- 18 Kas 2009
- 531
- 2
- 18
- 35
Fransızların göründüklerinden daha bilge oldukları, İspanyollarınsa ise olduklarından daha bilge göründükleri düşünülür genellikle. Uluslar arasındaki ayrım şöyle dursun, bu konuda kişiler arasındaki ayrımın büyüklüğü su götürmez kesinliktedir. Bir havarinin dinibütünlükten söz ederken: "Görünüşte dinibütün geçinirler, ama dinin gücünü benimsemezler."(1) dediği gibi, doğru düzgün hiçbir şey yapacak yetenekte olmamakla birlikte, yine de bilgiçlik satan kimseler vardır: "Magno conatu nugas." (2) Bu bilgiçlik budalalarının çabalarını, dümdüz yüzeyleri derin geniş nesnelenmiş gibi göstermek için nasıl ayna oyunlarına giriştiklerini görmek, her aklı başında insanı güldürecek, taşlamalara konu olabilecek bir şeydir. Kimileri öyle çekingen öyle sakıngandır ki; satılık mallarını ancak alacakaranlıkta ortaya çıkarır, yoksa hep biraz uzakta kalmak isterler. Pek anlamadıkları bir konu üzerinde konuştuklarını içlerinden bilseler de, başkalarına konuyu iyi biliyormuş da pek konuşmak istemiyormuş gibi gözükmek isterler. Kimileri de bakışlardan, el kol sallamalardan yardım umar, bu işaretlerle bilge görünmeye çalışırlar; tıpkı Cicero'nun Piso için, yanıtlarken bir kaşını yukarı kaldırıyor, bir kaşını da çenesine indiriyordu demesi gibi: "Pespondes, altero and frontem sublato, alterum ad mentum depresso supercilio, crudelitatem tibi non placere." (3) Kimisi de kocaman sözlerle, kararlı bir görünüşle çevreyi etkilediklerini sanırlar. Daha başkaları, kafalarıyla erişemedikleri her şeyi hor görüyormuş, küçümsüyormuş gibi davranır, üzerinde durulmaya değmez diye geçer, bilgisizliklerini bir yargı gibi göstermek isterler. Kimileri de hep incelikleri arar, kılı kırk yararak göz boyarken gerçek konuyu gürültüye getirirler. Bunlar için A. Gelliusi "Hominem delirum, qui verborum minutiis rurum frangit pondera." (4) der. Bu konuda Platon da Protagoras'ta Prodikus'a baştan sona kılı kırk yaran inceliklerle dolu bir söylev çektirir. (5) Bu tür insanlar karar anlarında çoğunlukla karşıt bir tutum takınır, karşı çıkmakla, güçlükleri sözde önceden söylemekle önem kazanmaya çalışırlar; çünkü bir yargıya yanlış denilirse her şey biter, ama doğru denirse üzerinde kafa yormak gerekir. Böyle uzlaşmaz bir bilgiççe tutum her önemli iş için gerçek bir çelmedir. Kısacası, top atmış hiçbir tüccar, hiçbir gizli yoksul, varlıklı görünmek amacıyla, bu hoş insanların yetenekli geçinmek için çevirmek zorunda kaldıkları bunca dalavereyi çeviremez. Bilgiçlik delileri bir yolunu bulur, ün de kazanırlar belki. Ama bunlara hiç kimse iş vermesin sakın, işinizi bilgiçlik taslayan birine gördürmektense, bir budalaya gördürmek çok daha iyidir.
Francis Bacon
Notlar:
Francis Bacon
Notlar:
- Kutsal Kitap, Z.Timethous, III, 5.
- "Ivır zıvır şeylere büyük çaba harcarlar." Terentius, Özünün Celladı, III, 5, 8.
- "Kaşının birini alnına kaldırıp ötekini de çenene sarkıtarak zorbalığın dostu olmadığını söylüyorsun bana." Cicero, in Pisonem, VI
- "Usta söz cambazlıklarıyla konuların ağırbaşlılığını bozan budala biri." Aulus Gellius