Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Tersinim Teorisi Tanıtımı

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 5,717

tersinim

Yeni Üye
Katılım
25 Mar 2011
Mesajlar
87
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
79


Evrimleşen Tek Şey Bilimdir.

TERSİNİM TEORİSİ MEKANİZMALARI

Tersinim teorisinin belli başlı mekanizmaları özetle şunlardır.

1)-Tersinimsel değişim: Tersinim teorisi varoluşu canlılık ve cansızlık olarak ayırmaz bir bütün olarak kabul eder. Canlılık ise düzenli sistemlerin bütünselliğidir. Entropi kanunları ise doğal şartlara bırakılmış düzen sahibi sistemlerin zaman içinde bozuma (tersinime) uğrayacağını, düzenlerin düzensizliğe doğru gideceğini belirtir.

Maddeler moleküllerden, moleküllerde atomlardan oluşur. Atom ve moleküller ise sistem ve düzen sahibi oluşumlardır.

Maddeler de doğal şartlarda ve zaman içinde değişimler gösterir. Örneğin bir granit kaya zamanla çürür kimi metaller oksitlenir.

İster canlı ister cansız olsun tüm varlıklar zaman içinde negatif değişim gösterirler.

Daha kompleks düzen sahibi cansız oluşumları örneğin son model bir arabayı doğal şartlara bıraktığınızda kullanmadığınız halde ciddi şekilde tersinimsel değişime uğradığını (bozulduğunu) görürsününüz.

Tersinimsel değişimler düzen sahibi sistemlerin kompleksliği, hassaslığı ve zamanla doğru orantılıdır.

2)-Canlılarda tersinimsel değişim: Dış ve iç etkenlerin canlılar üzerinde meydana getirdikleri değişimlerdir. Bir irade tarafından kontrol edilmeyen (yararlanma ve korunma mekanizmaları olmayan) bu değişimler rastlantısal olduklarından negatiftir, bozum (tersinim) yönündedir.

3)-Doğal elenme (elenim): Doğal elenme evrim teorisinin doğal seleksiyon mekanizmasının tersini ifade eder.

Doğal seleksiyon zaman içinde daha çok evrimleşen canlıların diğerlerini elemine ettiğini, hayat sahnesinden sildiğini, daha güçlü canlıların ortaya çıktığını, bu yolla evrimleşmenin gerçekleştiğini savunur.

Fakat tersinim teorisi aynı fikirde değildir.

Canlılar mükemmel ve eksiksiz var edilmişlerdir. Fakat tersinim sonucu kimi yaşam avantajlarını azaltabilirler ya da tamamen kaybedebilirler.

Yaşam avantajlarını azaltanlar (örneğin ihtiyarlayanlar, hastalar) gerektiği kadar sahip olamayanlar(örneğin gerektiği gibi korunamayan yavrular) yaşam avantajlarını tamamen kaybedenler (örneğin bacakları kırılmış hayvanlar, kanatları kırılmış kuşlar) ekolojik sistem içinde elemine edilirler.

Avantajlarını koruyabilenler yaşamlarını devam ettirir. Elenenler bu avantajlarını zayıflatanlar ya da kaybedenlerdir.

Gerçek doğal elenme budur.

4)-Tersinimsel çeşitlenme: Tersinimsel değişimler çeşitlidir.

Bunun nedeni canlıların yaşamsal şartlarının farklı olabilmesidir.

Eğer tersinimsel değişimlerden bir kısmı gen bilgilerine etkilerse ayrıntı yönünden atalarından farklık bireyler oluşur. Buna tersinimsel çeşitlenme denilir.

Örneğin mavi ya da yeşil gözlülük, ten rengi farklılıkları tersinimsel çeşitlenme sonuçlarıdır.

5)-Dar alanda tersinimsel çeşitlenme: Evrim teorisinin allopatrik varyasyon teriminin karşılığıdır.

Genelde dar bir alanda sıkışıp kalmış türdeşleriyle bağlantıları kopmuş küçük topluluklarda meydana gelir.

Bu topluluklarda yakın akraba evlilikleri yaygındır.

Yakın akraba genlerinde ise farklılıklar az, benzerlikler çoktur. Yavrular anne ve baba genlerinin karışımları olduğundan kombinasyonu zenginliği oluşmaz.

Benzerlikler çoğalır ve diğer nesillere aktarılır. Dolaysıyla gen rahatsızlıkları daha kolay diğer nesillere daha kolay geçer.

Bu tür toplumlarda tersinimsel değişimler (negatif değişimler) son derece güçlü ve çeşitlidir.

6)-Seksüel seçilim: Evrim teorisi dişilerin gösterişli erkekleri seçtiklerini bu erkeklerin döllerini diğerlerine göre diğer nesillere daha kolay daha çok aktardıklarını savunur ve bu seçimi evrim mekanizmalarından biri sayar.

Fakat irade sahibi olmayan bu tür canlıların güzelle çirkini nasıl ayırt ettikleri güzelliklerden zevk alabilme melekesini nasıl sahip oldukları konusunda herhangi bir bilgi veremezler kanıt da gösteremezler.

Tersinim teorisi bu konuda güzelliğin gençlik sağlık güç, kuvvet sembolü olduğunu dişi bir hayvanını sadece bunu anladığını, nesillerini güçlü bireylerle aktarma isteği ve içgüdüsüyle güzel erkekleri seçtiğini söyler ve kabul eder.

Her zaman olduğu gibi evrim teorisi doğal bir içgüdünün sonucu olan bu olayı kendi görüşüne uygun yorumlamayı tercih etmiş, teorilerine bir evrim mekanizması olarak koymuştur.

Bu doğal olayın evrimle uzaktan yakından ilişkisinin olmadığı sadece varoluşlarında kendilerine verilen mükemmel yapılarını diğer nesillere aktarma içgüdüsünün doğal bir sonucu olduğu açıktır.


tersinim.net


 

glsezinrs

Yeni Üye
Katılım
12 Ara 2010
Mesajlar
1,358
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
64
tersinim;22591[FONT=Arial' Alıntı:
[/FONT]
Daha kompleks düzen sahibi cansız oluşumları örneğin son model bir arabayı doğal şartlara bıraktığınızda kullanmadığınız halde ciddi şekilde tersinimsel değişime uğradığını (bozulduğunu) görürsününüz.

Arabanın okside olmasını "bozulmak" olarak niteleyen bizleriz.Çünkü işlevini kaybetmiştir (sadece biz insanlar için) ama yeni canlı türlerine hayat kaynağı olmuştur.O halde tersinim, insan algısına bağlı olarak görecedir.



2)-Canlılarda tersinimsel değişim: Dış ve iç etkenlerin canlılar üzerinde meydana getirdikleri değişimlerdir. Bir irade tarafından kontrol edilmeyen (yararlanma ve korunma mekanizmaları olmayan) bu değişimler rastlantısal olduklarından negatiftir, bozum (tersinim) yönündedir.

Fakat tersinim teorisi aynı fikirde değildir.

Canlılar mükemmel ve eksiksiz var edilmişlerdir. Fakat tersinim sonucu kimi yaşam avantajlarını azaltabilirler ya da tamamen kaybedebilirler.

Yaşam avantajlarını azaltanlar (örneğin ihtiyarlayanlar, hastalar) gerektiği kadar sahip olamayanlar(örneğin gerektiği gibi korunamayan yavrular) yaşam avantajlarını tamamen kaybedenler (örneğin bacakları kırılmış hayvanlar, kanatları kırılmış kuşlar) ekolojik sistem içinde elemine edilirler.

Avantajlarını koruyabilenler yaşamlarını devam ettirir. Elenenler bu avantajlarını zayıflatanlar ya da kaybedenlerdir.

Gerçek doğal elenme budur.

Böcek aeresollerinin yaygınlaşmasıyla, hamamböceklerinin bir sonraki nesilde kullanılmış olan ilaca karşı bağışık doğduklarını biliyoruz.Aynı şey grip vb .için de geçerli..Burada bir rastlantısallıktan söz edilemez.Kendini geliştiren ve varolmaya devam etmeyi başaran organizma, tersinime uğramış olarak mı hayatına devam ediyor?
 

tersinim

Yeni Üye
Katılım
25 Mar 2011
Mesajlar
87
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
79
Evrimleşen Tek Şey Bilimdir.

TERSİNİM TEORİSİ VE DOĞAL İLKELER


Varoluş dediğimiz muazzam sistem tam bir düzen içindedir. Nice milyar yıllardan beri değişmeden var ve işler olan doğal kanun ve ilkeler bu düzenin inkâr edilemez kanıtlarıdır.

Düzensizliklerde kanun ve ilkeler bulunmaz. Bu nedenle düzensizdirler. Kanun ve ilkelerin ortaya konulması, işlerlik kazanması bilgi, irade ve kudret üçlemesinin ürünleridir. Doğal kanun ve ilkeler pek çoktur. Çoğu hakkında henüz bilgimiz bulunmamaktadır. Şüphesiz ki gerçekleri arayan bilimde bu kanun ve ilkelerle doğrudan bağımlıdır. Kanun ve ilkelere ters düşen bilim olmaz.

Bilimde önce kanıt sonra sonuç ilkesi: Teorilerin kurgulanmasında; genelde doğru olduğu kuvvetle inanılan bir varsayım ya da fikir temel alınır, sonra da doğruluğu kanıtlanmaya çalışılır.

Temel, doğru ya da yanlışları ayıran bir mihenk taşı konumundadır. Nedense temelin yanlış olabileceği (doğru olduğu kuvvetle inanıldığından) düşünülmez, kanıtlar temele uygun fakat yanlış teraziler de tartılır. Sonuç ise tam bir hüsran olur. Bunun için kanıtlara göre sonuç ilkesi bilimin temellerinden biridir. Örneklemek gerekirse şunları yazabiliriz.

Varoluş sorusunun yalnız iki cevabı vardır. Varoluş ya yaratılmıştır ya da yaratılmamıştır.

Bilimde önce bulgulara bakılır, bulgular bilimsel yöntemlerle yorumlanır daha sonra da gerçeklere ulaşılmaya çalışılır. Eğer bilimsel bulgulara ve yorumlarına dikkate almaz, en baştan yanıtlardan birini seçer, bu yanıtı gerçek kabul ederseniz bu bir önkabul olur. Önkabuller söz konusu sorunun birbirinin zıddı yalnız iki cevabı varsa çok büyük önem kazanır.

Cevaplardan birine önkabulle ret ve inkâr eden bir kimse başka seçeneği olmadığından kendini diğer cevaba mahkûm etmiş demektir. Örneğin varoluş bir yaratıcı iradenin eseridir cevabını önkabulle benimseyen bir kimse diğer cevaba sırtına çevirir, varoluşla ilgili tüm soruları varoluş mutlak güç, mutlak ilim, mutlak irade sahibi bir Yaratıcının eseridir mantığıyla yanıtlamaya çalışır.

Bunun zıddı cevabı benimseyenler içinde durum değişmez. Varoluş sorusuna; varoluş yaratılmamıştır, bir yaratıcı irade yoktur şeklinde yanıtlarsanız eğer bir yaratıcı irade yoksa o halde nasıl var oldu sorusuna cevap aramak zorunda kalırsınız. Bu soruya rastlantılarla var oldu dışında verebileceğiniz bir cevapta yoktur.

Bu durumda yaratıcı bir irade yoktur, varoluş rastlantıların sonucudur cevabı bir önkabul, yadsınması mümkün olmayan bir gerçek olur, varoluşla ilgili tüm sorular bu mantığa uygun cevaplanmaya çalışılır.

Bu mantık temelde doğru kabul edildiğinden bir canlı hücresi rastlantılarla oluşmuştur gibi ayrıntıların yanlışlığı; (bir canlı hücresi rastlantılarla oluşamayacak kadar komplekstir.) akıl, mantık ve bilim dışılığı kabul edilmez.

Fark edileceği gibi her iki önkabulün varoluş sorusuna vereceği cevaplar bilimsel kanıtlara dayanmaz, önce cevabı verme sonra kanıtları arama mantığına dönüşür. Nitekim evrim teorisinin fosiller konusunda kanıt bulunamayışını fosillerin yetersizliğine bağlaması ilerde bulunacağı umuntusu bu mantık üzerine kuruludur. Daha sonra bu mantık evrim yadsınamaz bir gerçektir, tüm bilimsel bulgular evrimin kanıtlarıdır taassubuna dönüşmüştür.

Tabi ki tüm bilimsel bulgular evrimin kanıtıdır öngörüsü; bulgular gerçekten evrimin kanıtı ise bir değer kazanır. Önce varsayımları gerçek kabul edip bilimi bu varsayıma uydurmaya çalışmak, varsayımları yalanlarla, aldatmacalarla, sahtekârlıkla ayakta tutmaya çabalamak o varsayımı bilim dışına iter ve hiçbir yarar sağlamaz.

Dollo kuramı: Bilindiği gibi canlılarda kullanılmayan organlar zamanla körelir, işlevlerini yitirmeye başlar. Evrim teorisi bu kuramı kendine bir kanıt gibi gösterirse de gerçekte bu tam bir tersinim olayıdır. (Körelmiş organlar bölümüne bakınız)

Düzenleri (sistemleri) bozmanın kolay, yapmanın zor oluşu ilkesi: Bir şeyi yapmak, ortaya koymak her zaman zordur. Doğa ise genelde basit ve kolay olanları seçer. Bu da eser olan düzenli sistemlerin rastlantılarla oluşmalarının mümkün olmadığının bir başka kanıtıdır.

Eserler ne kadar ayrıntılı, hassas ve kompleks ise ortaya koymak o kadar güç olur. Ortaya konulan eserleri bozmak ise son derece kolay ve basittir. Eğer o düzen ya da yapı ayrıntılı ve hassas bir komplekslik gösteriyorsa bozmak o kadar kolay olur. Bir bakıma eserlerdeki incelik, hassaslık ve komplekslik yapmakla doğru, yıkmakla ters orantılıdır.

Bir sanatkâr yıllar süren çabalarla göz nuru dökerek bir eser örneğin bir heykel meydana getirir. Bu sanat eserini bozmak için bilinçsizce yapılacak bir darbe yeterde artar bile. Yıllar süren emek ve çabalarla sırçadan bir saray yapabilirsiniz ama atılacak bir taş bu sırça sarayı kırıp yıkmaya yetecektir.

Nice mühendislerin, işçilerin yıllarca emek, güç ve zaman harcayarak ortaya koyduğu mükemmel planlanmış bir şehri bir deprem ya da bir kıvılcım bir kaç dakika, bir kaç saat içinde yerle bir edebilir. Bir bakıma bir eser ortaya koyabilmek için bilinç, bilgi, kudret, madde ve yeterli zaman gerekli olduğu halde bozup yıkmak için kaba kuvvet ve kısa süreçler yeterlidir.

Termodinamiğin ikinci (entropi) kanunuyla bozmanın kolay, yapmanın zor olduğu ilkesi rastlantıların örneğin canlılık gibi basite indirgenemez kompleks oluşumları meydana getirebileceğini savunan materyalizm ve uzantısı olan teorilerin önünde diğer doğal kanun ve ilkelerle birlikte aşılması mümkün olmayan sıra dağlar gibi durmaktadır.

Materyalizm ve uzantısı teorilerin bu konuda canlıların basite indirgenemez kompleks yapılarını inkar etmekten başka seçenekleri yoktur.

Kompleks düzenlerin oluşumunda bilgi, irade, güç, madde ve zaman beşlemesinin gerekliliği ilkesi: Düzenleri yapmanın zor; yıkmanın kolay olduğu ilkesi aynı zamanda (düzenlerin bir amaca yönelik olması gerektiği göz önüne alındığında) yeterli bilginin, gücün ve her ikisini amaca uygun harekete (eyleme) geçiren bir iradenin olması gerektiği gerçeğini ortaya koyar.

Diğer ifade ile bir yapıda bir amaç ve bu amaca uygun düzenlilik varsa o yapı bilgi, güç ve iradenin eseridir. Asla rastlantılar sonucu değildir.

Örneğin bir çölde güneş, rüzgâr gibi doğal etkenler art arda dizilmiş estetik görünümlü, göz zevkimizi okşayan minik tepecikler, şekiller meydana getirebilir.

Art arda dizilişlerine ve estetik görünümlerine bakarak bu oluşumların bir düzenlilik (bir eser) olduğu iddia edilebilir.

Fakat bu oluşumlar bir amaca yönelik değildir. Eser sahibi olması gereken doğal etkenler estetik görünüşlü tepecikler meydana getireceklerini bilmezler, bu amaç için hareket etmezler.

Örneğin çölde esen rüzgârların, dört bir yanı kavuran güneş ışıklarının, radyasyonların zaman içinde estetik görünümlü tepecikler oluşturduğunu gördüğümüz ve bildiğimiz halde bir adım daha ileri giderek; ayni etkenlerin evler, saraylar, yollar, köprüler, fabrikalar, enerji santralleri oluşturarak modern ve güzel bir şehir meydana getirebileceğini hiçbir zaman düşünmeyiz, düşünemeyiz. Bunun nedeni ise bu tür oluşumların bir amaca yönelik kompleks sistemler oluşudur.

Bilinç dışı rastlantısal etkenler estetik görünümler verdikleri yerleri rahatlıkla kirletip bozabilirler. Çünkü bunlar tıpkı modern bir şehri yerle bir eden depremler benzeri kontrolsüz kaba güçler gibidir. Bu nedenle ortaya çıkan oluşumlar gözlere okşayan estetik görünümde olsalar dahi bilgi, irade, güç, madde ve zaman beşlemesinin sonucu olmadığından eser değildir.

Fakat aynı çölde basit bir kulübe, çadır ve hatta üst üste konulmuş taş yığınlarından ibaret harabeler görsek; estetik olmasalar, göz zevkimizi hitap etmeseler bile bunların emek, bilgi, irade, madde ve zaman beşlemesiyle meydana getirildiğini, rastlantılar sonucu oluşmadığını kesinlikle biliriz. Rastlantılarla oluştuklarını düşünmeyiz. Bu konuda en küçük şüphemiz olmaz. Fakat estetik görünümlü tepecik dizimleri çok güzel görünümleri olsa dahi aynı şeyi düşünüp söyleyemeyiz.

Sonuçta şunu belirtmek istiyoruz. Eğer bir oluşumda bir amaç ve bu amaca uygun düzenlilik ya da düzenlilikler varsa o oluşum bilgi, irade, enerji (güç), madde ve zaman beşlemesinin sonucudur. Asla rastlantıların sonucu değildir.

Doğa Gücü ya da Tabiat Ana…Eserlerin Eser Sahibi Olamayacağı İlkesi: Varoluş ret ve inkâr edilemeyen bir düzenlikler bütünlüğüdür. Bu bütünlüğe ekoloji diyoruz.

Düzenlilikler ise kurallar ve yasalar sonucudur ve bir amaca yöneliktir. Düzenlerin düzenliliği ise yasaların, kuralların eksiksiz işlemesine bağlıdır. En küçük bir hata ya da aksaklık bu muazzam makineyi durdurabilir. Bu nedenle kuralların, yasaların işlemesi son derece karmaşık, kompleks ve şaşırtıcı bir oto kontrol sistemiyle yapılır. Hiç bir şey rastlantıya bırakılmamıştır.

Hiç bir şeyin rastlantıya bırakılmaması devrede eyleme geçmiş bir iradenin varlığını açık şekilde gösterir. İnkar etmek ya da etmemek bu gerçeği değiştirmez.

Materyalizm bu sistemsel bütünlüğe Doğa Gücü ya da Tabiat Ana der. Materyalizme göre doğa gücü doğal kuralların, yasaların bileşkesidir. Bu nedenle doğaüstü bir güç değildir. Belki de doğanın ta kendisidir.

Gerçek ise ifade edilmek istenen doğa gücünün ekolojik düzenin bir sonucu olduğudur. Ekolojik düzen ise madde ve yaşam dünyasını içine alan yaşamsal uygunluklarla kurulmuş kompleks düzenlerin, sistemlerin bütünlüğüdür. Yaşamın varlığına ve devamlığına yöneliktir.

Doğa gücü konulmuş kural ve yasaların bileşkesi (sonucu) olduğundan kendini meydana getiren yasaların, kuralların oluşturucusu, koyucusu olamayacağı açıktır. Hiç bir şey rastlantılarla kendi kendini meydana getiremez. Doğa gücü ve varoluşun dışında bilgi kudret ve irade sahibi bir Varlık gerekir. Bu nedenle eserler eser sahibi değildir. Eser sahibi eserin dışındadır, eserden başkadır.

Gerçeklerin Birbirleriyle Çelişmeyeceği İlkesi: Varoluş muazzam bir büyüklük ve bütünlük içindedir, çeşitli kanun ve ilkelerle korunup idare edilir. Bu kanun ve ilkeler genişim evresinin (Planck dönemi) ilk anlarından itibaren kademeli olarak devreye girmiş olup, değişmeden yaklaşık on dört milyar yıldan beri etkinliğini sürdürmektedir. ( Big bang ve genişim evresi bölümüne bakınız)

Düzen ve sistemleri kontrol edip sürdüren kanun ve ilkelerin oluşu aynı zamanda düzen ve sistemleri oluşturan bir iradenin de var olduğunu gösterir. Bunun nedeni ise düzen ve sistem sahibi oluşumların birer eser olduklarıdır. Eserler ise bilgi, irade, güç, madde ve yeterli zaman beşlemesinin sonuçlarıdır. Asla rastlantısal değildir.

İlginç olan ise binlerce olan bu kanun ve ilkelerin asla birbiriyle çelişmemesi, birinin yaptığını diğerinin bozmamasıdır.

Öne sürülen teorilerin doğru ve yanlışlıkları bu kanun ve ilkelere uyumlu olup olmadıklarına bakılarak kolaylıkla tespit edilebilir. Eğer bir teori doğal kanun ve ilkelerin kimileriyle uyumlu kimileriyle çelişiyorsa o teorinin içinde bazı tutarsızlıklar, temelden çürüklükler, gerçek dışılıklar var demektir.

Deneme ve yanılmalarda doğrunun seçilebilmesi için bir İradenin var olması gerekliliği ilkesi: Yukarıdaki kuram kompleks düzenlerin yapılanmalarında amacın en baştan bilinmesi gerekliliği ilkesine dayanır. Eğer amacı en baştan bilmezseniz rastlantısal seçimlerde doğru ya da yanlışı tespit edemezsiniz.
Fakat evrim teorisi savunucuları böyle düşünmez.

Evrim teorisi taraftarlarının en çok başvurdukları bir başka varsayımda doğanın deneme yanılma yoluyla sonuçta doğruyu bulacağıdır. Yani bir şeyin oluşması imkânsızdır ama zaman öylesine uzun ve deneme yanılma o kadar çoktur ki doğa bir gün imkânsızı başarır; rastlantılarla doğruyu bulup seçebilir ve saklar.

Fakat burada basit bir mantık hatası vardır.

Deneme yanılma sonuçta bir seçim olacağı için bilinçle gerçekleşebilecek işlemlerdir.

Deneme yanılma yapan doğa bilinç sahibi olmadığından yanıldığını ya da yanılmadığını nasıl bilecektir? Bilinçsizlik yanıldığını ya da yanılmadığını bilmeme demek değil midir?

Doğada böyle bir bilinç mekanizması var mıdır?

Belki de bu konuda doğal seleksiyona sığınılabilir. Fakat doğal seleksiyonun bilinç gibi bir özelliği olmadığı, sadece canlıların var oluşlarındaki mükemmel yapılarını (yaşam avantajlarını) korumaya yönelik olduğunu, dıştan gelen zararlı etkenleri savunma sitemleriyle defederek bir bakıma zararlıları seçilebildiği, kompleks yapıların oluşumu için gerekli olan bilinçli planlamaların yapılamayacağı evrimciler tarafından da kabul edilen gerçeklerdir.

Uzun süreçli işlemler dizisi sonucunda bir amaca ulaşılmak isteniyorsa her şeyden önce o amacın belirlenip bilinmesi gerekir ki işlem sonuçlarının amaca uygun olup olmadığına karar verilebilsin; uygun olanlar saklanıp biriktirilebilsin. Eğer amaç bilinmiyorsa oluşum sonuçlarının faydalı olup olmadığı bilinemeyecek, faydalıyla faydasız, zararlıyla zararsız arasında fark olmayacak; canlılar tarafından kabul edilip biriktirilmeyecek ve korunmayacaktır.

Trilyonlarca yıl geçse katrilyonlarca kez deneme yanılma yapılsa da; yanılma ya da yanılmama, faydalı veya faydasız bilinmediğinden baştan belirlenmiş bir amaca yönelik olumlu bir sonuca ulaşılması kesinlikle mümkün olmayacaktır.

Doğanın tasarruf ilkelerine riayet ettiği, asla israfta bulunmadığı ilkesi: Doğada ekoloji denen öylesine muazzam bir sistem vardır ki hiç bir şey israf olmaz. Her şey yerli yerindedir ve kullanılmaya hazırdır.

Ayrıca canlılar faydalı olmayan hiç bir olguyu vücutlarında barındırmazlar. Atmanın ya da tahrip etmenin bir yolunu ararlar ve bulurlar. Canlı vücutlarında kullanılmayan organların zamanla güdükleşmesi bu oluşuma bir örnektir.

Bu ilke evrim teorisinin en büyük handikaplarından biridir. Henüz faydası olmayan ancak milyonlarca yıl süren evrim süreci sonunda faydalı olacak bir oluşumun canlı vücutlarında bu kadar uzun süre varlıklarını sürdürüp evrimleşmeleri mümkün değildir.


tersinim.net
 

tersinim

Yeni Üye
Katılım
25 Mar 2011
Mesajlar
87
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
79
Arabanın okside olmasını "bozulmak" olarak niteleyen bizleriz.Çünkü işlevini kaybetmiştir (sadece biz insanlar için) ama yeni canlı türlerine hayat kaynağı olmuştur.O halde tersinim, insan algısına bağlı olarak görecedir.

= = =

Bozunumu insan algılamalarına bağlı göreceli bir kavram olarak algılamanız hayli ilginç.

Doğal şartlara bırakılarak bozulmuş bir arabanın amaca uygun işlerliği var mıdır? Ya da ölmüş bir canlı maddesel olarak yerli yerinde ve eksiksiz duruyor görünürken onu canlı kabul edebilir miyiz?

Bozunum işlerliğini azaltmak ya da kaybetmek demektir.

Tersinim ise bozulma, eskime, yıpranma, azalma vb gibi olguların genel ifadesidir.

Tersinim olayı canli cansız tüm düzen ve sistem sahibi oluşumlar için geçerlidir ve evrenseldir.

Canlılığı maddeye indirgeyip sonrada en doğal ve evrensel bir oluşum olan tersinim etkilerinden uzak tutmaya çalışmak ve hatta tam tersini (evrimi) iddia etmek bir mantık çelişkisidir.

Saygılar.
 

tersinim

Yeni Üye
Katılım
25 Mar 2011
Mesajlar
87
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
79
Böcek aeresollerinin yaygınlaşmasıyla, hamamböceklerinin bir sonraki nesilde kullanılmış olan ilaca karşı bağışık doğduklarını biliyoruz.Aynı şey grip vb .için de geçerli..Burada bir rastlantısallıktan söz edilemez.Kendini geliştiren ve varolmaya devam etmeyi başaran organizma, tersinime uğramış olarak mı hayatına devam ediyor?

= = =

Örnek verdiğiniz canlılar yüz milyonlarca senedir yaşam dünyasındadırlar, sık ve çok ürerler. Yüzmilyonlarca yıldan beri yaşamlarını ve nesillerini sürdürdüklerine göre ortama uyum melekeleride hayli gelişkin olmalıdır. Aksi halde yüzseksen derece değişebilen yaşam şartlarında yaşayıp nesillerini devam ettiremezlerdi.

Canlıarda çeşitlenme ise yaşam sahmesinde bulunma zamanı, üreme sıklığı ve adediyle doğru orantılıdır.

Diğer ifade ile örnek verdiğiniz canlılar yüzmilyonlarca yıldan beri katrilyonlarca çeşitlenmiş olmalıdır.

Bunların içinde kimi aeresollere dayanıklı çeşitleri bulunacak; dayanıklı olmayanlar ölecek, dayanılık olanlar ise üreyecektir.

Bu basit ve doğal olayı evrim diye nitelemeniz hayli ilginç ve düşündürücü.

Ayrıca evrim üstadınızın tabiriyle anlık değişimler değildir. Milyonlarca yıl süren kademeli değişimlerin birikimidir.

Siz ise hamamböceğine aeresol sıktık, o da evrimleşti diyorsunuz.

Antibiyotiklere direnç kazanan bakteriler safsatasanın açıklaması da aynıdır.

O minik canlılar ki en olmadık yerlererde (çok sıcak, çok soğuk, oksijenin olduğu ya da olmadığı yerlerde, asitli sularda ve hatta arsenik göllerinde) yaşamlarını sürdürmeyi başarabilmiş harika yaratıklardır.
 

glsezinrs

Yeni Üye
Katılım
12 Ara 2010
Mesajlar
1,358
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
64
Böcek aeresollerinin yaygınlaşmasıyla, hamamböceklerinin bir sonraki nesilde kullanılmış olan ilaca karşı bağışık doğduklarını biliyoruz.Aynı şey grip vb .için de geçerli..Burada bir rastlantısallıktan söz edilemez.Kendini geliştiren ve varolmaya devam etmeyi başaran organizma, tersinime uğramış olarak mı hayatına devam ediyor?

= = =

Örnek verdiğiniz canlılar yüz milyonlarca senedir yaşam dünyasındadırlar, sık ve çok ürerler. Yüzmilyonlarca yıldan beri yaşamlarını ve nesillerini sürdürdüklerine göre ortama uyum melekeleride hayli gelişkin olmalıdır. Aksi halde yüzseksen derece değişebilen yaşam şartlarında yaşayıp nesillerini devam ettiremezlerdi.

Canlıarda çeşitlenme ise yaşam sahmesinde bulunma zamanı, üreme sıklığı ve adediyle doğru orantılıdır.

Diğer ifade ile örnek verdiğiniz canlılar yüzmilyonlarca yıldan beri katrilyonlarca çeşitlenmiş olmalıdır.

Bunların içinde kimi aeresollere dayanıklı çeşitleri bulunacak; dayanıklı olmayanlar ölecek, dayanılık olanlar ise üreyecektir.

Bu basit ve doğal olayı evrim diye nitelemeniz hayli ilginç ve düşündürücü.

Ayrıca evrim üstadınızın tabiriyle anlık değişimler değildir. Milyonlarca yıl süren kademeli değişimlerin birikimidir.

Siz ise hamamböceğine aeresol sıktık, o da evrimleşti diyorsunuz.

Antibiyotiklere direnç kazanan bakteriler safsatasanın açıklaması da aynıdır.

O minik canlılar ki en olmadık yerlererde (çok sıcak, çok soğuk, oksijenin olduğu ya da olmadığı yerlerde, asitli sularda ve hatta arsenik göllerinde) yaşamlarını sürdürmeyi başarabilmiş harika yaratıklardır.

1.Cevapladığınız mesajımda "evrim" sözcüğünü kullanmadım.(...nasıl evrim diye nitelersiniz? sorusu yersiz)
2.Gerek evrim teorisi, gerekse karşıt teoriler adı üstünde teoridir.Ben her teoriyi sorgular, bilgilenmeye çalışırım.Teoriler üzerinden spekülasyon ya da tarafgirlik yapmam.Akıl ve mantık da bunu gerektirir.
3.Nasıl tersinim teorisinde doğal seleksiyon işliyorsa, bilimsel teorilerde de bu süreç işleyecek ve zayıf/yetersiz olan teori elenecektir.Bunun için aceleye gerek yok.
4.Yeni bir bakış açısı sunduğunuz- hatta iddialı, ki zamanı da durağan olarak nitelemişsiniz (bunun böyle olup olmadığını bilmiyorum) için ve cevapladığınız için teşekkürler.
 

tersinim

Yeni Üye
Katılım
25 Mar 2011
Mesajlar
87
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
79
1.Cevapladığınız mesajımda "evrim" sözcüğünü kullanmadım.(...nasıl evrim diye nitelersiniz? sorusu yersiz)
2.Gerek evrim teorisi, gerekse karşıt teoriler adı üstünde teoridir.Ben her teoriyi sorgular, bilgilenmeye çalışırım.Teoriler üzerinden spekülasyon ya da tarafgirlik yapmam.Akıl ve mantık da bunu gerektirir.
3.Nasıl tersinim teorisinde doğal seleksiyon işliyorsa, bilimsel teorilerde de bu süreç işleyecek ve zayıf/yetersiz olan teori elenecektir.Bunun için aceleye gerek yok.
4.Yeni bir bakış açısı sunduğunuz- hatta iddialı, ki zamanı da durağan olarak nitelemişsiniz (bunun böyle olup olmadığını bilmiyorum) için ve cevapladığınız için teşekkürler.

Evrim teorisi savunucularının en gözde (sözde) kanıtlarından bir kaçı kimi böceklerin tarım ilaçlarına, kimi bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanmaları gösterilir ve oldukça popülerdir. Sizinde aynı örneği vermeniz normal olarak (yazınızda evrim kelimesini kullanmadığınız halde) evrimi çağrıştırmıştır.

Güneş balçıkla sıvanamayacağı gibi gerçeklerde uzun müddet gizlenemez.

Elbetteki zaman tersinimin mi, evriminin mi gerçek olduğunu gösterecektir.

İlginiz için teşekkür eder, eleştirilerinizin devamını beklerim.

Saygılar.
 

Yeni Konular

Üst