- 9 Nis 2012
- 14
- 0
- 0
- 33
İnsan anca mutsuz olduğunda kendini düşünür. Bilmem bana katılır mısınız, umrumda olduğundan değil ya. Hep birileri için mücadele ediyoruz. Hep birileri üzülmesin diye uğraşıyoruz. Onlar mutlu olsun diye kendimizden ödün veriyoruz. Fark etmesek bile kendi benliğimizi, güzelliğimizi kaybediyoruz. Çevremizdekilerin çıkarlarına göre hareket ediyoruz hep. Onların mutluluğunun bize yararı varmış gibi. Fazla safız, gülen bir yüze kanıyoruz. Birgün toz pembe duvarlarımız kalkıyor, insanların gerçekliğiyle yüzleşiyoruz. Ya da ödün vere vere kendimiz de bir şeyin kalmadığını fark ediyoruz. Duygusuzlaşıyoruz, katılaşıyoruz bir anda. Ne kadar gereksiz oysa. Bir anda her şeyin boş olduğunu görüp, tam tersi istikamette hareket etmek. Neden anca canımız yandığında yapıyoruz bunu? Neden paramparça olduktan sonra görüyoruz maskeler altına saklanmış çürümüş gerçekleri? Ben bildiğimi söylerim, bu dünya acı ve kederle dolu. Yalan, yapmacık gülüşler yerine insan bunların farkında olarak yaşamalı. Yaşamalı ki acıyla bütünleşsin onu her hücresinde hissedemesin.
Mutluluk diye bir şey yok mu? Tabii ki var. Fakat sizin bildiğiniz sahte gülüşlerle, yapmacık hal ve tavırlarla gelen plastik olan mutluluk değil bahsettiğim. Kendi içimize döndüğümüzde bizi bir anlığına bu acı dünyasından uzaklaştırabilen mutluluktan bahsediyorum ben. Bu da öyle kolayca elde edilmiyor. Önce kendini o soytarılıktan kurtarıp, bencil olman gerek. Bencil oldukça daha fazla kalacaksın kendi iç dünyanla. Hep aklının bir kenarına köşesine itelediğin sorularını bulacaksın. Soruların ne olduğu önemli değil, isterlerse diğer insanlar için çok saçmasapan olsunlar. Onlara cevaplar bulacaksın. Cevaplar buldukça rahatlayacaksın. Hepsine bulamayacaksın elbette fakat pes etmeyeceksin. Sorabilecek sorun varsa bulabileceğin bir cevap her zaman vardır. Aklından çıkarmayacaksın. Saf mutluluğu böyle bulacaksın işte. Duru ve şüphesi kalmayan bir akılla. O zaman seni ne acılar ne de üzüntüler etkileyecek. Bileceksin ki sakin olabiliyorsun, her şeye rağmen gülebiliyorsun.
Mutluluk diye bir şey yok mu? Tabii ki var. Fakat sizin bildiğiniz sahte gülüşlerle, yapmacık hal ve tavırlarla gelen plastik olan mutluluk değil bahsettiğim. Kendi içimize döndüğümüzde bizi bir anlığına bu acı dünyasından uzaklaştırabilen mutluluktan bahsediyorum ben. Bu da öyle kolayca elde edilmiyor. Önce kendini o soytarılıktan kurtarıp, bencil olman gerek. Bencil oldukça daha fazla kalacaksın kendi iç dünyanla. Hep aklının bir kenarına köşesine itelediğin sorularını bulacaksın. Soruların ne olduğu önemli değil, isterlerse diğer insanlar için çok saçmasapan olsunlar. Onlara cevaplar bulacaksın. Cevaplar buldukça rahatlayacaksın. Hepsine bulamayacaksın elbette fakat pes etmeyeceksin. Sorabilecek sorun varsa bulabileceğin bir cevap her zaman vardır. Aklından çıkarmayacaksın. Saf mutluluğu böyle bulacaksın işte. Duru ve şüphesi kalmayan bir akılla. O zaman seni ne acılar ne de üzüntüler etkileyecek. Bileceksin ki sakin olabiliyorsun, her şeye rağmen gülebiliyorsun.