Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Westworld Felsefesi (Barış Özcan'ın katkılarıyla)

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,013

ihaveanidea

Yeni Üye
Katılım
25 Ocak 2017
Mesajlar
848
Tepkime puanı
8
Puanları
18
Belli bir bilinç yaşına geldiğimden bu yana insanda var olan ya da var olduğu iddia edilen bilincin tanımını merak ederdim.

Fakat bulamazdım.Çünkü bilincin ne olduğundan önce nerede olduğundan bile habersizdik.Bazı tanımlar ise:



Somut bir bilincin varlığını kabul edenler,aynı zamanda bilincin olmadığını kabul ederler.Nihayetinde bilinç olmadığına göre tanımı da yoktur.

Soyut bir bilincin varlığını kabul edenler ise yani bizler,bilincin metafizik olduğunu kabul edenlerdeniz.



Fakat aslında durum bilincin tanımından çok bilincin basamak olarak bulunduğu "aydınlanma"da.

Şu şekilde açıklayabilirim ki:



Otomatik çalan bir piyano bilinçsizlik halidir.Dikkat edilirse yoksullanma,eksiklenme hali soyut ve somut bilinç tanımında da ortak bir yıkım yaratır.(İnce bir ayrıntı olarak da buradaki bilinçsizlik kavramsal bir yokluk değil sübjektif fakirliği simgeler.)

Otomatik çalan piyanonun "kapatılması" uyanış ve ilk bilinç alametidir.Burada tanımlamalar değer kazanır.Gözlemleme ve algılama başlar.Sistematik baskılanma ve dayatmalarla savaşılır.Bir diğer tanımı ise "piyanoyu piyanistin çalmasıdır".

Müziğe dönüşme ise "bu dünyadan göçme" ile gerçekleşir.Zira benlik hayattaysa bilinç vardır,yaşam vardır.Dünyadan göçen bizler,artık müzik eseriyizdir ve notalar ise sürdüğümüz hayat ve benimsediğimiz,sarf ettiğimiz fikirlerdir.



Son evreye ulaşan kişi "bilinçsizlik içindeyken bilinci" yakalar.Sürdürülebilir dünya hayatı bunu yakalayabilmiş kişiler sayesinde ayaktadır.
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
Biliş/Bilinç/Bilme Üzerine Söylemeler, Önermeler ve Denemeler ve Geliştirmeler


Öncelikle bilinci, bilme ve biliş olarak kavramladık ve tutarladık neden?
çünkü bu kavramlar bizce eşit

Bilinç denilen olma ağırlığının farkında olmadır.
Bilinç denilen, olma durumunun, olma olmanın, -olanı olunduğunun farkında olmadır

var-ın hareketi ile birlikte devinimi

Bilinç varlığın kendini bilme, hissetme, farkında olma ve ve algılama durumudur. Varolan bilinçtir çünkü olan vardır ve bir biçimde ve her biçime, herhangi biçimde kendi oluşunun mutlaka farkındadır
Taş bile varlığını ve ağırlığının görece bir biçimde farkında ve bilincinde-bilişinde olmalıdır
bu değilse bile ona biliş yansıtan gözlemci, tıpkı bir ışığın yansıtılışı gibi kendini bilme ve durumunu bilme-gösterme, izafe etme yansıtmaktadır
Ayın güneş ışığı tutması ve yansıması gibi biliş ve gösteriş onda yansıma mı üretir?
bu kopuk
mutlak katılık-durgunluk örneğin taşın bilincidir diyebiliriz

Bilinç denilen varoluşun ağırlığının ve olmanın duyumsanması gibidir, bir his
ve yeti
Bilinç bir kişiye ve kimliğe -özneye- ait olmayacağı gibi tüm varlıka ve varoluşa içkin devinir
Bütün bir bilinç vardır-kopmaz bir bilinç
Hatırlayın bilinç orada ya da burada değildir-Ağrılık taşın içindedir ve heryerindedir
Bilinç bir şeyin içindedir
Bilinç olma yükü gibi bir şey daha çok

Bilinç ve bilişi varlıktan ışıyan, aydıyan yansıyan bir renk ton gibi düşünmeyi denedik. Buna ne diyorsunuz?
Bilinç ağırlık denilenin de kendisidir. olma denilenin de kendisidir ve bunun gerçeklikte duyumsamaya ve bilmeye dönüşmesidir-taşmasıdır
Olma ağırlığının duyumsanması
Bilinç şeyin-varın öz-ısısı gibidir, öz-duyuşu gibidir...özbilmesidir-kendinde vardır ona eklemlenmedi
olma durumunun deneyimlenmesi biliş ve bilinçtir

Varlıklanan her şey ve her olum ben kavramı altında kendini biliyor
Varlıklanan ve görece gerçekliğe çıkıp vuran her biliş tanesi ve kütlesi ben adı deneyimliyor
her gerçeklikçi ben kavramı adından kendini kavrıyor ve biliyor. Bu bilinçtir. Bilinç koparılamaz. Kendine ait bir ben bilinemez -bulunamaz ve koparılamaz
O tüm varoluşa-varoluşmaya ve varlıka, ait, özgün ve dairdir
Ben-biliş dediğimiz kendi biliş ve ben dediğimiz biliş ve kendini koparamaz, özgüleyemez durumu bunu aksatamaz
Bağımsız ve serbest irade varoluşta içrekçe deviniyor ve kendini organize ediyor-organize oluyor diyebilirdik belki. belki de yasaları var
Varoluştan kendine özgü ve ait bir ben, kendine, kendi lehine koparılamaz
Bilinç diye bir şey realiteden sanırım ayrıca sıyrılamaz

olanın olma durumu denilen belirsiz tözsüz hal ,kendi içinde bir ikisizlik ,bir kendisizlik,-bilişsizlik ve ışıksızlık gibidir oysa gerçeğe nasıl yansır?
buna bir hayal mi demeliyiz, düşünce mi?

-devam edecek-
 

ls2

Kahin
Onursal Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,737
Tepkime puanı
180
Puanları
63
Bilinci bu kadar üstün yapan nedir?

İnsanın en belirgin özelliğidir bilinç ve ona bağlı olarak gelişen aklı ve mantığı. yaşamda kalması için verilen/kazanılan bir özellikten fazlası olduğuna nasıl karar veriyoruz? felsefe yapabiliyoruz,medeniyetler kurabiliyoruz,teknoloji üretebiliyoruz veya varlığın/evrenin bilgisine ulaşmaya çalışabiliyoruz diye mi?

kartal bizden kat kat iyi görebiliyor,yarasa koordinat belirlemede eşsiz,kutup ayısı koku almada üstün vb. bizdede bilinç var.

hem yukarda saydıklarım hemde bir tanrı tasavvur edebiliyoruz diye mi çok farklı oluyor bu bilinç? ve metafizik alana taşırılıp böyle yüceltilebiliyor..

Bir yaratıcı yoksa; ne medeniyetimiz ,ne teknolojimiz nede edindiğimiz bilgilerimiz bir anlam ifade etmez, hepsi bu devinimin içinde yok olur gider, sonsuzla çarpıldığında ve bir insanla bir sinek arasında fark sıfırlanır veya tür farkı olmaktan öteye geçmez..
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
Bilinç özne de arandığı gibi nesnede de aranmalıdır..
Bilinç özne de arandığı somutlandığı gibi nesnede de aranmalı ve somutlanmalıdır
Bu ikisi özdeştirilmeli ve birleştirilmeli...

İdezalizm (öznecilik -özneltözcülük ve özne-tözcülük) ve materyalizm (nesnecilik ve nesnelcilik -nesne tözcülük) yakınlarında bir yere varabiliriz. Ya da bu ikisinin sentezinden bir şeyler üretip taşırabiliriz..

Öznenin varoluşunu sorgulayıp yapılandırmalıyız.. 'ne' ye bağımlılığını araştırmalıyız
'kim' ve 'ne' bağının bağılı soruşturması

Öznel ilkeyi ve öznenin kendine ait olmasını olmamasını , öznenin neyi ifade ettiğini değerlendirmeliyiz
öznenin neye vurgu yaptığını,.. ne ve nelere de..

Özne olarak içerikleriklendirilenin (ve nesneden -nesnelden beri çekilenin) felsefi tabanı-düşünsel tabanı/köklenmesi araştırılmalıdır-soruşturulmalıdır
işin aslı belki nesne varolmadan özne de varolamaz ya da nesne ve özne tözleri ayrımına girişmek bir yanlıştır
bu ikisini belki de birleştirmek ,araştırmak gerekiyordur

Öznenin bir nesnesi var-kendi tabanı kendi bilişi
Kendi bedeni ve materyali var ve buna da ben diyor
Düşünceye de ben diyor, duygulara da.. ,olumuna da ben diyor ama bedenine ben diyor
Bu beden benim bedenim diyor-duyumsamakta
Bunlar hep çözümlenip birleştirilmelidir

Ben-biliş denilen kavrayış (ve kendini bilme denilen içerik) ve bilme kavramı içeriklendirilmelidir

Özne olarak içerikleriklendirilenin felsefi tabanı-düşünsel tabanı/köklenmesi,yapısı araştırılmalıdır-soruşturulmalıdır
ve içeriklendirilmelidir...

Öznenin ve tüm bunların ne ifade edeceği üzerine derin-ce düşünülmeli sadece

Özneyi biliş dediğimiz kendini farkında olma işaretliyor

Bugün bununla karşılaştık


---------- Mesajlar Birleştirildi at 06:11 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 05:45 ----------

-Çözümlemeler ve Soru-n-lar

Varoluşta bana ait bir buluş-biliş ve nesneyi nasıl işaretliyorum?
Bunu ben -denen- yapıyor. benim adıma yapıyor
Beni tanımlar mısın? Tanımlamayı dener misin?
Ben burada bulunduğumum. bulunanım. olanım-şimdi...
Peki bu tanımamayı nasıl yapıyorsun?
Ben üzerinden

Varoluşta bana ait bir buluş-biliş ve nesneyi ve bulunuşu (benim bulunuşumu) nasıl işaretliyorum
(Bulunuş- burada bulunuş ,burada oluş)
Beni duyumsuyorum ve çözümlüyorum. biliyorum sadece biliyorum/oluyorum/olmaktayım..
Kendimi burada -ben- biliyorum
Kendimi kendi olarak biliyorum ve duyumsuyorum

Buradaki bu bulunuş durumu ve olum ,ve buradaki bu nesne ve buradaki bu biliş bana (buna-bene) ait ve dair derken ve onu gösterirken -işaretlerken- ne yapıyorum?
(bilişimi nesneye yansıtıp özdeştiriyorum sanırım ve burakinin düşüncelerine)

kendimimi mi işaretliyorum? tamam bu noktayı ve kendimi işaretleyip seçip gösteriyorum ve onu özgülüyorum. onu diğerlerinden ayırıp somutlayıp özgülüyoruz...
diğerleri olmayan olarak işaretliyoruz. diğerleri olmayan ve ben olan- sadece bana ait ben (sadece benim olan ben) olarak gösterip işaretliyoruz evet
bendeki benim benim. .buradaki benim benim.. ama içte? içte düşünceler ve gözlemler var

bu ne demek oluyor?
sendeki senin senin
ondaki onun onu
mu?
ondaki onun onu evet.. ondaki de onun beni değil mi?
onun beni nedir? onda da bir ben var galiba
ondaki onun beni nedir?

biliş olarak nasıl? kavramlaşır
kendini bilme olma sanırım. kendini bilme ve olma durumu. ayırma ve somutlama durumu

--
Yani buradaki nesne ve buradaki biliş buradakine ve ona ait derken
Buradaki biliş bu bene aittir
oradaki biliş o bene mi aittir

buradaki ben biliş ve oradaki ayrıca bir ben biliş...
bendeki ben biliş ve ondaki ben biliş...
bendeki ve sendeki ayrı ayı ben-bilişler
ve ayrı ayrı ben duyuşlar
hepsi bir ben duyuş özgesi. ve hepsi bir bengi duyuş...-kendi duyuş. ve kendi duyumsama
varoluşta herşey kendilik duyumsuyor...ve varoluşluk. ben bu ben varolanım-kendimim
herkes bunu diyor. işin aslı herkes ve herşey
benim diğerlerimden farkım ne? ya da diğerlerinden . diğer ben olanlardan bu benini farkı ne?

-

Buradaki nesne ve buradaki biliş benimdir ve bana aittir
Ben burada kendini bilenim. Ben burada kendini bilen benim
Bu ben benimdir ve bu nesne benimdir, bana aittir ve dairdir..
Yalnız bu ben benimdir ve yalnız bu ben/beden nesnesi benim nesnemdir-bedenimdir..

(Ben kendimin ve buradakinin sahibiyim ve kullanıcısıyım gibi bir işaretlemeden sözediyoruz..)

Diğerlerinin kendi bedeni var.
Bu bedenin nesnesi bana aittir ve benim kontrolümdedir.
Buradaki ben merkezi (ve kendi duyuş-bilişim) beni ve bunu kontrol eder..
Ve yalnızca bu bedenini nesnesi benim olan bene aittir

diğerleri?
kendilerine ait benleri, bedenleri ve nesneleri (kendilerini bilişleri) var gibi gözüküyor
peki bunların arasındaki bağ nedir?
aynı gerçeklikteyiz
başka
aynı biçimde kendimizi biliyoruz
başka
başka, acılarımız var ve birbirimizi yiyip duruyoruz
anlaşamıyoruz
onda ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz
onda ben var buna iyi bakın. onda da ben var. onda da bir ben var...buna iyi bakın...
yani kendini duyuş merkezi, algısı...
--
 
Son düzenleme:

albertinkaranfili

Yeni Üye
Katılım
28 Nis 2018
Mesajlar
39
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bu felsefe insana çok değer veriyor oysa bence iyiler müzik notası,kötüler kakafoni,kötü diye kimleri tanımlıyorum,insan öldürenleri,can yakanları,can yiyenleri.....
 

ihaveanidea

Yeni Üye
Katılım
25 Ocak 2017
Mesajlar
848
Tepkime puanı
8
Puanları
18
Akustik müziğin alt metni,kaçıştır.Toplumsal yaşam karmaşıklığı,akustik müzik sadeliği temsil eder.



Müzikte kullanılan enstrüman sayısı arttıkça anlık anksiyete tetiklenir.

Müzik ve algı paralel ilerler.Algısı açık bir insan karmaşık oktav,ton,enstrüman içeren şarkıları seçebilirken,vasat olan birisi için tek ya da bir kaç enstrüman ve kararlı bir tonlama önemlidir.

Bunun en güzel örneği Moonlight Sonata'nın girişidir.
 

UpBot

Yeni Üye
Katılım
14 Ocak 2021
Mesajlar
1,017
Tepkime puanı
5
Puanları
38
Konu devam edebilir aslında. Teşekkürler 🙂
 

Yeni Konular

Üst