Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Yeni Bir Tüketim Ahlakı Geliştirmeliyiz

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,852

HoŞÇa

Yeni Üye
Katılım
14 Haz 2009
Mesajlar
227
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Arkadaşlar bu konuyu bilimsel makalelere açmam mı gerekiyordu bilmiyorum ama güncel bir konu olduğu için ve sadece okunup geçilmemesi aynı zamanda üzerinde konuşulması tartşılması gerektiğini düşündüğüm için buraya açtım.. Hayrettin Karaca'nın bir yazısı.. Görüşlerinizi bekliyorum..


YENİ BİR TÜKETİM AHLAKI GELİŞTİRMELİYİZ.

Bizler yaşamlarımızı sürdürebilmek için tüketmek zorunda olan varlıklarız. Açlığın giderilmesi, ısınma ve barınma en temel ihtiyaçlarımızdır. Bunları elde etmek için dünyanın bize cömertçe sunduğu doğal kaynaklardan yararlanırız.

Ancak, her ne kadar bu kaynaklar "sınırsız" olarak kabul edilse de, biz çevreciler aşırı tüketim sonucu bunların giderek insan yaşamını tehdit eder noktaya ulaştığını gözlemlemekteyiz. Yerküremiz bugün insanoğlunun doymak ve tükenmek bilmez ihtirası sayesinde pek çok yaşamsal sorunla karşı karşıyadır.

Bu sorunlar yumağı, küresel ısınmadan başlayarak, iklim değişikliği, doğal gen kaynaklarının yok olması, toprak aşımı, su kaynaklarının kuruması, ozon tabakasının tahribine kadar uzayıp gider. Doğal kaynaklar üzerindeki bu baskının insan hayatına yansıması ise, soluduğumuz havadan tutun da, aldığımız gıdaya kadar tüm yaşantımızı giderek daha anlamlı bir şekilde etkiler. Günümüzde bu etkilerin sonuçlarını açlık, kuraklık, yoksulluk, hastalık ve hatta savaş gibi bedellerle ödemek zorunda kalıyoruz.


İşte bugün bir sonuç olarak karşımıza çıkan tüm bu sorunların kökeninde günümüz tüketim anlayışı yatar. Ancak neden insanoğlu kendi yaşamı için mutlak olan bu ekolojik dengeleri şuursuzca tahrip etmektedir? Sorunun cevabını 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika'da yeşermeye başlayan ve yeni Amerikan yaşam felsefesini vurgulayan pazarlama stratejicisi Victor Lebow'un sözlerinde açıkça bulabiliriz: "Aşırı derecede üretken olan ekonomimiz... tüketimi yaşam tarzı haline getirmemizi, malların satın alınması ve kullanılmasını bir ayine dönüştürmemizi, tüketimde manevi tatmini, egomuzun tatminini aramamızı istemektedir... Bir şeylerin artan biz hızda tüketilmesine, yakılıp bitirilmesine, yıpratılmasına, yenisiyle değiştirilmesine ve hurdaya çevrilmesine ihtiyacımız var."

İşte bugün dünyamız, adına ekonomik kalkınma dediğimiz yapay ve sonu gelmez bir hedefe varmak için, istikameti 1950'li yıllarda Amerika tarafından verilmiş, "sürekli tüketme" politikasının acısını çekmektedir. Ekonomik kalkınma yani, zengin olma hedefine ulaşmak için toplum, sürekli olarak daha çok tüketmeye doğru yönlendirilmekte ve hatta özendirilmektedir.

Çünkü ekonominin yakıtı tüketimdir. Ancak bu anlayış, doğal kaynaklar üzerinde gittikçe daha fazla baskı oluşturmakta ve ekolojik sistemi yukarıda sıralanan sorunları doğuracak ölçüde tehdit etmektedir.

İşte bu döngüyü farkına varan bizler, rotamızı ekonomik kalkınma hedefinden çıkarıp, sürdürülebilir bir yaşam anlayışına doğru yeniden belirlemeliyiz. Yeni bir paylaşım anlayışı içerisinde, kendimizin de doğal yaşam zincirinin bir parçası olduğu idrakine vararak, farklı bir tüketim ahlakı geliştirmeliyiz.

Bugün yaklaşık 1,2 milyar insan günlük 1 dolardan daha az bir gelirle yaşamak zorundadır
. Başka bir çarpıcı veri ise, dünyadaki açlığın ve yetersiz beslenmenin tamamen ortadan kaldırılması için gerekli olan toplam tutar 19 milyar dolarken, makyaj malzemesine harcanan yıllık tutar 18 milyar dolar'dır. Günümüzde 1 milyar civarı insan açlıkla mücadele ederken, ABD'de kişi başına yıllık gıda harcaması 21.500 dolar seviyelerindedir ki, bu rakam toplam tüketim harcamalarının yüzde 13'üne denk düşmektedir.

Aynı tüketim Tanzanya'da yıllık 375 dolara isabet ederken, bu miktarın toplam tüketim harcamaları içindeki payı da yüzde 67'dir. Örneklerden de anlaşılıyor ki, ekonomik kalkınma sayesinde elde edilen gelir, sadece taraflardan biri lehine oluşurken, diğerinin yaşam alanını daraltmakta. Neticede asıl önemli olan ekonomik faaliyetler sonucu elde edilen hasılatın ne kadar arttığı değil, nasıl paylaşıldığıdır.

Tüketimi yönlendiren ve talep oluşumunu sağlayan en önemli araçlardan biri reklamdır. Reklam harcamalarının 2002 yılı küresel toplamı 1950 yılına oranla dokuz kat artarak 446 milyar dolara ulaşmıştır. Bu özetle şu demektir: Sonumuz yaklaşıyor! Sınırsız tüketimi ekonomik kalkınmanın temeli olarak hedef almış bir anlayış, hiç şüphesiz insanoğlunun sonunu hazırlayacaktır. İnsanların tüketim düzeyinin küresel ekosistemler üzerindeki etkisini hesaplayan ve "ekolojik ayak izi" olarak adlandırılan bir ölçüm sistemine göre, toplam tüketim düzeyimizin gezegenimizin ekolojik kapasitesini çoktan aştığını göstermektedir.

Küçük ama çarpıcı bir örnekle bunun kısaca ne anlama geldiğini belirtmek isterim. Günümüzde altın, yüzde 80 ziynet veya süs eşyası, yüzde 19 yatırım aracı ve sadece yüzde 1 oranında da endüstriyel kullanım alanı bulan bir madendir. Bu madenin çıkarılması ve işlenmesi esnasında son derece zehirli ve tahrip gücü yüksek bir madde olan siyanür kullanılır.

Bu siyanürlü atık doğada bir daha yok olmamak üzere hapis olur ve zamanla nehirlere, toprağa sızarak içme suyu rezervlerimizi ve gıda üretimi yaptığımız verimli topraklarımızı etkiler. Altın madenini çıkarma ve işleme esnasında ortaya çıkan atık miktarı o kadar yüksektir ki, kullanımını mantısız kılar. Yapılan hesaplamalar bir tek alyans için gerekli olan altın üretiminde ortaya çıkan atık miktarını yaklaşık üç ton olarak bildirmiştir. Yeni bir tüketim anlayışı geliştirmek zorundayız.

Tüketimi körüklemek bir başka deyişle doğal kaynakları sömürmek demektir. İşte bu sebepten dolayıdır ki, biz çevreciler ekonomik kalkınma yerine sürdürülebilir bir yaşam modelini hedef almaktayız. Bu anlayışın temelinde paylaşma ve gerektiği kadar tüketme yer alır. Ben buna "yeni bir tüketim ahlakı" diyorum.

Gerçek ihtiyaçlarımızı belirleyip, tüketim alışkanlıklarımızı bu çerçevede yeniden gözden geçirmeliyiz. Çocuklarımıza yaşanabilir bir dünya bırakmak adına bilinçli bir tüketici olmamız gerekmektedir. Vicdan sahibi kimseler olarak kendimize soralım; yeterli olması için daha ne kadarına sahip olmalıyım? Çoğu zaman göreceğiz ki, aslında hiç gerçek ihtiyaç duymamışız bile.

Unutmamak gerekir ki, olanın olmayana borcu vardır. Bu sorumluluk anlayışı içerisinde tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirmenin, dünya sorunlar yumağına ivedi bir çözüm olacağı düşüncesindeyim.



Hayrettin Karaca
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
Ynt: Yeni Bir Tüketim Ahlakı Geliştirmeliyiz

doğya dönüş adlı forumumda benzer düşüncelerin açılımını yapmıştım. ikinci kez aktarmayacağım. Ancak, hoŞÇa arkadaş çok önemli bir konuya değinmiş bir aktarımda bulunduğunu, sevinerek görüyorum. Şunu eklemek isterim. "yeni bir tüketim ahlakı" yerine "Bir Başka Dünya" yaratmalıyız derim.

http://www.felsefe.net/index.php?topic=1904.0
 

HoŞÇa

Yeni Üye
Katılım
14 Haz 2009
Mesajlar
227
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Ynt: Yeni Bir Tüketim Ahlakı Geliştirmeliyiz

Teşekkür ederim nejdet.. Yeni bir tüketim ahlakı yaratmak, yeni bir dünya yaratmaktır aynı zamanda.. çünkü bugünkü dünya koşulları bugünkü kapitalizmin temelini oluşturan sürekli tüketim ve para üzerinden para kazanmaya endekslidir.. Tüketimi değiştirirsen üretim de değişecek ve sürekli tüketime teşvik eden kan emiciler bunun yapamayacaklar..
 

Aksiyom

Yeni Üye
Katılım
4 Tem 2009
Mesajlar
569
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
34
Ynt: Yeni Bir Tüketim Ahlakı Geliştirmeliyiz

kesinlikle yeni bir tüketim ahlağı lazım böyle çılgın tüketim devam ederse ben karamsar görüyorum geleceği...
 

werther

Yeni Üye
Katılım
13 Ağu 2009
Mesajlar
91
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
35
Ynt: Yeni Bir Tüketim Ahlakı Geliştirmeliyiz

Tüketim bizi tüketiyor bugün.maddeye olan bağımlılık çemberi her geçen gün genişliyor.bir arabaya sahip olduğumuzu sanarken iki adımlık yola arabasız gidememe takıntısı bağımlılıktır.bağımlılıkta esaret.insanın doğasında var olan özgürlüğün baş düşmanı doğduğu günden bu yana meta baımlılığının katkılarıyla kendisini büyüttü,geliştirdi,yaşlandı derken yeniden doğmaya devam etti...asıl soru yeni bir tüketim ahlakı nasıl gelişir?güzel.peki asıl cevap ne.zahmetli ve engel dolu bir tücrübe bu sorunun cevabı.bir o kadarda zorunlu bugün.amaç yeni bir ahlak yaratmaksa araç zihniyet değişimi olmalıdır....önce bugüne kadar çizilmiş sınırlardan kurtulmalı ve coğrafi sınırın içindeki sınırlara tutsak edilmiş zihinleri bu güne kadar onlara sunulan yanlış veya doğru olan tüm öğretilerden kurtarmalı.sonra doğru nitelendirdiğimiz öğretiyi erdem ve güçle birleştirerek ve insanlarıda bu çabaya dahil ederek(ki bu kendi çabalarıyla öğrenilmiş veya elde edilmiş bir şeyden vazgeçmenin zorluğundan gereklidir) doğru yöntemlerle hayatlarına dahil etmek gerekir...offfff imkansız gibi görünüyo...
 

HoŞÇa

Yeni Üye
Katılım
14 Haz 2009
Mesajlar
227
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Ynt: Yeni Bir Tüketim Ahlakı Geliştirmeliyiz

WERTHER arkadaşım, elbette çok kolay olmayacak.. Fakat kişisel bir haz için bile bu mücadele verilebilir.. 🙂 Açıkçası ben bunun mücadelesini verdiğim zaman en azından düşündüğüm vakit bile çok büyük bir haz duyuyorum 🙂 ve bunun mücadelesi hem devlet eliyle hem de tabandan olmalıdır.. Siz bunu düşünüp tartışırken bile tabandan ilerleyecek aşamaya(ki en önemlisi de budur) büyük bir katkı yapıyorsunuz.. Yeter ki zorluğunu değil de gerçekleşme aşamasının zorunluluğunu ve sonrasındaki büyük olumlu değişimleri bilip anlatabilelim 🙂
 

werther

Yeni Üye
Katılım
13 Ağu 2009
Mesajlar
91
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
35
Ynt: Yeni Bir Tüketim Ahlakı Geliştirmeliyiz

doğru düşünmenin,düşünebiliyor olmanın getirdiği kişisel mutluluk tartışılmaz.ama önündeki engelin ne kadar zor olduğunu bilirsen o kadar iyi hazırlarsın kendini.kaldıki düşünsel bir değişimin zor olmaması mümkün değildir vurgulamak istediğim buydu.ama zorluğa direnebilecek sizler gibi insanlarla karşılaşmak umut verici....
 

HoŞÇa

Yeni Üye
Katılım
14 Haz 2009
Mesajlar
227
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Ynt: Yeni Bir Tüketim Ahlakı Geliştirmeliyiz

Elbette kolay bir iş değikl 🙂 mutluyuz, umutluyuz çünkü büyük bir değşimin mimarları olacağız... Olmalıyız ! 🙂
 
M

monaliza

Ziyaretçi
Ynt: Yeni Bir Tüketim Ahlakı Geliştirmeliyiz

Öncelikle duygularımızı tüketerek başladık ahlaksız tüketiciliğe. Ardından zamanı hunharca katletmeyi öğrendik. "Neden kütüphaneler boş?" demiyorum artık. "İnternette hangi siteler daha fazla prim yapıyor?"

İnsanoğlunun zayıf noktalarını yakalamak, minicik zaafları beyinlerde devleştirmek tüketim ahlakının mikrobu olmadı mı?

Yeni bir dünya, güzel bir dünya olmalı. Güzel bir dünya güzel beyinlerin ürünü olacaktır kuşkusuz. Bunun için önce beyinlerimizi düzeltmeliyiz. Ancak ne yazık ki, çoğumuz ahkam kesmekle meşgulüz hala.

Özenti batağından kurtulup, sözde idealist takılmak değil, özde idealist olup, olduğumuz gibi yaşamayı öğrenmek bence anahtar. Kendi ellerimizle, anlamsız ihtiraslarımıza kurban ettiğimiz doğanın körelişi içinde kendimizi boğacak noktaya, yine kendi ahlaksızlığımızla geldik.

"Hepimiz birimiz için, birimiz hepimiz için"ilkesini ruhlarımıza sindirmedikçe, ruhlarımızı ve beyinlerimizi terbiye etmedikçe, yeni bir tüketim ahlakaı geliştirmemiz olanaksız görünüyor bana, ama gerekli bilinci yakalamak zorundayız, yoksa kendi sonumuzu hızla hazırlıyoruz.

Önce ekmek israfına son denmeli. Ardından korkunç bir kağıt israfı var gündemde. Pet şişeler, naylon poşetler, marka hastalıkları, daha neler neler.

Ümitsiz değilim, yeter ki fikir tembelliğinden kurtulalım ve silkelenelim. Doğa bize hizmet etmeye hazır. Birlikten kuvvet doğar, isteyelim başarırız.
 

Yeni Konular

Üst