Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Eski defterlerden

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,747

iuflsfozkn

Yeni Üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
641
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
40
Seçimler arasında
yazı yazılan kağıtlar gibi olduğunu farkettim hayatların dün bir bebeğe bakarken.çok masum tertemiz bir nasiye acaba yıllar sonra ne olacak??merak ettim çocuğun geleceğinii.
önce ilkokul sonra küçük masum aşklar sonra lise kendini bulma çabaları ve arkadaş çevresini seçmedeki başarısızlık ya da başarılar. yanlış arkadaşın çektirdikleri her ne kadar fena şeyler de olsa arkadaş ya ana-babayı bile geride bırakır çoğu zman ve yine lise aşkları ciddi düşünüyorum diyerek başlayan aşk oyuunları göz yaşları ve belki üç-beş güzel gün vuslatın kazandırğı lakin sanki kaybettirdiği daha çok ...ee sonra üniversite yolcusu ve üniversite kapısı ve hatta yeni bir hayata kavuşup eskiye sünger çekip cif ile silmeler ..camsil de olabilir şeffaf bir hayat yaşanmışssa..
üniversite özgürlük üniversite aşklar üniversite meslek ,kariyer geri planda unutulmayan insani değerler ya da yitirilen insani değerler..üniversitede sınavlar arkadaşlıklar ve hırslar çan eğrisi sisteminin derste birilerini bırakmak zorunda olması na karşı gelişen hırslar yalanlar ve yardımlaşmalar ve sınav sonuçları hatta itirazlar ve sevinen yığınlar yanında üzülen azınlıklar..ve yine unutulan insani vasıflar ya da kazanılan dostlukların pekişmesi yanyana...seçimler seçimler seçimler..özgürlük tutkusu damarlarında delice dolaşan bu gennçler artık mezun olmaktalar üniversiteden ve dağılacaklar dörtbiryanına dünyanın belki de işssiz kalıp dağılacaklar oldukları yerde..kader nasip kısmet diyecekler ve belki devlet anaya okkkalı bir tükürük sallayacaklar en hafifi.ama yine de evlenecekler bir gün hiç olmazsa bir defa -umarım hayıırlı sı olur- işte yine büyük bir seçim öyle ki daha dün temiz bir sayfaydın şimdi yeni bir temiz sayfa daha verecek hayat sana çocuğunn yani meyveniz ..seçimler seçimler devre dışı sen seçemeyeceksin ne cinsiyeti ne rengi fakat sen yazacaksın oonun hayatına değişmez siilnmez harfller ile hayat ufkunda birikmiş cümleleri ve işte büyüyorken o sen seçimlere devam edeceksin hep ailen için koştuğunu iddia ederken ...yine yitirilen insani değerler veya kazanılan insani değerler arasında bocalamaya devam...artık ölüyorsun bakalım kimler kaldı yanı başında ...kendileri içn koştuğunu iddia ettiğin ailen var mı ?eğer sen iddianda haklı isen olmalılar ya değilsen ?peki o halde artık ölüyorsun seni rahat bırakalım emekli oluyorsun bu dünya koşturmasından emekli oluyorsun bu vardiya sistemi ile çalışan koca fabrikadan umarım annne karnına denk olan mezar hayatın da mutlu olursun..ha anne karnında mutsuz olduğunu söyleme sakın!!sen seçemezsin oraya düşüp düşmemeyi fakat sen oraya
yani anne karnına düşmüşsen bu sana bir VAR olma hediyesidir varlığı MUTLAK olanın !!!!
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
ve bu telaş niye diyesin gelir; ancak, koşarsın yine de...çünkü bilirsin ki yaşam salt bu değildir, dayatmaların gölgesi serinletmez, kavurucu sıcakta kalsan da kim olduğunu düşünürsün ve diretirsin; ne için mi? her şeyden önce kendin içindir ve sonra...işte o sonrası var ya; hem hayal kırıklığın hem de kendini gerçekleştirdiğin alandır ve seçimlerin kadarsın...
 

iuflsfozkn

Yeni Üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
641
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
40
Anne önce sadece oğlunu ya da oğlu sandığı kişiyi görmek niyetindeydi yola çıkarken.Günlerce çöl sıcağını çekti belki burada, belki şurada diye diye çölde yalnız başına bir deve üzerinde dolaşıp durdu.Dedim ya amacı sadece görmüş olmak, hayatta olduğunu öğrenmekti.Bir zaman sonra buldu oğlunu fakat oğlu annesini tanımıyordu.Çünkü oğlu hafızasını yitirmişti.bu yitiriş farklı biraz hatta buna yitirme değil yitirtme demek daha uygundu belki.evet birileri sebep olmuştu hafızasının silinmesine ,yitirmesine hafızasını.Anne, oğlu tarafından tanınmayışını kabullenmekte bi hayli güçlük çekti ve bu duruma bir çözüm arayşına girdi .oğlu tanımasa da annesini ,anne oğlunu biliyordu ya bırakmak olmazdı zalimlerin elinde oğlunu,yavrusunu."varsın oğlum beni tanımasın ,yanımda olsun yeter" diyordu anne .artık oğlunu kaçırma çabası içinde anne.
hafızasını silenler şimdi de oğuldan anasını,tanıymadığı anasını bir daha gördüğünde öldürmesi gerektiği emrini vermişlerdi.oğul sadece emir alabiliyordu ,sorgulamak yoktu,düşünmek yoktu ve de suçtu.
Ana dertli ,sevdalı ana.oğlunu almak için gelmişti şimdi.Bırakır mıydı seven sevdiğini ellere ; sevdiği ellerin elinde el olsa bile bırakır mı? hayır.bırakmadı yine geldi ana fakat oğlunu göremedi çünkü oğlu gizlenmişti ve eline yay-ok verilmişti.Ana gördü oğlunu ,oğul da yabancı bildiği anasını.Ok yaydan çıkarken ana dur oğul !! dedi ve fakat ok artık yayda değil ananın sol yanındaydı.ana düştü deveden verdi son nefesini sevdanın okuna kurban oldu.işte sevda budur.öleceğini bilsen de sevginden sevmektir ölmeden.


sanırım bu aytmatov un toprak anasını okuduğum zmanlarda tuttuğum bir nottu paylaşmak istedim
 

Yeni Konular

Üst