Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Ölüm Cezası

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 5,050

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
yarın çıkıp biri bu dünaydaki herkesi öldürebilir, ya da olmadı
yarın çıkıp bu dünyadaki herkesi öldürebilirim ve yalnız danesedebilirim ve sonra çıkıp kendimi de öldürürüm belki ve kisme dansetmez
(dünyanın bomboş olduğunu-kaldığını düşündüm bi an da)

(değil mi ki bir insan öldüren herkesi öldürmüş oldu- (ve ben henüz bildiğim kadarıyla herkesi öldürmedim))
ama o tüm toplumu ve bizleri de öldürdü bu doğruyasa ve bu yorum doğruysa
ve bizler bu durumda- birileri bizi/bizleri de öldürdüğünden bu yana yaşamıyoruz
öldürüldük- onun tarafından; hem de tam şimdi ;ve bir suç tabi ki topluma karşı işleniyorsa tabi ki öldürüldük-toplum olmanın bedeli bu!

tabi ki toplum yasaları çiğnendi ve toplumu bi arada tutan ya da tutması beklenen uyum yasaları zedelendi ve çiğnendi-aşıldı, Bir toplum üyesi uymadı o sınıra ve geçti sınırı hem de bizi en zorlayacak ve rahatsız edecek biçimde geçti ve aştı haddini
ve biz-bizler (de) öldürüldük, Öldürüldük onun tarafından bu halde değil m?
ve bin kez öldürülsek onun tarafından kurtulamaycağız bu yaptığından ve bin kez öldürsek onu unutmayacağız-unutamaycağız bunu artık

Üç gün öncesinde sıradan bir insan ve toplum bireyi olan bu kişi insan öldürmemiş bir insan olarak yaşıyordu aramızda ve suçsuz
ve eğer -ilginçtir- bir caydırıcılık ile bu gerçekleşmemiş olsaydı biz her gün bu suçlu ile yüzleşmemize rağmen bu suç ile yüzleşmeyecektik hiç
ve biz bunu bilmeycektik ve tanımaycaktık ta onu; sıradan bi insan olarak aramızda yaşmaya da devam edecekti

eylem ise öldürmek; sonuç; ama asıl eylem ise yaptığını/yapacağını ve yapamadığını örtmek-saklamak ve şuçunu (toplumdan) gizlemek ve tanıklık
kimden? kişinin topluma karşı tanıklığından
,
O, bir toplumu öldürdü/çatıştırdı-didiştirdi -tartıştırdı; Ve o tüm bir toplumu yargıladı-yargılattı
Ve o küresel bi eylem dalgası gibi onlarca insanı sokağa döktü

Ve o bir toplumu lanetledi-cezaladı, rahatsız ve huzursuz etti-bunu başardı

suç işlemekten korkmadı ve çekinmedi ve bu toplumdan ve cezalarınadan da korkmadı ve ve bunu yaptı
bizi çiğnedi -toplumu çiğnedi; rahat ve umutsuz yaşamlarımızı huzursuz etti; durduğu yerden durduk yere böyle yaptı

değil mi ki eğer insanın kaybedecek bi hayatı yoksa-rahat huzur ve bilmem ne içinde devinmiyorsa neyi var kaybedecek; sorumlulukları mı?
 

alpine

Yeni Üye
Katılım
11 Nis 2009
Mesajlar
480
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
[MENTION=4198]donkişot[/MENTION]

Tecavüz ve şiddet dünyanın tüm ülkelerinde var. Kadına yönelik şiddet değil sadece şiddetin her türü için önlem alınması gerekiyor. Mesela kadın sünneti gibi bir vahşet bu dünyanın bazı bölgelerinde halen yaşanmaya devam ediyor. Bu duruma mağruz kalan kadınlar için kimi idam edeceksin? Canlı canlı sağlıksız koşulllarda uğradıkları zulüm tecavüz kadar korkunç değil mi? İdam etsen o çektikleri acı ve ömür boyu ruhunda ve bedeninde kalan izleri silebilecek misin? Küçücük bir çocuğa taciz uygulayan bir adamı idam etsen o çocuk ne kazanacak? Mehmet'i idam etsen Ahmet çıkacak onu idam edeceksin ardından başkası çıkacak ve X,Y,Z v.s. asla sonu gelmeyecek.

İdam caydırıcı bir uygulama olmuş olsaydı uygulanan ülkelerde suç oranında ciddi oranda azalma olması gerekiyordu. İstatistiklere baktığın zaman idam uygulanan ülkelerde suç oranında çok büyük miktarda azalma olmadığı görülüyor, neden peki? Çünkü; suçun niteliğine göre o suçu işleyen kişilerin profili de değişiyor. Hırsızlık yapan birisi için ağır bir ceza caydırıcı olabilecekken tecavüz, cinayet, sadistlik v.s. gibi durumlarda cezanın ağırlığı hiç bir şey ifade etmiyor çünkü zaten bu eylemi gerçekleştiren kişiler o an için veya öncesinde sağlıklı düşünebilen bireyler değildir. Yakalanmak istemezler fakat yakalandıklarında alacakları cezanın ne olduğu hiç de umurlarında değildir. Sadece ve sadece yakalanmamaya odaklanmışlardır. Bu niyetteki bireyleri idam etmen geride kalanların intikam duygusunu tatmin etmekten başka bir işe yaramayacaktır çünkü başka hasta ruhlu bireyler aynı şekilde davranmaya devam edecektir.

Bireyleri sağlıklı bir ortamda yetiştirmezsen suç oranını azaltamazsın. Kötü ortamda yetişen ruh sağlığı bozuk çocuklar er geç bir gün şiddete başvuracak ve sonunu da asla düşünmeyeceklerdir. Bu durumda idam ettiğin kişilerin kimseye bir faydası yoktur. Yapılan araştırmalar çocuklarda ağır ceza, şiddet v.s. gibi durumların kötü etki yaptığını ve suç işlemeye yöneldiklerini gösteriyor.

Hapishane koşulları daha iyi hale getirilip, kişiyi yeniden topluma kazandırmaya çalışılmazsa hapisten çıkan kişinin yeniden suç işleme olasılığı da çok yüksektir. Bu durum suçluya verilen bir ödül olarak kabul edilmemelidir. Her suçlu (basit suç işleyen)cezaevine de gönderilmemelidir ki ağır suçlular ile gereken şekilde ilgilenebilinsin.

Çok çocuk yapmak marifet değil doğru düzgün eğitim verebileceğin tek bir çocuk yeterlidir. Nüfus artışı sağlamak için eğitimsiz bireylerden oluşan toplumlar inşa edersen suç oranındaki artışı da ağır cezalar ile önlemeye çalışırsın ve en başa dönersin, elde var sıfır...

Insanlarin idam edilmesinin sebebi, gelecekte bu sucu isleme ihtimali bulunanlari caydirmak degil, bu sucu islemis insani toplumdan cikarip almaktir diye dusunuyorum. Cunku dikkat ederseniz, bu suc baglaminda, sucu isleyenin yakalaninca ne olacagini, ve hatta olaylarin sonucta varacagi noktayi bile gormekten aciz oldugunu fark edeceksiniz. Bu tur insanlar, toplum icin birer tehdittir, tarlamizdaki yaban otudur. O veya bu sekilde yolunmalari sarttir.

Vergimizden kestigi parayla bize kabadayilik yapan devlet, bu insanlari o veya bu sekilde ya islah edecek, ya tecrit edecek, yada oldurecek. En medeni ve zor olani islah etmektir, daha az medeni daha kolay olani tecrit etmektir, en medeniyet disi olani oldurmektir.

Ancak sonucta, oncelikle bu toplumun icerisinde yasayan bireylerin ehemniyetini dusunmeliyiz. Temel olarak bunu aldiktan sonra, bunu en medeni sekilde yapmaya calisiriz, gucumuz yettigi olcude....
 

meyelan

Yeni Üye
Katılım
25 Ağu 2013
Mesajlar
785
Tepkime puanı
26
Puanları
28
Öldürelim gitsin dünyada insan çok nasılsa,olmadı bir aile ölen bir başkasının yerine bi tane daha yapıverir sayısal eşitlik sağlanır.
Ölüm cezası diye bir şeyin bir başka insan eline bırakılabilir bir karar olmasını esef ve hayretle izliyorum.Bunu tartışırken insanın sadece insan olmasından kaynaklı potansiyel bir cani,sapık,sapkın olabileceği gerçeğini atlıyorsunuz sanırım.
Bir çocuk istismarcısını yarın bir meydanda asalım hep birlikte seyretmek için saat onda buluşalım.Bu adam müsveddesinden bir an önce kurtulalım ,onun vincin ucunda asılı bedenini herkes görsün onun bilmem kaç yaşlarında iki çocuğuda meydana alınmasada bir yolunu bulup babasını seyretsin.
Ne yaptık şimdi biz iki insan daha kaybettik,babası devletin ve toplumun ''iftira''edip canına kastettiği badem gözlü bir azizdi çünkü.O na bu cezayı reva gören toplum ilk düşmanımdır diye başlayan gizli andlara yol açtık.
Çok tek yönlü oldu haklısınız çünkü ölümle sonuç bulamazsınız caydırıcı cezalandırma bu değil.

Gerçek bir ceza onun yaşama ve umuda dair her varlığını öldürerek tasarlanmalı,bunun için profesyonel bir bakış bulunmalı mesela kafa yormalı ..ama nefes almasına engel olmamalı..
(İçimdeki hümanisti bakkala gönderdim.)
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,763
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Bu tür vahşete imza atan kişilerin ceza indirimi almadan çok uzun süre hapiste tutulması ve bu süre zarfında islah edilmesi yeterince adil gibi görünmese de bu dünyada tam adalet sağlamanın mümkün olamayacığı bilinci ile hareket edersek, yeterli olmak zorundadır. Zaten ülkemizde yaşanan en büyük problem ceza alan kişilerin çok kısa sürede dışarı çıkartılması ve içeride kaldığı sürede topluma yeniden kazandırılmak yerine suç makinesine dönüşmesidir. İdam etmek ise suçluyu başından atmanın en kısa ve zahmetsiz yoludur. Böylece öldürülen kişinin intikamı da alınmış olur.

İnsan olduğumuzu iddia ediyorsak insanlık dışı davranış sergileyenlerle aynı seviyeye inmek, kötü ile kötü ya da cana can iddiasında bulunmak bana göre tercih edilemez bir seçenektir. Kaldı ki bu tür vahşete karışan kişilerin korkusu ölmemek değil yakalanmamak ve beraberinde çok uzun süre hapiste kalmamaktır. Bu fikire bile tahammül edemedikleri için toplu katliam gerçekleştirenler veya planlı adam öldürenler şayet yakalanma riskleri varsa 1 kurşun da kendilerine sıkarlar. Münevver'i öldüren çocuk kaçabildiği kadar kaçtı ve yaptığı vahşetle kıyaslanamayacak kadar kısa bir süre hapiste kalmaya bile tahammül edemeden intihar etti. O gün idam edilmiş olsa ne değişecekti bugün ne değişti? Münevver geri geldi mi ya da sevenleri rahata kavuştu mu peki ya adalet yerini buldu mu? Laf atana laf mı atacağız, sarkıntılık yapana sarkıntılık mı edeceğiz? Donkişot, nasıl bir mantıktır bu anlamak mümkün değil.

Hiçbir suç cezasız kalmamalı fakat ceza vermek intikam almaya ya da işkenceye de dönüşmemelidir. Her suçlu zamanında yakalanmalı ve adalet karşısında hesap verip, hakettiği cezayı da hiçbir indirim almadan yaşamalıdır. Bu süre zarfında da iyileştirmek için de ne gerekiyorsa onun da yapılması gerekiyor.

Az önce haberlerde gördüm yine Manisa'da 20 yaşlarında yanmış bir genç kız cesedi bulunmuş. Tüm mesele bu ve benzeri olayların yaşanmaması için ne yapmak gerektiğidir. Suçluların hemen bulunması, uygun cezaya çarptırılması hukuk sisteminin görevidir ancak bu aşamaya gelmeden neler yapılabileceği de hepimizin sorunudur yani donkişotun hayalet kabul ettiği tüm toplumun meselesidir.Bu suçlular mantar gibi yerden bitmediğine göre bu aşamaya gelene kadar yakın çevrelerinin ve (hayalet) toplumun hiç mi suçu yok?
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,763
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Öldürelim gitsin dünyada insan çok nasılsa,olmadı bir aile ölen bir başkasının yerine bi tane daha yapıverir sayısal eşitlik sağlanır.
Ölüm cezası diye bir şeyin bir başka insan eline bırakılabilir bir karar olmasını esef ve hayretle izliyorum.Bunu tartışırken insanın sadece insan olmasından kaynaklı potansiyel bir cani,sapık,sapkın olabileceği gerçeğini atlıyorsunuz sanırım.
Bir çocuk istismarcısını yarın bir meydanda asalım hep birlikte seyretmek için saat onda buluşalım.Bu adam müsveddesinden bir an önce kurtulalım ,onun vincin ucunda asılı bedenini herkes görsün onun bilmem kaç yaşlarında iki çocuğuda meydana alınmasada bir yolunu bulup babasını seyretsin.
Ne yaptık şimdi biz iki insan daha kaybettik,babası devletin ve toplumun ''iftira''edip canına kastettiği badem gözlü bir azizdi çünkü.O na bu cezayı reva gören toplum ilk düşmanımdır diye başlayan gizli andlara yol açtık.
Çok tek yönlü oldu haklısınız çünkü ölümle sonuç bulamazsınız caydırıcı cezalandırma bu değil.

Gerçek bir ceza onun yaşama ve umuda dair her varlığını öldürerek tasarlanmalı,bunun için profesyonel bir bakış bulunmalı mesela kafa yormalı ..ama nefes almasına engel olmamalı..
(İçimdeki hümanisti bakkala gönderdim.)

Son paragrafa katılmıyorum tam tersi suçlular işkenceye varan tarzda şartlara mağruz bırakılıp, tekrar dışarı çıkarsa öldürmeye veya suç işlemeye devam edecektir. İyileştirmek için yapılan çalışmalar o suçluya ödül değildir tam tersi bizlere ve daha sonra zarar verebileceklerine ödüldür.
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,763
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Insanlarin idam edilmesinin sebebi, gelecekte bu sucu isleme ihtimali bulunanlari caydirmak degil, bu sucu islemis insani toplumdan cikarip almaktir diye dusunuyorum. Cunku dikkat ederseniz, bu suc baglaminda, sucu isleyenin yakalaninca ne olacagini, ve hatta olaylarin sonucta varacagi noktayi bile gormekten aciz oldugunu fark edeceksiniz. Bu tur insanlar, toplum icin birer tehdittir, tarlamizdaki yaban otudur. O veya bu sekilde yolunmalari sarttir.

Vergimizden kestigi parayla bize kabadayilik yapan devlet, bu insanlari o veya bu sekilde ya islah edecek, ya tecrit edecek, yada oldurecek. En medeni ve zor olani islah etmektir, daha az medeni daha kolay olani tecrit etmektir, en medeniyet disi olani oldurmektir.

Ancak sonucta, oncelikle bu toplumun icerisinde yasayan bireylerin ehemniyetini dusunmeliyiz. Temel olarak bunu aldiktan sonra, bunu en medeni sekilde yapmaya calisiriz, gucumuz yettigi olcude....

Bazı insanlar idamı caydırıcı bir ceza kabul ediyorlar. İdam uygulanırsa suçun azalacağına inançları var. Oysa ki idam uygulanan ülkelerde bu azalma gerçekleşmiyor.

Medeni olmak ve herşeyden önce insan olmak, ıslah etmeye çalışmaktır. Bu konuda [MENTION=4939]heval yaga[/MENTION] ve@sanalmanik de yeterince şey yazmış zaten yazdıklarının çoğuna katılıyorum.

Aslında bu konuda boşuna tartışıyoruz çünkü idam cezası ülkemizde uygulanması mümkün olmayan bir seçenek, bu sebeple uygulanabilir seçeneklere kafa yormak gerekiyor.
 

ls2

Kahin
Onursal Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,737
Tepkime puanı
180
Puanları
63
Ben toplumu ve toplum bilincini hiçe saymıyorum.

yaptığım şey ; benim ölüm cezası için dayanağım olan vicdan ve adalet kavramlarının sizin dayanaklarınızdan daha sağlam,daha güvenilir,daha rasyonel olduğunu tanıtlamaya/ispatlamaya çalışmaktır.

Asla değiştiremeyeceğimiz 2 şey var; şiddet (saldırganlık) ve cinsellik.

Bunlar doğal dürtülerimiz. öyleyse şiddete karşı şiddet. sizlerin hayali toplumsal çözümlemelerinizden çok daha gerçekçidir.

öyleyse yine benim savlarım karşı olanlarınkinden güçlüdür.

***

Bu konuyu iddialı savunacağımı söylemiştim. bu yüzden biraz tarzımın dışına çıkarak sert vurgular yapıyorum. kimse yanlış anlamasın lütfen. eğer düşüncelerim yıkılırsa veya anti tez geliştiremeyeceğim gerçeklere işaret ederseniz kabullenirim. bir tartışmayı kazanmak veya savunmak adına kasmak,sündürmek asla tarzım değildir. sevgi ve saygılarımla.
 

meyelan

Yeni Üye
Katılım
25 Ağu 2013
Mesajlar
785
Tepkime puanı
26
Puanları
28
Şer i sistem üzerinden mi bakıyorsun [MENTION=4198]donkişot[/MENTION] şeriat düzeniyle yol alabileceğimiz bir toplumda yaşamıyoruz biliyorsun.Öldüreni aynı sistemle öldürmek -ki şer i ise işkence yapmadan öldürmek gerekir- aynı toplumun vicdanını rahatlatmaya yeter mi.İran da islam kurulu bu tip uygulamalar yapıyor olsada toplumun tamamı önlenemez bir şekilde salt islam ahlakı ile ahlaklanmadığından var din kuralları uygulayan sokak arası polisleri.
Sosyal bir adaletin olmadığı olacağına dair bir ümidinde olmadığı bu toplumda kişisel çıkar dışında yaşama şansı olmayan bireyler doğru kararlar verip birini doğru yargılayıp doğru sonuca ulaşacak dinamiklere sahip değiller.
Cinnet geçirdi ailesini öldürdü dediğimizde dün halim selim işinde gücünde aile babasını bir anda minicik yavrusunun katili yapan şiddete meylin önüne ne geçer onu bulmalı.Toplum vicdanı önce suça iten unsurları kaldırmaya çalıştığında iş yapmış olur.Olduktan sonra vaveyl edip linç edelim psikolojisi ile hareket etmek aslında yarının canilerine ,hakketti hakkını verdik tanrılarına,yarında seni gözüm tutmazsa bana yan bakarsan canını alırımcılara yol açmaktır.
İnsanın adaleti denen şey öyle muğlak ve subjektiftir ki elimi hertaşın altına koyarım ama cana gözdikme işine her durumda karşıyım,bence bu ..
 

ls2

Kahin
Onursal Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,737
Tepkime puanı
180
Puanları
63
Şer i sistem üzerinden mi bakıyorsun @donkişot şeriat düzeniyle yol alabileceğimiz bir toplumda yaşamıyoruz biliyorsun.Öldüreni aynı sistemle öldürmek -ki şer i ise işkence yapmadan öldürmek gerekir- aynı toplumun vicdanını rahatlatmaya yeter mi.İran da islam kurulu bu tip uygulamalar yapıyor olsada toplumun tamamı önlenemez bir şekilde salt islam ahlakı ile ahlaklanmadığından var din kuralları uygulayan sokak arası polisleri.
Sosyal bir adaletin olmadığı olacağına dair bir ümidinde olmadığı bu toplumda kişisel çıkar dışında yaşama şansı olmayan bireyler doğru kararlar verip birini doğru yargılayıp doğru sonuca ulaşacak dinamiklere sahip değiller.
Cinnet geçirdi ailesini öldürdü dediğimizde dün halim selim işinde gücünde aile babasını bir anda minicik yavrusunun katili yapan şiddete meylin önüne ne geçer onu bulmalı.Toplum vicdanı önce suça iten unsurları kaldırmaya çalıştığında iş yapmış olur.Olduktan sonra vaveyl edip linç edelim psikolojisi ile hareket etmek aslında yarının canilerine ,hakketti hakkını verdik tanrılarına,yarında seni gözüm tutmazsa bana yan bakarsan canını alırımcılara yol açmaktır.
İnsanın adaleti denen şey öyle muğlak ve subjektiftir ki elimi hertaşın altına koyarım ama cana gözdikme işine her durumda karşıyım,bence bu ..

Kesinlikle şeriatla ilgisi yok. kendi düşünce ve duygularım üzerinden konuşuyorum.

bakın; salt islam ahlakı ile ahlaklanmadılar diyorsunuz. böyle birşey asla olmayacak diyorum. bunlar hayal. hayal üzerinden çıkarımlar yapıyorsunuz. bu adalet duygu anlayışınızı zedeliyor diyorum ben. şiddeti,suça iten unsurları ortadan kadırmak falanda yok mümkün değil bunlar ütopya. ütopya üzerinden bir canı kahpece öldüren birinin öldürülemeyeceğini iddia ediyorsunuz. sonra humanizme dalıyorsunuz. ama o öldürdü. bu caninin öldürdüğü insana ne yaptığının farkında olmadığını söylerseniz anlarım. ama empati yapamama olasılığı yok. ona neler hissettirdiğini bildiği halde devam etti değil mi? öyleyse biz ona neden acıyoruz?

suçunun %100 sabit olması şart tabiki ölüm cezası için. bilimin ve teknolojinin çok geliştiği bu devirde bu çok zorda değil..suç sabitliği konusunda itirazım yok.
 

alpine

Yeni Üye
Katılım
11 Nis 2009
Mesajlar
480
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Bazı insanlar idamı caydırıcı bir ceza kabul ediyorlar. İdam uygulanırsa suçun azalacağına inançları var. Oysa ki idam uygulanan ülkelerde bu azalma gerçekleşmiyor.

Medeni olmak ve herşeyden önce insan olmak, ıslah etmeye çalışmaktır. Bu konuda [MENTION=4939]heval yaga[/MENTION] ve@sanalmanik de yeterince şey yazmış zaten yazdıklarının çoğuna katılıyorum.

Aslında bu konuda boşuna tartışıyoruz çünkü idam cezası ülkemizde uygulanması mümkün olmayan bir seçenek, bu sebeple uygulanabilir seçeneklere kafa yormak gerekiyor.

Devletin uygulamasi mumkun degil, burasi dogru, amma, neden uygulanmasi mumkun olmasin?

Burada bir gercekliten bahsediyoruz, bunlar birbirimize kanitlamaya calistigimiz hipotezler degil.

Bundan 10 sene kadar oncesiydi, yolda yururken annesiyle beraber kacirdilar Serpil ogretmeni. Goturduler bir tenha alana, once tecavuz, sonra iskence, gozlerini oyarak oldurduler. Annesininde bogazini kesip oldu diye biraktilar. Kadin olmedi, yasadi. Katillerin yakalanmasini sagladi.

7 sene yattilar, sonra ciktilar.

Simdiiiii, bu insanlar sokaga salindiktan sonrasi icin bir varsayimda bulunalim; bu insanlari bir kosede, kuytuda, karanlikta kistirip, toplumun bekasi adina, baska Serpil ogretmenlere, Ozgecanlara ve nicelerine gecit vermemek adina, hakettikleri cezayi kesmeye kalksa birisi, bu kisiyi siz mi durduracaksiniz?

Cidden, durdurur musunuz?

Hadi durdurmadiniz, peki yargilar misiniz?

Ne ceza vereceksiniz?
 

meyelan

Yeni Üye
Katılım
25 Ağu 2013
Mesajlar
785
Tepkime puanı
26
Puanları
28
Caydırıcı ceza ve iyi hal indirimlerinin kaldırılması yeterli bence .İnsan yanımız şu hani şiddete meyilli olan tarafımız benim evladıma bir halel gelse onu ellerimle parçalarım diyor değil mi çünkü evet bende şiddet içerikliyim neye nasıl kanalize ettiğim kadar da diğer canlılardan farklıyım.
İbret i alem olacaksa eğer; yaşamasına ve yaşam koşullarının tecrit ve müebbet şeklinde umutsuz devamının topluma ilan edilmesine makul bakarım.Katleden tanrıcıkları kendi içleriyle bir ömür başbaşa bırakmak benimde kanalize edebildiğim ehlileştirebildiğim yanım için yeterince şiddet içerir.
 

ls2

Kahin
Onursal Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,737
Tepkime puanı
180
Puanları
63
Ben burada şiddet-nefret söylemlerinde bulunmuyorum..kimse böyle anlamasın lütfen..öyle algılanmaya müsait sözlerim bir taraftan beni de rahatsız ediyor..
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,763
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Devletin uygulamasi mumkun degil, burasi dogru, amma, neden uygulanmasi mumkun olmasin?

Burada bir gercekliten bahsediyoruz, bunlar birbirimize kanitlamaya calistigimiz hipotezler degil.

Bundan 10 sene kadar oncesiydi, yolda yururken annesiyle beraber kacirdilar Serpil ogretmeni. Goturduler bir tenha alana, once tecavuz, sonra iskence, gozlerini oyarak oldurduler. Annesininde bogazini kesip oldu diye biraktilar. Kadin olmedi, yasadi. Katillerin yakalanmasini sagladi.

7 sene yattilar, sonra ciktilar.

Simdiiiii, bu insanlar sokaga salindiktan sonrasi icin bir varsayimda bulunalim; bu insanlari bir kosede, kuytuda, karanlikta kistirip, toplumun bekasi adina, baska Serpil ogretmenlere, Ozgecanlara ve nicelerine gecit vermemek adina, hakettikleri cezayi kesmeye kalksa birisi, bu kisiyi siz mi durduracaksiniz?

Cidden, durdurur musunuz?

Hadi durdurmadiniz, peki yargilar misiniz?

Ne ceza vereceksiniz?

Serpil öğretmeni öldüren çocuklar tinerci, 18 yaş altı, sokakta başı boş yaşayan ve maalesef aileleri tarafından çok küçük yaşta kaderine terk edilmiş çocuklardı. Bu sebeple fazla ceza almadılar fakat o günden sonra tinerci ve sokak çocukları için sevgi köyleri kurulmaya başlandı. Bu köylerde çocuklar rehabilite edilmeye çalışıldı ve büyük başarılar da kaydedildi. Suça karışan çocuklara uygulanan cezalar ile 18 yaş üstü uygulanan cezalar aynı değil bu sebeple yaşanan korkunçluğa rağmen çocukların tiner bağımlısı olması ve çok küçük yaştan beri sokakta yaşıyor olmaları ceza indirimi almalarına sebep oldu. Ben de tam olarak bu çocukları sokağa atan ailelerin de bu çocuklar kadar suçlu olduğunu anlatmaya çalışıyordum. Hatta çocuklardan çok daha fazla suçlular. Çocuk diyorum çünkü o an yaşları 14-15 civarındaydı. Öldürülen kişinin canın bedeli hiç birşey ile ölçülemez fakat sorumsuzca yapılan evlilikler ve bu evliliklerden doğup, ilgisizce büyütülen veya sokağa terk edilen çocukların kendini kurtarmaları çok zordur. Toplum olarak öncelikle evliliğin ne kadar ciddi bir kurum olduğunu anlamamız gerekiyor. Şiddetin sadece eşe ve kadına değil çocuklara da direkt zarar verdiğinin ve ilerki yaşamlarında onları canavara çevirdiğinin asla unutulmaması gerekiyor.

Tecavüz de cinayet kadar ağır bir suçtur ve tecavüz suçlularının çok uzun süre ceza alması gerekir. Özgecan olayında katil, öldürmek amacında değildim demekle tecavüz etmeyi ne kadar hafife aldığını açıkça ifade etmiş oldu. Ne bekliyordu karşısındaki kişinin tecavüzü kabulleneceğini mi? Demek ki bunu bekliyormuş. Tecavüz davalarında hatta küçücük çocuklara edilen tecavüzlerde bile rızası var mı yok mu, tecavüz sonrası psikolojisi bozuk mu değil mi bu tartışılmadı mı ve sonrasında zanlılar kolayca serbest bırakılmadı mı?

Kısacası cezaların sabit, net ve caydırıcı uzunlukta olması gerekiyor. İyi hal indirimi alabilmesi için uzun bir süre içerde kalması şart olmalıdır. Katiller, tecavüzcüler, gaspçılar v.b. şiddet eylemleri hafife alınmayacak kadar ciddi ve beraberinde tedavi gerektiren suçlardır.

Serpil öğretmeni öldüren çocukların tiner etkisi altında olmaları zaten akıllarının başında olmadığını gösteriyor. Bu çocukları idam etmek akli dengesi yerinde olmayan birini idam etmekle ile aynıdır. Kısa sürede çıkarılmaları doğru değildi fakat asıl önemli olan içerde kaldıkları süre içinde ne değişti, bu çocuklar tedavi edildi mi ve şimdi nerede ne yapıyorlar? O günden bugüne suça tekrar karışmamışlarsa ve ders almışlarsa, gidene üzülmekten ve bir daha tekrarlanmaması için çabalamaktan başka konuşacak birşey yok.

Suçlu bireylerin sayısındaki artış ve şiddetin korkunç dozu tüm insanlığa bir mesaj veriyor. Evlilik kurumunu ciddiye alın, çocuklarınıza doğru düzgün ilgi gösterin, zaman ayırın ve yürütemediğiniz evlilikte ısrarcı olmayın. Kavga ile şiddet ile hem kendinizin hem çocuklarınızın hayatını mahvetmeyin. Evlenmek herkesin hakkı fakat uygun koşullar mevcut değilse evlenmekte ve çocuk sahibi olmakta ısrarcı olmamak gerekiyor. Özellikle çocuk sahibi olmak ve yetiştirmek çok özen isteyen bir durum ve herkeste bu kapasite yok maalesef. Ortalıkta anasız-babasız çocuklar var, yetiştirme yurtları ağzına kadar dolu, sokaklar çocuk dolu ve bir de geçimsiz çiftlerin mutsuz çocukları eklenince sağlıklı bir toplum asla inşa edemez, suçu önleyemezsiniz.

Can alanın canını almak insani bir yaklaşım değildir. Can alan insanlığını kaybetmiş diye bizlerde insanlıktanmı çıkacağız yoksa net ve caydırıcı süre cezalar ile suçluların cezasız kalmamasını sağlayıp, benzer olayların bir daha yaşanmaması için her birey üzerine düşen sorumluluğu alacak mı? Anne eşinin şiddetini kabulleniyor çünkü ayakları üzerinde durabileceği bir mesleği yok. Kız çocukları bir an önce evlenmeyi okumaya tercih ediyorlar. Erkek çocukları kabadayılığı, küfrü, kavgayı marifet sanıyor. Taciz etmeyi, tecavüz etmeyi kendine yakıştıran erkek keşke ne kadar aciz ve zavallı olduğunu idrak edebilse fakat bazıları edemiyor işte. Aile kurumu sağlam temellere oturmadıkça tüm ülkeyi idam etseniz sonuç alamazsınız.
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,763
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Radikal / 01/04/2011

İdam cezası geri gelirse işlenen suçlar azalır mı?

Aynı yıllarda idamı kaldıran Amerikan eyaletleriyle Avrupa ülkelerindeki cinayet oranlarında esaslı herhangi bir değişiklik gözlenmedi.

Kayseri’de bir buçuk yıl önce Ramazan Bayramı’nda evden şeker toplamak üzere ayrılan üç çocuğun ellerindeki şekerlerle beraber hunharca öldürülüp gömülmesi, çocuklardan birinin tecavüze uğraması ve zanlının çocukları gömdüğü yerde sonradan piknik yaptığına ilişkin bulgu ve iddialar, kamuoyunda adeta infial derecesinde idam cezasının geri getirilmesi ve uygulanması gerektiği tartışmalarını başlattı.

Tartışmanın Esası
Tartışmanın esasını “Bir fiili ne kadar ağır cezalandırırsak, o fiil o kadar az işlenir” varsayımı teşkil ediyor. Oysa bu varsayımın abartılı olduğu, cezalandırmanın suçun işlenmesindeki caydırıcı etkisinin sanılandan çok az olduğu bilimsel olarak ispatlanmış durumda.
Öncelikle idam cezası ile adam öldürme suçu arasındaki ilişkiyi inceleyen, 1950 ve 1960’lı yıllarda Amerika’da yapılan araştırmalar, idam cezası uygulayan ve uygulamayan Amerikan eyaletleri arasında bir karşılaştırma yapıldığında, işlenen cinayetlerin oranında araştırma süresince herhangi bir esaslı artış olmadığını söylüyor. Yine aynı yıllarda idam cezasını kaldıran Amerikan eyaletlerinde ve idam cezasının kaldırıldığı Avrupa ülkelerinde işlenen cinayet oranlarında esaslı herhangi bir değişiklik gözlenmiyor. Dolayısıyla sözünü ettiğimiz ve tartışmaların dayanağı olan varsayım geçerli olsaydı, adam öldürme suçu için idam cezası uygulamayan ve bu cezayı kaldıran ülkelerde cinayet sayısının artması, idam cezasını uygulayan ülkelerde ise işlenen cinayetlerin azalması gerekirdi. Dolayısıyla bir suç için öngörülen cezanın ağırlığı veya hafifliği kişileri suç işlemekten alıkoyan tek faktör değil.

Ceza arttırımı hangi hallerde caydırıcı olur?
Cambridge Üniversitesi Kriminoloji Enstitüsü’nün 1999 yılında Andrew von Hirsch başkanlığında yaptığı bir araştırmaya göre ceza arttırımının suçun işlenmesinde caydırıcı etkiye sahip olması ve işlenen suç sayısını azaltması 5 önkoşula bağlı.
Her şeyden önce suç işleme potansiyeline sahip olan kişiler kanun ve kuralların değiştiğinin, daha ağır cezaların yürürlüğe konduğunun farkında olmalıdırlar. Bunun için de kitle iletişim araçları ile kuralların değiştiğinin hedef kitleye duyurulması gerekir. Aksi takdirde cezanın arttırıldığından habersiz olan ve suç işlemeye meyilli kişiler suç işlemeye devam edeceklerdir.
Suç işleme potansiyeli olan kişiler suçlu bulunmaları halinde, alacakları cezanın ağırlığını hesaba katarak hareket etmelidirler. Yani, hürriyetten yoksun kalma korkusu kişi için bir anlam ifade etmeli ve kişide suç işlememe konusunda bir duyarlılık oluşturmalıdır. Aksi takdirde ağırlaştırılan cezanın caydırıcı bir etkisi olmaz. Dolayısıyla herhangi bir güdünün etkisi ile suç işleyen kimseler, mesela kleptomani denilen istemsiz çalma hastalığı olan kimseler için, cezanın hafifliği veya ağırlığı çok da bir anlam ifade etmemekte, hırsızlık bir yaşam biçimi haline gelmiş bulunmaktadır.

Cezanın uygulanacağından emin olmak etkili
Suç işleme ihtimali olan kimse ağırlaştırılan cezanın kendisine uygulanacağından emin olmalı, herhangi bir kaçış stratejisinin olmadığına inanmış olmalıdır.
Dolayısıyla kanundaki boşluklardan yararlanarak serbest bırakılma veya daha az cezaya çarptırılma düşüncesi kişide var ise ve bu düşünce yargı kararlarıyla veya siyasi otoritenin eylemleri ile destekleniyorsa cezanın arttırılmasının bir etkisi olmayacaktır. Örneğin suç işleme ihtimali olan kişi daha önceden birçok kez af çıktığı düşüncesiyle ilerde de mutlaka af çıkacağı konusunda aşırı bir iyimserliğe sahip ise cezanın arttırılması kişiyi suç işlemekten alıkoymayacaktır.
Suç işleme eğilimi olan kimse artan cezaların kendisine uygulanacağını düşünerek suç işleme yönündeki davranışını değiştirme niyetinde olmalıdır. Örneğin, kan davası veya belli bir siyasi ya da sosyal gruba bağlılıkları nedeniyle cinayet işleyen kimseler, salıverildiklerinde aynı veya benzer şartlarla karşılaştıklarında suç işlemeye devam edebilmektedirler. Çünkü kendilerince doğru olanı yapmakta, davranışlarını gözden geçirmeye ve değiştirmeye ihtiyaç duymamaktadırlar.
Suç işleme ihtimali olan kimse, suç işlemeye teşebbüs etmesi veya suç işlemesi halinde yakalanacağına ve ağır bir cezaya çarptırılacağına inanmış olmalıdır.

Profesyoneller
Dolayısıyla işledikleri suçları profesyonelce ve delil bırakmadan işleyen ve bu nedenle yakalanmayacağını düşünen kimseler ile yakalanmaları halinde çok az bir cezaya çarptırılacağına inanan kimseler için arttırılan cezaların önleyici bir etkisi yoktur. Nitekim kapkaç suçunu işleyen kişiler profesyonelce, yakalanma riskini oldukça azaltarak suç işledikleri ve uzun bir süre fiilleri sadece hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilip, az bir ceza aldıkları için bu suçu işlemeye devam etmişlerdir.

Sonuç
Türkiye’de kapkaç suçu ile ilgili olarak görülen gelişmeleri, bu araştırma sonuçlarına uyguladığımızda bu araştırma bulgularının doğru olduğunu, cezayı arttırmanın suç işlenmesinde tek başına caydırıcı etkisinin olmadığını görüyoruz. Nitekim, kapkaç suçu öncelikle hırsızlık kapsamından çıkarılarak yağma suçu kapsamına alındı ve ağır cezalar getirildi. Ardından cadde ve sokaklarda dolaşan devriye ve motorlu devriye sayısı arttırılarak, faillerin yakalanmaları ihtimali yükseltildi. Yakalanan kapkaççılara ilişkin görüntü ve haberlere yazılı ve görsel basında yer verilerek, potansiyel faillere suç işlemeye teşebbüs etmeleri halinde yakalanmalarının oldukça yüksek bir ihtimal olduğu fikri aşılandı.
Kapkaç suçları, af ve erteleme kanunları kapsamı dışında tutularak faillere kanundan kaçma yolu olmadığı gösterildi ve boş heveslere kapılmamaları sağlandı.
Böylelikle kapkaç suçları sadece cezalar arttığı için değil, bu önlemler alındığı için azaldı. Bu nedenle idam cezasını geri getirerek adam öldürme suçlarının azalacağını düşünenler bu faktörleri hesaba katarak girişimde bulunmalıdırlar. Aksi takdirde cezanın arttırılmasına rağmen suç oranında azalma görülmemesi, hatta artış olması sürpriz bir sonuç olmaz. (Keele University, İngiltere)

Kaynak;
 

UpBot

Yeni Üye
Katılım
14 Ocak 2021
Mesajlar
1,017
Tepkime puanı
5
Puanları
38
Konu hakkında farklı düşüncesi olan var mı?
 

Yeni Konular

Üst