Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Kirli Operasyon

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 563

evrensel-insan

Yeni Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
3,434
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
70
Kirli operasyon
Cumhuriyet, MİT’in IŞİD bayrağı dalgalanan Atme kampından yaptığı cihatçı ve silah transferini belgeleyen görüntülere ulaştı. İşte şoförlerin ifadeleri:

Şoför 1 anlatıyor: “Şurdan girdik böyle önde eskort.. Kulübenin içinde bekledik, beklememizi söylediler zaten arabanın içinde ışıkları söndürdük. O şahıs da şurdan karanlıktan geldiler. Bagajları açtılar gelen eşyaları indirdiler. Biz inmedik, araçtan indirmediler. Bir tane de böyle işte bekliyordu bizim başımızda, seyde. Araçtan inmedik. Bir araç geldi benim arabanın arka tarafına ordan birşeyler indirdi ben görmedim karanlıkta tabi ki. Öbür tarafları, bagajları hep kendileri attı zaten biz bir şeyi ellemedik karanlıkta. İki araç.. Geri dönüş de aynı bu şekil. Burdan çıktık. Araçların olduğu yer orası. Biz araçtan inmedik. Herşeyi kendileri attı.”

Şoför 1, “İnenler sakkallı mıydı düzgün müydü?” sorusuna: “Sakallı, düzgün insanlar değildi. Benim arabaya 46 kişi bindi. Öbür arabaya da sonradan öğrendim, 27. Dolu olduğunu zannediyordum. Dolu değilmiş.” cevabını verdi.

Şoför 2 anlatıyor: “Otobüslerle beraber nereye kadar geldiniz?” sorusuna: “Bu yoldan geldik, şurdan dönüş yaptık. Şu karşıda. Orda araçlarımızı ters çevirdik. Önlü arkalı park ettik. Akşam saaat 10’u geçiyordu. Benim aracıma 24 kişi bindi. Diğerine 46 kişi bindi.

Araçlara binenlerin hepsi Araptı. Ellerinde birşey yoktu. Bütün eşyalarını bagajlara yüklediler. Sakallı da vardı. Bizi araçtan aşağı indirmediler, ışıkları yaktırmadılar. Dışarıda sigara içmemize bile izin vermediler. Arabada için dediler. Tekrar aynı güzergahtan çıktık. 01.30 gibi hareket ettik. Burdan istikametimiz. Geldiğimiz yola çıktık. Şahısları Akçakale’ye bıraktık.”

Şoförler Akçakale yolunda yaşananları anlatıyor, otobüstekilerin acil bir şey olmadıkça
durmak istemediklerini söylüyorlar:

Şoförler Akçakale yolunda yaşananları anlatıyor, otobüstekilerin acil bir şey olmadıkça durmak istemediklerini söylüyorlar... Şoför 1 anlatıyor: Ordan sonra çıktık, geldik buraya kadar eskortla. O eskort geri döndü, başka bir araçla önümüzden eskort devam etti. “Reyhanlı mülteci kampına iki otobüs olarak giderken eskortluk yapan kaç kişi olduğu” sorusuna: Giderken tek eskorttu dönerken çift. Ufak bir taksi 2-3 kişi.

Şahıslar yürüyerek mi geldi” sorusuna: Yürüyerek geldiler ellerinde büyük bir şey. Dönerken de buraya kadar eskort eşlik etti. O sola döndü sonra önümüze tekrar bi araba düştü devam ettik.” “Önde giden araba sizi burda bıraktı geri döndü. Diğer burada bekleyen bir araba vardı” sorusuna: O şekilde devam ettik. İleride de bi yerde tercüman bindi arabaya. Tercüman dedi ki “Varacağımız yere erken varmamız lazım. Mümkün olduğunca durmayalım acil bir şey olmadıkça” dedi.

Şoför 2 anlatıyor: Stadyumun önünde karşılayan siyah araç tekrar önümüzde buraya kadar geldi. Burada bir araç bekliyordu. 34 EYZ veya EZY plaka rakamı, hatırlamıyorum. O araç bizi bekliyordu. birkaç kişi daha vardı. Onlar da hep birlikte aşağı indiler bana kapıyı açmadım, açtırmadılar. Aşağıda bişeyler konuştular. Hepsi Türk’tü. Sonra kapıyı açmamı söyledi sakallı biri geldi. Siyah beresi vardı. Ön tarafa çıktı aracın yanında da bir tane Arapça bilen birisi vardı. Sakallı adam Türkçe konuşuyordu. diyor ki: ‘Şu an yolumuz uzun yolda durmamamız gerekiyor. Gün ağırmadan Akçakale’ye indirmemiz lazım karanlıkta. Onun için durmayacağız. Çok ihtiyacınız olursa 1-2 dakika durur devam ederiz.’

“Buraya gelen araba geri mi döndü” sorusuna: “Siyah araç burdan döndü. bizi bekleyen araç 34 plakalı önüme geçti devam ettik. Arkada bir araç daha vardı ama onu hiç görmedim. Akçakale’ye kadar hiç durmadım.”

Şoför 1 anlatıyor: O anda durduk 15-20 adam seri bir şekilde bagajları açtırdılar. Eşyayı alan gitti öbür tarafa. Arapça bilen adam da vardı. Onlar birşeyler söylüyodu. Yarım saat falan zaman geçti burda. 20 kişi vardı silahlı düzgün vaziyetli insanlar. Geri dönüş yaptık. Lambayı da dışarıda yaktım hatta. Yanımızda kimse yoktu. “Ödeme şeyleri? Telefon açtınız mı M. Bey’e?” sorusuna: Yok, bilgi vermedik. Zaten o dedi. İşiniz bitti gidebilirsin deyince çıkın gelin dedi. Saat 11 gibi aradı. Sordu. Bir sıkıntı yok dedik. Arabada bir sıkıntı vardı onu söyledim sadece. Hayırlısıyla gelin dedi. Aynı istikamet burda. Sabah namazı gibi indirdik.

Şoför 2 anlatıyor: “Reyhanlı’da yüklediniz. Ordan Akçakale sapağından buraya kadar geldiniz. Önde arkada eskortla mı geldiniz” sorsusuna: Evet. “Bu kapıdan içeri mi geçiş yaptınız” sorusuna: Soldaki kapıdan. “Akçakale gümrük kapısından... görevlilerle birlikte geçtiniz” sorusuna: Tabii öndeki eskorttu zaten. “Ne kadar gittiniz buradan” sorusuna: Çok fazla birşey değil çok çok 15-20 metre gittik. Park ettik. Lambaları söndürdük. Görüntülerde şoförler ve yetkililerin şoförlerin gösterdiği kapıdan sınırı geçtiği görülüyor. Bir yetkili “Buraya kadar geldiniz” diye soruyor: Sol kapında giriş yaptık durduk. Işıkları söndürdük. 20 kadar sivil şahıslar kim olduğunu bilmediğimiz MİT veya asker. Malzemeleri indirdiler. İşimiz bitti. “Senin araba direkt buraya doğru mu yanaştı. Farları söndürdünüz. Yönünüzü dönderdiniz mi?” sorusuna: Bütün farlar söndü. Öbür şoför de benim yanım yanaştı. Girdiğimiz gibi durduk. Aşağı indik bagajları açtık. Bagajları ben açtım.

"Sonra araca bindiniz mi” sorusuna: Aracın önünde bekledik. Dışardaydık. Malzemeyi onlar aldı. “Silahları var mıydı” sorusuna: Araçtakilerde yoktu çünkü bindikleri yerde tek tek üstleri arandı. “İndiler malzemeleri aldılar. Size tamam diyen kimdi yine eskortlar mı?” sorusuna: Hayır. Komutan dedikleri biri geldi. Uzun boylu ama hep sivildi ve silahlılardı. Yarım saat burda bekledik. Şahıslar gözden kaybolana kadar. “Tamam deyince kontrol etmediniz mi bagajları?” sorusuna: Ben aracımı 4-5 defa kontrol ettim. Aracımda hiç bişey yoktu. İki tane de görevli bindirdim burdaki görevlilerden onlar da kontrol ettiler. Birşey yok dediler. Yarım saaat sonra biz burdan geriye dönüş yaptık.

 

evrensel-insan

Yeni Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
3,434
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
70
'Devlet işi yapıyorduk'
Cumhuriyet, MİT’in IŞİD bayrağı dalgalanan Atme kampından yaptığı cihatçı ve silah transferini belgeleyen görüntülere ulaştı. Kobani’den geçemeyen IŞİD militanları Türkiye üzerinden taşındı. Akçakale’den Suriye’ye nasıl geçtiklerini anlatan şoförler, kendilerini “Bizim bir suçumuz yok, devlet işi yapıyorduk” diye savundu.

2haber.jpg


Cihatçı taşıdıkları otobüslerde mühimmat unutulduğu için yakalanan şoförler, emniyetin yaptığı yer gösterme tatbikatında sevkıyatın başlangıç noktasını gösterdi. Otobüslerin cihatçı ve mühimmat aldığı binanın üzerinde IŞİD bayrağı dalgalanırken duvarlarında ise Arapça harflerle “El Nusra Cephesi” ve “La İlahe İllallah” yazdığı görüldü.

Suriye iç savaşında rejime karşı savaşan cihatçıların, silah ve mühimmatlarıyla birlikte Hatay Reyhanlı’dan, Urfa Akçakale’ye MİT organizasyonuyla taşındığının Cumhuriyet tarafından ortaya konmasının ardından IŞİD militanlarını taşıyan otobüslerin şoförlerinin görüntülü ifadeleri de ortaya çıktı. İfadelerinde militanları aldıkları Reyhanlı’daki IŞİD bayraklı kampları gösteren, ardından da Akçakale’den Suriye’ye nasıl geçtiklerini anlatan şoförler, kendilerini “Bizim bir suçumuz yok, devlet işi yapıyorduk” diye savundu.

Adana Narkotik Şube polisleri, uyuşturucu kaçakçılığı yapıldığına yönelik isimsiz bir ihbar üzerine 10 Ocak günü İncirlik otobanında iki otobüsü durdurdu. Yapılan aramalarda uyuşturucuya rastlanmazken otobüslerden birinin bagajında battaniyeye sarılı halde kutular içinde mermi ele geçirildi.

MİT kiraladı

Bunun üzerine otobüsler, detaylı arama yapılması için Adana Özel Harekât Şubesi’nin garajına çekilirken şoförler Şahin Güvenmez ve Esat Lütfi Er de gözaltına alındı. Şoförler sorgularında otobüslerin MİT tarafından kiralandığını, silah ve mühimmatıyla birlikte cihatçıların taşınmasında görev aldıklarını anlattı. Şoförler cihatçıları Reyhanlı’da Suriye sınırının sıfır noktasında bulunan Bükülmez köyünün karşısında bulunan ve bazı radikal dinci grupların barındığı Atme kampından aldıklarını söyledi.

Otobüslerde bulunan mermilerin unutulmuş olabileceğini söyleyen şoförlerin ifadelerine göre MİT’in organizasyonu ve refakatiyle silah ve mühimmatıyla birlikte Türkiye topraklarından geçirilen cihatçılar, yine bir başka sınır noktası olan Urfa Akçakale’ye götürüldükten sonra Tel Abyad’a geçiş yaptı.

23.jpg


Türkiye'den 'güvenli' geçiş

Suriye ’de iç karışıklığın başladığı 2011 yılından beri Akçakale ve civarı El Kaide bağlantılı radikal gruplarla IŞİD’in kontrolünde oldu. PYD ve ÖSO bu bölgeyi hiç kontrol altına alamadı. Militanların transferinde Türkiye topraklarının kullanılmasının nedeni Suriye’deki Atme kampı ile Tel Abyad arasındaki bölümün cihatçılar için güvenli olmayışıydı.

Şoförler gösterdi

Bu ifadelerin ardından militanları aldıkları kampa götürülen şoförler, militanları ve mühimmatı nasıl aldıklarını anlattı. Daha sonra da Akçakale Sınır Kapısı’na getirilen şoförler bu kez sınırı nasıl geçtiklerini soruşturmayı yürüten yetkililere gösterdi. Şoförlere yaptırılan yer göstermelere ait görüntülere Cumhuriyet ulaştı.

Şoförlerin anlatımları şöyle:

Videolar.

 

evrensel-insan

Yeni Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
3,434
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
70
IŞİD Kilis sınırına yaklaştı.

Kilis sınırında IŞİD ile diğer muhalifler arasındaki çatışmalar şiddetlendi.

İç karışıklığın sürdüğü Suriye’de, IŞİD ile muhalif gruplar, Kilis sınırına yakın noktalarda çatışmayı sürdürüyor. Muhalifler arasındaki çatışmaların tedirginliğe yol açtığı sınır hattındaki Kilis’te, güvenlik önlemleri de artırıldı. IŞİD, Kilis’in karşısında bulunan Suriye’nin Halep kentinin Azez ilçesi ve bu ülkenin Türkiye’ye açılan en büyük sınır kapılarından Öncüpınar’ın karşısındaki Es-Selame Sınır Kapısı’nı ele geçirmek için 15 gün önce saldırı başlattı.

TÜRKİYE SINIRINA YAKLAŞTILAR

IŞİD’in saldırısına bölgedeki İslami Cephe önderliğinde muhalif grupların oluşturduğu Fetih Ordusu karşılık verdi. Geçen hafta ilerleyişi durdurularak geri püskürtülen IŞİD militanları, yeniden harekete geçti ve sınır hattında ilerlemeye başladı. Türkiye sınırına yakın noktadaki bazı köyleri ele geçiren IŞİD militanları ile Fetih Ordusu bileşenlerinin çatışmaları şiddetlenirken, bu durum sınır hattındaki tedirginliği de artırdı.

PATLAMALAR ENDİŞE YARATIYOR

Sınır hattında ilerleyen ve Türkiye sınırındaki bazı köyleri ele geçiren IŞİD, Azez güzergahındaki Havar, Kızıl, Kefergah, Şerif ve Burugat köylerinde de kontrolü ele geçirmeyi hedefliyor. IŞİD’in sınır hattındaki ilerleyişini engellemek isteyen muhaliflerin de karşılık vermesiyle yaşanan çatışmalar Türkiye tarafında da tedirginliğe yol açıyor. Sınır hattındaki köylerde yaşayanlar, silah seslerinin yanı sıra sıkça duyulan patlama sesleriyle büyük endişe yaşıyor. Patlamaların ardından Suriye tarafından yükselen dumanlar Türkiye tarafından da görülüyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri de sınır hattında çatışmaların yoğunlaşması ile güvenlik önlemlerini en üst seviyeye çıkardı.

 

evrensel-insan

Yeni Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
3,434
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
70
DEDAŞ'tan IŞİD'e kıyak
Birgün muhabiri Erk Acarer, Akçakale'de DEDAŞ yetkilisiyle konuştu. Yetkili, IŞİD kontrolündeki Tel Abyad'a kesintisiz elektrik verildiğini söyledi.

Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinin karşısında, IŞİD’in kontrolündeki Tel Abyad’e Türkiye’den elektrik verildiği iddia edildi. Birgün’den Erk Acarer’in haberine göre, Dicle Elektrik Dağıtım AŞ (DEDAŞ) yetkilisi “Akçakale’de günde üç-dört kez kesinti olur ancak Telabyad’a 24 saat boyunca elektrik veririz, bu hattın bakımını da biz yaparız” dedi. İddiaya göre, Akçakale Sınır Kapısı’ndan ambulanslar da dahil olmak üzere günde 8-10 resmi araç giriş yapıyor. Ambulanslar sakince giriş yapıyor ve siren çalışmıyor.

Birgün gazetesinden Erk Acarer, Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesine giderek buradaki izlenimlerin aktardı. Erk Acarer’in Birgün gazetesinin bugünkü (12 Haziran 2015) nüshasında “DEDAŞ’tan IŞİD’e kıyak” başlığıyla yayımlanan haberi şöyle:

Akçakale’de olanları akıl almıyor. IŞİD’in elindeki Telabyad’a buradan elektrik verildiği iddia ediliyor. Bir DEDAŞ yetkilisi, “Akçakale’de günde üç-dört kez kesinti olur, ancak Telabyad’a 24 saat boyunca elektrik veririz, bu hattın bakımını da biz yaparız” diyor.

Saat 23:00 gibi koalisyon uçakları IŞİD’in elinde bulunan Telabyad’ın bir bölümünü birkaç kez vuruyor. Urfa’nın Akçakale ilçesi bomba seslerine alışık! Sokaklar çok erken boşalıyor. Çetecilerle karşılaşıyor muyuz? Elbette! Biraz sert bir cümle olabilir ama IŞİD’in nefesini arkamızda duyuyoruz. Geçtiğimiz her yerde telefonlar açılıyor. Camlardan yolumuza bakanlar çıkıyor. “Her sakallı IŞİD değildir” deniyor ancak Selefi tarzıyla dolaşanların, gözleriyle tehdit eden adamların, yolumuza çıkan araçların kime ait olduklarını anlıyoruz. Söylenen net cümle, aldığımız havayla örtüşüyor: “DEAŞ burada!”

Akçakale üzerinden, ‘bir iktidarın’ ülkenin başına açabileceği dertlerin ne denli büyük olabileceği görülüyor. IŞİD havası bir yana, Akçakale’nin kısa bir süre sonra başka tehlikelere de gebe olduğu anlaşılıyor. İlçe üzerinden AKP’nin başımıza açtığı belaları sıralıyoruz:

1. 'IŞİD'in elektriğini kesmeyiz!'

IŞİD’le Türkiye arasındaki tampon bölgede Toprak Mahsulleri Ofisi’nin deposu var. Henüz Suriye’de iç karışıklık çıkmadan önce iki ülke arasında yapılan anlaşmaya göre karşı tarafa, ofis deposunun hemen yanından çekilen üç hatla elektrik verilmeye başlandı. Ne var ki karşı taraf yani Telabyad, IŞİD’in eline geçtikten sonra da Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (DEDAŞ) elektriği kesmedi. Bir DEDAŞ yetkilisinden edindiğimiz bilgiye göre yıllardır karşıya elektrik veriliyor. DEDAŞ yetkilisi, “Akçakale’de günde üç-dört kez kesinti olur ancak Telabyad’a 24 saat boyunca elektrik veririz, bu hattın bakımını da biz yaparız” diyor. Akçakale’de ise elektrik gidince tarım alanlarını sulamak için gerekli olan dinamolar çalışmıyor, toprak kuruyor, ekinler bozuluyor, yanıyor. Görünen şu ki, halka IŞİD kadar sahip çıkılmıyor. IŞİD’in bizden aldığı elektrik savaş bölgesinde daha çok insanın ölümü anlamına geliyor. Trajik ve nihai özet kısmı ise şu; IŞİD’e giden elektrik hepimizin cebinden gidiyor!

2. Kaçakçı IŞİD'den memnun

Bölge geleneğinde kaçakçılık var. Ancak bugünkü kaçakçılık geçmiştekine benzemiyor. Suriye’deki savaştan beri insan kaçakçılığı yapılıyor. Karşı taraf ve Türkiye arasında koordinasyonu sağlayan simsarlar var. Bunların, cihatçılara gönderilen adam başına 100 dolar ücret aldıkları iddia ediliyor. Akçakale’de son yıllarda zengin olanların sayısı bir hayli fazla! Sınır kapısında döndüğü söylenen para dudak uçuklatacak cinsten. İddialara göre, Akçakale sınır kapısında günde 7 ila 13 milyon dolar para el değiştiriyor.

3. Sınırdan başka neler geçiyor?

İşte tam bu noktada çok daha vahim iddialar bulunuyor. Şahitlerden ve kendisine ‘iş teklif edilenlerden biri’ şunları söylüyor: “Firmamızdan yüklü miktarda boya istediler. Aracılar bizi buldu. Ancak karşı tarafa geçirilen boya ile bomba imal edileceğini anladık. ‘Kana ortak olmayız’ diyerek reddettik. Biz olmazsak, başkası… Adam bulmak zor değil. Bu işi de aldılar! Gümrük bölgesini tanıyan başka bir esnaftan aldığımız bilgi de tüyler ürpertici: “Yüklü miktarda trafo yağı gider. Gübre geçer. Trafo yağı, 0.5’lik gübre ile karıştırılınca çok şiddetli bir patlayıcıya dönüşen kimyasal elde ediliyor. İçinde ne olduğu meçhul saman torbaları geçer. Gönderilen temel gıda ve ihtiyaç maddelerini saymıyoruz bile! Serum ve tıbbi malzeme de sevk eden kamyonların haddi hesabı yok. Tıbbı malzemeler Urfa ve Antep’teki merdiven altı depolardan kayıtsız çıkıyor!”

Karşıda IŞİD’e elektrik çekildiği iddia edilen bölge görülüyor. Ayrıca tampon bölgeye giden tel örgülerin ne kadar kolay aşılabileceği anlaşılıyor.

4. IŞİD işsizlere göz kırpıyor

Akçakale’de aşiretler hâkim! Bu aşiretlerin, her türden ‘ticaret ilişkilerinde’ aktif rol oynadığı anlatılıyor. Bölgenin siyasi yapısı da aşiretler tarafından şekillenmiş durumda. Peki, ‘arkası sağlam olmayan halk’ ne durumda? Burada da Suriyelilerin yoğun olduğu tüm bölgeler gibi yerel halk sığınmacılardan şikâyetçi. Çünkü sığınmacılar ucuz işgücü olarak kullanılıyor. Halkın 10 liraya yaptığını onlar 1 liraya yapıyor. Ev kiraları yüksek! Ev sahipleri birkaç kat daha fazla para alabildikleri için sığınmacıları tercih ediyor. Halk yoksullaşıyor. Bu nedenle IŞİD’e katılmayı düşünenlerin sayısının bir hayli fazla olduğu söyleniyor. Onlardan biriyle konuşuyoruz. Şunları söylüyor; “Ailem olmasa giderdim. Öteki tarafta alacaklı olmayasın diye, kredi kartı borçlarını kapatıyorlar. Aylık 5 bin dolar para veriyorlar. Paraları bol, çok sayıda petrol kuyuları var. Akçakale halkı IŞİD’in varlığından rahatsız değil. Kendilerini bulmak çok kolay! Kuran kurslarından, mahalle evlerine kadar her yerde yuvalanıyorlar.” İşte anlatılanlar bunlar. İlave olarak; IŞİD’in cennet ve orada 72 bakire huri vaadi de prim yapıyor!

Sınırdan, bomba yapımında kullanılan malzemeler dışında temel gıda ve tıbbi malzeme taşıyan sayısız kamyon geçiyor. Yine buradan, ambulanslar da dahil olmak üzere 8-10 resmi araç giriş çıkış yapıyor, siren ise hiç çalışmıyor.

5. Polis yok, gizemli araçlar devriyede

Aslında ilçede yaşananlardan polis de asker de rahatsız. Sabah saatlerinde, bir jandarma astsubaydan bilgi alıyoruz. Sıfır noktasındaki bir ‘kirpi aracı’ karşı tarafı gözlüyor. Aracın ilginç hikâyesini, Süleymanşah Operasyonu’na katıldığını ve orada bir mayının üstünden geçerek yaralandığını öğreniyoruz. Jandarma astsubay, kaçakçıların her türden teklifi yaptığını ancak, bunlara prim vermediklerini anlatıyor. Gece boyunca sınırı geziyoruz. Hemen karşımızda, sınırın öte yanında IŞİD araçları devriye geziyor. 100 metre kadar yakınlaşıyoruz. Jandarma; sertçe uyarıyor: “Fotoğraf çekme!” IŞİD devriyede ve cihatçılarla komşuyuz. Ancak komşumuzun fotoğrafını çekmemize izin verilmiyor, usul bu! Fakat sabah fotoğraf alabiliyoruz. Gecenin bir vakti sınır kapısına yakınlaşıp uzaklaşan araçlar var. Cihatçılar, tampon bölgeyi geçip sınıra yakın rahatça dolaşıyor. Sokaklarda ne bir ekip otosuna ne de tek bir polise rastlıyoruz!

Akçakale sınır kapısında Hatay’a ait 31 plakalı araçların işi ne?

Bu araçların IŞİD’e aracılık yapan insan simsarlarının olduğu iddia ediliyor.

6. Gecenin bir vakti neler oluyor?

“Kaçakçılığın ana üssü Hürriyet Mahallesi” deniyor. ‘İşbirlikçilerin’ arabaları rahat rahat dolaşıyor. Suriye plakalı olan da Türkiye plakalı olan da var. Gecenin yarısı sokaklar bomboş fakat çekçekle sınıra karpuz götürenler var. Anlam vermek zor! Gece yarısı iki benzin istasyonunun karşı karşıya olduğu Akçakale meydanında garip bir insan kalabalığına rastlıyoruz. Sınıra yakın bir bölgede sığınmacılar toplanmış, kimilerinin ellerinde bavul var. Kimlikleri meçhul!

7. Suriyeli taksiciler çok zengin

Suriyeliler kendi araçlarıyla taşımacılık yapıyor. Vergi yok, kimlik sorulmuyor. İlçede neredeyse herkes Arapça biliyor. Ne var ki sığınmacıların lehçesi farklı. Bu nedenle Arapları taşıyorlar. Suriyeli taksicilerin çok zengin olduğu söyleniyor. Tuhaf bir alışkanlıkları var. Eczanelerden sıklıkla Aferin kapsül, Tranko Buskas, Apranax Plus adı verilen reçeteye tabii, çok kullanıldığında ise,uyarıcı ve uyuşturucu etkisi yaratan ilaçları talep ediyorlar. Sınıra adam taşıdıkları anlatılıyor. Bir görgü tanığı, kısa bir süre önce koalisyon uçaklarının IŞİD bölgesindeki petrol rafinerilerini vurduğu geceyi şöyle anlatıyor: “Petrol rafinerisinin vurulduğu gün tesadüfen sınıra yakındık. Karşı taraftan bir ambulans geldi. Suriyeliler, taksileriyle ambulansın arkasına takılıp konvoy yaptılar. Ambulans hastanede işini bitirdi. Sonra Urfa’ya doğru devam ettiler. Ne taşıdılar, ne yaptılar bilmiyoruz!”

8. Günde 8-10 resmi araç girip çıkıyor

Yine buradan, ambulanslar da dahil olmak üzere 8-10 resmi aracın giriş çıkış yaptığı biliniyor. Ambulanslar sakince giriş yapıyor, siren çalışmıyor. Nadiren siren sesi duyuluyor!

9. Toplanma: Harran; Geçiş: Akçakale

Akçakale’ye aylar önce geldiğimizde gözlemler yapmış ve kızları karşı tarafa geçip IŞİD’e katılan bir babayla tanışmıştık. Babanın ağzından şu lafları duymuştuk: “IŞİD kandırdı, devlet koridor açtı, kızlar kayboldu.” Acılı babayı evinde ağırlayan kişiyle buluşuyoruz. Yine tüyler ürperten şeyler ve net sözler duyuyoruz: “Şimdi o kadar geçiş yok. Daha çok karşı taraftan geliyorlar. Bunların toplanma yeri Harran, karşıya geçiş noktaları Akçakale. Buranın merkez üssü olduğunu açıkça ifade edebiliriz! Harran’da bir otelde toplandıklarını biliyoruz. Sınıra yakın kuyumcu ve döviz büroları IŞİD hesabına çalışıyor. Suudi ve Katar ortaklıkları var. Bunların da tedarikçileri Urfa’daki daha büyük işletmeler.” Döviz büroları, kuyumcular ve otel isimlerini, istendiğinde savcılığa bildirmek kaydıyla şimdilik saklı tutuyoruz.

10. Çetecilerle karşılaşıyor muyuz?

Elbette! Biraz sert bir cümle olabilir ama IŞİD’in nefesini arkamızda duyuyoruz. Geçtiğimiz her yerde telefonlar açılıyor. Camlardan yolumuza bakanlar çıkıyor. “Her sakallı IŞİD değildir” deniyor. Ancak Selefi tarzıyla dolaşan, gözleriyle tehdit eden adamların kim olduğunu ve yolumuza çıkan araçların da kime ait olduklarını biliyoruz. Söylenen net cümle; aldığımız havayla örtüşüyor. “DEAŞ gece orada, gündüz burada!” Akçakale’nin yerli nüfusu 100 bine yakın. Süleyman Şah adlı kampta yaklaşık 50 bin sığınmacı bulunuyor. İlçedeki Suriyeli sayısı ise 70 bini buluyor. Buradaki en yerinde ifade şu olabilir: Kimin eli kimin cebinde belli değil!

Yakında kıyamet kopacak

İlçede duyduğumuz en ilginç şeylerden biri şu: “Suruç halkı nasıl YPG’yi severse Akçakale de öyle IŞİD’i sever.” YPG’nin Telabyad’a üç koldan doğu, batı ve güney batıdan yaklaşmasını bu açıdan değerlendirmekte yarar var. Herkes 10 gün ile bir ay içerisinde kıyamet kopacağını söylüyor. IŞİD az ileride mevzileniyor. Kepçeler mevzi kazıyor. Bununla birlikte büyük bir askeri hareketlilik de göze çarpıyor. Sınır boyunca, IŞID’in canlı kalkan olarak kullanmak istediği savaş mağdurları da Akçakale’ye sığınmak için uğraş veriyor. Her gün yüzlerce kişi sınırı geçmek için uğraşıyor. Bu uğurda bedeller ödeniyor. Sınıra yakın hayvancılıkla uğraşan bir kişi, bir kadının sınırı geçmek için beklerken yolda doğum yaptığından söz ediyor. Bakalım, Akçakale nasıl tehlikeli günlere uyanacak, bunlardan kimler, nasıl rantlar sağlayacak?

 

evrensel-insan

Yeni Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
3,434
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
70
Demirtaş'tan çok vahim iddia.

f9d420a22e5d5ec7_480x270.jpg


Selahattin Demirtaş: Türkiye'nin yüzlerce yerinde eylem talimatı bekliyorlar.

DİYARBAKIR (ANKA) - HDP Eş Genel Başkanı Selehattin Demirtaş, Diyarbakır’daki saldırıya ilişkin, “Devlet içinde destek almadan Suriye’den biri elinde bomba ile Diyarbakır’daki İstasyon Meydanında, benim konuşma yapacağım dakikada iki bombayı patlatamaz. Yerelde IŞİD bağlantılı ve destek sunan güçler hücre örgütlenmesi şeklinde şu anda kaygım o ki Türkiye’nin yüzlerce yerinde eylem talimatı bekliyorlar” dedi.
Demirtaş, Diyarbakır'da 5 Haziran'daki bombalı saldırı ve Aytaç Baran'ın öldürülmesine ilişkin İstasyon Meydanında açıklama yaptı. Yüzlerce kişinin sadece bombanın patladığı anda yaşamını yitirebileceğini hatırlatan Demirtaş, “Buradaki kitlenin sıkışıklığı nedeniyle bomba etkisi geniş alana yayılmadı. Eğer burada yüzlerce ölü çıkarılabilse büyük bir koas kargaşa ortamı yaratılmak istenecek. Diyarbakır’dan başlanarak iç çatışma giderek iç savaş görüntüsü uyandırılmak istenecek, belki seçim yapılamayacak. Önü alınamaz bir Suriyeleşme sürecine girecektik” dedi.
-“HÜKÜMET BU İŞ BİZİMLE BAĞLANTILI DEĞİL DİYORSA SAMİMİYET GÖRMEK İSTİYORUZ”-
Ortada tutuklanmış bir failin olduğunu ve dosyanın gizlendiğini vurgulayan Demirtaş, şunları kaydetti:
“İçişleri Bakanı, valilik şu dakikaya kadar bana veya arkadaşlarıma hiçbir şekilde bilgi aktarmış değildir. Mitingde saldırıya uğrayan biz, ölen biz fakat tek bir bilgi alabilmiş değiliz. Arkasında kimler var. Bu saldırıyı genç bir çocuk tek başına gerçekleştirmedi. Bir tutuklu var ama; bağlantıları, yereldeki işbirlikçileri, Diyarbakır’da, Antep’ten, Suriye’den, Urfa’dan aldıkları istihbarat destekleri ve bütün bunları kim sağladı? Bunlar ortaya çıkarılmadığı ve kamuoyuna tatmin edici bilgi sunulmadığı müddetçe bu olay aydınlanmış sayılmaz. İçişleri Bakanlığı ve Cumhuriyet başsavcılığının partimizi resmi olarak bilgilendirmesi lazım. Bu olayın peşini bırakırlarsa bu tehlike Türkiye’nin her yerinde hepimiz için geçerli olmaya devam edecek. Diyarbakır Valiliği ve Diyarbakır Emniyeti önleyebilecek güce, istihbarata sahip olsalardı önlerlerdi. Onların bilgisi dahilinde bu iş olmaz. Ama madem bir istihbarat zafiyeti var, bunlar istihbarat desteği almadan burada bu alçakça eylemi yapamayacaklarına göre kim destek olmuşsa çıkması lazım. Devlet içinde destek almadan Suriye’den biri elinde bomba ile Diyarbakır’daki İstasyon Meydanında benim konuşma yapacağım dakikada iki bombayı patlatamaz. Buradan mutlaka destek almış olması lazım. Bu desteğin ortaya çıkartılması lazım aksi taktirde, hepimiz her gün bu tehdidi yaşamaya devam edeceğiz. Çünkü yerelde IŞİD bağlantılı ve destek sunan güçler hücre örgütlenmesi şeklinde şu anda kaygım o ki Türkiye’nin yüzlerce yerinde eylem talimatı bekliyorlar. Bunu önlemenin yolu Diyarbakır miting katliamının sorumlularının devlet içindeki hükümet bağlantılı sorumlularında çıkarılması deşifre edilmesidir. Hükümet bu iş bizimle bağlantılı değil diyorsa samimiyet görmek istiyoruz. Bu da açık, adil bir sonuçla mümkün olur” dedi.
-“BAZI PARTİLER BAŞSAĞLIĞI DİLEMEDİLER”-
Diyarbakır’da yaşanan patlama sonrası bazı partilerin başsağlığı dilemediğini belirten Demirtaş, “Türkiye'de bazı partiler başsağlığı, üzüntü bile dilemediler. Bundan ne anlayacağız demek ki mutluluk duydular. Acı paylaşmayan bundan mutluluk duyar, böyle anlarız biz. Ama biz Türkiye’de barış kazanacak dedik” diye konuştu.
-“EVLERİNDE SİLAHLANDIRILMIŞ DURUMDALAR”-
Diyarbakır’daKİ Hüda-Par olaylarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Demirtaş, “Tezgah şu şekilde dönüyor; bölgede yaklaşık 100 kişiye dönük PKK’nın veya IŞİD’in suikast yapacağı istihbaratı dolaştırılıyor önce. Emniyet de tedbir amaçlı bu kişileri tebligat yapıyor. Bu dernek başkanına da tebligat yapılıyor ve iki gün sonra bu kişi öldürülüyor. Birçok Hizbullah militanı, elemanı şu anda Diyarbakır'da ve birçok şehirde silahlandırılmış durumda. Evlerinde silahlandırılmış durumdalar. Kendilerine dönük saldırı olduğunda kim kimi vuracak o da belirlenmiş durumda.
Dolayısıyla dernek başkanı vurulduğunda, kimler hangi dakikada kimi vuracak o da belirlenmiş durumda. Anında Hizbullahçılar harekete geçip dört arkadaşımızı katlediyorlar. Hizbullah 'biz provokasyona' gelmeyiz diyorlarsa, bu alçaklığı sadece kınayabilirim. ‘Yok biz provokasyona geldik kullandılar, dernek başkanımızı vurdurdular, sonra bizi harekete geçirip HDP'lileri infaz ettirdiler’ diyorlarsa, halktan özür dilemeleri ve bu tezgahlara düşemeyeceklerine dahil akıllarını başlarına aldıklarına dair açıklamalar yapmaları lazım. Hep bu şekilde ucuz kullanılmaya devam mı edecekler? 90’larda ki gibi.Biz kimseye bugüne kadar parti olarak asla ne hedef gösterdik, ne de kimseyi hedefe koyacak bir anlayışımız olabilir. Ne bize bağlı silahlı bir birim vardır, ne de böyle bir şeyin imkanı vardır. Biz kendi sempatizanlarımızı da evlerde silahlandırmadık” dedi.
-“KAÇ POMPALI TÜFEK SATIŞI OLMUŞ?”-
Demirtaş, “Son dönemde Diyarbakır’da, Batman’da, Van’da kaç pompalı tüfek satışı olmuş? Nereye gitmiş bu pompalı tüfekler? Kimin evinde hazır bekliyor? Ortaya çıkarılıp tedbirlerin alınması lazım. Tezgah buralarda bu şekilde dönüyor. Halkımız dikkatli duyarlı olmalı. Ortada bir Kürt - Müslüman savaşı yok. Böyle saçmalık mı olur? HDP’ye oy veren bu topraklarda ki yüzde 85’i Müslüman inanlardır. Ortada IŞID tecavüz ordusu ve onun yerel işbirlikçilerine karşı halkın onurlu direnişi var” dedi.
-“KİM KİME NASIL KULLANDIRILDIĞINA BİR DAHA BAKSIN”-
Bu topraklarda kendileri gibi düşünen ya da düşünmeyen herkes ile barış ve kardeşlik içerinde yaşama taraftarı olduklarını dile getiren Demirtaş, “HDP güçlendikçe bütün kadrolarımız daha fazla hizmet sorumluluğu ile çalışmak zorunda. Bize oy vermeyenleri ne ezme, ne yok sayma gibi bir anlayışımız olmayacaktır. Bu topraklarda herkesin siyaset yapma hakkı var. Bu hakkı veren de tanıyan da biz değiliz, halktır. Ama kirli oyunlar, ucuz tezgahlar, kirli propagandalar, infaz timleri oluşturarak, HDP'yi geri adım attıracak bir silahlı çete kurarak bunları yapabileceğini düşünenler, devletten güç alarak bunu yapabilirim diye düşünenler yanılırlar. Halka kaybettirir, halk zarar görür ama en nihayetinde barış, çözüm kazanır. Gün birbirimizi tehdit etme günü değildir. Biz iyi niyetliyiz. Gerçekten bu topraklarda ortak barışı yakalamak istiyoruz. Kim kime nasıl kullandırıldığını 6-8 Ekim'den başlayarak bir daha baksınlar” dedi.

 

Yeni Konular

Üst