- 1 Kas 2012
- 2,737
- 180
- 63
Hayatım bir çıkmaza girdi, var oluştan iğreniyorum; tatsız tuzsuz, anlamsız bir şey. Pierrot’dan daha aç olsaydım, insanların sunacakları açıklamaları yemeye yeltenmezdim. İnsan, parmağını toprağa batırıp kokusundan hangi diyarlarda olduğunu anlar -bu, hiçbir şey kokmuyor. Neredeyim ben? Dünya denen bu şey nedir? Bu kelimenin anlamı nedir? Beni bunun içine kim çekti de şimdi bırakıp gidiyor? Ben kimim? Dünyaya nasıl geldim? Bana neden sorulmadı? Neden yolu yordamı öğretilmeden sanki bir ‘ruh satıcısı’ndan alınmış gibi bir kenara itildim? Gerçeklik dedikleri bu büyük müesseseye ilgim nasıl doğdu? Neden ona ilgim olsun ki? Bu içten gelecek bir ilgi değil mi? Eğer bu işte zorla yer alacaksam yönetici kim? Ona bir şey söylemek isterim. Yönetici yok mu? Şikâyetimi kime bildireceğim? Var oluş hiç kuşkusuz bir müzakere… Görüşümün dikkate alınmasını rica edebilir miyim? Eğer insan dünyayı olduğu gibi kabul etmek zorundaysa o zaman onun ne olduğunu öğrenmemek daha iyi olmaz mıydı? (…) Herkesin sormasına izin veriyorum ve herkese soruyorum kendimi; bir kızı mutsuz etmekle kârım ne oldu? Suçluluk… Bu ne demektir? Büyücülük mü? Bir insanın nasıl suçlu olacağı belli değil midir?
Kierkegaard.
***
Nişanlısından kendi ayrılmış,yıllar sonra kadın başkası ile evlenince bunu kendine ihanet saymıştır 🙂 ancak bence regineyı çok sevmişti, regine ile evlenmeme sebebi hakkında 50 yerde 50 değişik sebep belirtiyor🙂 ama onu içinden hiç atamadı bu tüm felsefesinede yansıyor bence. aşkın doğasını ve anlamını akıl ile çözdüğünü iddia etsede sanırım çözememiştir. çözseydi böyle olmazdı 🙂
Kierkegaard.
***
Nişanlısından kendi ayrılmış,yıllar sonra kadın başkası ile evlenince bunu kendine ihanet saymıştır 🙂 ancak bence regineyı çok sevmişti, regine ile evlenmeme sebebi hakkında 50 yerde 50 değişik sebep belirtiyor🙂 ama onu içinden hiç atamadı bu tüm felsefesinede yansıyor bence. aşkın doğasını ve anlamını akıl ile çözdüğünü iddia etsede sanırım çözememiştir. çözseydi böyle olmazdı 🙂