Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

bir kaç çomski

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 900

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
bu sözlerin hepsi chomsky'e ait mi bilmiyorum- link ekleyeceğim

--
* Her kavramın alt metninde burjuva sınıfı ve onun ihtirasları yatar. Demokrasi bu kavramların en kötüsüdür. Çünkü ortada bariz ama bir o kadar da ilüzyonlarla süslü bir kavram vardır. Demokrasi insanın insanı köleleştirmesinin modern ismidir. Algı operasyonları ile bu bariz gerçeği kolaylıkla saklarlar.

* "Basit gerçekler, entelektüeller, hükümet temsilcileri ve medya işbirliğiyle 'ayak takımını' uzak tutmak için anlaşılmaz bir dilin gerisinde gizlenmektedir."

* Entellektüel kesim ; oligarkların ve erk/otorite-güç sahiplerinin söylemlerini allayıp pullayıp karmaşıklaştırarak pazarlamada önemli yere sahiplerdir. Avam(Halk) kesime karşı lümpen tavır takınırlar ve gönüllü esareti aşılarlar. Her entellektüel aynı haysiyetsiz tutumu sergilemez lakin teorik geleneği olmayan aydın bukalemun özelliği gösterir.

* Entelektüellerin binlerce yıldır süregelen görevi insanları pasif itaatkar cahil ve güdümlü hale getirmektir.

* Bu çarpık algıyı oluştururken kullandıkları en önemli silah ise sahte 'fikir özgürlüğü' söylemleridir. Medyanın görevi "Her birey kendi yaşam şeklini belirleme de ve verdiği her kararda özgürdür." Sloganını insanların içselleştirmesini sağlamaktır. İşte bu slogan ve bireyin egoist(benlikçi) hale getirilmesi ile perde arkasında dönen oyunlar gizlenir.

*Bize düşen görev ve sorumluluk kavramlarla kurulan bu ilüzyondan sıyrılıp zihnimizi özgürleştirmektir.
* Okumalı ,öğrenmeli ve bize anlatılanla yetinmeyip dünyayı kendi aklımızla tanımalıyız.

* İnsanları edilgen ve itaatkar kılmanın en zekice yolu kabul edilebilir düşüncenin alanını olabildiğince sınırlamak, ama o alan içinde 'canlı' tartışmaların yapılmasını sağlamak, hatta insanları o alan içinde kalmak koşuluyla daha 'muhalif' ve 'eleştirel' olmaya cesaretlendirmektir. Bu tutum, insanlara düşünce özgürlüğünün varolduğu hissini verirken tartışmalara sistemin koyduğu sınırları dayatır.

* Propaganda sanatı insanlara güçsüz, yalıtılmış, diğerlerinden kopmuş hissini vermekten ibarettir.

* Bir toplum ne kadar özgür olursa güç kullanmak o kadar zorlaşır.

* Halk özgürleştikçe korku ve propagandaya daha çok başvurulur.

* Kanunları severim faydalıdırlar, ama uygulanmadıklarında işe yaramazlar.

* Bugünkü dünya işlerinde, Cengiz Han döneminde olduğundan daha fazla ahlak yok.

* Her türlü otorite ve hiyerarşi sorgulanmalı ve bunların meşruiyeti ispatlanmalıdır... Meşruiyetini ispatlayamayan her türlü otorite gayrimeşrudur ve devrilmelidir.
Modern bir sanayi toplumunun görevi, şu anda teknik açıdan gerçekleştirilebilir olan bir şeye, yani gerçekten üretip yaratan, bizzat denetledikleri kurumlar içinde sınırlı hiyerarşik yapılarla, mümkünse hiyerarşiyi tamamen ortadan kaldırarak yaşamlarını özgürce sürdüren insanların özgür ve gönüllü katılımlarına dayanan bir topluma ulaşmaktır.

* ABD ise yoluna çıkan herkesi ezip geçerken, bu işi bir aziz kisvesine bürünerek yapmayı tercih eder.

* Demokrasi içindeki insanların oyuncu değil izleyici olduğu bir sistemdir.

* Yönetim ne halkındır, ne halk tarafından yapılır, ne de halk içindir.

* "Kapitalizm" denilen şey temel olarak iç ekonomi ve uluslararası topluma müdahale eden, güçlü devletlerle yakın işbirliği içinde çalışan, ekonomi, politik sistemler ve sosyal ve kültürel yaşam üzerinde geniş kontrol uygulayan muazzam ve sayılamayacak genişlikte kişisel tiranlıklardan kurulu bir toplu merkantilizm sistemidir.

* İnsanlığın karşısındaki ciddi tehlikeler konusunda hemfikirdiler, ancak tepki vermek için farklı yollar seçtiler. Einstein'ın tepkisi Princeton'da oldukça rahat bir yaşam sürüp kendisini çok sevdiği araştırmalarına adamak ve ara sıra birkaç dakika ara verip bir kehanette bulunmaktı. Russel'ın tepkisiyse gösterilere öncülük edip polisler tarafından götürülmek, güncel sorunlar hakkında geniş kapsamlı yazılar yazmak, savaş suçları mahkemeleri düzenlemek vb. şekillerde oldu. Sonuç? Russel o zaman da şimdi de kötülenip suçlandı, Einstein ise bir aziz olarak yüceltildi. Bu bizi şaşırtmalı mı? Hiç de değil.

--
linkler;


 
Son düzenleme:

UpBot

Yeni Üye
Katılım
14 Ocak 2021
Mesajlar
1,017
Tepkime puanı
5
Puanları
38
Teşekkür ediyoruz güzel bir anlatım güzel bir konu.
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
* (ABD) Gizli kaldığı sürece, istedikleri her şeyi yapabiliyorlar

* Güçlü olanlar ,işledikleri suçların cezalandırmasını bir yana bırakın, sorgulanmasından bile kendilerini muaf kılmış durumda.


* Cezanın türü toplumun yapısına bağlıdır. Halbuki güce itaat etmek ve tâbi olmak tarihte (ya da düşman devletlerde) çoğunlukla

* (BİO-Pentagon) 1970’lere gelindiğinde, devlet fonları, Pentagon’dan biyoloji üzerine çalışan kurumlara, yani NIH ve diğerlerine aktarılıyordu.

* Sistemin bütünü eleştirel bir incelemeyi kesinlikle hak ediyor, çünkü hayati kararların alınması sürecinde halkın katılımı hemen hemen hiç yok.

* Gerçek Amerika ekonomisi, kolonilerden bu yana çok büyük ölçüde devlet müdahalesine dayalıdır.

* 80’lerden bu yana, nüfusun büyük bölümü için, yaşam görece kötüleşti: Gerçek ücretler ve gelirler yerinde sayar ya da daha da düşerken hiçbir zaman çok fazla olmayan sosyal haklar geriledi; insanlar daha fazla saat çalışarak, sonu gelmeyen borçlar ve varlık enflasyonu balonlarıyla uğraşırken geçimlerini zar zor sağlıyordu, ama sonunda bunu da yapamaz oldular.

* "Amerika'nın, dünya meselelerine olsa olsa istemeyerek karışan, başka uluslar ve başka sistemlerin bütünlüğüne saygı duyan ve savaşlara yalnızca son çare olarak baş vuran, güçlü ama alçakgönüllü bir ülke olduğunu düşünerek büyüdük çoğumuz. "

* ABD’nin hakim olması gereken ve adına Muhteşem Bölge dedikleri kavramı tasarladılar. Muhteşem Bölge içinde ise ABD’nin planlarına müdahale eden hiçbir hükümranlık girişimi olamazdı. Alenen, hemen hemen bu sözcüklerle ifade ediliyordu. Muhteşem Bölge nedir? En azından, tüm Batı Yarımküreyi, tüm Uzakdoğu’yu ve tabii ki Ortadoğu enerji kaynaklarını da içeren bütün Britanya İmparatorluğu’nu -eski Britanya İmparatorluğu’nu- kapsayacaktı. Üst düzey bir danışmanın daha sonra söylediği gibi: “Ortadoğu’nun enerjisini kontrol

* CIA misyonunun başkanı bu konuda açık sözlüydü. Temel olarak şöyle söylüyordu: “Afganistan’ı özgürlüğüne kavuşturmakla ilgilenmiyoruz, yapmak istediğimiz şey Rusları öldürmek.” Buldukları fırsat da buydu. Brzezinski, özetlemek gerekirse şunları söylüyordu: “Ruslara Vietnam’ı ödetmek harika bir şey.”

* (Usame Bin Ladin) ABD onları destekledi. Gerçekten de. Nedenini açıkladılar. Afganistan’ı özgürlüğüne kavuşturmakla hiçbir ilgisi yoktu.

* İsrail ilk zamanlarda Hamas’ı destekledi, çünkü laik FKÖ’ye karşı bir silahtı. ABD ve İsrail oldukça tutarlı bir biçimde radikal İslamcıları destekledi ve bunun epeyce bir geçmişi var. 60’ların başında -aslında, 50’lerde ve 60’larda- Arap dünyasında, laik ulusalcılığın simgesi olan Nasır ile köktenci, radikal İslamcılığın koruyucusu Suudi yöneticileri arasında büyük bir çatışma vardı. ABD kimi destekledi? Suudileri tabii. Laik ulusalcılıktan korkuyorlardı.

* Örneğin 1980’lerdeki Pakistan’ı ele alalım: Pakistan, bir sürü diktatörünün en kötüsü olan Ziya-ül-Hak yönetimindeydi. Bu diktatörün radikal İslamcı bir gündemi vardı, Suudi Arabistan’dan da büyük maddi kaynak alıyordu. Toplumu İslamlaştırmaya çalışıyorlardı. Her yerde, çocukların yalnızca Kuran ve radikal İslam gibi şeyleri öğrendikleri medreseleri kurmaya başladıkları zamandı. Suudi Arabistan radikal İslam’ın merkezi olup, bulabileceğiniz en aşırı kökten dinci devlettir ve Reagan onu destekliyordu. Radikal İslam onların umurunda değil.

* Britanyalılar da öyledir. Britanyalı bir diplomasi tarihçisi tarafından yazılmış -muhtemelen İngiltere’de üzerinde pek az durulacak olan- bir kitap var. Britanya’nın radikal İslam’ı desteklemesiyle ilgili epey sert bir kitaptı.

(Mark Curtis, Secret Affairs: Britain’s Collusion with Radical İslam (Gizli İşler: İngiltere’nin Radikal İslam ile Danışıklı Dövüşü) (Londra: Serpent’s Tail, 2010 --- Türkçesi yok).


* 2008 Aralık - 2009 Ocak ayları arasında Gazze’ye yapılan ABD destekli vahşi İsrail istilâsı, soruşturulması gereken bir başka olaydır. Savaşın en ağır yaşandığı günlerde Gazze’deki El-Şifa Hastanesi’nde korkunç koşullarda çalışan Norveçli kahraman doktorlar Mads Gilbert ve Erik Fosse, kimsenin daha önce görmediği ölümcül savaş gereçlerinin etkileri hakkında bir rapor hazırlamışlardı. Bu savaş gereçlerini kullananlar düşman devletler olsaydı, kesinlikle geniş bir sorgulama, sert bir kınama ve cezalandırma ile karşı karşıya kalırlardı.

* Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu'nda Max Weber şöyle yazıyordu: “Kazanım söz konusu olduğunda ortaya çıkan mutlak ve bilinçli merhametsizlik, çoğu zaman katı bir gelenekçilikle en yakın ittifak içinde bulunur.”

Nükleer Savaş ve Çevre Felaketi, Laray Polk, Naom Chomsky
 

Yeni Konular

Üst