F
faust
Ziyaretçi
Kişilerin pozitivizmi hedef seçmesi onun dine rakip olduğunu duymuş olması ve pozitivizmin felsefecilerce çürütülmüş olduğu konusundaki kulak dolgunluğudur A. M. C. ŞengörTürkiye’deki din yobazı çevreler, bilimsel yaklaşımı gerçeği aramanın tek yolu olarak görenlere hemen«pozitivist» yaftasını yapıştırırlar. Kelime anlamı olarak «olumluculuk» anlamına gelen (ve bu şekliyle pekde fena bir şey olmaması gereken) bu kelimenin aslında felsefe bilimi içerisinde bir tanımı vardır veyobaz kullanımına uymaz. Yobazın yanlışı, Wikipedia’nın İngilizce yayınında da yapıldığından (meselâAlmanca’sındaki «pozitivizm» maddesinde verilen tanıtım doğrudur; Fransızca yayındaki, pozitivizmitamamen Auguste Comte’a bağlayan tanıtım ise eksiktir) ve genellikle bizim din yobazlarının yabancı dilbilenleri Amerikancı da olmaları nedeniyle yalnızca bu dili okuyabildiklerinden, düzeltilmeye muhtaçtır.Pozitivizm, bilginin yalnızca gözlemden edinilebileceğini savunan bilgibilimsel bir kuramın adıdır vekökleri tâ Aristoteles‘e iner. Bu kuramın temeli, mantıkî olmadığı 1739 yılında David Hume‘un «ATreatise on Human Nature» adlı büyük eserinde gösterilmiş olan «tümevarım»dır (Aristoteles’inepagoge’si) .Hume şunu göstermiştir: «Tecrübe ettiğimiz şeylerin tecrübe etmediğimiz şeylere benzemesigerektiğini isbat edebilecek hiçbir kesin iddia ortaya atılamaz». Bu durumda, tek tek gözlemtutanaklarından hiçbir genel iddianın doğruluğu sonucu çıkarılamaz.Bunun tarih içindeki en güzel örneği de Newton kuramının çöküşü olmuştur. Newton «hypothesis nonfingo» (=varsayım yapmıyorum) diyerek meşhur mekaniğinin sadece gözlemden türediğini imâ etmişti.Öyle olsa, yanılmasına imkân yoktu ve başta Immanuel Kant olmak üzere pek çok felsefeci deNewton’un gerçeği bulduğunu sanmışlardı.Bunun böyle olmadığı, Newton kuramının Merkür’ün yörüngesinde Güneş’e en uzak olan noktasının (yaniperihelionun) Merkür etrafındaki dönüşünün (presesyonun) hesaplanmasında sürekli ve muntazam birhatâ vermesiyle görüldü.Bu hatâ Newton’un yerçekimi kuramının yanlış (bazılarının sandığı gibi eksik değil, YANLIŞ) olmasındankaynaklanıyordu ki bu yanlışı yeni bir yerçekimi kuramıyla Einstein’in İzafiyet teorisi düzeltti.Ancak Einstein derhal kendi teorisinin de doğru olamayacağını, zira bu teoriyle atom için olayların tamolarak açıklanamadığını üstelik yerçekimi ve elektrik kuvvetlerinin de tek bir kurama indirgenemediğinivurgulamıştı.Bu nedenle Einstein bilim insanlarının yaptığının, eldeki gözlemleri ŞİMDİLİK en iyi şekilde açıklayacakbir varsayım yapmaktan ve bu varsayımın çıkarımlarını yeni gözlemlerle sınmaktan başka bir şeyyapamayacaklarını söyledi. Bunu felsefede «eleştirel akılcılık» (kritischer Rationalismus) denen yeni birepistemoloji kuramı haline getiren de Einsetin’in ahbabı Karl Popper olmuştur.TEK BİR ÇIKARIM BİLE YANLIŞSAPopper, Einstein’le (ve tüm modern bilim insanlarıyla) birlikte şunu söylüyordu: Sonsuz mikdar vegüvenilirlikte gözlem yapmamız imkânsız olduğu için, hiçbir genel iddianın kesin doğruluğuispatlanamaz. Ama bir varsayımın tek bir çıkarımının yanlış olduğunun görülmesi o varsayımı çöpeatmaya yeter. Dolayısıyla bilimsel varsayımların değerlendirilmesine bir tekyanlılık vardır: Bunlar tek birgözlemle yanlışlanabilirken, ne kadar gözlem yaparsanız yapın doğrulanamazlar. O zaman bilimingörevi mümkün olduğu kadar çok varsayım üretip mümkün olduğu kadar çok gözlemi açıklayarak yanlışvarsayımları bir an önce eleyerek gerçeğe sürekli ama asla tam değemeyecek şekilde (yani asimtotikolarak) yaklaşmaktır.Yobazın pozitivizmi hedef seçmesi onun dine rakip olduğunu duymuş olması ve pozitivizminfelsefecilerce çürütülmüş olduğu konusundaki kulak dolgunluğudur. İşin detayını bilmeden, pozitivizminçürütüldüğünü söyler (ki bu DOĞRUDUR) ve bu nedenle bilimin tüm gerçeği bilemeyeceğini (bu daDOĞRUDUR), bu nedenle de dine de bir yer ayrılması icap ettiğini (ki bu DOĞRU DEĞİLDİR) iddiaeder.Halbuki bilim, yarattığı varsayımlarla sürekli modeller üreterek ve bunları gözlem tutanaklarıyladenetleyerek yanlışlarını hızla elemek arzusundadır.Din ise yanlışlarını gözlemle elemeye izin vermeyen bir iddiadır.Bilime yanlışlarını eleme azminde olduğu için güvenilir, yobaz ise dine niçin güvenilmesi gerektiğiniaçıklayamaz. Pozitivistlerin düştüğü hatâya düşüp doğru olduğunu bildiği birkaç dinsel iddiayıtekrarlayarak, tüm dinin doğru olduğunu savunur, yani mantıksal olarak zırva olan tümevarımı kullanır.Bir başka deyişle aynen eleştirdiği pozitivisitler gibi davranır. Onun için modern bilgi arayışında nepozitivizme de ne dine yer vardır. Bu her iki düşünce sistemi de aşılmış ilkel sistemleri temsil ederler.Yobaz da zaten yanlışlandığı kesin olan mantıken tutarsız şeylere inanmaya devam ettiği için yobazdır.Yanlışlığı isbat edilmiş şeylere inanmaya devam etmeye saygı duyulması gerektiği tezini de ben bunedenle anlayamıyorum (bu, koca bir insanın çocukken kendisine anlatılan masallara ömür boyuinanmasına saygı duymaya ve bu inançlara toplum yaşamında yer vermeye kalkmaya benziyor).
Prof.Dr.Celal Şengör
Ekli dosyayı görüntüle 1044
Prof.Dr.Celal Şengör
Ekli dosyayı görüntüle 1044