Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Zekat Kimlere Verilir, Zekat Verilecek Yerler

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 6,050

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
Neden, bütün tartışma neden benim buğz etmemle ilgili o zaman. Ortada inkar edilemez bir kötülük var, ve ben bu kötülüğe isyan ediyorum.
Tüm yardım kurumları çakallar tarafından işgal edilmiş. Kurumu korumak, öncelikle çakalları buralardan uzaklaştırmakla olur. Kuruma gelen eleştirilere karşı çıkmak, çakallara da zımnen arka çıkmak olarak algılanabilir.
Herşeyi devletten bekleyip, kurumların soyulmasına sadece buğz etmek diye birşey söz konusu olamaz. Kurumun soyulmasına seyirci kalmak anlamına gelir bu. Devlet suç işlendikten sonra müdahale eder. Bir kurum soyuluyorsa, Müslümanların, soyguna engel olmak gibi bir görevleri vardır.

Hukuk sistemi var gidip adamların başına çökecek halimiz yok.Şüphelendiğiniz kurum veya kişiler varsa savcılıklar ne güne duruyor..Adalet geç tecelli atsede bir şekilde işliyor işte..
 

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
"sizlerden birisi bir kötülük gördüğünde önce eli ile müdahale etsin,gücü yetmiyor ise dili ile müdahale etsin,bunada gücü yetmiyor ise kalbinden buğz etsin.haksızlık-kötülük karşısında susan dilsiz,şeytanın yoldaşıdır..."

İşte tam bu cümlenin devamı eksik..ve en önemli ve şimdiki insanların kaçış,bahane olarak gördükleri cümle..imanın en zayıfı budur..

İşte bu cümle var ya yıkıyor milleti..sırf bu kelimenin arkasına saklanıp kendi kendine tamam benim imanım zayıf kardeşim deyip dile getirmeden her türlü sorumluluktan kaçış noktası..Asıl üzerinde durulması gereken nokta cümle buydu bence..
 
M

Mor ve Ötesi

Ziyaretçi
İşte tam bu cümlenin devamı eksik..ve en önemli ve şimdiki insanların kaçış,bahane olarak gördükleri cümle..imanın en zayıfı budur..

İşte bu cümle var ya yıkıyor milleti..sırf bu kelimenin arkasına saklanıp kendi kendine tamam benim imanım zayıf kardeşim deyip dile getirmeden her türlü sorumluluktan kaçış noktası..Asıl üzerinde durulması gereken nokta cümle buydu bence..

benimde kaçış noktam burası,
kaçış ve korku noktam...

dikkat edersen hiç bir konuşmamı "iman" noktasına getirmem,çünkü insanlara iman noktasından dokunmak çok tehlikelidir...
 
F

Fetâ

Ziyaretçi
Zekatınızı "İslami hizmeti olan cemaatler, kuruluşlar"a veriniz. Onlar da Allah rızası için, zekatlarınızı yeni deniz fenerleri yapımında kullansınlar...

dediğin için bu tartışma başladı,
eğer sen," Zekatınızı "İslami hizmeti olan cemaatler, kuruluşlar"a verirken dikkat ediniz. Onların arasında bulunan bazı ŞEREFSİZLER Allah rızası için,topladıkları zekatlarınızı yeni deniz fenerleri yapımında kullanmasınlar..." demiş olsaydın,
inan bana tek kelime yazmazdım...

çünkü ben yıllardır bu şekilde konuşuyorum...
Yola çıkış noktamız, tartışmak değil de, birbirimizi anlamak olsaydı tartışma hiç buralara kadar uzamazdı. 🙂
 

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
Yola çıkış noktamız, tartışmak değil de, birbirimizi anlamak olsaydı tartışma hiç buralara kadar uzamazdı. 🙂

uzaması iyi oldu aslında bazı karanlık noktalar açığa çıkıyor..bu deniz fenerine daha çoook ihtiyacımız olacak zira kıyı görünmüyor henüz..
 
F

Fetâ

Ziyaretçi
Hukuk sistemi var gidip adamların başına çökecek halimiz yok.Şüphelendiğiniz kurum veya kişiler varsa savcılıklar ne güne duruyor..Adalet geç tecelli atsede bir şekilde işliyor işte..
Biz istesek de başlarına çökemeyiz, savcılığa da başvuramayız. Çünkü elimizde belge yok. Bu işler, üst düzeyde halledilebilecek işlerdir. Alman Mahkemelerinden önce durumu gören, kurum içinden hiç bir Allah kulu yok muydu?
Geç gelen adalet adalet değildir.
 

okur-yazar

Yeni Üye
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
11
Tepkime puanı
6
Puanları
38
Aslında ben de aynı fikirdeyim. Dilde yer etmiş kelimelerin zoraki değiştirilmesi o dili katletmektir. Başlangıçta yapılanlar(ki onlar da yanlıştı) daha sonra iyice mecrasından saparak, emperyalist emellere hizmet etme noktasına geldi.

Artık olan olmuştur. Yapılabilecek tek şey, eski Türkçe'yi okullarda ders olarak okutmak, eski eserlerimizi anlayabilecek bir nesil yetiştirmektir. Fakat günlük kullanımda eski kelimeleri kullanmak, toplumdaki bölünmeyi körüklemekten başkaca bir işe yaramaz. Birbirini anlamayan iki kamp oluşturmuş olursunuz ki, hali hazırdaki durum odur. Ülkeyi parçalamak isteyenlerin istediği de budur.

Elbette lisan nasıl yıkıldıysa aynen öyle yerine getirilmez. Zulüm üstüne zulüm olmaz. Sonra zorluğu çeken bu millet oluyor. Bizdeki gelenek çok tehlikeli çünkü başa geçen devleti, halkı, her şeyi baştan yaratmaya çalışıyor.

Olan olmuştur demek yanlısı değilim ama. Bu medyayı yönetenler herkes biliyor ki Masonlardır. Medyaya haysiyetine sahip çıkanlar hakîm olduğu vakit kısa sürede lisanımızı geri kazanmış oluruz. Ve üstüne üstlük tartışma programları yaptırtıp belgeleri ile, kanıtları ile yakın tarihimizde yemek masasında nasıl lisanımıza nefretle düşmanlık yapılmış ve nasıl ciddiyetsiz bir şekilde kelimeler oyun oynar gibi uydurularak, bunlar öz-Türkçe'dir denmiş anlatılır.

Lisan öğretilerek, kullanılarak geri kazanılır fakat gönül rızası ile kendimizi, lisanımızı kabul etmeye çalışmak ve bunun için çabalamak ise lisan nasıl katledilmiş onun tarihçesi öğretilerek, gerçekler öğrenilerek sağlanır. Haksızlıkların ayrıntılarından tam olarak haberdar olursak eğer bu iş daha bir ciddiyet kazanır. Fakat işin ucu Menderes'in koyduğu koruma kanununa değdiği için ve bazılarının hata yapabileceği kabullenilemediği için Türkiye'nin bir çok temel sorunu gibi bu sorun da kökten çözüm ile halledilememektedir, çözüm konuşulamadığı için. Çözüm konuşulmaya başlayınca geçmişteki hatalar ortaya çıkacak. İşte bunu göze alamıyoruz. Ama geçmişimizle, hatalarımızla yüzleşsek çözüm kendiliğinden gelecek. Kimsenin kimseyi dışladığı yok, tarih bizim, hata hepimizin.

Bu forumda son zamanlarda yüzleşmelerden bahsedip duruyoruz. İnsan da, millet de, devlet de yüzleşse aynı yere çıkar, çözüme, refaha, huzura, güce. Türkiye'nin emperyal bir güç olabilmesi için yüzleşmesi gerek. Yoksa iktidar olup biz büyük bir milletiz, devletiz gibi sözler karın doyurmuyor. Sonra Suriye uçağını indirir karizman çizilir. Hani nerede Emperyal Türkiye? Nerede imparatorluk günleri?
 
M

Mor ve Ötesi

Ziyaretçi
Yola çıkış noktamız, tartışmak değil de, birbirimizi anlamak olsaydı tartışma hiç buralara kadar uzamazdı. 🙂

kendi adıma...
yola anladığım ve dürüst insanların genel duruşunu bildiğim için hün-ü zan ile çıktım ve elimden geldiğince aydınlatıcı olmaya çalıştım...


sevgili kardeşim,
her yazı bir resim gibidir bakmasına bilene ve her yazı bizim içselliğimizdir...
eğer senin yola çıkışın da çizdiğin resim farklı olsaydı sonuç böyle olmazdı...
 

okur-yazar

Yeni Üye
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
11
Tepkime puanı
6
Puanları
38
Hükûmet maalesef devleti değiştirmeye çalışırken kendisi devletleşti fakat sanırım bu işin içine girerken bu işlerle haşır neşir olarak bu işin kirini de almayı göze almak gerekir. Fakat şunu bilmiyorum, bilemiyorum hükûmet devletleşti mi yoksa hiç bir şey yapamamaktansa bir iki şey yapabilmek için sadece devletleşmiş gibi mi görünüyor, işte bunu bilemiyorum. Belki de bir 28 Şubat daha olmasın diye amatör hareketlerde bulunmuyorlar. Siyasette kim ne yapıyor net konuşulamıyor. Neyin ne olduğundan haberi olanlar genelde üst düzey yetkililer. Yani siyasete atılıp siyasetten haberi olmayanlar bile var. 3. derece bir Mason'un 33. derecede neler yaptığından ya da bir sufinin arifteki ilimden haberi var mı ki bizim de tam olarak devletin üst düzey yetkililerinin bildiklerinden haberimiz olsun? Ama elbette bazen görünen köy de kılavuz istemiyor. Bazen de ne köyün yeri belli ne de kılavuza güven oluyor.

Fakat şahsiyet sahibi insan için mühim olan davasının galip gelmesi değil davası için mücadele edebilecek iradeye sahip olmaktır. Tıpkı İbrahim yanarken ona su taşıyan karınca hikayesi gibi. Yangını belki söndüremeyiz fakat en azından safımız belli olsun. Adam olmak kâfidir. Adam olmanın sonucu olarak etraf nasiplenirse ne mutlu fakat etraf faydalanıp faydalandığı kişiyi övsün diye bu iş yapılmasın, faydayı veren faydayı verişi ile mesuttur zaten.

"Bunlar zaten adam olmaz" ya da "benden adam olmaz" gibi sözler ile vakit kaybeden karamsarların on metre yanına yaklaşmaktan Allah bizleri korusun.
 

Yeni Konular

Üst