Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Yağsız, etsiz ve kimsesiz

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,063

ironi

Yeni Üye
Katılım
7 Ocak 2012
Mesajlar
24
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
43
Sevgili günlük, çok keskin bir soğuk var bugün. Nezleyim hâlâ. Kış dedikleri, böyle olsa gerek.
Sulu gözler, kırmızı ve durmadan çekilen burunlar, soğuk bir cendere içerisindeki ayaklar, arada bir gelen hapşırıklar, sıkı giyimli insanlar...
Eskiden annem bize toz hâline getirilip kolonyalanmış tütün çektirirdi burnumuza.
Enfiye mi ne diyorlar, bilmiyorum.
...
5 yılım bitti. Ve ben hâlâ aynı heyecanla karşınızdayım, diyorum kapanan bir dönemin ardından gençlere...
Dönemin küçük bir değerlendirmesini yapıyoruz.
Ardından, kütüphanemizden aldığım ve 114.sayfasında bulunduğum kitabı gösteriyorum. Nobel ödüllü yazarlara ait kısa öykülerin bulunduğu bir antoloji bu. Rudyard Kipling'in öyküsünün başına koyduğu bir şiiri okuyorum:
Bir mezar verilmişti bana,
Bir nöbet kıyamet gününe kadar;
Ve Cennetten aşağı baktı Tanrı,
Ve taşı yuvarladı.
Mükemmel bir şiir, diyorum. Düşünsenize, biz daha bu dünyaya gelmeden bir ana ve baba veriliyor bize. Yetmiyor, bir de mezar veriliyor. Öldükten sonra da kıyamete dek sürecek bir nöbet bekliyor bizi. Taş mı? Mezar taşı da olabilir, hayatımız veya kaderimiz de...
Bu kitaplardan mümkün olduğunca istifade edin arkadaşlar.
...
Karneler dağıtıldıktan sonra helalleşiyoruz.
**
12.45
Bindiğim araç, aniden doluveriyor. Derken bir genç daha biniyor. Kucağında 1 yaşlarında bir çocuk. Kalkıp yer vermek istiyorum, ama mümkünü yok.
-Çocuğu bana verin, diyorum.
Kucağıma alıyorum. Korku ve endişe dolu gözlerle genç adama bakıyor. Allah'tan öyle mızmız, sulu gözlü değil. Genç, bunun üzerine:
-Ne tırse; apo'ye...(1)
Gencin anadiliyle çocuğa hitabı hoşuma gidiyor. Dilimize bu şekilde de sahip çıkmış oluyorlar. Arkada oturan iki kişinin konuşmalarına kulak kabartıyorum:
-Diyarbakırlılar bu konuda çok duyarlı. Yaşlılara, hastalara, çocuklulara hemence yerlerini veriyorlar. Burdaysa(2) yok öyle bir anlayış.
Gururumu okşayan sözler bunlar...

20.01.2012

**

14.54
Mesaj geldi:
"Ramazancım, bir aşk şiiri yollasana..."
Tabi canım, Ramazan’ın işi gücü kalmadı, size aşk şiirleri yazacak!
Sırf siz birilerine yaranacaksınız diye, ben ruhumun karanlıklarında gözlerimi açıp yürümeye çalışacağım.
İnsanlar çok düşüncesiz, çok bencil oluyor bazen… Ben bir insanım arkadaşım, firma değilim. Sipariş usulü çalışmıyorum. Tek sermayem, birikimim.
Kime anlatıyorum ki bunları!
...
Millete iyiden iyiye maskara olduk!
Ben sokak edebiyatı veya arabesk yapmıyorum! Sanat yapıyorum. Benim şiirlerim, duygudan ziyade akla hitap ediyor.
Tabi siz ne anlarsınız sanattan mecazdan. Sevgi de böyle diyor. Anlamazlar diyor. "Çıplak bir Kadın" hepsini çok şaşırtmamış mıydı? Anlaşılamamak çok kötü bir duygu Sevgi. Anlamıyorlar beni. İnsanlar sadece gördüklerine inanıyorlar bu devirde. Wang nine boşuna mı diyor:
-Gözümle görmeden o uçak dediğiniz şeye inanmam ben.(3)
İnanmasınlar Sevgi; anlamasınlar.

Charlie Chaplin, Albert Einstein'a ne diyordu:
-Beni anladıkları için, seni anlamadıkları için alkışlıyorlar.
Bizi niye alkışlamıyorlar Sevgi!
-Hocam, rica etsem, benim ismim için bir akrostiş yazar mısınız?
-Ne demek efendim, lafı mı olur; yeter ki siz isteyin!..

Artık her şey sipariş ediliyor Sevgi. Şiirler, aşklar, dostluklar, beğeniler, vs…
Şu kasaba 300 gr. anlayış siparişi verseler... Yağsız kısmından olsun ama. Mümkünse et de olmasın. Etsiz ve yağsız anlayış!.. İşte hayatın bu yönünü bir türlü kabullenemiyorum Sevgi. Hayvanları kesip yiyor anneler, çocuklar, kuzenler. Oysa hiç düşünmüyorlar; ağızlarında zevkle, bencilce, iştahla çiğnedikleri et, başkasının annesi, çocuğu, babası, torunu değil mi! Kasaba söylesinler; herhangi bir akrabalık bağı da olmasın. İnsanlar hem anlamaz, hem anlaşılmaz, hem de çok acımasız! Dünyanın bu düzeni, beni çok incitiyor Sevgi. İncinmek istemiyorum. İncinmekten korktuğum için, roman ve öykü okuyamıyorum. Kurgu da olsa birilerinin ayrılmalarına, acı çekmelerine, ölmelerine tanık olmak istemiyorum artık. İnciniyorum Sevgi.

Unutma; yağsız, etsiz ve kimsesiz olsun. Tıpkı bizim gibi.

***
(1) Kürtçe. Korkma; amcadır.
(2)Çalıştığım ilçe…
(3)Amerikalı yazar Pearl S. Buck’ın ‘’Koca Canavar’’ isimli öyküsünün kahramanı.
***
FELSEFE GÜNLÜKLERİ 21
21.02.2012
 

Yeni Konular

Üst