- 9 Nis 2012
- 14
- 0
- 0
- 33
Başarısızlığın sırrı kendimizdedir. Bunu aşabilecek olan yine bizim aklımızdır ve yine bunu kullanmaktan kaçınmak bile bile yenilgiyi kabullenmektir. Olasılıkların yüzdesi onun olmayacağı anlamına gelmez. Yeter ki biz üzerine gidelim.
Belki sınav stresi, belki yanlış anlaşılma korkusu, belki de dışlanma korkusudur başarsızlık. İnsan kendini bir kere aşağılamasın sonunu alamaz. Hep daha derine, hep daha yaralayana doğru iner. Belki bir yerde tesadüf eseri bir şeyi başardığını görür ve çok kısa bir süre bile olsa ne dipte ne üstte ortadaki yerini sabitler. Bunun çok uzun sürmeyeceği pekala aşikardır. İnsanoğlunun güdüleri hep kendini aşmaya yöneliktir ne de olsa.
İnanın ki insan değerini biraz görebilse yaşadığı hayata küfrederdi. Biraz olsun öteki canlılardan farkını anlayabilse kafasını vuracak duvarlar bulamayacaktı. Kanmak ve aldanmak da bu yüzden tatlı geldi ya zaten hep. Gerçekten kaçmak da bu yüzden kolay gelendi ya. Gerçeği görseler kaç tanesi insandan sayabilirdi kendini?
Başarısızlığın temel nedeni de budur. İnsanın kendine inançsızlığı. Kendini ötekinden aşağı görmesi ve bunu değiştirmek için bir adım atamaması. Bile bile karanlıklara dalıp, çıkış yolunu aramaktan korkması. Hep bu yüzden başarısızlığımız ötesi yok.
Öncelikle bir silkinmeli insan. O güne kadar yaptığı şeyleri bir gözden geçirmeli. Ufak da olsa başarılarını not etmeli. Aslında bir şeyler başarabildiğinin farkına varabilmeli ve ortada kalmışken tekrar yukarı doğru harekete geçmeli. Ne kadar hızlı indiyse aşağı o kadar hızlı çıkmalı yukarı. Aradığı özgüveni ortaya çıkarabilmeli. Ve en üste çıktığında görmeli ki daha yol devam ediyor. Dibe inmek çok kolayken, tepeye ulaşmak kat ve kat zor.
Böyle işte. İnsan kendi kurtarıcısının yine kendi olduğunu anlamalı. Bir mucize beklemek ya da ötekinin el uzatmasını beklemek yerine kendi mücadele etmeli, kendi kazanmalı ve kendi çıkmalıdır o tepeye.
Ve yine diyorum. Dibe ulaşmak kolaydır. Bir an ayağın kayar ve en dipte bulursun kendini. Bunun yanında tepeye ulaşmak imkansızdır. Hep daha fazla engel bekler oralarda. Yorulmak fiilini unutmak gerekir. Pes etmek nedir bilmemek gerekir ve tabii ki tepeye asla ulaşılamayacağının da bilincinde olmak gerekir.
Belki sınav stresi, belki yanlış anlaşılma korkusu, belki de dışlanma korkusudur başarsızlık. İnsan kendini bir kere aşağılamasın sonunu alamaz. Hep daha derine, hep daha yaralayana doğru iner. Belki bir yerde tesadüf eseri bir şeyi başardığını görür ve çok kısa bir süre bile olsa ne dipte ne üstte ortadaki yerini sabitler. Bunun çok uzun sürmeyeceği pekala aşikardır. İnsanoğlunun güdüleri hep kendini aşmaya yöneliktir ne de olsa.
İnanın ki insan değerini biraz görebilse yaşadığı hayata küfrederdi. Biraz olsun öteki canlılardan farkını anlayabilse kafasını vuracak duvarlar bulamayacaktı. Kanmak ve aldanmak da bu yüzden tatlı geldi ya zaten hep. Gerçekten kaçmak da bu yüzden kolay gelendi ya. Gerçeği görseler kaç tanesi insandan sayabilirdi kendini?
Başarısızlığın temel nedeni de budur. İnsanın kendine inançsızlığı. Kendini ötekinden aşağı görmesi ve bunu değiştirmek için bir adım atamaması. Bile bile karanlıklara dalıp, çıkış yolunu aramaktan korkması. Hep bu yüzden başarısızlığımız ötesi yok.
Öncelikle bir silkinmeli insan. O güne kadar yaptığı şeyleri bir gözden geçirmeli. Ufak da olsa başarılarını not etmeli. Aslında bir şeyler başarabildiğinin farkına varabilmeli ve ortada kalmışken tekrar yukarı doğru harekete geçmeli. Ne kadar hızlı indiyse aşağı o kadar hızlı çıkmalı yukarı. Aradığı özgüveni ortaya çıkarabilmeli. Ve en üste çıktığında görmeli ki daha yol devam ediyor. Dibe inmek çok kolayken, tepeye ulaşmak kat ve kat zor.
Böyle işte. İnsan kendi kurtarıcısının yine kendi olduğunu anlamalı. Bir mucize beklemek ya da ötekinin el uzatmasını beklemek yerine kendi mücadele etmeli, kendi kazanmalı ve kendi çıkmalıdır o tepeye.
Ve yine diyorum. Dibe ulaşmak kolaydır. Bir an ayağın kayar ve en dipte bulursun kendini. Bunun yanında tepeye ulaşmak imkansızdır. Hep daha fazla engel bekler oralarda. Yorulmak fiilini unutmak gerekir. Pes etmek nedir bilmemek gerekir ve tabii ki tepeye asla ulaşılamayacağının da bilincinde olmak gerekir.