F
faust
Ziyaretçi
Doğal seçilim geçen zamana ilişkin, genlerin alternatif formlarının ne oranda değişeceğinin bir tanımlamasıdır. Genlerin birincil işlevi ile ilişkili olsun ya da olmasın, kuşaklar boyunca gen frekansları değişimi olarak doğal seçilimi kolaylıkla tanımlayabiliriz. Bu tanımlama istatistiksel bir anlamlandırma işi olup, "armoni" ya da "düzen" sağlayıcı mistik bir güç kaynağına işaret etmez. Doğal seçilimi anlamanın en iyi yolu, evrimsel genetiğin seçilim için ortaya koyduğu matematiksel-genetik kuramsal yapıyı öğrenmek ve bu yapının olgularla ilişkisini görebilmekten geçmektedir.
"Doğada hep süregelen bir savaş vardır, bütün canlılar bu varolma savaşına dahildir. Güçlü olan ayakta kalır, zayıflar elenir. Zaten Darwin'in de dediği gibi en uyumlu olan hayatta kalır. İşte doğal seçilim budur." Böyle bir açıklama doğal seçilimi ne oranda doğru biçimde tanımlar? Ya da doğal seçilimle evrimleşme böyle bir açıklamaya karşılık gelen bir süreç midir? Bu iki soruya hemen, soğukkanlılıkla verebileceğimiz en kestirme yanıt "hayır, ilgisi dahi yok!" olacaktır. Peki bizi böylesi kararlı biçimde bu yaygın doğal seçilim izahının reddine götüren şey nedir? Yine hemen yanıtlarsak; populasyon genetik teorisi ve evrimsel genetik, yani doğal seçilimin hakiki, bilimsel çerçevesi. Yine rahatlıkla söyleyebiliriz ki; yukarıda yapılan seçilim (doğal seçilim) tanımı, Darwin'den bu yana daha da avamlaşan kaba pozitivist bir progressivizm (ereksel ilerlemecilik) düşüncesinin yarattığı, bir ucu 20. yüzyılın nasyonal sosyalizmine, yeni sağ ideolojisine diğer ucu bilim olduğu savunulan sosyobiyolijiye ve yan akımlarına uzanan tarihsel bilincin bir ürünüdür. Darwin'le ve modern evrimsel biyoloji ile ilgisiz olan bu durum, yine Darwin'le ilgisiz bir yakıştırma olan "sosyal darwinizm" denen algılar bütününden kaynaklanır ve kurucu babasını olgun haliyle Herbert Spencer'da bulur. Bu algının, Hannah Arendt gibi bir beyinde dahi izini bırakmasının (1), Türk sosyal bilimcileri arasında da fırtınalar koparan, asıl itibarıyla (yani evrimsel biyoloji açısından) ilgisiz tartışmalar yaratmasının (örn. 2, 3) nedenlerini irdelemeyi bir yana bırakırsak, yapılması gereken ilk iş "doğal seçilim" cümleciğinin etimolojisine bakmak olacaktır.
"Doğal seçilim" nedir?
"Doğal seçilim" kavramını, neyi kastettiğini nesnel biçimde kavrayarak ilk kez telaffuz eden, son yüz elli yılın Das Kapital ile birlikte etkisi evrensel nitelikte olan iki başyapıttan bir diğeri olan Türlerin Kökeni ile, yine Darwin olmuştur. Peki nedir bu doğal seçilim? Önce hemen belirtelim; kavramdaki "doğal" sözcüğü, düşünce tarihi açısından önemi bulunan ancak geçmişten günümüze bir o kadar da yanıltıcı ve indirgemeci etkisi olmuş olan "doğal olanın karşı konulamazlığı" türünden doğa dinciliği ile ilgisiz, Darwin açısından teknik bir açıklığı bulunan bir nitelemedir.
Türlerin Kökeni'nin ilk bölümünün başlığına (4) baktığımızda bu tanımın neden açık olduğunu kolaylıkla anlaşılabilir; bu başlığın adı "evcilleştirme-ıslah ile ortaya çıkan değişkenlik" olarak Türkçe'ye aktarılabilir ve Darwin kitabının bu ilk bölümünde, bilindiği gibi güvercin ırklarındaki çeşitli özelliklerin değişkenliğini örnek vererek, hayvan ve bitki ıslahı ile istenilen özelliğe ait soyların oluşturulmasından söz eder. Yüzyıllardır çeşitli canlılarla gerçekleştirilen ıslah çalışmalarında pek çok özellik açısından farklı soylar elde edilebilmektedir ve bu farklı soylar istenilen özellik durumlarının kuşaklar boyunca seçilmesiyle oluşturulmaktadır. Bugün bizim "yapay seçilim" olarak teknik biçimde tanımladığımız bitki ve hayvan ıslahı çalışmaları insanlık tarihinde kökleri oldukça gerilere uzanan yetiştiricilik pratiğini ifade eder aslında. Bir başka deyişle, ıslah çalışmalarında, gözlenen değişkenlik üzerinden istenilen özelliklerin insan eliyle "seçilmesi" gerçeği, Darwin'i doğa da da böyle bir seçilimin olup olmayacağını araştırmaya sevketmiştir. Bu araştırmanın sonucu, Türlerin Kökeni'nde görüleceği üzere, doğada da türlerin pek çok özelliği açısından yaygın bir biyolojik değişkenlik olduğu ve çeşitli çevresel koşulların etkisiyle, özellik değişkenliğinin oransal biçimde yeni kuşaklara aktarılmasıyla -yani seçilmesiyle- değişimin (evrimin) gerçekleştiğidir.
Kısaca, doğal seçilim kavramı, doğada gerçekleşen ve sonuç itibarıyla hayvan ve bitki ıslahının temeli olan "yapay seçilime" benzer bir değişim sürecini ifade etmektedir. Doğal seçilim, Darwin zamanında ve sonraki yıllarda hararetli tartışmalara yol açmış, hatta (...)
"Doğada hep süregelen bir savaş vardır, bütün canlılar bu varolma savaşına dahildir. Güçlü olan ayakta kalır, zayıflar elenir. Zaten Darwin'in de dediği gibi en uyumlu olan hayatta kalır. İşte doğal seçilim budur." Böyle bir açıklama doğal seçilimi ne oranda doğru biçimde tanımlar? Ya da doğal seçilimle evrimleşme böyle bir açıklamaya karşılık gelen bir süreç midir? Bu iki soruya hemen, soğukkanlılıkla verebileceğimiz en kestirme yanıt "hayır, ilgisi dahi yok!" olacaktır. Peki bizi böylesi kararlı biçimde bu yaygın doğal seçilim izahının reddine götüren şey nedir? Yine hemen yanıtlarsak; populasyon genetik teorisi ve evrimsel genetik, yani doğal seçilimin hakiki, bilimsel çerçevesi. Yine rahatlıkla söyleyebiliriz ki; yukarıda yapılan seçilim (doğal seçilim) tanımı, Darwin'den bu yana daha da avamlaşan kaba pozitivist bir progressivizm (ereksel ilerlemecilik) düşüncesinin yarattığı, bir ucu 20. yüzyılın nasyonal sosyalizmine, yeni sağ ideolojisine diğer ucu bilim olduğu savunulan sosyobiyolijiye ve yan akımlarına uzanan tarihsel bilincin bir ürünüdür. Darwin'le ve modern evrimsel biyoloji ile ilgisiz olan bu durum, yine Darwin'le ilgisiz bir yakıştırma olan "sosyal darwinizm" denen algılar bütününden kaynaklanır ve kurucu babasını olgun haliyle Herbert Spencer'da bulur. Bu algının, Hannah Arendt gibi bir beyinde dahi izini bırakmasının (1), Türk sosyal bilimcileri arasında da fırtınalar koparan, asıl itibarıyla (yani evrimsel biyoloji açısından) ilgisiz tartışmalar yaratmasının (örn. 2, 3) nedenlerini irdelemeyi bir yana bırakırsak, yapılması gereken ilk iş "doğal seçilim" cümleciğinin etimolojisine bakmak olacaktır.
"Doğal seçilim" nedir?
"Doğal seçilim" kavramını, neyi kastettiğini nesnel biçimde kavrayarak ilk kez telaffuz eden, son yüz elli yılın Das Kapital ile birlikte etkisi evrensel nitelikte olan iki başyapıttan bir diğeri olan Türlerin Kökeni ile, yine Darwin olmuştur. Peki nedir bu doğal seçilim? Önce hemen belirtelim; kavramdaki "doğal" sözcüğü, düşünce tarihi açısından önemi bulunan ancak geçmişten günümüze bir o kadar da yanıltıcı ve indirgemeci etkisi olmuş olan "doğal olanın karşı konulamazlığı" türünden doğa dinciliği ile ilgisiz, Darwin açısından teknik bir açıklığı bulunan bir nitelemedir.
Türlerin Kökeni'nin ilk bölümünün başlığına (4) baktığımızda bu tanımın neden açık olduğunu kolaylıkla anlaşılabilir; bu başlığın adı "evcilleştirme-ıslah ile ortaya çıkan değişkenlik" olarak Türkçe'ye aktarılabilir ve Darwin kitabının bu ilk bölümünde, bilindiği gibi güvercin ırklarındaki çeşitli özelliklerin değişkenliğini örnek vererek, hayvan ve bitki ıslahı ile istenilen özelliğe ait soyların oluşturulmasından söz eder. Yüzyıllardır çeşitli canlılarla gerçekleştirilen ıslah çalışmalarında pek çok özellik açısından farklı soylar elde edilebilmektedir ve bu farklı soylar istenilen özellik durumlarının kuşaklar boyunca seçilmesiyle oluşturulmaktadır. Bugün bizim "yapay seçilim" olarak teknik biçimde tanımladığımız bitki ve hayvan ıslahı çalışmaları insanlık tarihinde kökleri oldukça gerilere uzanan yetiştiricilik pratiğini ifade eder aslında. Bir başka deyişle, ıslah çalışmalarında, gözlenen değişkenlik üzerinden istenilen özelliklerin insan eliyle "seçilmesi" gerçeği, Darwin'i doğa da da böyle bir seçilimin olup olmayacağını araştırmaya sevketmiştir. Bu araştırmanın sonucu, Türlerin Kökeni'nde görüleceği üzere, doğada da türlerin pek çok özelliği açısından yaygın bir biyolojik değişkenlik olduğu ve çeşitli çevresel koşulların etkisiyle, özellik değişkenliğinin oransal biçimde yeni kuşaklara aktarılmasıyla -yani seçilmesiyle- değişimin (evrimin) gerçekleştiğidir.
Kısaca, doğal seçilim kavramı, doğada gerçekleşen ve sonuç itibarıyla hayvan ve bitki ıslahının temeli olan "yapay seçilime" benzer bir değişim sürecini ifade etmektedir. Doğal seçilim, Darwin zamanında ve sonraki yıllarda hararetli tartışmalara yol açmış, hatta (...)