Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Tabulardan seçmeler

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 12,958

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
”Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen

N.Hikmet Ran


Neolitik dönemde öküzün sabana koşulması ile kadın üretim halkasında ikincil bir duruma düşmüştür. Oysa ki kadın, tarımın temel üreteni ve taneli bitkilerin yaratıcısıdır. Yeri öküzden sonra gelen kadınlar beş-bin yıllık bir yükü tekerlekleri yek-pare meşe olan kağnılar eşliğinde yürütürlerken “ana” kavramı ve olgusu kadından ayrıştırılarak tabulaştırılmaktaydı; ana ve kadın Nazım’ın dizelerinde eş zamanlı kullanılmış ise de o, aradaki çelişkiye vurgu yapmaktadır ve temel tabuyu kırmak istemektedir. “anamız, avradımız, yarimiz” dizeleri çelişkiye temas eden bir anlatım taşır.

Kadın hem tabulaştırılan -ana olarak- hem de küçümsenen/sömürülen –kadın olarak- aynı kefede bulunabilir mi?
 

Aksiyom

Yeni Üye
Katılım
4 Tem 2009
Mesajlar
569
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
34
hayvanlar da üstün olmak ister, bu şekilde soylarını devam ettirebilirler. ne olacak bırakın insan da üstün olmak istesin... üstün olmak üstte olmayı istemek değildir ki, üstün olmak güçlü olmaya çalışmaktır ve güçlü olmak diğerinin zayıf bir noktasına göre olan üstünlüktür. tümüyle bir üstünlükten bahsetmiyoruz ki böyle bir şey olamaz. insanlık düşünceden başlıyor ve düşünce olarak da üstündür, çünkü diğer türler düşünce olarak zayıftır... ben de bunu inkar eden bir düşünceyi ya da düşünce sistemini saçma buluyorum...
nejdet, sizin görüşünüze göre sadece "ağaç yaşken eğilir", "sürüden ayrılanı kurt kapar" gibi atasözleri değil tüm atasözleri-deyimler tabudur ya da ben böyle anlıyorum yazdıklarınızdan...
Üstünlük kriterleri farklı olunca üstünlük sahibide farklı oluyor bu yüzden burda bunun tartışmasını yapmayacağım.Spiritüel anlamda bakarsam herkes üstün farklı anlamda bakarsam şu üstün vs...Benim burada söylemek istediğim bir şeyi bir özelliğine bakarak onu üstün saymak çok mantıksız ve din bunu yapıyor insan en üstün yaratılmıştır.Belkide dogmatifleri üstün körü üstün oluşları üzüyor beni!
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
Ana iken kutsanan, kadın iken hor-görülen analar aynı kefede olamazlar. Ana üzerindeki tabu onun da bir kadın olduğunun görülmesi/benimsenmesi ile aşılacaktır. Üretim ilişkisi içerisindeki kişiler, fizyolojileri gereği farklı üretimde bulunsalar da her aşamada cinsiyet arka plana itilmeli ve kadının karar organlarında öncelikle sayısal olarak çoğalmalarının sağlanması ile ilk adım atılmalıdır. Ana çok değerlidir ve fakat kutsal değildir. İnsan çok değerlidir va fakat kutsal değildir. Bir olguyu kutsallaştırmak bir yönü ile onu tabulaştırarak yok etmek/pasifize etmek sayılabilir mi? ne dersiniz?
 

eylül esley

Yeni Üye
Katılım
10 Haz 2010
Mesajlar
14
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
39
bir olguyu kutsallaştırmak onu yok etmekten daha çok önemini yitirmesine ve yanlış manalar yüklenmesine yol açar diye düşünüyorum.kadın-ana tartışmasına gelince..ana kavramı kadının doğurganlığına ithaf edildiği yönüyle kadını hiç de sanıldığı gibi kutsallaştırmıyor,çerçeveyi kutsallık çizgisinde görme isteğimiz,anayı kutsal hale getirmek değil eril bir geleneğin temel taşını ifade eden 'üreme,çoğalma' üzerinden topluma salıverilmesinden gelmektedir..blince özenle işlenen bu süreç anayı kadından ayıran,kadını sadece doğurganlığının üzerinden kutsiyet atfeden(bunu da sadece ambalajında ifşa eden) bir dönüşümün sonucudur.kadın=anadır,ana doğurma eylemiyle değil,rahimle ortaya çıkar!
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
Bir açıdan haklısınız, yok etmekten çok anlam yitimi ya da yanlış anlaşılmasına neden olacaktır. Son cümlenizdeki "rahim" sözcüğünü koruyan, kollayan anlamında mı kullandığınızı tam kestiremedim! Yanılmış olabilirim, ancak farklı bir noktadan kadına yaklaşımınız onun salt doğurganlığından değil, onun içselleştirecek kadar hassas ve farklı bir dünyasının olduğunu göstermektedir. Bu yönüyle tabu olgusundan farklı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği kanısındayım.
 

eylül esley

Yeni Üye
Katılım
10 Haz 2010
Mesajlar
14
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
39
koruyan kollayan manasında kullanmadım.koruma kollama insana atfettiğim duygular değildir.aslında tam olarak söylemek istediğim şey kadın-erkek arasında fiziksel farklılıktan doğan doğurma yeteneğinden başkası değildi.kadın bu bakış açısıyla erkekten çok az farklıdır..esasen tabuyla çok ilişkili söylediklerim,analık tabulaştırıldı çünkü erkeğin işini kolaylaştırması açısından önemliydi,ben rahim kavramını kadını 'ana' çizgisinden kopararak salt insana yaklaştırma amacıyla kullandım,umarım yeterli bir açıklama olmuştur?
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
teşekkür ediyorum, o zaman şunu belirteyim aslında farklı bir noktayı yakaladığımızı düşünüyor ve seviniyordum; kadının analitik düşüncesinde erkekten daha gelişkin olduğu bilinmekte ve fakat ört-bas edilmektedir; bu noktaya doğru sürüklendiğimizi düşünmüştüm. Yine de yol ayrımında olmadığımızı görüyorum; kadın analitik olarak daha gelişkin bir düşünceye sahip oladuğu halde neden ikincil konuma düşmüş ve ana üzerinden tabulaştırılarak suskunlaştırılmıştır sorusu hala güncelliğini koruyacaktır.
 

eylül esley

Yeni Üye
Katılım
10 Haz 2010
Mesajlar
14
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
39
kadın erkekten sadece fiziksel açıdan ayrılır demedim,çok az fark vardır dedim,analitik düşünme,her gelişim alanında erkeğe nazaran göstediği hız ve akademik beceri..bunlar kadını erkekten ayıran ciddi özelliklerdir..aynı soruyu farklı şekilde sorayım;madem böyledir,kadın neden sömürünün zirvesinden inmemektedir?
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
Daha güçlü olduğundan/daha dayanıklı olduğundan böyledir, öyle olmasaydı erk-egemen düşünceyi asla benimsemez ve taşımadı; o, sömürülmesine katlanacak kadar güçlü olduğu için -rahim olduğu için,kadın olduğu için- ikincil pozisyona düşmüştür; aşamayacağı bir olumsuzluk değilidir -buna gücü fazlasıyla yetecektir-
 

eylül esley

Yeni Üye
Katılım
10 Haz 2010
Mesajlar
14
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
39
kadın güçsüz olduğu için erki kabul etmediği gibi,güçlü olduğu için de kabul etmedi kanımca..aslında ortada bir savaş hiç olmadı,kadın üzerine kurulan egemenliği farkedecek yetiyi,erkek ezme eyleminin vahşiliğini farkedecek olgunluğu kazanamadı.bu eksiklik ise onların yapılarındaki ruhsal farklılıktan ileri geliyordu.
 
M

monaliza

Ziyaretçi
Kadınım,egemenim,özgürüm,başarılıyım.Değer yargılarım da var ve bunlar bana dayatılmadı.
Başarıma yada haklarıma engel olmaksa yada erk-egemen davranılması ise;sadece erkeklerden
gelmedi.Eşini öne geçirme çabasına binaen diğer kadınları psikolojik olarak örselemeye çalışan
erkekler tanıdım. Demek oluyor ki;kadın-erkek faktöründen daha önemlisi İNSAN faktörü.

Tarihte de gördüğümüz gibi başarılı ve önder kadınların sayısı az değil. Demek oluyor ki;toplumlarda
kadın erk-egemen olamaz diye kesin ve genel bir inanış tam anlamı ile mevcut değil.
Bu durumda da görünen o ki;kadınlar hallerinden memnun ve statüleri ile yetinebiliyorlar.

Atasözlerine gelince;"atasözü"diye uydurulanlar hariç hepsi deneyime dayalı,yaşamda yerini bulan,
anlamlı sözler.Tabu içerdiklerine çok fazla katılmıyorum.
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
monaliza,

Kadınım,egemenim,özgürüm,başarılıyım.” Bu cümlenizden “egemenim” sözcüğünü kırpıp dip not olarak düşüyorum. “egemenim” derken neyi kastettiğinizi bilmiyorum; ancak konu, erk-egemen olunca bu sözcüğün açıklanmaya gereksinimi olduğu kanısındayım.

“Tarihte de gördüğümüz gibi başarılı ve önder kadınların sayısı az değil. Demek oluyor ki;toplumlarda
kadın erk-egemen olamaz diye kesin ve genel bir inanış tam anlamı ile mevcut değil.
Bu durumda da görünen o ki;kadınlar hallerinden memnun ve statüleri ile yetinebiliyorlar.”
Bu anlatımınızda –başarılı önder kadınlar sayısı- ve –toplumlarda kadın erk egemen olamaz kesin ve genel bir inanış...mevcut değildir” tanımlamalarından kadın da pek ala erk-egemen olabilir demektesiniz; ben de zaten bunu söylemeye çalışıyorum ki!

Erk-egemen cinslerle ilgili değildir. Bu konuda hem-fikir olduğumuzu sevinerek görmekteyim.
 

eylül esley

Yeni Üye
Katılım
10 Haz 2010
Mesajlar
14
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
39
monaliza..
özgür insan egemenliğe karşı gösterdiği dirençle var olan.gerçekleşen insandır,nitekim ''egemenlik'' olgusunun hangi yönden geldiği önemli değildir,herhangi bir şeye-insana-topluma egemenseniz özgür değilsiniz demektir.
özgürlük kimsenin ve hiçbir sistemin size egemen olmaması kadar,sizinde kimseye egemen olmamanızı gerektirecek kadar hassas bir konudur.
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
Doğruluğu/yanlışlığı irdelenemeyen, karşı-düşünce geliştirilemeyen, peşin-benimsemeye bağlanan ve tartışılmasından korkulan, bireysel/toplumsal yaptırımlar ile korunma altına alınıp dikte ettirilen tüm paradigma/düşünce sistemi/söylem düşünceden korkmanın tam karşısındaki ve onu besleyen bir tabu olarak görülebilir mi?
 
M

monaliza

Ziyaretçi
"Egemen" derken kastim; yaşam biçimimde kendi tercihlerimi bağımsız olarak kullanabildiğimi ,
hayatamın kendime ait olduğunu bütünüyle duyumsayarak yaşadığımı,
yani bireysel yaşam alanımda tam anlamıyla özgür irademle hareket
edebildiğimi ve bir kadın olarak bunu başarabildiğimi ifade etmekti.
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
açıklamanız için teşekkür ediyorum. irdelemeden yargıya varmak yanıltıcı olabileceği gibi, peşin-yargılara neden olmaktadır.

../
tabular güçlerini neye borçludurlar?
 

rainbow64

Yeni Üye
Katılım
6 Şub 2010
Mesajlar
331
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
38
Tabu tam anlamıyla kişisel değildir ama tam olarak toplumsa da değildir. Bir kültür de tabu olarak kabul edilen bir olguyu benimsemeyen ve buna karşı çıkanlar olabileceği gibi var olduğu toplumdan etkilenerek bir tabuyu direkt kabul edenler de olabilir.
 

Süreyya Önal

Yeni Üye
Katılım
16 Nis 2010
Mesajlar
469
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
51
şehadet üzre (an be an tanıklık) doğanın, imanını gevretmek için, en hassas yerden -inanca! yumuşak karnından- uyanıklarca eklemlenmişse de doğruluğu yanlışlığı irdelenemeyecek bir şey yoktur zirâ düşünmek zaten insana verilmiştir.

İrdelenmeyen/ irdelenemeyen(tabu)neden/nasıl olur?

adı ya egemenlik altında kanun olur(fi tarihinden kalma) ya bireysel-toplumsal (korunma adı altında) yaptırım olur..gelir peşin! benimsemeye kader dayanır ucu..borçlanırsın bu topluma alimallah : )

karşı veya yeni söylem/düşünce geliştirilememe sebebi Dikte sisteminde, güdülen! eğitim politikalarındandır.

Doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar : ))))
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
sevgili Fer,

nasıl olsa "o" keşfedilmiş ve sayıları onlara katlayarak büyütebilmektedir, hem de tedrisatın içinde...köyler kentlerden daha kadim sosyal üretim birimleri olmakla ne kadar çok köy dolaşılır ise o kadar bilgi, deneyim kazanılmış olacaktır. kovarak yerinde sayanlar/kalanlar düşünmeli, ne kaybettik diye!
 
M

monaliza

Ziyaretçi
Sevgili fer;yaşımıza bakılınca anlaşılır zaten,biz de fi tarihinden kalmayız ne de olsa))))
Peki;
"Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar..." atasözü tabu içermekte midir sizce?
 

Yeni Konular

Üst