Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Kişinin Kendisini Anlatımı

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 2,614

telrunya

Yeni Üye
Katılım
18 Kas 2009
Mesajlar
531
Tepkime puanı
2
Puanları
18
Yaş
35
Soru: Anlatım benim için çok önemli görünüyor. Kendimi bir sanatçı olarak ifade etmem gerekiyor, yoksa soluğum tıkanıyor ve büyük bir hayal kırıklığına uğruyorum. Bir erkeğin, bir kadına aşkını kelimelerle ve hareketlerle anlatması gerektiği gibi, benim de kendimi sanata vermemin gerekliliği, bir sanatçı olarak çok doğal benim için. Ama tüm bu anlatımın içinde, pek anlamadığım bir çeşit acı var. Kişinin en derin duygularını tuval üzerinde ya da başka bir ortamda anlatmasında derin bir çatışma var; sanırım sanatçıların çoğu benimle uyuşurlar bu konuda. Kişinin bu acıdan kurtulup kurtulamayacağını, yoksa anlatımın hep acı mı getirdiğini merak ediyorum.

Krishnamurti: Anlatımın gereği ne ve acı çekmek bunun içine nereden giriyor? Kişi hep daha çok ve daha derinden, daha bol ve dolu dolu anlatmaya çalışmıyor mu; kişi anlatmış olduğu şeyle doyum sağlamış mı hiç? Derin bir duygu ve bunun anlatımı, aynı şey değildir; ikisi arasında geniş bir ayrım vardır ve anlatım, eğer güçlü duyguya uygun düşmezse hep hayal kırıklığı vardır. Olasılıkla, acının nedenlerinden bir tanesi budur; sanatçının duygusunu dile getirişteki uygunsuzluğun verdiği doyumsuzluk... Bunun içinde çatışma bulunur, çatışmaysa bir enerji savurganlığıdır. Bir sanatçının oldukça inanılır, güçlü bir duygusu vardır; tuval üzerinde ifade eder onu. Bu anlatım, bazı insanların hoşuna gider ve yapıtını satın alırlar; sanatçı da para ve ün kazanır. Onun anlatımı ilgiyi çekmiş ve saygınlık kazanmıştır. Yapıtını işler, onun peşine düşer, geliştirir onu ama hep kendi kendisini taklit etmektedir. Bu anlatım, bir "alışkanlık", bir "stil" olmuştur; anlatım giderek daha önemli olur ve sonunda duygudan daha önemli olur; en sonunda da duygu buharlaşır. Sanatçı, başarılı bir ressam olmanın toplumsal sonuçlarıyla kala kalmıştır: Salon ve galerinin satış yeri, uzmanlar, eleştirmenler; toplum için resim yapmaktadır, aynı toplum tarafından tutsak alınmıştır. Duygu, çoktan gözden yitmiştir; anlatım, geriye kalmış boş bir kabuktur. Sonuç olarak, bu anlatım bile çekiciliğini yitirir en sonunda, çünkü ifade edeceği hiçbir şeyi kalmamıştır; bir hareket, anlamı olmayan bir kelime olmuştur. Toplumun yıkıcı sürecinin parçasıdır bu. İyinin yıkıcılığıdır bu.

Soru: Anlatımın içinde yitmeksizin duygu olduğu gibi kalamaz mı?

Krishnamurti: Zevk verici, doyuma ulaştırıcı ya da karlı olduğu için "anlatım" en önemli şey olunca; anlatım ve duygu arasında bir yarık oluşuyor. "Duygu" "anlatım" olunca, çatışma ortaya çıkmaz; orada çelişki olmaz, bu yüzden de çatışma da olmaz. Ama kar ve düşünce araya girdiği zaman, bu duygu, hırs yoluyla yitirilir. Duyguya olan tutkunluk, anlatıma olan tutkunluktan bütünüyle değişiktir; insanların çoğu ise anlatımın tutkusuna yakalanırlar. Demek ki; "iyi" ve "zevk verici" arasındaki olan bu bölünme hep var.

Soru: Bu hırs akımına yakalanmaksızın yaşayabilir miyim?

Krishnamurti: Eğer önemli olan "duygu" ise, "anlatım"ı hiçbir zaman istemezsiniz. Duyguya ya sahipsinizdir ya da sahip değilsinizdir. Eğer anlatımı istiyorsanız, sanatçılığı değil, karı istiyorsunuz. Sanatçılık, hiçbir zaman hesaba katılmayandır: Yaşamaktır o.

Soru: O zaman, "yaşamak" nedir? "Olmak" nedir, kendi içinde bütün olan o duygu nedir? Anlatımın konunun dışında olduğunu şimdi anladım.

Krishnamurti: Çatışmasız yaşamaktır o.
 

turko29

Yeni Üye
Katılım
20 Şub 2010
Mesajlar
322
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
67
Soru: O zaman, "yaşamak" nedir? "Olmak" nedir, kendi içinde bütün olan o duygu nedir? Anlatımın konunun dışında olduğunu şimdi anladım.

Krishnamurti: Çatışmasız yaşamaktır o.


Çok güzel bir konuya değinmiş, hala bu felsefenin içine giremedim, mutlaka bir kaç kitabını okumalıyım...
Çatışmasız yaşamaktaki ne yi anlatmak istediğini anlayamadım, sanırım yazının kısalığından olsa gerek, çatışma çünkü yaşamın oluşumu ve gelişimi için en doğal ve temel etmen...
 
M

monaliza

Ziyaretçi
Bence çok güzel bir konu.Tüm yaşam anlarına yayıldığında her zerreye anlam katan bir içeriğe sahip.
Bana göre; "çelişkisiz" yaşam ilk adımdır "çatışmasız" yaşama...Ve gerçek tat o noktada başlar.
Kendi duygularınızdan eminseniz, ne istediğinizi biliyorsanız, "çelişkiniz" ve "çatışmanız"ı gömmüşseniz
bir daha su yüzüne çıkartmamak üzere, "yaşam sanatının sanatkarı" olmuşsunuz demektir.
İçinizdeki sanatçı ruhla,mutlu bir yaşam sürmek içsel anlamda mümkün. Bazen dış dünyaya intikali
sancılı gibi yansıyabilse de, bazen her duygunun özcesine ifadesinin olanaksızlığındandır.

Yaşamsal olgunluğa erişmişliğin son noktası olsa gerek. Biraz ütopik görünse de...
Neden olmasın?
 

telrunya

Yeni Üye
Katılım
18 Kas 2009
Mesajlar
531
Tepkime puanı
2
Puanları
18
Yaş
35
Çatışmasız yaşamaktaki ne yi anlatmak istediğini anlayamadım, sanırım yazının kısalığından olsa gerek, çatışma çünkü yaşamın oluşumu ve gelişimi için en doğal ve temel etmen...

"Duygu" = "anlatım" olunca, çatışma ortaya çıkmaz; orada çelişki olmaz, bu yüzden de çatışma da olmaz. Ama kar ve düşünce araya girdiği zaman, bu duygu, hırs yoluyla yitirilir.
 

turko29

Yeni Üye
Katılım
20 Şub 2010
Mesajlar
322
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
67
"Duygu" = "anlatım" olunca, çatışma ortaya çıkmaz; orada çelişki olmaz, bu yüzden de çatışma da olmaz. Ama kar ve düşünce araya girdiği zaman, bu duygu, hırs yoluyla yitirilir.

Anlatım varsa dinleme vardır, Artı varsa eksi vardır, karşıtların birlikteliği. bu ikilemin bir birinden ayrılması mümkün değildir, burda mutlaka kitabın farklı bir yerinde bunu açmış olması gerekir...
Duygu anlatım yerine konduğunda anlatım için gerekli olan birikimde zaten bir mücadele sorgulama sonucu ile oluşur, anlatımın sürmeside bu birikimin takviyesi ile devam eder...
Yazı gerçekten çok hoş ve ilgimi çekiyor severek okuyorum, Antalyada Orjinal kitap satışı yok gibi bu nedenle elde etmem şipariş usuli olduğu için henüz elime geçmedi...
 

telrunya

Yeni Üye
Katılım
18 Kas 2009
Mesajlar
531
Tepkime puanı
2
Puanları
18
Yaş
35
Karşıtların birliği fikrine katılıyorum, hep belirtirim. Fakat duygulanım yerini anlatım olursa girilebilecek kısır döngüleri öngörmesi konusunda haklı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca anlatımda çatışma olabilir de; duygularda olabilir mi?
Yazı ne yazık ki bu kadar, kitaplarınızı okuduğunuzda devamını sizden bekleyebilir miyiz? 🙂
 

turko29

Yeni Üye
Katılım
20 Şub 2010
Mesajlar
322
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
67
Bir gelse, Dernekteki Kitap Pazarlaması yapan bir arkadaş kanalı ile sipariş verdim, bekliyorum, sanırım hafta sonuna geçer elime... Hangisini bulursa diye listeyi verdim, elbetteki aktarmaya çalışırım...
 

UpBot

Yeni Üye
Katılım
14 Ocak 2021
Mesajlar
1,017
Tepkime puanı
5
Puanları
38
Yeni düşüncelere açığız
 

Yeni Konular

Üst