Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

"Kendiliginden yaratilis" Zihniyeti

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 5,151
P

Pyramos

Ziyaretçi
Insanoglu ezelden beri var mi? yoksa evrenin ve dunyanin insanoglu oncesinde bir tanri varligini kim ortaya koyuyor, dinazorlar mi?

Ya daortaya koyan var ise, bu insanoglu ile nasil bir dalog kurup, insanoglu oncesi bir tanri oldugunu insanogluna iletiyor?

Insanoglu, zaten evreni gozlemliyor ve kendi turune suregelen bir surecte bilgi aktariyor. Bu sonlanan bir sey degilki, ustelik bilim ve teknik ilerledikce bu bilgi aktarimi, yenileniyor, artiyor ve degisiyor. Ayrica insanoglu bilimsel olarak evreni degil; evrenin gozlemini ortaya koyuyor.

Aklin meyilinin nedeni gayet acik. Akil bilimin epistemolojik sinirinin bildirdikleri ile tatmin olmuyor ve aklini sonlandiran bir guc ariyor. Ama asil sorun, bu aradigi guce kendini de kul ve kole etmesi ve kendi varliginin ve numenal yetisinin farkina ve bilincine varamamasi. Asil sorun burda.

İnsanoğlunun öncesinde Tanrının varlığının ortaya konup konulmaması insanın meselesi değil ki üstadım.. Tanrı varlığının ortaya konmasını istiyorsa bu onun meselesi.. Tanrı bu düşüncede olsa kendisini kayıtsız şartsız tanıyacak varlıklar yaratabilirdi zaten..yada bugün kendisini gösterse hepimiz inanacağız ..Dialog meselesi konusunda inancım haricinde bir varsayımım yok.. dolaylı dialog ise evrende ve insanda mevcut bence..

üstadım evreni gözlemleyerek dogrudan somut bir biçimde Tanrıyı bulabilmek inancıma görede düşünceme görede mümküm değil..size uyguladığınız gözlemle büyük dinlerdeki anlamıyla Tanrı varsa bulma şansınızı sordum cevap vermediniz?siz bilimin epistemolojik verileri dışında bilgi kabul etmiyorsunuz..akıla güvenmiyorsunuz, ama aynı akılla sisteminizin sağlamasını yapmak zorunda kalıyorsunuz..aklın sistemleri ve insanın aklını etkileyen başta duygular olmak üzere çok güçlü faktörler var... insanın bu karmaşık yapısı gereği insanın nötr olabilmesi durumu başarılması çok zor bir durum benim için....insanlar bilgi aktarıyorlar süregelen bir durum ama Tanrının varlığına olan inanç insanlarda çoğunlukla hep olmuş..istatistiksel durum bu..aktarılan tüm verilerin objektif olmadığıda mutlak sanırım....üstadım bu tartışmaya sizi ben zorladım biliyorum ama tartışmamızın biryere gitmeyeceğininde farkındayım...siz iyi niyetinizle benim sorgulamalarıma yardımcı olmaya çalıştınız ilgilendiniz cevap verdiniz..hepsi için teşekkür ederim..ben takıntılı biriyim biraz... bir yerlere bişiler yazınca yada sözler verince ,iletişimine geçince, aklımın bir tarafı hep orda kalıyor.. bu da iş ve normal hayatımda zorluyor biraz... sebebi ağırlıkla budur inanın ki...böyle doğrudan paslaşmasakta sizi takip etmeye devam edeceğim..bir kez daha ilginiz için sağolun varolun teşekkürler üstadım..
 
P

Pyramos

Ziyaretçi
Felsefe ile ilgilenmemin temel amacıda şudur üstadım... bunuda açıklayayım; ben Tanrıya inanmazsam ama Bir gün Tanrı ile karşılaşırsam ; Tanrıya; Tanrım; ben senin beni yarattığın format,imkan ve şartlarda seni aradım, sana inanmak için elimden geleni yaptım,sorguladım çabaladım (siz bu çabanın insana Tanrıyı birşekilde bulduracağını iddia ediyorsunuz biliyorum ama ben buna inanmıyorum) senin bilgine, varlığına bana verildiği gibi, dogrudan inanmamam sorgulamam ve bunun sonunda sana inanmamaya karar vermem senin nazarında benim için suç mu? suçsa neden suç? neden azabı hakediyor? bu durum kötülükle neden eşdeğer? diye sorsam.. Tanrının buna verilecek elbet bir cevabı olacak ve ben haksız çıkacağım..şimdi mesele şu; bende ve evrende beni haksız çıkaracak ne var? işte benim dinlerde ve felsefede aradığım temel soru ? budur..çözmek istediğim şey budur.. neye? neden? inandığını bilmeden sorgulamadan ailesel ve toplumsal v.b olarak aldı bilgiye kayıtsızca inanan veya bu aldığı bilgileri sorgulayacak akla, eğitime düşünce yapısına v.b sahip olmadan inanan insanların inancı gerçek bir inanç mıdır? Tanrı bu şekilde insanın inancını sürekli test etmekte midir? testi geçebilenin yada geçemeyenin durumda kişinin şartlarının etkisi olacak mı? inanç konusunda herkes eşit midir? şartllar eşit midir? dünyanın düzenine baktımızda eşitlikten söz etmek sonsuzlukla çarpılmadığı müddetçe mümkün görünmemektedir.. bir çok insanın bu soruları soracak,yada düşünecek şartları bile yok görünüyor bu dünyada..Tanrı katında bunun değerlendirilmesi nasıl olacak? ve daha böyle bir çok soru üretilebilir kısaca üstad..cevapların sırrını arıyorum..felfefe bunun için var olmalı🙂
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
Felsefe ile ilgilenmemin temel amacıda şudur üstadım... bunuda açıklayayım; ben Tanrıya inanmazsam ama Bir gün Tanrı ile karşılaşırsam ; Tanrıya; Tanrım; ben senin beni yarattığın format,imkan ve şartlarda seni aradım, sana inanmak için elimden geleni yaptım,sorguladım çabaladım (siz bu çabanın insana Tanrıyı birşekilde bulduracağını iddia ediyorsunuz biliyorum ama ben buna inanmıyorum) senin bilgine, varlığına bana verildiği gibi, dogrudan inanmamam sorgulamam ve bunun sonunda sana inanmamaya karar vermem senin nazarında benim için suç mu? suçsa neden suç? neden azabı hakediyor? bu durum kötülükle neden eşdeğer? diye sorsam.. Tanrının buna verilecek elbet bir cevabı olacak ve ben haksız çıkacağım..şimdi mesele şu; bende ve evrende beni haksız çıkaracak ne var? işte benim dinlerde ve felsefede aradığım temel soru ? budur..çözmek istediğim şey budur.. neye? neden? inandığını bilmeden sorgulamadan ailesel ve toplumsal v.b olarak aldı bilgiye kayıtsızca inanan veya bu aldığı bilgileri sorgulayacak akla, eğitime düşünce yapısına v.b sahip olmadan inanan insanların inancı gerçek bir inanç mıdır? Tanrı bu şekilde insanın inancını sürekli test etmekte midir? testi geçebilenin yada geçemeyenin durumda kişinin şartlarının etkisi olacak mı? inanç konusunda herkes eşit midir? şartllar eşit midir? dünyanın düzenine baktımızda eşitlikten söz etmek sonsuzlukla çarpılmadığı müddetçe mümkün görünmemektedir.. bir çok insanın bu soruları soracak,yada düşünecek şartları bile yok görünüyor bu dünyada..Tanrı katında bunun değerlendirilmesi nasıl olacak? ve daha böyle bir çok soru üretilebilir kısaca üstad..cevapların sırrını arıyorum..felfefe bunun için var olmalı🙂

Tum bu yazilanlara cok kisa bir yanit verecegim. Inanclar ve ideolojiler sadece aklin kendini onlara dogru olarak inandirmasi ile paraleldir. o yuzden bunun gercegi, bilimselligi ve mantigi yoktur.

Ayrica bu kendi kendine gelen bir surec te degildir, yani evrimsel olarak bir garantisi yoktur. O yuzden de kisinin numenal yetisini kendisinin sorgulamasi ve bunu birey bilinc ve farkindaligi ile yapmasi esastir.

Bu da en basta, kisinin kendi birey varliginin bilinc ve farkina varmasi ve kendine dogumdan itibaren verilen her turlu dogmayi sorgulamasiile mumkundur.

Aksi, kisinin kendi hayatini degil; kendine verilen hayati yasamasi ve kendi varligini bu ondan istenen hayata adamasidir.

Iste dinler, inanclar, tanrilar, ideolojiler ve her turlu etik yonlendirim ve yaptirimlar bu dogmanin parcalaridir ve kisiyi her turlu insandisi ve insanlikdisi bu dogmaya, otoriteye mahkum ederler.

Bunun da sorun olarak algilanabilmesi, bilinc, farkindalik, bilgi, birikim ve kisinin kendine ve yasamina ne kadar onem ve ilgi verdigi ile paraleldir.
 
P

Pyramos

Ziyaretçi
Tum bu yazilanlara cok kisa bir yanit verecegim. Inanclar ve ideolojiler sadece aklin kendini onlara dogru olarak inandirmasi ile paraleldir. o yuzden bunun gercegi, bilimselligi ve mantigi yoktur.

Ayrica bu kendi kendine gelen bir surec te degildir, yani evrimsel olarak bir garantisi yoktur. O yuzden de kisinin numenal yetisini kendisinin sorgulamasi ve bunu birey bilinc ve farkindaligi ile yapmasi esastir.

Bu da en basta, kisinin kendi birey varliginin bilinc ve farkina varmasi ve kendine dogumdan itibaren verilen her turlu dogmayi sorgulamasiile mumkundur.

Aksi, kisinin kendi hayatini degil; kendine verilen hayati yasamasi ve kendi varligini bu ondan istenen hayata adamasidir.

Iste dinler, inanclar, tanrilar, ideolojiler ve her turlu etik yonlendirim ve yaptirimlar bu dogmanin parcalaridir ve kisiyi her turlu insandisi ve insanlikdisi bu dogmaya, otoriteye mahkum ederler.

Bunun da sorun olarak algilanabilmesi, bilinc, farkindalik, bilgi, birikim ve kisinin kendine ve yasamina ne kadar onem ve ilgi verdigi ile paraleldir.

ah üstadım ah ..dedinizi yaptık doğmalardan kurtulduk, birey bilinç farkındalığına sahip olduk kendimizi hayatımızı bu şekilde önemsedik..bu hayatı daha mutlu daha eğlenceli mi yapacak ,sırlarımı çözecek, eksra güçler mi verecek v.b evrenin ucube yüzü ile başbaşa bırakacak anca .. bu düşüncenin ,tesbitin yada felsefenin diğerlerinde olduğu gibi garantiside yok.. yüzüde sıcak değil..off ki off yani...doğru olduğunu bilsebile inkar eder insanlar bunu🙂 insan oğlu böle bir canlı değil ki.. faydacılık yaptım ama düşüncem bu..... konuyu uzatmak sizde yormak istemiyorum ama dayanamayıp yazdım gene ..saygılar üstadım..
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
ah üstadım ah ..dedinizi yaptık doğmalardan kurtulduk, birey bilinç farkındalığına sahip olduk kendimizi hayatımızı bu şekilde önemsedik..bu hayatı daha mutlu daha eğlenceli mi yapacak ,sırlarımı çözecek, eksra güçler mi verecek v.b evrenin ucube yüzü ile başbaşa bırakacak anca .. bu düşüncenin ,tesbitin yada felsefenin diğerlerinde olduğu gibi garantiside yok.. yüzüde sıcak değil..off ki off yani...doğru olduğunu bilsebile inkar eder insanlar bunu🙂 insan oğlu böle bir canlı değil ki.. faydacılık yaptım ama düşüncem bu..... konuyu uzatmak sizde yormak istemiyorum ama dayanamayıp yazdım gene ..saygılar üstadım..

Ortada bir kapi vardir. O kapidan iceri girmeden kapinin ardinda ne oldugunu bilemezsin. Sen su anda alisilagelmis, otomatiklesmis, yerlesmis, monotonlasmis bir yasam ve iliski suruyorsun, eger bundan her yonuyle memnunsan, zaten bir alternatif aramana gerek yok. Kendini yenilemek, gelistirmek, ilerletmek, bulmak ve tanimak istiyorsan, o zaman da boyle bir kapi var.

Kapi orda ve aciklamasi burda. Kapi ile ilgilenmek, kapiyi onemsemek, kapiyi denemek v.s. tamamen senin insiyatifine kalmis.

Bizde, bilgi vermek, oneri yapmak var, ama; empoze, zorlama, karisma,m mudahele yok. Secim senin.
 
P

Pyramos

Ziyaretçi
Ortada bir kapi vardir. O kapidan iceri girmeden kapinin ardinda ne oldugunu bilemezsin. Sen su anda alisilagelmis, otomatiklesmis, yerlesmis, monotonlasmis bir yasam ve iliski suruyorsun, eger bundan her yonuyle memnunsan, zaten bir alternatif aramana gerek yok. Kendini yenilemek, gelistirmek, ilerletmek, bulmak ve tanimak istiyorsan, o zaman da boyle bir kapi var.

Kapi orda ve aciklamasi burda. Kapi ile ilgilenmek, kapiyi onemsemek, kapiyi denemek v.s. tamamen senin insiyatifine kalmis.

Bizde, bilgi vermek, oneri yapmak var, ama; empoze, zorlama, karisma,m mudahele yok. Secim senin.
bu kapı bir alternatif olarak daima aklımda yer alacak üstadım.. ufkumu bir ışıkta sizden aldım..teşekkür ederim..
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
bu kapı bir alternatif olarak daima aklımda yer alacak üstadım.. ufkumu bir ışıkta sizden aldım..teşekkür ederim..

Rica ederim. Ufkunu genisletmek ve isigini daha parlak kilmak istediginde, konular, basliklar ve mesajlar; ortada. Secip, konu ile ilgili her turlu dusunceni dile getirebilirsin.
 

glsezinrs

Yeni Üye
Katılım
12 Ara 2010
Mesajlar
1,358
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
64
Aklin meyilinin nedeni gayet acik. Akil bilimin epistemolojik sinirinin bildirdikleri ile tatmin olmuyor ve aklini sonlandiran bir guc ariyor. Ama asil sorun, bu aradigi guce kendini de kul ve kole etmesi ve kendi varliginin ve numenal yetisinin farkina ve bilincine varamamasi. Asil sorun burda.
İnsanın arayışını,niçin "sorun" olarak ortaya koyduğunuzu anlayamıyorum.Burada, "bulunan/buldurulmaya zorlanan" "şey"in ,ille de savaş /kan-katliam tembellik/yazgıcılık/edimsizlik üretir olması mi gerekiyor?Yoksa bu üretenkenliğin altında insanın/ların beklenti/çıkarlar/açgözlülük eğilimi mi var?Aklını kullanabilen, insani sorumluluklarının farkında olan her birey, aradaki farkı "farkedebilir".Efendi arayışında olan köleden sözediyorsanız, onu kapının arkasında birşey aradığı yok ...O "kapılanma" derdinde..
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
İnsanın arayışını,niçin "sorun" olarak ortaya koyduğunuzu anlayamıyorum.Burada, "bulunan/buldurulmaya zorlanan" "şey"in ,ille de savaş /kan-katliam tembellik/yazgıcılık/edimsizlik üretir olması mi gerekiyor?Yoksa bu üretenkenliğin altında insanın/ların beklenti/çıkarlar/açgözlülük eğilimi mi var?Aklını kullanabilen, insani sorumluluklarının farkında olan her birey, aradaki farkı "farkedebilir".Efendi arayışında olan köleden sözediyorsanız, onu kapının arkasında birşey aradığı yok ...O "kapılanma" derdinde..

Eger akil ideolojik ve inancsal bir dogruyu sabitliyor, sahipleniyor ve savunuyorsa; baska akillarin baska ideolojik inancsal dogrulariyla, her turlu metafizik ve etik olarak tartisir ve bu tartisma "ben, senden daha dogruyum" tartismasidir. Iste butun bu tartismalardir, insanoglun u kendi bunyesinde ayrimci, cikarci, egoist, guce, otoriteye ve iktidara yonelik insanlikdisi savastiran.

Tum tarihi savaslarin, katliamlarin, soykirimlarin, saldirilarin, isgallerin ve akla gelen her turlu insanlikdisi dusunce ve davranis temelli uygulamalarin altinda, aklin bu sinirli tarafliliginin savunu/saldirisi ve taraflari arasi savaslar yatar. Iste bu savaslardaki ayrimci cikarlardir,sistemleri ve duzenleri getiren, sucu, cezayi getiren, hakki hukuku getiren v.s.

Sonucta bu ideolojik inancsal akilci degerlerdir, insanoglu yasamini hice sayan.

Churchill bosuna "bir damla petrol, bir damlainsan kanindan degerlidir" dememistir.

Iste insanoglu akilciliginin bu tarafkarlik savasidir, dogal zihniyeti insandisi ve insanlikdisi dusunce ve davranisa, sistem ve duzene iten.
 

glsezinrs

Yeni Üye
Katılım
12 Ara 2010
Mesajlar
1,358
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
64
Iste insanoglu akilciliginin bu tarafkarlik savasidir, dogal zihniyeti insandisi ve insanlikdisi dusunce ve davranisa, sistem ve duzene iten.

Bir zamanlar bir milli eğitim yetkilisi, okullarda çocuklar olmasa, bütün problemleri çözeriz demişti..Sizinki de ona benzedi..Görüş/bakış/inanış/algılayış...vb ortadan kaldırırsak, farkları ve bu farklılıktan türeyen savaşları da ortadan kaldırırız...Aklı dolaba kiliteyelim bari...🙂
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
Bir zamanlar bir milli eğitim yetkilisi, okullarda çocuklar olmasa, bütün problemleri çözeriz demişti..Sizinki de ona benzedi..Görüş/bakış/inanış/algılayış...vb ortadan kaldırırsak, farkları ve bu farklılıktan türeyen savaşları da ortadan kaldırırız...Aklı dolaba kiliteyelim bari...🙂

Onemli olan aklin kullanimi ya da kitlenimi degildir. Aklin sorgulanmasidir. Sonucta akil,inancsal ve bireyci/toplumcu oldugundan; olaylara kendi penceresinden bakar, gozlem ise tum resmi gorebilmektir.

Iste burada onemli olan kendi pencereni de gorebilmek ve onun da tum resim icinde sadece aklin bir inandigi dogrusunu yansittigini algilayabilmektir.

Cunku akil, gozlemi; kendi inandigi dogrulari ile yapar. Bu da aklin sinirliligi ve tarafkarligi demektir.

Iste burada aklin one surdugu dogrusunu, inancini ve ideolojisini sorgulayacak olan gozlemin tum resminin verdigi dusunce ve bu dusuncenin getirdigi insansal sorgulamadir.

Iste o yuzden daha once, aklin vicdani degil; vicdanin akli yonlendirmesinden bahsetmistim.

Cunku vicdan insansaldir ve aklin dogru olarak inandigi bir dusunce ve davranisi insanlik adina akla sorgulatir.

Kisaca numenal yeti olarak beyni akla teslim etmek yerine, beyne akli sorgulatmaktir.

Yani kisinin kendi ic numenal yeti sorgulamasidir.
 

UpBot

Yeni Üye
Katılım
14 Ocak 2021
Mesajlar
1,017
Tepkime puanı
5
Puanları
38
Teşekkür ederiz yararlı konu
 

Yeni Konular

Üst