- 19 Ağu 2008
- 3,589
- 179
- 63
- 62
Teknik ilerledikçe buna bağlı ürünler sosyal hayatı öyle-böyle etkilemeye başlar. İnsan, hayatı kolaylaştırmak ve zenginleştirmek için tekniği kullanırken yine aynı ediminden dolayı yaşam alanlarını bir-bir daraltmaktadır. Bin-bir türlü kıtlık çeşidi vardır; bunlardan biri de, zaman kıtlığıdır. Teknik ilerleme ile zaman kıtlığı at-başı yarışır. –tersine bir gelişme beklenir- iken öyle değil...Zamanı ölçmeye çalışan insan, onu kovalamaya ve giderek onun bir dişlisi haline gelmeye başlar. Böylece zaman denen mefhum insana yetmez olur. Daha sonra kurulu saatlerle hayata gözlerini her gün yeniden açan insan, yine saatini kurarak uykuya dalmaya başlar. Zamana kıtlık-kıran girmiştir bir kez...Doğa-ana cömerttir; karnı deşilmese bile tohumunu sarp kayalarda verir; öyle ise kıtlık denilen bu mefhumu da insan denilen canlı türü icad etmiş sayılmalıdır. Dikkatle bakıldığına rahatlıkla görülebileceği gibi tüm kıtlıkları insanlar yaratmıştır. –yokluk ve kıtlık arasındaki ince fark dikkatlerden kaçmamalıdır-
Numaratörler ile zaman kıtlığı aşılabilir mi? Ya da, hak kayıplarının önüne geçilebilir mi?
Numaratörler ile zaman kıtlığı aşılabilir mi? Ya da, hak kayıplarının önüne geçilebilir mi?