- 1 Kas 2012
- 2,737
- 180
- 63
Şeytanın ne olduğunu ancak bütünün içinde değerlendirebiliriz. eğer şeytanı bu bütün içinde değerlendiremezsek şeytanın hareket tarzı açıkça absürttür/saçmadır.
Şimdi kendimce cümlemi açmaya çalışayım.
Öncelikle Tanrı bilgisi mükemmeldir. ötesinde herhangi bir bilgi yoktur. ve herşey Tanrının mükemmel bilgisine göre yaratılmıştır. ayrıca Tanrı asla yalan söylemez,sözünden dönmez ,yanlışa düşmez,yanılmaz,aldatmaz ve aldanmaz ...
İşte bu sebebledir ki Tanrıya muhalefet diye birşey yoktur. Tanrıya isyan vardır. ve yine bu sebebledir ki Tanrı teslimiyet ister çünkü O mükemmel bilginin sahibidir. kimse O'na muhalif olamaz çünkü elllerinde muhalif olabilecekleri bir bilgi yoktur/olamaz.Tanrı bilgisi üzerinde bilgi yoktur.(Tanrı mutlaktır,bilgiside mutlaktır ancak insanı kendi alanında özgür bırakmıştır) ve Tanrı adildir. İnsan için gerçeğe/hakikata ulaşmanın tek yolu Tanrıya teslim olmak ve O'nun bilgisine ulaşmaya çalışmaktır.
2. ci dikkat çekmek istediğim husus kutsal metinlerin şeytana ya da meleklere değil insanlara hitap ediyor, ögüt ve yol gösteriyor olmasıdır öyleyse biz şeytanın ve meleklerin kişilik veya karakterlerini (fıtratlarını) dinin özü/ana teması içinde değerlendirmeliyiz. burdan sapar ve rasyonel ve mantıksal düzlemde değerlendirmeye kalkarsak kuvvetle muhtemel şeytan ve melekler hakkında saçma sonucuna çıkarız.
3.cü dikkat çekmek istediğim husus inanmanın inanmakla başlayacağı ve anlamanın da inanmakla olabileceği ve ilerleyebileceğidir.
Şeytan kıyamete kadar mutlak kötüdür. ve kötü kalacaktır. Şeytanın sonradan pişman olması, aklını başına toplaması vs gibi şeyler artık mümkün değilidir. O kıyamete kadar saf kötülüktür. O'nun fıtratı budur ve belkide O'nun fıtratı Cehenemi istemektedir veya Cehennem fıtratına göre yaratılmıştır vs bunları bilemeyiz, (ya da benim bilgim yok diyeyim) yorumdan öteye geçemeyiz.
Öyleyse sonuç olarak Tanrıya inanan ve güvenen birinin şeytanın affı için dua etmesi inancı ile apaçık ve tartışmasız biçimde çelişir.
Şimdi kendimce cümlemi açmaya çalışayım.
Öncelikle Tanrı bilgisi mükemmeldir. ötesinde herhangi bir bilgi yoktur. ve herşey Tanrının mükemmel bilgisine göre yaratılmıştır. ayrıca Tanrı asla yalan söylemez,sözünden dönmez ,yanlışa düşmez,yanılmaz,aldatmaz ve aldanmaz ...
İşte bu sebebledir ki Tanrıya muhalefet diye birşey yoktur. Tanrıya isyan vardır. ve yine bu sebebledir ki Tanrı teslimiyet ister çünkü O mükemmel bilginin sahibidir. kimse O'na muhalif olamaz çünkü elllerinde muhalif olabilecekleri bir bilgi yoktur/olamaz.Tanrı bilgisi üzerinde bilgi yoktur.(Tanrı mutlaktır,bilgiside mutlaktır ancak insanı kendi alanında özgür bırakmıştır) ve Tanrı adildir. İnsan için gerçeğe/hakikata ulaşmanın tek yolu Tanrıya teslim olmak ve O'nun bilgisine ulaşmaya çalışmaktır.
2. ci dikkat çekmek istediğim husus kutsal metinlerin şeytana ya da meleklere değil insanlara hitap ediyor, ögüt ve yol gösteriyor olmasıdır öyleyse biz şeytanın ve meleklerin kişilik veya karakterlerini (fıtratlarını) dinin özü/ana teması içinde değerlendirmeliyiz. burdan sapar ve rasyonel ve mantıksal düzlemde değerlendirmeye kalkarsak kuvvetle muhtemel şeytan ve melekler hakkında saçma sonucuna çıkarız.
3.cü dikkat çekmek istediğim husus inanmanın inanmakla başlayacağı ve anlamanın da inanmakla olabileceği ve ilerleyebileceğidir.
Şeytan kıyamete kadar mutlak kötüdür. ve kötü kalacaktır. Şeytanın sonradan pişman olması, aklını başına toplaması vs gibi şeyler artık mümkün değilidir. O kıyamete kadar saf kötülüktür. O'nun fıtratı budur ve belkide O'nun fıtratı Cehenemi istemektedir veya Cehennem fıtratına göre yaratılmıştır vs bunları bilemeyiz, (ya da benim bilgim yok diyeyim) yorumdan öteye geçemeyiz.
Öyleyse sonuç olarak Tanrıya inanan ve güvenen birinin şeytanın affı için dua etmesi inancı ile apaçık ve tartışmasız biçimde çelişir.