F
faust
Ziyaretçi
Evrimsel biyoloji, hepimizin bildiği üzere ve aslında biyolojiyi bilim yapan bir süreci tetikleyen sentetik çalışmaların nihai ürünü olarak da kabul edebileceğimiz bir kitapla, Charles Darwin’in kısaca Türlerin Kökeni adıyla bilinen kitabının 1859’da yayımlanmasıyla başlar. Bu kitabın temel önemi, etkilediği felsefi ve toplumsal bakış çerçevelerini bir yana bırakırsak, idealize edilmiş, aralarında geçiş ilişkisi bulunmadığına inanılan hiyerarşik canlı dünyasının, sınırları teolojik bir katılıkla çizilmiş kategorileri şeklinde düşünülen türlerinin oluşumunu, açıkça formüllenebilen doğal süreçlere teslim etmesi ve tür içi çeşitliliği bu oluşumun temel nedeni olarak görmesinde yatmaktadır. 20. yüzyılın hemen başında Mendel genetiğinin “yeniden keşfi”nin yarattığı ivme ile populasyon genetik kuramı oluşturan, epistemolojinin bir ifadesi olan matematiksel bütünlüğüne, yine aynı yüzyılın ilk çeyreğinin sonuna dek kavuşan ve sonraki 20 yıl içinde de sentezini tamamlayan evrimsel biyoloji, 21. yüzyılın ilk 10 yılını da kapsayan son 20 yılda ise, genom çalışmalarının damgasını vurduğu, gelişim biyolojisinin evrimsel gelişim biyolojisine dönüştüğü bir yetkinliğe ulaşarak, canlı dünyasını geniş bir pencereden izah etmedeki gücünün zirvesine oturmuştur denilebilir. Temel genetik ve kantitatif genetiği, genom düzeyine dek tüm ölçütleriyle kapsayan, bir biyolojik özelliğin değişimi ya da ortaya çıkışındaki deterministik süreçleri ve rastlantısal yolların tarihselliğini büyük doğrulukla, organizma ve tür düzeyinde izlememizi sağlayan araçları barındıran evrimsel biyoloji, öte yandan, içerdiği bu zengin yapı nedeniyle de popüler kavrayıştan ister istemez uzaklaşmaktadır. Bununla birlikte, biyolojik evrimi, yeryüzü tarihinin önemli bölümünde canlılarda görülen değişimler, önceden kestirilemeyen büyük bir tarihsel çeşitlilik durumları toplamı şeklinde tanımlamak da hayli mümkün ve doğrudur da. Bu önerme, biyolojik evrimin aslında en temel ve evrimleşme süreçlerinin yoğun kuramsal yapısına fazla girmeksizin gözlenebilecek durumlarını bize ifade etmektedir ve işte bu noktada, kuramın yetkin genetik araçlarından mahrum olmamakla birlikte, evrimi bir olgu olarak -yani ortak kökenden değişerek türemeyle gözlenen tarihselliğini- en net biçimde gösteren fosilbilimi, yani paleontoloji karşımıza çıkmaktadır. Aslında konu fosiller olduğunda, hepimizin yine iyi bildiği üzere, yaratılışçılık-evrim karşıtlığı şeklindeki bilgi tahribatı hemen karşımıza çıkar ve uydurduğu mitolojik, yarısı sürüngen, yarısı memeli “ara formların” bulunamayışıyla evrimi “çürüten” bu tuhaf “cephe”nin harcadığı sözcük ve kâğıt yığınlarını şekil ve resimlere boğan sözde bilimsel argümanların odağında da yine fosiller yatmaktadır. Yine biliyoruz ki, bilimsel aklın düşmanlığını şu ya da bu biçimde yapan bu akıl tutulması memleketimizde nice “atlaslar” peydahlamış ve bu atlasların ünü ve garipliği Fransa’dan Amerika’ya yayılmış durumdadır. Genellikle alay konusu olmalarına karşın, bu tuğla ağırlığı ve içeriğindeki yayınların yarattığı, özellikle popüler alanda etkisi malum zihinsel tahribatı dikkate almak gerektiği unutulmamalıdır. En azından tedavi manasında dahi böyle olmalıdır kanımca.
İşte böyle bir tedavi, yani oluşmuş ve yerleşik kılınmaya çalışılan bilgi kirliliğinin sağaltılması açısından bir çeşit ilaç olabilecek çok önemli bir yayın kitapçı raflarında yerini almış durumda. Douglas Palmer tarafından hazırlanan, Peter Barret tarafından bilimsel argümanların nitelikli kullanımıyla resimlendirilmiş ve İngiliz Doğa Tarihi Müzesi’nin katkılarıyla ortaya çıkmış önemli bir kitap, dosta düşmana gönderme yapan Evrim Atlası gibi bir muazzam adla Türkçe’ye kazandırılmış. Fazla laf üretmeden, etrafında dolanmadan, henüz içinde bulunduğumuz, Darwin’in 200. doğum ve Türlerin Kökeni’nin yayımlanmasının 150. yılını selamlayan eserlerden biri olarak yayımlanmış, fosillerle yeryüzündeki yaşamın öyküsünü anlatan kitaba hemen bir bakalım.
Bölüm bölüm “Evrim Atlası”
Evrim Atlası, yaşamın öyküsünün fosil coğrafyasıyla olan anlatımına girmeden önce, “Evrim Nedir?” sorusunu soran bir küçük kısımla başlıyor. İnsan dahil, çeşitli canlıların içerdiği çeşitlilik olgusu üzerinden hareketle doğal seçilime de değinen aydınlatıcı bilgiler veriliyor burada. Ardından, “Yaşamı Düzenlemek” başlığıyla verilen ve biyolojik sınıflandırmanın Darwin ve evrimsel biyoloji öncesi, hiyerarşik ve sınırları geçilemeyen organik varlıklar düzeninin, nasıl evrimsel sınıflandırma haline dönüştüğünün kısa öyküsünü içeren küçük bir bölüm var. “Evrim Bilimi” başlığını taşıyan ve Beagle gezisinden başlayarak Türlerin Kökeni ve ötesine, oradan biyolojik yaşamın değişimlerinin, yok oluşlarının anlaşılmasındaki jeolojik bilginin birikim tarihine ve radyometrik yaş ölçümü tekniğinin izahına, yaşamın örüntüsünün değişik ölçeklerde ne olduğuna, fosillerin ne olduğu ve nasıl çeşitlilik gösterdiğine, geçmişin bilimsel yöntemlerle nasıl canlandırıldığına dek uzanan ve günümüzdeki evrimleşme örnekleriyle sonlanan daha kapsamlı ve öz bir bölüm karşımıza çıkıyor. Bu kısa ve daha uzun ancak öz nitelikteki bölümlerin kurgulanış biçimi, evrime tamamen yabancı bir okuru dahi konuya dahil edecek, sonraki fosillerle anlatılan ana yaşam öyküsü bölümlerine hazırlayıcı bir netlikte sunuluyor.
“Yaşamın Öyküsü” başlığıyla, kitabın ana bölümü başlıyor ardından: Yeryüzünün 3,5 milyar yıl kadar öncesine uzanan yaşam tarihine vurgu yapan, çokhücreliliğin ortaya çıkıp belirginleştiği 600 milyon öncesinden günümüze yaşamın tarihi karşımızda duruyor. Bu noktada kitabın bu 600 milyon yılı sunuş biçimine vurgu yapmamız gerekiyor. Kanımca çok başarılı olan bu sunuşta, birbiriyle ilişkili parçalarla ve çok ölçekli olarak, fosil bırakan bir canlı coğrafyası içinde sunuluyor yaşamın her tarihsel dönemi. Her bir sayfada geçmişten bir canlılık manzarası-coğrafi kesiti bulunuyor: Sayfanın en üst kısmına bir zaman çizelgesi ve bu çizelgeye maddiyat katan bir tarih, iklim ve biyota (canlı varlığı) bilgisi eklenmiş. Manzaranın dışındaki alt bölümünde, dünyanın o zamanki kıtasal konumu ve manzaranın çakıştığı bugünkü dünya kesiti, küçük bir resimle ve yalın karşılaştırma bilgileriyle veriliyor. Yine bu alt şerit, dönemin önemli türlerinin bir listesini de içeriyor. Manzaranın kendisi ise çok zekice hazırlanmış çok ölçekli bölümler içeriyor: Yakın çekim işaretinin bulunduğu kesit daha ayrıntılandırılmış olarak yine alt şeritte veriliyor. Yine her resimde-manzarada, fotoğraf makinesi simgesinin olduğu bir bölüm var. Bu bölümde döneme ilişkin bir tür yer alıyor ve bu türe ait fosil bulgu-kanıt ise yine alt şeritte gerçek fotoğrafı ve izahıyla birlikte veriliyor. Kısacası, her bir sayfa, kendi kendine bilgilenmeyi sentetik biçimde sağlayıcı işleviyle, çok sayıda yayın okuyarak varılması gereken sonuçları, tek bir panelde özetlemesiyle, çok çarpıcı bir eğitici-öğretici işlevde bulunuyor.
Kitap içerisinde, katlanmış büyük boy sayfalar halinde, yaşam tarihinde dönüm noktası olan iki olay, “Kambriyen patlaması” (yaklaşık 500 milyon yıl önce) ve Geç Kretase’de gerçekleşen kitlesel yok oluş, oldukça öz ve açık biçimde görsel ağırlıklı olarak anlatılıyor. Kambriyen patlaması adı verilen yaklaşık 25 milyon yıllık hızlı evrimleşme süreci, Kambriyen-öncesi (yaklaşık 600 milyon yıl öncesi) dönemde, aşağı yukarı ana hatlarını görebildiğimiz (bu dönemim tipik faunalarından biri olan Ediakara faunası yine atlasta veriliyor) hayvan vücut “planlarının” çok boyutlu çeşitlenmesiyle sayısız türün oluştuğu yüksek bir çeşitlenme dönemidir. Geç Kretase kitlesel yok oluşlarıysa, en meşhurundan dinozorların ortadan kalkıp memelilerin çeşitlenip evrimleştiği bir dönemi ifade eder ve bu sürecin başlangıcı 65 milyon yıl kadar öncesine dek tarihlenebilir.
Yaşamın bu fosil zenginliğiyle, tüm kritik ara formlarıyla gösterilen tarihi, kronolojik sıraya olan uygunluğuyla insan evrimi ve yeni bulunan ve başka türler olabilecek insan(sı) fosillerin öyküsüyle son buluyor atlasta. Ardından, ortak köken ilişkilerini, genellikle DNA ölçeğinde göstermenin yaygın olduğu yaşam ağacı oluşturma pratiğini, hemen tüm canlı grupları için karşılaştırmalı anatomi ölçeğinde, temel yaşayış ve coğrafi dağılım bilgileriyle sunan ve “Yaşam Ağaçları” başlığını taşıyan bölüm karşımıza çıkıyor. Bu bölüm, tüm bilgisel ve yeterli görsel zenginliğiyle birlikte, evrimin en temel ve en kolay gözlenebilen olgusal yanını, ortak bir atadan türeyerek oluşumu, tüm netliği ve modern kapsamıyla veriyor. Kitabın son iki bölümü, fosilleşmiş canlı varlığının tüm dünya üzerinde çalışıldığı saha adlarını örnek türleriyle birlikte veren “Saha Adları” ve “Tür Adları” dizinlerinden oluşuyor. Bu dizinlerin basit bir listeleme olmayıp, gereken ayrıntıda bilgi veren, görsel malzemesi sağlam, ansiklopedik nitelikte birer sözlük olduklarını da hemen belirtelim.
Sonuç itibarıyla, Evrim Atlası, Türk popüler bilim yayıncılığında önemli bir dönüm noktasına karşılık geliyor kanımca. İnancın kasıtlı kötüye kullanılışlarından biri olan evrim karşıtlığının ürettiği, canlı çeşitliliği ve onun tarihsel değişimleri hakkında doğru bilgi kırıntısı dahi içermeyen acayip atların cirit attığı bir ortamda, bilimin evrensel metodolojisiyle üretilen bilgileri çok net biçimde ve sentetik olarak, her yaştaki meraklı ve akademisyene sunan bu çok güzel kitap, uzun zamandır açık bulunan bir boşluğu dolduruyor. Son olarak, kitabın çevirmenleri Çağlar Sunay ve Muzaffer Özgüleş’in, bu itinalı ve anlaşılır çeviriyi gerçekleştirmelerinden ötürü teşekkürü fazlasıyla hak ettiklerini söylemek abartılı olmayacaktır. Fosillerin ağırlıklı kanıtları üzerinden, ortak kökenden canlılığın türeyerek başka biçimler üretmesi ve dönüşmesinin anlatıldığı bu kitabı, Evrim Atlası’nı edinmek ve okumak, keyifli bir macera ve bilgilenme desek yalan olmayacaktır. Herkese keyifli okumalar ve açık zihinli günler...
- Evrim Atlası, Douglas Palmer ve Peter Barret, Çev. Çağlar Sunay - Muzaffer Özgüleş,
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2010, 367 s.
İşte böyle bir tedavi, yani oluşmuş ve yerleşik kılınmaya çalışılan bilgi kirliliğinin sağaltılması açısından bir çeşit ilaç olabilecek çok önemli bir yayın kitapçı raflarında yerini almış durumda. Douglas Palmer tarafından hazırlanan, Peter Barret tarafından bilimsel argümanların nitelikli kullanımıyla resimlendirilmiş ve İngiliz Doğa Tarihi Müzesi’nin katkılarıyla ortaya çıkmış önemli bir kitap, dosta düşmana gönderme yapan Evrim Atlası gibi bir muazzam adla Türkçe’ye kazandırılmış. Fazla laf üretmeden, etrafında dolanmadan, henüz içinde bulunduğumuz, Darwin’in 200. doğum ve Türlerin Kökeni’nin yayımlanmasının 150. yılını selamlayan eserlerden biri olarak yayımlanmış, fosillerle yeryüzündeki yaşamın öyküsünü anlatan kitaba hemen bir bakalım.
Bölüm bölüm “Evrim Atlası”
Evrim Atlası, yaşamın öyküsünün fosil coğrafyasıyla olan anlatımına girmeden önce, “Evrim Nedir?” sorusunu soran bir küçük kısımla başlıyor. İnsan dahil, çeşitli canlıların içerdiği çeşitlilik olgusu üzerinden hareketle doğal seçilime de değinen aydınlatıcı bilgiler veriliyor burada. Ardından, “Yaşamı Düzenlemek” başlığıyla verilen ve biyolojik sınıflandırmanın Darwin ve evrimsel biyoloji öncesi, hiyerarşik ve sınırları geçilemeyen organik varlıklar düzeninin, nasıl evrimsel sınıflandırma haline dönüştüğünün kısa öyküsünü içeren küçük bir bölüm var. “Evrim Bilimi” başlığını taşıyan ve Beagle gezisinden başlayarak Türlerin Kökeni ve ötesine, oradan biyolojik yaşamın değişimlerinin, yok oluşlarının anlaşılmasındaki jeolojik bilginin birikim tarihine ve radyometrik yaş ölçümü tekniğinin izahına, yaşamın örüntüsünün değişik ölçeklerde ne olduğuna, fosillerin ne olduğu ve nasıl çeşitlilik gösterdiğine, geçmişin bilimsel yöntemlerle nasıl canlandırıldığına dek uzanan ve günümüzdeki evrimleşme örnekleriyle sonlanan daha kapsamlı ve öz bir bölüm karşımıza çıkıyor. Bu kısa ve daha uzun ancak öz nitelikteki bölümlerin kurgulanış biçimi, evrime tamamen yabancı bir okuru dahi konuya dahil edecek, sonraki fosillerle anlatılan ana yaşam öyküsü bölümlerine hazırlayıcı bir netlikte sunuluyor.
“Yaşamın Öyküsü” başlığıyla, kitabın ana bölümü başlıyor ardından: Yeryüzünün 3,5 milyar yıl kadar öncesine uzanan yaşam tarihine vurgu yapan, çokhücreliliğin ortaya çıkıp belirginleştiği 600 milyon öncesinden günümüze yaşamın tarihi karşımızda duruyor. Bu noktada kitabın bu 600 milyon yılı sunuş biçimine vurgu yapmamız gerekiyor. Kanımca çok başarılı olan bu sunuşta, birbiriyle ilişkili parçalarla ve çok ölçekli olarak, fosil bırakan bir canlı coğrafyası içinde sunuluyor yaşamın her tarihsel dönemi. Her bir sayfada geçmişten bir canlılık manzarası-coğrafi kesiti bulunuyor: Sayfanın en üst kısmına bir zaman çizelgesi ve bu çizelgeye maddiyat katan bir tarih, iklim ve biyota (canlı varlığı) bilgisi eklenmiş. Manzaranın dışındaki alt bölümünde, dünyanın o zamanki kıtasal konumu ve manzaranın çakıştığı bugünkü dünya kesiti, küçük bir resimle ve yalın karşılaştırma bilgileriyle veriliyor. Yine bu alt şerit, dönemin önemli türlerinin bir listesini de içeriyor. Manzaranın kendisi ise çok zekice hazırlanmış çok ölçekli bölümler içeriyor: Yakın çekim işaretinin bulunduğu kesit daha ayrıntılandırılmış olarak yine alt şeritte veriliyor. Yine her resimde-manzarada, fotoğraf makinesi simgesinin olduğu bir bölüm var. Bu bölümde döneme ilişkin bir tür yer alıyor ve bu türe ait fosil bulgu-kanıt ise yine alt şeritte gerçek fotoğrafı ve izahıyla birlikte veriliyor. Kısacası, her bir sayfa, kendi kendine bilgilenmeyi sentetik biçimde sağlayıcı işleviyle, çok sayıda yayın okuyarak varılması gereken sonuçları, tek bir panelde özetlemesiyle, çok çarpıcı bir eğitici-öğretici işlevde bulunuyor.
Kitap içerisinde, katlanmış büyük boy sayfalar halinde, yaşam tarihinde dönüm noktası olan iki olay, “Kambriyen patlaması” (yaklaşık 500 milyon yıl önce) ve Geç Kretase’de gerçekleşen kitlesel yok oluş, oldukça öz ve açık biçimde görsel ağırlıklı olarak anlatılıyor. Kambriyen patlaması adı verilen yaklaşık 25 milyon yıllık hızlı evrimleşme süreci, Kambriyen-öncesi (yaklaşık 600 milyon yıl öncesi) dönemde, aşağı yukarı ana hatlarını görebildiğimiz (bu dönemim tipik faunalarından biri olan Ediakara faunası yine atlasta veriliyor) hayvan vücut “planlarının” çok boyutlu çeşitlenmesiyle sayısız türün oluştuğu yüksek bir çeşitlenme dönemidir. Geç Kretase kitlesel yok oluşlarıysa, en meşhurundan dinozorların ortadan kalkıp memelilerin çeşitlenip evrimleştiği bir dönemi ifade eder ve bu sürecin başlangıcı 65 milyon yıl kadar öncesine dek tarihlenebilir.
Yaşamın bu fosil zenginliğiyle, tüm kritik ara formlarıyla gösterilen tarihi, kronolojik sıraya olan uygunluğuyla insan evrimi ve yeni bulunan ve başka türler olabilecek insan(sı) fosillerin öyküsüyle son buluyor atlasta. Ardından, ortak köken ilişkilerini, genellikle DNA ölçeğinde göstermenin yaygın olduğu yaşam ağacı oluşturma pratiğini, hemen tüm canlı grupları için karşılaştırmalı anatomi ölçeğinde, temel yaşayış ve coğrafi dağılım bilgileriyle sunan ve “Yaşam Ağaçları” başlığını taşıyan bölüm karşımıza çıkıyor. Bu bölüm, tüm bilgisel ve yeterli görsel zenginliğiyle birlikte, evrimin en temel ve en kolay gözlenebilen olgusal yanını, ortak bir atadan türeyerek oluşumu, tüm netliği ve modern kapsamıyla veriyor. Kitabın son iki bölümü, fosilleşmiş canlı varlığının tüm dünya üzerinde çalışıldığı saha adlarını örnek türleriyle birlikte veren “Saha Adları” ve “Tür Adları” dizinlerinden oluşuyor. Bu dizinlerin basit bir listeleme olmayıp, gereken ayrıntıda bilgi veren, görsel malzemesi sağlam, ansiklopedik nitelikte birer sözlük olduklarını da hemen belirtelim.
Sonuç itibarıyla, Evrim Atlası, Türk popüler bilim yayıncılığında önemli bir dönüm noktasına karşılık geliyor kanımca. İnancın kasıtlı kötüye kullanılışlarından biri olan evrim karşıtlığının ürettiği, canlı çeşitliliği ve onun tarihsel değişimleri hakkında doğru bilgi kırıntısı dahi içermeyen acayip atların cirit attığı bir ortamda, bilimin evrensel metodolojisiyle üretilen bilgileri çok net biçimde ve sentetik olarak, her yaştaki meraklı ve akademisyene sunan bu çok güzel kitap, uzun zamandır açık bulunan bir boşluğu dolduruyor. Son olarak, kitabın çevirmenleri Çağlar Sunay ve Muzaffer Özgüleş’in, bu itinalı ve anlaşılır çeviriyi gerçekleştirmelerinden ötürü teşekkürü fazlasıyla hak ettiklerini söylemek abartılı olmayacaktır. Fosillerin ağırlıklı kanıtları üzerinden, ortak kökenden canlılığın türeyerek başka biçimler üretmesi ve dönüşmesinin anlatıldığı bu kitabı, Evrim Atlası’nı edinmek ve okumak, keyifli bir macera ve bilgilenme desek yalan olmayacaktır. Herkese keyifli okumalar ve açık zihinli günler...
- Evrim Atlası, Douglas Palmer ve Peter Barret, Çev. Çağlar Sunay - Muzaffer Özgüleş,
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2010, 367 s.