Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Bir basit soru ???

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 3,007

iuflsfozkn

Yeni Üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
641
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
40
Emprizim cilerin sensualist lere benzediği , anlama yetimizi dünya ya geldikten sonra duyularimizla oluştururuz düşüncesi doğru ise ebedi olmayan bir dünyada nasıl oluyor da sonsuzluk kavramını sınırlı duyularimizla anlamayı kazanıyoruz
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
-sorunun basit olması neye göre belirlenmiştir?
-duyguların sınırlı olması yine hangi ölçeğe göre belirlenmiştir?
.../
her iki olgu peşin bir kabullenmeyi içeriyor ve bu nedenle eleştiriye açık...ilkin sorun basit değil, ikincisi duygular da sınırlı...nasıl mı?
 

iuflsfozkn

Yeni Üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
641
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
40
sizin aydeınlatmanızı bekliyorum efendim
 

iuflsfozkn

Yeni Üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
641
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
40
ek bilgiler 1
Bilginin duyumdan geldiğini savunan öğreti... Bu öğreti, zihnin bir tabularasa (boş bir kağıt) olarak görülmesinin sonucudur.

Duyumculuk bilgilerimizin usun uranı olduğunu savunan usçuluk ve doğuşumuzdan beri bizimle beraber bulunduğunu savunan doğuştancılık öğretilerine karşıt bir öğretidir. Bilginin deneyden geldiğini, savunan ampirizm, duyumcu bir temel üzerinden yükselmiştir.

Duyumculuk, antikçağ Yunan düşüncesinin bilgicilik akımıyla başlar. Protagaras’a göre bilgimizin tek kaynağı duyumdur. Duyumlarımızın dışında başka hiçbir bilgi edinilemez. Bunun içindir ki ilk neden’i araştırmak boşunadır.
“ insan her şeyin ölçüsüdür”. Atomav Demokritos, Epikuros gibi düşünürler de bu kanıdadırlar. Duyumculuk temelde özdekçi bir öğretidir ve nesnel bir gerçekliğe dayanır.

Çünkü, duyumlar, dış dünyanın nesnel gerçekliğin imgeleridir. Bilgi kuramının ilk ve sağlam kanıtı, bilgilerimizin biricik kaynağının duyumlar olduğudur. İkincisi; duyum insana nesnel gerçeği bildirir. Üçüncüsü; sağlam ve kuşkulanamaz kanıt da, pek açık olarak şöyle dile gelir; Nesnel gerçek özdeksel yapıdadır.

Derleyen: Felsefe Kulübü
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
ilkin sizin düşüncelerinizi alalım efendim, ne dersiniz? Üstelik öğretileri de hesaba katarak ve fakat onlarla kendimizi sınırlandırmadan hem de..."sınırlandırmadan"
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
ek-bilgi de sözü edilen düşünür/filozofların acuna ilişkin değerlendirmeleri göz-ardı edilecek türden değerlendirmeler olmamakla birlikte tüm düşünce sistemlerini kendi yer-zaman diliminde değerlendirmek gerekmektedir. düşüncenin diyalektik eklenmesi bunu kaçınılmaz kılar, bu nedenle yol-açmak gerektiğine değinmek isterim.
 

iuflsfozkn

Yeni Üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
641
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
40
efendim önce cozumu soylemeyelim dimi zaten cevabı bilmedigimi kabul ederek cevap arayacagız
1-eger duyumcular gibi dusunursek biz dogdugumuzda bos bır tahta yazı tahtasını kastediyorlar "tabula rasa " olarak dogarız.sonra olaylara bakıs ve algımız etrafımızdaki degerlere gore gelisir ve bizi biz yapar..müslüman bir toplumda dogduk ve müslüman olduk eger yahudi toplumunda olsaydık yahudi olacaktık.
ama anlama yetisinden kasıtları aklın da bombos oldugu nasıl algılayacagını bile bilmedigi soz konusu olmalı yani onu anlıyorum bu durumda sorunlar cıkıyor
anlama yetimiz insan nasıl ise temelde oyle niteliklere sahip bunu nasıl orneklendirelim.örnegin acıkmak durumunda ne yapacagımıza nereden karar verecegiz ?annemizi sevmemiz gerektigine nasıl karar verecegiz? anne kavramı da nerden cıktı?? hem sevgi ne??bunların hepsi bizde dogustan var olan temel özellikler aslında ama tabula rasa yı yanlıs anlamdıysam bunların bizde olmaması lazımdı
devamı gelecek
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
insan boş-levha olarak doğmaz; ancak yaşamak durumunda olduğu/yaşamak zorunda kaldığı doğal/sosyal çevrede kendini gerçekleştirebilir; bu durum onun tabula-rasa denilen boş bir levha olarak doğduğu anlamına gelmez. doğal/sosyal çevresi canlının tarihsel bellek dediğim ham yapısnı oluşturduğu/oluşturacağı zemindir; o zemin hem kişinin kendini bulduğu bir zemindir hem de kişinin doğal/sosyal zemine müdahil olduğu bir zemindir. anlama-çözümleme süreçlerinin ve faklılaşmasının kuşaklar arasında değişmesi ve sonraki kuşaklarda bunun daha derinlemesine gelişmiş olması nasıl açıklanabilir ki?
 

iuflsfozkn

Yeni Üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
641
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
40
simdi sozu uzatmadan asıl cevabıma gelelim yanlıs mıdır ?birlikte bulacagız efendim
sonsuzluk kavramı daha önceki sohbette gectigi uzere biz insanların urettigi bir kavram degil bu durumda bir yer cekimi kadar ogrenilebilir bir bilgi ve duyulara ihtiyac olacak.peki duyu dediğimiz seyler belli sınırlara sahip örnek ses frekanslarının hepsine vakıf degiliz sadece belirli seviyede duyabiliriz aynı seklde görme , tatma ,koku alma da boyle iken biz nasıl olur da bos zihne duyularla algılayamacagımız seyi ogretebildik
acaba bunu insana veren baska bir varlık mı var? yoksa insan ruhu denen seyin algılarını da duyumların arasında mı degerlendirecegiz ki bu sanırım pek kabul gormeyecek yani ben sezinledim yarın su ucak dusecek kesin binme demek de bir ruh boyutunun algısı ve biz buna ne kadar güveniyoruz ki ruhumuzun algısı olan ve bos zihne ruhun gözlemleri ile sonsuzlugu kavrattıgımızı nasıl soyleriz??
sanki bir yerlerde bize ogretilen bazı seyler var ve sanki bu bir yaratanı isaret eder
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
sınırlı olmanın sınırsızı algılamaya engel olduğunu söylemek zor olsa gerek. algıların nesnel gerçeklik ile çevrelenmiş olmasını da sınırlılık olarak benimsemek aynı şekilde ne denli doğru olacaktır? düşüncenin maddeyi zorlaması da bir o kadar maddeseldir. "arzın merkezine sehayat" yapılmadan önce düşlenmiş olması insan türünün hayal gücünde sınırlı sanılanın ne denli aşıldığını gösteren önemli örneklerden biridir.
 

iuflsfozkn

Yeni Üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
641
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
40
peki neden sınırlı algılara sınırsız algılama kabiliyeti verilmemesine ragmen ruh denen varlıga sonsuz a uzanan duygular yuklenmis aşık oldunuz mu bilmem ama ben aşık olmadan önce farklı idim ssimdi cook degistim ,sonra hayal dediniz evet o kadar genis bir dogası var ki kimse bilemiyor, peki tutkular hic doyuma ulasmayan tutkular bunlar bizde neden var ? bos ziihin cope gitti yani zihin dolu gelmis bize peki ne icin kullanacagız
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
tarihsel bellek bir birikimdir ve 200 milyon yaşında sayılmalıdır; ki insan tür olarak bu yaştadır. bakterilerin yaşı insandan daha fazladır ve onların kendilerini korumaları insandan ve diğer canlılardan daha gelişkindir. el-dil-beyin-ayak-göz diyalektiği insan türünde diğerlerinden farklılaşmasını sağlayacak bir süreci doğurmuş/insan kendini yaratmıştır. austrolopitecus-afrinacus insan yavrusu ile güncel doğan bir insan yavrusunu kıyaslamak olanaksızdır. demek ki, insan diğer türlerde olduğu gibi tarihsel süreci ile bir anlam ifade etmektedir. tarihsel belleği de bundan kopuk, ayrı değildir.
 

iuflsfozkn

Yeni Üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
641
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
40
tarihsel bellek kacınılmaz ama ben insanı rastlantnın pencelerine bırakamam ...rastlantının bile olusu rastlantıya dayalı iken nasıl olacak da bu mükemmel evren ve kucuk ornegı insan mükemmel bir yapının olusumuna imkan tanır??
 

iuflsfozkn

Yeni Üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
641
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
40
efendim ben musadenizi rica ediyrum ...uyku dolu gozler pek acı veriyor
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
mükemmellik konusunda ayrışmaktayız sanırım. ne doğa ne de insan mikemmel değildir; çünkü mükemmel sınırlandırılmış bir sonludur; oysa evren sonsuzdur ve kaotik yapısı onun var-olma biçimidir. öz-biçimden ayrılmadığı gibi biçim de öz-den ayrılamaz. mükemmel denilen değerlendirme bir kıyastır ve bir diğerine göre yapılan bir ölçüdür. oysa doğanın ve canlının buna gereksinimi yoktur. Çünkü o var-olduğu için bir anlam ifade eder; mükemmel olduğu için ya da öyle olması gerektiği için değil...

iyi geceler arkadaş...iyi dinlenmeler. sevgi ve saygılarımla
 

iuflsfozkn

Yeni Üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
641
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
40
size de iyi geceler daha sonra gorusmek dilegimle
 

UpBot

Yeni Üye
Katılım
14 Ocak 2021
Mesajlar
1,017
Tepkime puanı
5
Puanları
38
Başka cevap var mı? 🙂
 

Yeni Konular

Üst