Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Kadını güzel yapan Allah; sevimli yapan ise şeytandır

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 2,430

ironi

Yeni Üye
Katılım
7 Ocak 2012
Mesajlar
24
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
43
‘’Sevilen kadın, kadınların daima en güzeli değil midir…’’ (Balzac)

Ne de güzel demiş Balzac.

Gerçekten seven, âşık bir erkek için tabi… Çünkü onun gözü, dünyası, hayatı, vs. her şeyi artık o kadının gölgesinde, arkasında kalmıştır.

Dünya, Güneş ile Ay arasına girdiği zaman Ayın karanlıkta kalması gibi…

Thomas Mann’ın ‘’Değişen Kafalar’’da dediği gibi:

‘’Gündüzleri baykuş kördür, geceleyin karga; ama âşık olanın gözü ne gece görür, ne de gündüz.’’

Sevenin gözü görmez, sevilen ise bakmaz…

‘’İnsanlar ne kadar da çocuk! Bir bakış için nedir bu açgözlülük!’’(Goethe – Genç Werther’in Acıları)

Su kasidesinde Fuzuli :

Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar
Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su

Dostlarım! şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem,

öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla sevgiliye su sunun

Bu beyitin esprisi şudur:

Sevgili testiyi tutunca, şairimiz de sevgilisinin elini öpmüş olacaktır hâliyle.

Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su

Şu dönen gökkubbenin rengi su rengi midir;

Yoksa gözümden akan sular, gözyaşları mı şu dönen gökkubbeyi kaplamıştır, bilemem.

Sevgili uğruna dökülen gözyaşları bile insanı sarhoş etmeye, başımızı döndürmeye yetmektedir. Öyle ki; gökyüzünün maviliğinin sebebini bile karıştırabiliriz.

Tabi Fuzuli’deki aşk, ilahi bir aşktır.

Cemal Süreya, tam bir aşk, aslında kadın şairidir. Üvercinka’sını beğenmemek kimin lüksüne:

Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
diziyorlar

Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘’Desem ki’’ adlı şiiri, edebiyattaki en güzel aşk şiirlerinden biridir:

DESEM Kİ

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,

Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,

Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,

Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,

Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,

Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,

Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,

Hava kadar lazım,

Ekmek kadar mübarek,

Su gibi aziz bir şeysin;

Nimettensin, nimettensin!

Desem ki...

İnan bana sevgilim inan,

Evimde şenliksin, bahçemde bahar;

Ve soframda en eski şarap.

Ben sende yaşıyorum,

Sen bende hüküm sürmektesin.

Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,

Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.

Buraya kadar her şey normal; aşkın güzellikleri, şairdeki yansımaları o kadar hoş bir şekilde dile getirilmiştir ki… Aramızda kaç kişi böyle bir aşk hissedebilir ki... Ama boşuna ölüm şairi denmemiştir Tarancı’ya. Şiirin devamına baksanıza:

Günlerden sonra bir gün,

Şayet sesimi fark edemezsen,

Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,

Bil ki ölmüşüm.

Fakat yine üzülme, müsterih ol;

Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,

Ve neden sonra

Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,

Hatırla ki mahşer günüdür

Ortalığa düşmüşüm, seni arıyorum.

Ölüm, yine ölüm, hep ölüm… Şairimiz, ahir dünyada da boş durmayacaktır. Şiirin en güzel kısmı Allah’tan burası; yoksa a… Yoksa bizden çekeceği vardı şairin.






Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?






Necip Fazıl, bu şiirinde, Mecnun’un Leyla’ya duyduğu aşkı yakalamıştır aslında. Her iki eserde de somut, yani bir kadına duyulan aşktan soyut bir merhaleye geçilmiştir.

Dıranas’ın ‘’Serenad’’ı, en beğendiğim aşk şiirlerinden biridir:

Yeşil pencerenden bir gül at bana
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına,
Gözlerimde bulut, saclarımda çiğ.

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
Ben aşkımla bahar getirdim sana.
Tozlu yollardan geçtiğim uzak
iklimden şarkılar getirdim sana.

Ve tabiî ki Lavinia:




Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia… (Özdemir Asaf)















‘’Kapı eşiğinde kırıntı toplayan

Küçük bir kuş gibi seviyorum seni...’’(William Blake)

Ne kadar da temiz, masum bir aşk…

Zaten Blake’in ‘’Masumiyet ve Deneyim Şarkıları’’ndan alıntılamıştım.

‘’Aşk, bir rüzgâr gibidir; nereden eseceği belli olmaz.’’(Balzac)

Evet; aşksız bir hayat, boşa geçmiş demektir. Bu yüzden aşkın bizi bulmasını beklemektense, biz onu aramalıyız. Çünkü dünyayı yaşanılır kılan tek şey aşktır, sevgidir.

‘’… içinizde kalbinize nakşeylediğiniz bir sevgilinin yüzü yaşıyorsa eğer, dünya hâlâ sizin evinizdir.’’(Orhan Pamuk – Benim Adım Kırmızı)

‘’Dünyada insanı gerekli hâle getiren tek şey sevgidir kuşkusuz.’’

(Goethe – Genç Werther’in Acıları)

Yermak, tüm bunların değerini biliyor olacak ki, sevgisini bakın nasıl da haykırıyor tabiata ve gökyüzüne:

Y: Beni seviyorsun değil mi, Züleyha? Bunu senin ağzından duymak istiyorum.

Z: Seni seviyorum, Yermak.

Y: Ey gök ve yer! Sevgilimin sözlerini duydunuz. Ey yıldızlar, aşkımıza şahit olun. Ey Çoban Yıldızı, demek beni buralara Züleyha için getirdin. Canavarlardan daha canavar olan insanlar bizim mutluluğumuzu engelleyemeyecek... Ey Çoban Yıldızı! Göklerin kızı ile mutlu olmama izin ver. Bırak da aşk şarabını kana kana içeyim. (Dostoyeyevski-insanciklar)

Troy(Truva) filminde Brad Pitt’e ait aşağıdaki replik; gerçekten jeneriklik:

‘’Tanrılar bizi kıskanıyor. Kıskanıyorlar; çünkü ölümlüyüz. Çünkü her an son anımız olabilir. Ölümlü olduğumuz için, her şey çok daha güzel. Asla şu andakinden daha güzel olmayacaksın.’’

Aşk, insanoğlunun kanına işlemiştir bir kere. Ondan kurtulmanın imkânı var mıdır?

‘’İnsanoğlunun hayvandan farkı, ihtiyacından fazla yemesi, susadığından fazla içmesi ve her daim âşık oluşudur.’’(Goethe – Faust)

‘’Kadını güzel yapan Allah; sevimli yapan ise şeytandır.’’ (Victor Hugo)

Rahip Claude Frollo bile kadının; dolayısıyla da aşkın bu çekiciliğinden nasibini alanlardandır hiç şüphesiz. Çingene kızı Esmeralda’ya sarf ettiği aşağıdaki sözler, kadının şeytani gücünün güzel bir kanıtı değil mi sizce de:

‘’Senin gideceğin cehennem, benim cennetim olacak. Seni görmekle, Tanrı’yı görmekten daha fazla zevk alıyorum.’’(Victor Hugo – Notredame’ın Kamburu )

Kadının şeytani yönüne değinmişken, Simyacı’nın yazarını da anmazsak; haksızlık etmiş oluruz. Coelho, kadınların dilinden anladığını, ne de güzel gösteriyor bize. Nitekim aşağıda, tam bir beyefendi edasıyla konuşmaktadır:

‘’Bütün kadınlar melektir aslında. Sadece kanatları kırıldığında süpürgelerine binerler. Hepsi bu.’’(Paulo Coelho)

‘’Dişisine kötü davranan tek canlı, insandır.’’ diyen Jack London, içimizdeki vahşet duygusuna dikkatimizi çekmektedir.

‘’İnsan sevdiğini incitir.’’ (Fight Club filminden)

Oysa Seville Berberi’nin güzel Rosine’ine kulak versek, daha iyi olmaz mı:

‘’Sevmek için doğan insanlara nefret ve kinden daha korkunç işkence olur mu?!!

Oscar Wilde hapisteyken, sevdiğini öldüren bir mahkumla tanışır ve bunları, Reading Zindanı Baladı'nda dile getirir:

Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!

Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimileri yaşlı iken öldürür;
Şehvetli ellerle öldürür kimi
Kimi altından ellerle öldürür;
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.

‘’Biz(ler) kadınlar tarafından büyütülmüş bir erkek nesliyiz; başka bir kadının aradığımız şey olduğunu hiç sanmıyorum…’’

(Fight Club filminden)

Bu replik, başlı başına bir yazı konusu olabilirdi sayın okuyucu. Takdir senin.

Aşkın fantastik bazı açıklamaları:

‘’ âşık oluruz ve aşk bize bilinmezi bilmeye dair bir hissiyat sunar. İşte bütün mesele bu...’’

(Damage isimli filmden)

‘’İstasyonda bana bakan yüzünü düşündüm. Unutamayacağım bir doğa olayıydı bu...’’

(Franz Kafka)

‘’Aşk dünyayı başka türlü gösteriyor, insanı yumuşatıyor. Allah kahretsin, sulu gözlü bir yaratık yapıyor.’’

(Oğuz Atay – Tutunamayanlar)

Jim Carrey ve Kate Winslet’ın oynadıkları ‘’Eternal Sunshine of the Spotless Mind’’ filmi, başlı başına bir aşktır. İzlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Aşağıda, o filmden bir şiir alıntılıyorum:

‘’Ne mutludur suçsuz bakirenin dostları

Unutulan dünyadan, dünya unuturken lekesiz zihnin sonsuz ışığını

Her dua kabul olurmuş

Ve her istek bırakırmış.’’ (A. Pope)

Tutunamayanlar’ın aşkları da tıpkı kendileri gibidir. Normal değildir; korku ve boşluk doludur:

‘’Sevmek zor geliyor. Alışmamışım, yoruluyorum. Her an sevdiğimi düşünemiyorum. Bazen atlıyorum. Boşluklar oluyor. Bunları boş sözlerle doldurmaya çalışıyorum. Oysa ben her an sana bakmak, bir sözünü kaçırmamak, bir kıpırdanışını, yüzünün her an değişen bütün gölgelerini izlemek, her an yeni sözler bulup söylemek istiyorum. Her mevsimde, her gittiğimiz yerde, insanlarla ve insanlarsız, aşkın değişen yansımalarını görmek istiyorum. Bütün bunlar beni yoruyor. Sen orada duruyorsun ve beni seyrediyorsun sadece. Senin için sevmek, su içmek gibi rahat bir eylem. Ben, her an uyanık olmalıyım.’’

Sevmek, su içmek gibi rahat(!) bir eylem; ama kahramanlarımız, bırakın su içmeyi, bardağı tutmayı bile becerememektedirler(!)

‘’Korkuyoruz. Düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. İnsan olmaktan korkuyoruz. İnsana benzetirsek, onlara acımaktan korkuyoruz. İşin içine bir kere acıma girerse, ondan bir daha kurtulamamaktan korkuyoruz.’’

Oğuz Atay’ın ‘’Tehlikeli Oyunlar’’ındaki Hikmet, ‘’Tutunamayanlar’ın Selim’idir bir bakıma:

‘’Aklımın içini örümcek ağları sardı; kafamın sandalyelerinde elbiseler, gömlekler, çoraplar birikmeye başladı; kurduğum hayaller, bir bekår odasının dağınıklığına boğuldu.’’

Selim’in aksine Hikmet evlenir; ama bu evlilikten umduğunu bulamaz:

‘’Ev işlerini karım görseydi, sonumuz böyle olmazdı albayım... Bana kalsaydı, bugün de aşkımızın mutfağında bulaşık yıkıyordum... Bir zamanlar seni sevmiştim. Ve sevgiyi senin suretinde yaratmıştım... Bu kalbin, birini sevmeye ihtiyacı vardı. Ve sen bunu anlamadın. Gözyaşımı silmedin.’’

Selim intihar etmek yerine evlenseydi, Hikmet olacaktı.

Reenkarnasyon demek geliyor içimden…

Her ne olursa olsun, hayatın ve sevdiklerinizin kıymetini bilin.

Aşağıdaki sözü, siz de benim gibi prensip edinin; bir şey kaybetmezsiniz.

‘’Günün birinde hepimiz sonsuza dek susacağız. Onun için sevdiklerinize şimdi SENİ SEVİYORUM demekten çekinmeyin.’’

(G. Eliot)

*

**

Sevgiyle kalın efendim...

En güzel deniz:
Henüz gidilmemiş olanıdır.
En güzel çocuk:
Henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz:
Henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
Henüz söylememiş olduğum sözdür..
Nazım Hikmet Ran
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
Cevap: Kadını güzel yapan Allah; sevimli yapan ise şeyt

Bu konuyu felsefe basligina actigina gore, bu yazinin felsefi icerigi nedir, ya da felsefe ile bagi nedir?
 

ironi

Yeni Üye
Katılım
7 Ocak 2012
Mesajlar
24
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
43
Cevap: Kadını güzel yapan Allah; sevimli yapan ise şeyt

blogumdaki bir yazı bu... Felsefeden kasıt, okulda verilen felsefe değil; benim dünyayı, oılay ve konuları algılayış biiçimim... bu yazımda da çeşitli şiirler, aforizmalar var ve bunları kendi bakışımla değerlendiriyorum.
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
Cevap: Kadını güzel yapan Allah; sevimli yapan ise şeyt

blogumdaki bir yazı bu... Felsefeden kasıt, okulda verilen felsefe değil; benim dünyayı, oılay ve konuları algılayış biiçimim... bu yazımda da çeşitli şiirler, aforizmalar var ve bunları kendi bakışımla değerlendiriyorum.

Tamam iste, mesela "Duz yazilar" formuna yazabilirsin. Ya da "Konu disi basliklar" bolumune.
 

ironi

Yeni Üye
Katılım
7 Ocak 2012
Mesajlar
24
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
43
Cevap: Kadını güzel yapan Allah; sevimli yapan ise şeyt

kim olduğunuzu öğrenebilir miyim?
 

ironi

Yeni Üye
Katılım
7 Ocak 2012
Mesajlar
24
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
43
Cevap: Kadını güzel yapan Allah; sevimli yapan ise şeyt

kim o deme boşuna
benim, ben
öyle bir ben ki gelen kapına
baştan başa sen...ö.asaf


söyle de öğrenelim🙂))
 

Yeni Konular

Üst