Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

İnsanların maymunlardan evrildiği safsatası

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 2,484

tersinim

Yeni Üye
Katılım
25 Mar 2011
Mesajlar
87
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
79
TÜRLERDEN TÜRLERE GEÇİLEBİLİR Mİ?

Türlerden türler geçişte doğal yollardan aşılması mümkün olmayan pek çok biyolojik engel vardır. Bunlardan birisi kromozom sayı farklılıklarıdır.

Sevgili evrimcilerimiz bu önemli sorunu bilmezden görmezden gelirler. Bir kaç mantık çıkarımıyla hallettik zannederler.

Fakat gerçekte hiçbir şey halledilmemiştir.

Buyurunuz.

Maymunsu - İnsan Kromozom Sayı Farklılığı Sorunu

Evrim teorisinin kurucusu ve duayeni Charles Darwin insanın evrimi konusunu ayrı bir kitaba konu yapacak kadar çok önem verir. Bir bakıma evrim teorisi insanın evrimine odaklanmıştır denilebilir.

Charles Darwin’e göre günümüz insanları ve maymunları ortak bir atadan evrimleşmişlerdir.

Charles Darwin'i böyle bir kanıya iten neden şüphesiz ki maymun ve insanların fiziksel benzeşimleridir.


Charles Darwin İnsanın Türeyişi kitabında bu konuyu olabildiğince incelemeye, teorisine kanıtlar bulmaya çalışmıştır.


Maymunlarla insanların benzeşimlerini dikkate alan Darwin nedense ayrımlarına pek önem vermez. Bunun nedeni ise bu ayrımların önemini yeterince farkına varamamasıdır.

Maymun insan ayrımlarının belki de en önemlisi kromozom sayı farklılığıdır.


Bilindiği gibi insansı maymunların kromozom sayıları 48 insanların ise 46 dır.


Bir evrim taraftarı asla ve asla teorinin bazı yanlışlar üzerine kurgulanmış olabileceğini düşünmez. Onlara göre teori mutlak doğrular üzerine kuruludur. Tartışmaya bile gerek yoktur.


Eğer teori insanlar ve maymunsular ortak bir atadan evrimleşti diyorsa bu böyledir ve tek gerçektir.


Eğer kromozom sayıları farklı ise bu geçmişte bazı eklentiler ya da çıkarımlar sonucu oluşmuş olmalıdır.


Evrim savunucularına göre maymunların 48 insanların 46 kromozoma sahip olmasının tek açıklaması (insanların maymunlardan evrimleştiği inkâr edilemez bir gerçek olduğu peşinen kabul edildiğinden) maymun kromozomlarının birleşerek sayılarının azalması olur.


Bu sorunun başka cevabı da yoktur.


Bu nedenle evrimciler buna uygun (gerçeklere değil evrime uygun) senaryolar kurgulamışlar; şemalarla, resimlerle süsleyerek buna uygun bir de şöyle oldu böyle oldu hikâyesi uydurarak bilimsel bir gerçek gibi ortaya atmışlardır.

Evrimcilere göre kromozom birleşmesi şu şekildedir.




Resimde de görüşeceği gibi kromozomların bir çifti uçlarında bulunan telomerler vasıtasıyla birleşmekte, bu birleşmede herhangi bir bilgi kaybı olmamaktadır. Bu olayı maymun, insan genom benzerliğinden faydalanarak kendilerine göre kanıtlarda bulmuşlardır.


Bir evrimci bu şemayı bilimsel bir gerçek olarak kabul eder ve bir kanıt gibi kullanır


Bir evrimciye sorarsanız insan maymun kromozom sayı farklılığı sorunu bu yolla mükemmel ve bilimsel bir şekilde çözümlenmiştir.


Fakat burada bir şeyi dikkat çekmek isteriz.


Kromozomlar birleşirlerken çok az da olsa bilgi kaybı olur ama bilgi artırımı (evrim) oluşmaz.

Burada açıklığa kavuşturulması, doğru yanıtlanması gereken pek çok sorular vardır.
Kromozomu birleşti denilen canlı yetişkin bir australopiketus (evrime göre insan ve maymunların ortak atası) olmalıdır.

Yetişkin bir australopiketusta her birinde DNA her DNA da kromozomlar bulunan kan, sinir, kas, kemik, kıkırdak, üreme vb. olmak üzere çeşitli yaklaşık iki yüz trilyon hücre vardır.


O halde sormak gerekir.


Kromozomları birleşen hücre hangi hücredir?


48 kromozomdan bir çifti birleşirse sayı kırk altıya iner mi?


Bu soruya verilecek cevap hayırdır. Çünkü ortaya çıkan kromozom sayısı 23 çift artı tek yani 47 olduğudur.


Soruya evrimci gözüyle bakıp cevaplamaya çalışırsak değişimin (birleşmenin) üreme hücrelerinde olduğu söylenebilir.

Söz konusu australopiketusun bir dişi olduğunu varsayarsak 24 kromozomlu yumurta hücresinin bir çifti rastlantılarla birleştiğinde sayı 23e iner ki bu evrimin istediği rakamdır.

Fakat maymunlarda insanlarda eşeyli üreyen canlılardır. Üremede erkek ve dişi olmak üzere iki ayrı cinse ihtiyaç duyarlar.


Diğer ifade ile 23 kromozomlu bir dişi yumurtası ancak 23 kromozomlu bir erkek spermiyle aşılanabilir.


Bu durumda aynı mucizenin hem erkek spermlerinde hem de dişi yumurtasında aynı anlarda meydana gelmesi ve
kromozomları azalmış dişi yumurtasının yine kromozomu azalmış spermle aşılanmış olması gerekir.


Bir erkek atmığında üç yüz milyona yakın spermin olması ise ayrı bir sorundur.


Aynı anda yaklaşık üç yüz milyon spermin kromozomları mı birleşti?


Tek bir spermin bir çift kromozomu birleşti de o da gidip bir çift kromozomu birleşen yumurtaya mı aşıladı?


Görüleceği gibi bu senaryoda mucizeler bile aşırı zorlanmaktadır.


Cevabı aranan hücrenin yeni aşılanmış fakat henüz bölünmeye başlamamış, bir yolunu bularak bir çift kromozomu birleşmiş taze bir hücre olduğunu var saymak evrimci öngörüsüne en uygun varsayım olacağı açıktır.


Hayalleri ve mucizeleri zorlayan bu sonuçta sorunu çözmez.


Bu kez de bir başka hayati sorun daha ortaya çıkar.


Mucizeler dizisi devam etse ve 46 kromozomlu bir dölüt ortaya çıksa 48 kromozomlu bir anne bünyesi 46 kromozomlu bir dölütü bünyesinde tutup gelişmesine izin verir mi?


İzin verdiğini kabul edersek bu bir maymunun bir insan doğurması anlamına gelmeyecek midir?


Doğurduğunu da kabul edersek bu kez de bu insanımızın üremesi için karşıt cinsten bir başka insana daha ihtiyaç duyacağıdır.


Karşıt cins bir maymunsu olursa (bir insanla bir maymunsunun çiftleştiğini ortaya bir dölüt çıktığını varsayarak) dölüt 47 kromozomlu olur.


47 kromozomlu (2n kuralına aykırı olduğundan) söz konusu canlı ise hiç bir zaman üreyemez.

Tek kromozom sayılı bu garip canlının benzerleri günümüzde vardır. Örneğin katırlar 67 kromozomludur. Fakat kısırdırlar.


Evrimin hatırına hayal gücümüzü bir kez daha zorlasak ve olmazları olur yapsak (47 kromozomlu canlımızın üremeye hazır olduğunu kabul etsek) sonuç değişir mi?


47 kromozomlu garip canlımızın (bu canlımızı bir an erkek kabul edelim) 48 kromozomlu maymunsularla çiftleştiği düşünülebilir


Garip canlımızın spermleri 23 ve 24 kromozomlu olacaktır. Dişimiz maymun olduğuna göre onun da yumurtası 24 kromozomludur.
23 kromozomlu sperm 24 kromozomlu dişi yumurtasını aşılasa (bu mümkün değildir ama evrimcilerin hatırına bir kez daha olası kabul ederek) ortaya çıkan 47 kromozomlu bir başka garip canlıdır.

24 kromozomlu sperm 24 kromozomlu yumurtayı aşılarsa bu kez ortaya çıkan 48 kromozomlu bir maymun olur.


47 kromozomlu canlılar yaşasa ve aralarında çiftleşseler 23 kromozomlu sperm 23 kromozomlu yumurtayı aşılasa 46 kromozomlu bir canlı oluşur ama bu kez bir kromozom devre dışı kaldığından gen bilgi kaybı oluşur. Böyle bir canlının ise yaşamını devam ettirmesi mümkün değildir.


Görüleceği gibi kromozomlarından bir çifti birleşiverdi bu yolla kromozom sayısı 46 ya indi deyip geçiştirili verilen sorun evrim için iki ucu b...lu değnektir.


Bu sorun evrimin önünde (diğer milyonlarca sorun gibi) aşılamaz ulu dağlar gibi durmaktadır.

Evrimciler ortaya konan bu bilimsel gerçekleri sadece evrime ters geldiği için kabul etmek istemezler.


Eşeysel üreme iki ayrı canlı da oluşan birleştiğinde eyleme geçen son derce ayrıntılı ve hassas bir olgudur.


En küçük bir eksiklik ya da aksilik üremeyi engel olur. Bu gün her şeyleri yerli yerinde olduğu halde çocuk sahibi olamayan binlerce çift vardır.


Gerçekte diğerleri gibi eşeyli üremede bir var oluş harikası ve mucizesidir. (Embriyodan insana bölümüne bakınız)

Görüleceği gibi hayal dünyamızı olabildiğince geniş tutsak olmazları olur yapsak bile (en azından eşeyli üreme konusunda) evrime uygun bir çıkış yolu yoktur.


Maymun kromozomlarından bir çiftinin birleşip sayının 46 ya indiği varsayımı tam bir evrimci masalıdır.

İnsan türü canlıların diğer eşeyli üreyen canlılar gibi kendilerine özel fiziksel yapıları, yaşamsal meziyet ve becerileriyle en azından bir dişi bir erkek olmak üzere var edilip üredikleri açıktır.
 

ozkanates

Yeni Üye
Katılım
25 Kas 2013
Mesajlar
72
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
57
Bu uzun yazıda sıraladığın pek çok soru, tek bir yanılma üzerine oturuyor.
Evrim, çok çok küçük değişimlerin, yüz milyonlarca yıl üst üste toplanması ile oluşur.
Kromozom sayısının değişmesi de, verdiğin gibi, anne karnında bir anda gerçekleşmez.
Çok çok küçük değişimlerin, yüz milyonlarca yıl üst üste toplanması ile oluşur.

Hayatta kalma olasılığını yüzde bir veya binde bir arttıran minicik bir değişim, sonraki binlerce kuşakta türe yayılır. Ta ki tüm tür bu özelliğe sahip olana kadar. İyi ve kötü yönde, aynı anda gerçekleşen pek çok değişimin oluşturduğu pek çok "minicik" kombinasyon, yaşam koşulları altına sınanarak seçilir. Türün her bireyinden gelen değişimler, her kuşakta yeni kombinasyonlar oluşturduğu ve değişim an be an yaşandığı halde, bir türün yeni bir türe dönüşmesi yine de milyonlarca yıl sürer. Neyse ki dünyanın yaşının 4,7 milyar yıl olduğunu bilmemiz, bu "çok yavaş" değişim için bile bize yeterli zaman bırakıyor.

O halde kromozom sayısı da ana karnında bir anda olmaz,
Ve doğan çocuk, "yav ben şimdi kimle çiftleşeceğim" demez 🙂
 

tersinim

Yeni Üye
Katılım
25 Mar 2011
Mesajlar
87
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
79
Bu uzun yazıda sıraladığın pek çok soru, tek bir yanılma üzerine oturuyor.
Evrim, çok çok küçük değişimlerin, yüz milyonlarca yıl üst üste toplanması ile oluşur.
Kromozom sayısının değişmesi de, verdiğin gibi, anne karnında bir anda gerçekleşmez.
Çok çok küçük değişimlerin, yüz milyonlarca yıl üst üste toplanması ile oluşur.

Hayatta kalma olasılığını yüzde bir veya binde bir arttıran minicik bir değişim, sonraki binlerce kuşakta türe yayılır. Ta ki tüm tür bu özelliğe sahip olana kadar. İyi ve kötü yönde, aynı anda gerçekleşen pek çok değişimin oluşturduğu pek çok "minicik" kombinasyon, yaşam koşulları altına sınanarak seçilir. Türün her bireyinden gelen değişimler, her kuşakta yeni kombinasyonlar oluşturduğu ve değişim an be an yaşandığı halde, bir türün yeni bir türe dönüşmesi yine de milyonlarca yıl sürer. Neyse ki dünyanın yaşının 4,7 milyar yıl olduğunu bilmemiz, bu "çok yavaş" değişim için bile bize yeterli zaman bırakıyor.

O halde kromozom sayısı da ana karnında bir anda olmaz,
Ve doğan çocuk, "yav ben şimdi kimle çiftleşeceğim" demez 🙂


Yazdıklarınız kanıtlara dayanmayan klasik evrimci iddialarıdır.

Kromozomlar birleşti de sayısı 46 ya indi iddiası bizim değil Dawkinsindir.

Tersinimi yaşamın her anında gözlemleyip yaşıyoruz.

Canlıların zaman içinde ki değişimleri evrim değil tersinimdir.
 

ozkanates

Yeni Üye
Katılım
25 Kas 2013
Mesajlar
72
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
57
Yazdıklarınız kanıtlara dayanmayan klasik evrimci iddialarıdır.
Kromozomlar birleşti de sayısı 46 ya indi iddiası bizim değil Dawkinsindir.

Ben bir şey iddia etmedim, sen iddia ettin ben yanıtladım.
Genel kabule karşı duran sen olduğuna göre,
Bu karşı duruşunu açıklamak da sana düşer.

Tersinimi yaşamın her anında gözlemleyip yaşıyoruz.
Canlıların zaman içinde ki değişimleri evrim değil tersinimdir.

Ben ömrümde böyle bir şey gözlemlemedim.
Madem ki sen gözlemledin, gözlemlediklerini paylaş ki biz de faydalanalım.
 

tersinim

Yeni Üye
Katılım
25 Mar 2011
Mesajlar
87
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
79
Ben bir şey iddia etmedim, sen iddia ettin ben yanıtladım.
Genel kabule karşı duran sen olduğuna göre,
Bu karşı duruşunu açıklamak da sana düşer.

Ben ömrümde böyle bir şey gözlemlemedim.
Madem ki sen gözlemledin, gözlemlediklerini paylaş ki biz de faydalanalım.

Tüm canlıların yaşamları boyun başlarına türlü NEGATİF işler gelir. Örneğin yaralanır sakatlanır hastalanır ve de kaçınılmaz olarak ihtiyarlar.
Bunlar birer tersinimdir.
 

ozkanates

Yeni Üye
Katılım
25 Kas 2013
Mesajlar
72
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
57
Tüm canlıların yaşamları boyun başlarına türlü NEGATİF işler gelir. Örneğin yaralanır sakatlanır hastalanır ve de kaçınılmaz olarak ihtiyarlar.
Bunlar birer tersinimdir.

Hayatta olumlu ve olumsuz şeyler olur.
Olumsuzların varlığı, olumluları yoklaştırmaz.

Hastalar ve yaralar iyileşir,
İhtiyarlayanların, ölenlerin yerini doğanlar alır.
 

tersinim

Yeni Üye
Katılım
25 Mar 2011
Mesajlar
87
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
79
Hayatta olumlu ve olumsuz şeyler olur.
Olumsuzların varlığı, olumluları yoklaştırmaz.

Hastalar ve yaralar iyileşir,
İhtiyarlayanların, ölenlerin yerini doğanlar alır.

Bizde aynen bunları yazıyoruz.

Canlılar üreme yoluyla İLK VAR OLDUKLARI HALDEKİ YAPILARINI korumaya çalışırlar.

Genetik tersinime uğrayıp koruyamayanlar zaman içinde yok olur
 

ozkanates

Yeni Üye
Katılım
25 Kas 2013
Mesajlar
72
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
57
Bizde aynen bunları yazıyoruz.

Canlılar üreme yoluyla İLK VAR OLDUKLARI HALDEKİ YAPILARINI korumaya çalışırlar.

Genetik tersinime uğrayıp koruyamayanlar zaman içinde yok olur

Sen örnek verdin, ben verilen örneğin konu ile alakasının olmadığını açıkladım.

Konu bireyin hastalanması, yaralanması, ihtiyarlaması değil,
Türlerin ileri mi yoksa geri mi gitmekte oldukları.

Türler ister ileri gitsinler, ister geri... bireyler yine hastalanır, yaralanır, ihtiyar.
Dolayısı ile örneğin konuya bağlantısı yok.
 

tersinim

Yeni Üye
Katılım
25 Mar 2011
Mesajlar
87
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
79
Sen örnek verdin, ben verilen örneğin konu ile alakasının olmadığını açıkladım.

Konu bireyin hastalanması, yaralanması, ihtiyarlaması değil,
Türlerin ileri mi yoksa geri mi gitmekte oldukları.

Türler ister ileri gitsinler, ister geri... bireyler yine hastalanır, yaralanır, ihtiyar.
Dolayısı ile örneğin konuya bağlantısı yok.

Genetik tersinim diye bir şey yazdık herhalde görmedin.😉
 

ozkanates

Yeni Üye
Katılım
25 Kas 2013
Mesajlar
72
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
57
Genetik tersinim diye bir şey yazdık herhalde görmedin.😉

Ben olmayan bir şeyin, benzetmeler ve genellemeler yoluyla var edilmeye çalışılmasını görüyorum.
Bireyin hastalanma, yaralanma ve ihtiyarlamasını, türün bozulmasına bağlamak örneğinde olduğu üzere.
Konuştuğumuz konu bu örnek.
 

tersinim

Yeni Üye
Katılım
25 Mar 2011
Mesajlar
87
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
79
Ben olmayan bir şeyin, benzetmeler ve genellemeler yoluyla var edilmeye çalışılmasını görüyorum.
Bireyin hastalanma, yaralanma ve ihtiyarlamasını, türün bozulmasına bağlamak örneğinde olduğu üzere.
Konuştuğumuz konu bu örnek.

Hastalanma, yaralanma sakatlanma ihtiyarlama termodinamik kanunlarına uygun olarak düzen ve sistem sahibi yapıların TERSİNİME uğradıklarına örnektir.

Genetik hastalıklarda öyle.

Bu düzen ve sistem sahibi canlı cansız tüm yapılar için geçerlidir.

Örneğin yeni aldığınız sıfır km arabanız durduğu yerde bir yerleri kırılır çatlar patlar çürür bozulur.

Yeni yaptığınız evin bir zaman sonra çatıları akmaya başlar sıvaları çatlar boyaları solar muslukları bozulur ampulleri yanar.

İster canlı ister cansız olsun tüm düzen ve sistem sahibi yapılarda TERSİNİM kaçınılmazdır.
 

ozkanates

Yeni Üye
Katılım
25 Kas 2013
Mesajlar
72
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
57
Hastalanma, yaralanma sakatlanma ihtiyarlama termodinamik kanunlarına uygun olarak düzen ve sistem sahibi yapıların TERSİNİME uğradıklarına örnektir.

Genetik hastalıklarda öyle.

Bu düzen ve sistem sahibi canlı cansız tüm yapılar için geçerlidir.

Örneğin yeni aldığınız sıfır km arabanız durduğu yerde bir yerleri kırılır çatlar patlar çürür bozulur.

Yeni yaptığınız evin bir zaman sonra çatıları akmaya başlar sıvaları çatlar boyaları solar muslukları bozulur ampulleri yanar.

İster canlı ister cansız olsun tüm düzen ve sistem sahibi yapılarda TERSİNİM kaçınılmazdır.

Böylece en başa sardın.
 

Yeni Konular

Üst