
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
Burada Türk Ordusu'nun direncinin kırılarak, ülke savunmasının zafiyete uğratılması söz konusu. Bu direnç kırılır ise, Türkiye Suriye'ye de girer, topraklarını korumakta acziyete de düşer. Bu davalar Türkiye'nin iç dinamikleri ile ve dekomrasinin gelişimi için değil,Abd ve İsrail'in büyük Kürdistan'ın kurulmasının önündeki engel olarak gördükleri ordunun devre dışı bırakılması için açılmıştırlar. Orduyu ulusal yolundan çıkarıp, Abd ve İsrail amaçları için kullanılabilecek bir maşaya dönüştürme eylemidir bu. Oslo'da terör örgütünün temsilcilerine boşuna "beğenmediğiniz askeri yahut sivil kamu görevlisi var ise bize söyleyin, icabına bakalım" denmiyor. Bugünlerde terör eylemlerinin tavan yapması boşuna değil. Bunların tamamı birbirleri ile alakalıdır ve orduya açılmış bu davaların esasını gösteren verilerden bazılarıdır. İşin enteresan tarafı ise müslüman kişilerin (iktidarı kast etmiyorum) kendi elleri ile bindikleri dalı kesme eylemidir. Kısacası Abd ve İsrail'den nefret ile bahseden insanların desteği ile Abd ve İsrail'in çıkarlarına hizmet eden adımlar atılıyor. Bu adımlar ise ordunun sözde İslam düşmanlığı üzerinden yürütülüyor. Düşünün bir kere müslüman dünyasına haçlı seferi başlattığını ilan eden ve bir çok müslüman ülkesini işgal etmiş ve insanları katletmiş Abd bu davaları destekliyor. Müslümanları pislik yığını olarak gören İsrail bu davaları destekliyor. Anlamsızlığa bakın, müslümanlık ile ilgili aşağılık ifadeler kullanabilen, bu dine bakışları belli olan kesimler, Türk Ordusunun sözde İslamiyet ile mücadelesinde, İslamiyeti destekliyorlar. Buna ancak gülünebilir. Pkk nın İslamiyet ile dalga geçen videoları vesaire de bilinmektedir. Terör örgütü lideri Kürtlerin dininin Zerdüştlük olduğunu ifade etmiştir.Ancak Pkk da bu davaları desteklemektedir.Yani meselenin din ile ilgisi olmadığını bu tablodan dahi anlamak mümkündür. Öyle olsa idi Amerika ve İsrail, orduyu (varsayalım ki Türk Ordusu da İslam düşmanıdır)desteklemeli idiler, zira bunların tamamı İslam düşmanıdırlar. Bu devletlerin zekası, dini alet ederek, ulusal orduyu etkisizleştirebilmelerinde üstelik buna yurt içinden de destek bulacak psikolojik faaliyetleri yürütebilmelerindedir.
 

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
Dışarıdan biri gelse de darbe vurmaya kalksa tüm azalarınla tüm imkanlarınla karşılık verirsin,mücadele edersin..kansere yakalandın mı pekte kurtuluşun yoktur..kanserli insanın zaten mücadeleye takati yoktur ki bir de dış düşmanla savaşsın...Yapılan işlem kanserli dokuları temizlemektir,sıra bahsettiklerinizede gelir elbet..Önce kendimize bir gelelim hele..
 

Ferdinand Bardamu

Yeni Üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
1,302
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
İşte ben de Türk Ordusuna tümör nakletme işleminin başlangıcıdır bu davalar diyorum. Burada ordu temizlenmiyor aksine kirletiliyor. Zİra burada Türk devletinin değil de Abd - İsrail çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. Bu gün bu devletlerin İslam dinini kendileri ile uyumlu/ılımlı bir şeye dönüştürmeye çalıştıkları bilinen bir şeydir. Zamanında bazı darbelerin arkasında Abd olduğu bilinmektedir. Bugün bu davaların destekçisi de yine Abd'dir. Din hassasiyeti kullanılarak ordu Abd tarafından hüküm altına alınıyor. Bu esasında ülkenin işgal edilmesi anlamındadır. Abd askerimizin başına çuvalı boşuna geçirmemiştir. Bu çuval başa geçirilmiştir çünkü ordunun ulusal düşünceye sahip oluşu Irak işgalinde Abd'nin itibarını zedelemiştir. Meclisten tezkerenin geçeceğinden emin olarak gelmiş olan Abd askerleri tıpış tıpış gitmişlerdir. Tezkerenin geçmemesi mevzusunda ordunun etkisi büyüktür.Bugün bakıyorsunuz, şuan Suriye ve sonrasında da İran hedeftedir ve ordumuzun bu hareketlere tavrı bellidir. İşte bu tavrı koyanları, darbe safsatası ile karar alma mekanizmalarından uzaklaştırıyorlar. Şu an gerçekleşen budur. 4. mesajımda da yazdım, Abd - İsrail çıkarlarına hizmet edecek bir ordunun temeli atılmaktadır. Bu iki devlet İslam dünyasına savaş açmış iken, tutarsız bir şekilde nasıl olur da sözde İslam düşmanı Türk Ordusunun tasfiye edilmesini desteklemektedirler? Desteklemektedirler zira bu din mevzusu ezelden beri ordu aleyhine kullanılmak üzere beslenmektedir. Bu gerçek dışı fikre sahip kişiler iktidara gelmeleri için desteklenmektedirler. Akp bu sürecin bir ürünüdür. Zamanında Kurtuluş Savaş'ı sürecinde Mustafa Kemal ve vatanı savunanlar için de ölüm fetvaları çıkaran şeyhülislamlar mevcut idi. Din biz de bir silahtır.Bu silah dün de bugün de ulusal devletin başına dayanmıştır, yarın da dayanacaktır.
Sürekli darbeden vesaireden bahsederken, demokratik yollarla gelmiş iktidar yine aynı şekilde gitmelidir derler. Ancak ülkemizde demokrasi mevcut değildir. Demokrasi seçim yapmak demek değildir. Siz koymuşunuz %10 barajını, koymuşsunuz milletvekili dokunulmazlığını, partinin genel başkanını herşeyin belirleyicisi yapmışsınız sonra demokrasi de demokrasi diyorsunuz. Demokrasi falan yok ortada, tek adam yönetimi var. Bu parti şu parti değil, tek adam yönetimi var. Eğer lider otoriter ise, otoriter oluyorsunuz. Eğer lider demokratik düşünceye sahip ise az buçuk demokratik olmuş oluyorsunuz. Liderin insafına kalmış bir sistemin adı demokrasi değildir.
 

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
Bir zamanlar din elden gidiyor çığırtkanlığı yapanlar aklıma geldi..Dinin sahibi de bellidir,ordunun sahibi de..İşin siyasi yönü beni hiç ilgilendirmiyor,sözlerinizin bazı yerlerine katılıyorum..sanki bir emir eri rolü oynayanlar var gibi ama benim derdim geçmişle..Henüz yaralarımız iyileşmedi,acılarımız ve kinimiz taze,nerede devrimci ruhlu solcular nerede deniz gezmişler hani nerede Atatürk gençliği,çağlayan meydanının dolduran sizler kaç kişi kaldınız.?Sizi temin ederim eğer bir savaş çıksın(Allah göstermesin)burjuva devrimciler değil,etiler deki bağdat caddesindeki burjuva sıpaları değil gine elifler ahmet'ler bu vatana canını verir..Ama korkmayın sizin asıl telaşınız şeriat mı hortluyor,osmanlıya mı dönüyoruz gibi vehimleri atın içinizden..Bence bu sancılı dönem hiç olmadığı kadar demokratik bir ülke olma yolundaki sancılarımız..Cumhuriyet asıl şimdi yakışan değerlerine kavuşuyor...Korkmayın...!
 

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
O günlerde neler yaşanmıştı...küçük bir hatırlatma sadece küçük...


“28 Şubat’ın hemen ertesinde gelen. Ekonomik krizleri hatırlayın. Türkiye bir gecede yoksullaştı. Gecelik faizin bin 500′e çıktığı dönemi. 8000′e çıktığı anı hatırlayın. Acaba kimler vurgunu vurdu burada? Aslında o vurguncuların hesaba çekilmesi lazım. Suç duyurusu yapıyorum burada” Bu sözler Başbakan Erdoğan‘a ait.

Gerçekten birileri o dönemde fena halde. Malı küfelerle götürdü. Memlekette üretimin durduğu. Fabrikaların kapanmaya başladığı dönemdi. Bir profesör ekranlara çıkıyordu. “Üç kağıt ekononomisi var memlekette. Döviz, borsada hisse senedi, tahvil” diye. Bas bas bağırıyordu. Parası olan Parasını Kağıda yatırıyordu. 28 Şubat’ın dizayn ettiği yeni hükümet. MGK toplantısında Bir Anayasa kitapçığı fırlatma krizi yaşadı. Hep merak etmişimdir mesela. O kitapçığı Cumhurbaşkanı fırlattı. Neden MGK toplantısı biter bitmez açıklanmadı? Niçin Hükümet üyeleri Başbakanlığa gidip. Toplantı yaptıktan sonra açıkladılar? Arada geçen saatler içinde. Kimlerin nasıl haberi oldu olaydan? Çünkü daha açıklama yapılmadan. Birileri patır patır hisse sattı borsada. Kağıtlar dibe vurdu. O kitapçık krizinin yaşandığı saatten açıklandığı saate kadar borsada satış yapanlar karun gibi şiştiler. Kim bunlar? Evet buradan soruyorum. Sahi kim bu Karunlar?
Rahmetli Sakıp Sabancı. O günü anlatırken. “Bir gecede 100 milyar dolarım. 60 milyar dolara indi” diyordu. Soygunu ve vurgunu böyle anlatıyordu. Sadece Sabancı’nın 40 milyar dolarını. Götürenler kimler? Ve dahası. Başbakan suç duyurusunda bulunuyor da. Koskoca Sabancı Holding. Neden sessiz kalıyor? 40 milyar dolarını çalanların peşine. Niçin düşmüyor? Neden gıkını çıkarmıyor? DHKP-C diye bir örgüt. Sabancı Holding’e çaycı olarak sızıp. Özdemir Sabancı‘yı hunharca öldürdü. Şimdi görüyoruz ki bu örgüt. Derin yapılanmanın maşasıymış. Taşeron çete firması yani. Kimler Sabancı’nın öldürülmesi için. Taşerona neden havale ettiler? Sabancı’nın yakınları da dedektifler tutup olayı araştırdı. Bir yerde durdular. Araştırmaların sonucunu rafa kaldırdılar. Tek kelime açıklamadılar. Neden? Niçin susuyorlar? Bu sorular cevap bulduğunda. Belki de Başbakan’ın işaret ettiği vurguncular. Çorap söküğü gibi. Bir başka deyişle. Kabak gibi ortaya çıkacak. İşte o günleri de göreceğiz elbet. Birileri derinlerin avukatlığından istifa edip doğruyu gördüğü zamanda.

Bekir Hazar
 

Ferdinand Bardamu

Yeni Üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
1,302
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
Bir zamanlar din elden gidiyor çığırtkanlığı yapanlar aklıma geldi..Dinin sahibi de bellidir,ordunun sahibi de..İşin siyasi yönü beni hiç ilgilendirmiyor,sözlerinizin bazı yerlerine katılıyorum..sanki bir emir eri rolü oynayanlar var gibi ama benim derdim geçmişle..Henüz yaralarımız iyileşmedi,acılarımız ve kinimiz taze,nerede devrimci ruhlu solcular nerede deniz gezmişler hani nerede Atatürk gençliği,çağlayan meydanının dolduran sizler kaç kişi kaldınız.?Sizi temin ederim eğer bir savaş çıksın(Allah göstermesin)burjuva devrimciler değil,etiler deki bağdat caddesindeki burjuva sıpaları değil gine elifler ahmet'ler bu vatana canını verir..Ama korkmayın sizin asıl telaşınız şeriat mı hortluyor,osmanlıya mı dönüyoruz gibi vehimleri atın içinizden..Bence bu sancılı dönem hiç olmadığı kadar demokratik bir ülke olma yolundaki sancılarımız..Cumhuriyet asıl şimdi yakışan değerlerine kavuşuyor...Korkmayın...!

Korku insanı hayatta tutar. Öncelikle bunu belirtmek lazım. Ancak bu hayatta tutma mevzusu, korkunun akıl ile mantık ile birleşmesinin bir sonucudur. O gençlik ve meydanları dolduranlar hala varlar. Tepki heryerde var ancak siz bunu medyada görmüyorsunuz. Zaten siz bu algıya sahip olun diye medya sansür altında. Örneğin Milli Anayasa Forumları toplanıyor binlerce katılımcı ile duyuyor musunuz?.Tgb nin önderliğinde binlerce vatandaş ulusal bayramlarda yürüyüş yapıyor biliyor musunuz?İşçiler ülkenin bir çok yerinde grevdeler malum kanallarda görüyor musunuz?Hergün şehitler veriyoruz ancak eskisi gibi tv kanallarında yer tutmuyor bu haberler, adeta geçişitiriliyor. Bu haberleri görüyor musunuz? Şehit cenazelerine tepkiden korkulduğu için vatandaşlar alınmıyorlar. Tepki gösteren vatandaşların görüntülerini ancak muhalif kanallarda görebiliyorsunuz. CIA yetkilileri, hükümet eliyle Türk Ordusu'nu kafesledik diyorlar haberiniz var mı? Abdullah Gül ile Colin Powell arasındaki sözleşmeyi duyuyor musunuz o kanallarda? Yahut Cüneyt Zapsu'nun Tayyip Erdoğan için Abd'li yetkililere "Bu adamı deliğe süpürmeyin kullanın" dediğini o kanallarda görüyor musunuz? "Ben Bop eşbaşkanı değilim, böyle bir şey demedim, dediğim ispat edilirse herşeye varım" diyen Erdoğan'ın, otuz küsür yerde "Bop eşbaşkanıyım" demiş olduğunu popüler medyada size söylüyorlar mı? "İsrail ile kavgalı görüntü bir yalandan ibarettir, Türkiye, İsrail'in arabuluculuk isteği üzerine Hamas ile görüşmüştür yoksa İsrail'e meydan okumak için değil" diyen Abdüllatif Şener'den haberiniz var mı? Bakanlar hangi üniversiteye gitse yanlarında şemsiye taşımak zorunda kalıyorlar. bunların farkında mısınız? uzar da uzar..Kısacası size gösterilen ile olan arasında fark var. Hangi ülke olursa olsun popüler medya karga gibidir, ondan klavuz olmaz.
Sözün özü,korku mantık ve akıl ile hrmanlanmış ise insanın dostudur. Yok eğer mantık ve akıldan azade ise, o korku insanın eceli olur. Şu an yapılanlar, içte asker korkusu, Atatürk korkusu, laiklik korkusu, dışta ise Abd - İsrail korkusunun neticesinde yapılıyor. Ancak bölgemizin savaşa sürüklendiği bir zamanda, ordunun etkisizleştirilmeye çalışılması mantık ve akıl dışıdır. İşte insanı ecele götüren korku da bu korkudur. Bu yapılanlar bu ülkeyi böler, ülkenin bölünmesi memleketin bekasını tehlikeye sokar.
 

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
Ekli dosyayı görüntüle 987

sanırım başka şeylerden bahsediyoruz..Biz bunları unutmadık..O vatan evlatları o askerler rum askerimiydiki anaları böyle aşağılandı..Şu anda tek korkumuz var bir oyuna gelip sağ-sol alevi-sünni çatışması çıkması...Bu oyuna gelmemek içinde uyanık olmamız lazım..
 

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
Balyoz davasının yeni başladığı sıralardı..Sayın paşamız adeta Türk milletini aşağılarcasına mehmetçik dediğimiz vatan evladına herkesin gözü önünde ne emretti..?adeta sırf aşağılamak için ayağının tozunu sildirdi ve daha neler neler..Askeri saltanat dönemi sona erdi..
 

Ferdinand Bardamu

Yeni Üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
1,302
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
Ülkemiz büyümede dışa bağmlı bir ülke. Çünkü tasarruf edemiyoruz. Tasarruf dediğiniz yatırımın finansmanıdır ve yatırım dediğiniz de büyümenin koşuludur. Siz yatırımınızı kendi tasarruflarınız ile yapamıyorsunuz, haliyle dışarıdan borç almaktasınız. Nereden alıyorsunuz borcu? Batı dünyasından alıyorsunuz. O borcu bulursanız büyüyor, bulamazsanız da büyüyemiyorsunuz. Ülke olarak egemenliğinizi kaybetmişsiniz. Bu sıcak para mevzusu Türkiye'nin alnına dayanmış bir silahtır. Mevcut hükümetten hoşnut değil misiniz? Kesiverirsiniz bu para akışını ülke ekonomik çıkmaza girer, vatandaş tepki gösterir,hükümet devriliverir. İsterseniz ağzınızla kuş tutun bu döngüyü öyle kolayca kıramazsınız ancak devlet eliyle yatırım yaparsanız bir şansınız vardır. Kendi burjuva sınıfınızı desteklemezseniz, kendinizi dışarıya karşı koruyamazsanız bir anlamı yoktur. Bu hamleleri de "işte devlet yatırım mı yapar, yapmaz efendim" ideolojisi ile değersizleştirir, marjinalleştirirseniz neticesinde kafesinizde debelenirsiniz. Oysa batı dünyasının ekonomik geçmişine bir bakarsınız, devlet eliyle tekelleşmeler, ekonomiye devlet müdahalesi, korumacı dış ticaret politikaları ve görürsünüz. Siz de tam bu yolda ilerlerken, 80 darbesi olur, 24 Ocak kararları uygulanmaya başlar, devlet liberal ekonomik sistemi benimser. Yani kafesleniverir. Paranın gücüdür bu ve bu güç herşeye kadirdir.Darbe hükümetinde ekonomiden sorumlu Özal, demokrasi kahramanı bile oluverir şakşaklanır, darbe ile gelmiş bir yönetici olduğu unutuluverir. Ama Ecevit, Abd'ye İngiltere'ye meydan okuyan ve Kıbrısa asker çıkaran adam başarısızdır, tukakadır vesaire. 2001 yılında hükümeti devirmek için ekonomik silahın kullanılmış olduğu göz ardı ediliverir, ettirilir. Çünkü Ecevit ulusalcıdır ve ulusalcılık Abd - İsrail ittifakı önünde köstektir. Irak'ın işgaline giden süreçte ulusalcı bir Türkiye tahammül edilemezdir.
Sürece bakıldığında ne olmuştur? Ecevit ekonomik silah ile tasfiye edilmiştir, zira 2003 Irak tezkeresinin bırakın meclise getirmeyi, lafını dahi edemezdiniz. Akp hükümeti desteklenmiştir.Yoksa hiçbir ünvanı olmayan Erdoğan'ın Beyaz Saray'da ne işi vardır?.Erdoğan başbakan olmuş, tezkere meclise gelmiş ancak geçememiştir. Tezkere geçemeyince Türk Askeri'nin kafasına çuval geçmiştir. Erdoğan da Abd askerlerinin sırtını sıvazlamış ve o kahramanlar! için dua etmiştir. Tezkerenin geçememesinden sorumlu Türk Ordusu, yargı, hükümet, Amerikalı cemaat eliyle Abd tarafından kafeslenmiştir. Bu davaların kurgucularına bir bakın bunlardan mı demokrasi gelecek yani? Bir yanda müslüman memleketlere demokrasi götürecem safsatası ile işgal başlatan Abd, O'nun Türkiye'deki maşası, emir eri Akp yahut demokrasiyi inilecek bir araç olarak gören Erdoğan, "devletin her kademesine hissettirmeden sızmak gerekir, önemli kademeler ele geçirilince dönüşüm gerçekleştirilmelidir" diyen anti demokratik yapılı (cemaatlerde demokrasi olmaz, lider seçimle gelmez) cemaat lideri. Bunlardan demokrasi geleceğini düşünmek için Tolkien'den daha yaratıcı olmak gerekir. Bundan olsa olsa fantastik komedi olur..Bir de uyanık olmaktan bahsediyorsunuz..
 

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
İstediğiniz gibi düşünebilirsiniz,akp öncesi ordu ihalelerindeki yolsuzlukları,israil ile girilen kirli ilişkileri ne çabuk unuttunuz..Madem abd ve israil işbirlikçisiydi o yüzden mi onlarca kere suikaste ve zehirlenmeye çalışıldı başbakan..Dönen dolapların hepsi tabiki emperyalist güçlerin ve içerdeki iş birlikçi güç odaklarının musluklarının kesilmesi korkusu ile oluyor..artık sokaktaki çocuk bile inanmıyor bu demokrasi insan hakları yalanlarına..Beni yine hükümeti savunur bir konuma taşıyorsunuz ve haksızlık ediyorsunuz,benim derdim ne hükümetle ne orduyla..tek derdim ülke üzerinde oynanan oyunlar.Hortumcular bitti şimdi ağa babalarında sıra.Kim bunlar tabiki israil,abd,ve elini hiç suya sabuna değmeden saman altından su yürüten ve en önemli ve gizli oyuncu ingiltere..Oyun hep bildiğimiz böl parçala yut oyunu,ama Türkiye'nin ve İran'ın öyle kolay lokma olmadıklarını çok iyi biliyorlar bizde biliyoruz fakat şimdiye kadar bunun farkına varmamamız için ellerinden ne geldiyse yaptılar..Bir yerde bu bop eş başkanlığına başbakan istemeye istemeye razı oldu,çünkü oyun önceden başlamıştı..Başbakan olunca mecburen bu oyuna dahil oldu ve sürdürmeye çalıştı,ama gelinen noktada dış politikayı doğru okuyamadıkları için suriye'de çaktılar..Bu da bahsettiğiniz leş kargalarının işine geldi ve hemen devreye malum taşeron örgütü soktular..Şu anda bu tanımlamam ne derece doğru olur bilmiyorum ama üstü kapalı bir kurtuluş mücadelesi veriyoruz,ordu içindeki işbirlikçileri temizlendiğinden ellerinde pek bir şey kalmayan bu leşler şimdide hükümeti yıpratmak için ellerinden geleni yapıyorlar ve hiçte bu hükümet dediğiniz gibi işbirlikçi filan değil,sadece bir yerden dahil olduğu ve aleyhine oynanan bu oyunu tersine çevirmeye çalışıyor o kadar.Ben olayları böyle okuyorum,tabi sizde istediğiniz gibi okuyabilirsiniz..
 

Ferdinand Bardamu

Yeni Üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
1,302
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
Bu davaların kurgucularına bir bakın bunlardan mı demokrasi gelecek yani? Bir yanda müslüman memleketlere demokrasi götürecem safsatası ile işgal başlatan Abd, O'nun Türkiye'deki maşası, emir eri Akp yahut demokrasiyi inilecek bir araç olarak gören Erdoğan, "devletin her kademesine hissettirmeden sızmak gerekir, önemli kademeler ele geçirilince dönüşüm gerçekleştirilmelidir" diyen anti demokratik yapılı (cemaatlerde demokrasi olmaz, lider seçimle gelmez) cemaat lideri. Sayın sakalpoz, orduyu eleştirmeyelim, onlar her önüne geleni yapsın, yahut ne yaptılarsa helal olsun iyi yapmışlar demiyorum. Hesaplaşalım da bu yukardakilerle yapılan hesap Abd'nin hanesine yazar, bizim hanemize yazmaz diyorum.
 

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
Hesaplaşalım da bu yukardakilerle yapılan hesap Abd'nin hanesine yazar, bizim hanemize yazmaz diyorum.

Bende aynını diyorum,fakat bu davanın başlangıç sebebi bu yazdığımız ve eleştirdiğimiz konular değil sayın Ferdinand Bardamu,bundan sonrasında sıra devleti yönetenlerle hesaplaşacağız tabi ki,ve benim en çok canımı sıkan konulardan biri yabancılara toprak satışı...sıra onlara da gelecek..ama bizi bize bırakmıyorlar dediğim gibi bir kardeş kavgası ha çıktı ha çıkacak tek korkum o..Şimdi ne yapalım,seçilmiş bir hükümet var ve devlet kurumları dediğiniz gibi bir kadrolaşma sürecinde,fakat bunu her dönem bütün iktidar sahipleri yaptı,bunu sadece akp yapıyor demek komik olur daha önceki dönemlerde ne komik atamaların olduğunu bizzat şahit olmuştum..konu dağıldı yine siyasete geldi,olay yargıda ve devam ediyor ben gelinen durumdan gayet memnunum kimin hanesine yazdığı şu an pek belli değil belkide ben göremiyorumdur..Gördüğüm bir şey varsa şimdiye kadar inanmadığım adaletin biraz olsun işlediği..olayların hepsine vakıf değiliz kurunun yanında yaş ta yanmış olabilir diye düşünüyorum..
 

Yeni Konular

Üst