AŞK, AŞK-DIR
Aşk, bile bile yanmaktır, kendinden geçiştir, benliğin yitirilişidir. Aşk neden, niçin ve nasıl sorularının cevapsız kalma halidir. Aşk cesarettir, korkaklar yanaşamaz ona. Kahramanlar aşkı yaşar anlatamaz; korkaklar aşkı anlatır yaşayamaz. Her aşık gözü karadır, yanacağını bilerek seve seve yanmayı ister. Aşk huzursuzluktur, sürekli kalbin ritmini değiştirir. Kuruyan dudaklardaki tebessümün sebebidir aşk. Gözlerdeki ışığın, inancın nedenidir aşk. Aşk efsanelerdeki Pandora’nın Kutusu gibidir. Pandora’nın Kutusu açıldığında bütün kötülükler dünyaya yayılmıştır. Aşk da bir gönüle girince artık o gönül sakinliğe hasret kalır. Aşk çoğalmamaktır, çokluğun bir olma haline dönüşme arzusudur. Aşk o-na ulaşma on-da eriyip yok olma halidir. Yağmur damlasının denize ulaşma çabası gibidir, denize ulaşamadan huzura kavuşamayacaktır. Denizden koptu, eksik kaldı, yarım kaldı. Tekrar o-na ulaşıp o-nda yok olma, yok olarak o olma, o olarak var olma isteğidir. Aşk çölde susuz kalıp serap gören kervanın vahaya ulaşma arzusu gibidir.
Aşktır sözleri kifayetsiz bırakan. Sözcükler aşkı anlatamaz, şairler aşkı anlatamamanın derdiyle dertlenirler. Şairleri sürekli yazdırtan bu derttir. Anlatamamanın derdi. Aşk mecnunun işidir, mecnun aşkı anlatmaz yaşar. Aşk söz dili değil, hal dilidir.
Aşk, asi insanın kendisine karşı yaptığı bir isyandır. İnsanın kendi içsel devrimini yapmasıdır. Devrimden sonra insan artık o insan değildir. Yeni bir doğuştur, insanın kendinden kendini doğurmasıdır. Bu doğumda ebe de doğuran da doğan da kendisidir. İsmini kendisi koymuştur. Göbek bağını kendisi kesmiştir eski beninden.
Aşktır insanı cennetten kovduran. Cennetten kovulan asi insan, yine aşkla kovulduğu cennetine tekrar dönmek ister. Dönmek O-na yaklaşmaktır. O-na ulaşmak aşkla olur. Aşk temizliktir, sadeliktir, samimiliktir. Rasyonel akıl, çıkarcı akıl, pragmatik akıl, neden-niçinci akıl aşktan anlamaz. Bu akıllar her şeyde bir sebep-sonuç ararlar; aşkta sebep de sonuç da aynıdır. Aşkta hesap yoktur, aşk hesapsızdır. Aşkta duygu ve imanın hükmü geçer. Tarihin en büyük devrimcileri olan peygamberleri harekete geçiren, davalarında yıldırmayan, onları güçlü kılan şey aşktır. Aşktır zindanları çekilir kılan, aşktır çölleri tarihin sayfalarına sokan, aşktır açlığı dindiren, aşktır güçsüzü güçlü kıldıran, aşktır aşığın tokluğu bırakıp günlerce aç kalmasını sağlayan. Aşk harekettir, yeniliktir, mücadeledir. Yerinde kalmak, donmak, muhafaza etmek aşkın düşmanlarıdır. Aşk hepsiyle teker teker mücadele eder. Aşkın yenilgisi yoktur. Aşkın yenilgisi bile zafere ulaşması ve daha güçlü olması için kısa süreliğine bir iç muhasebe durumudur. Aşkın standardı yoktur; hep idealdir, olması gereken haldir. Sen o-na yaklaştıkça o daha fazla uzaklaşır senden. Aşk sürekli o-na doğru bir harekettir bitmeyen. Aşktır eksikliğinin farkına vardıran. Aşktır eksikliğinin huzursuzluğunu sancısını yaratan.
Aşk, herkesleşme halinden sıyrılmadır. Herkes gibi olmak, herkes gibi yaşamak, herkes gibi dünyayı-yaşamı algılamak aşkta yoktur. Herkes gibi olmak, herkes gibi yaşamak kolaydır, sorumsuzluktur, rahatlıktır. Aşık olmak herkes gibi olmamaktır. Aşk sorumluluktur, zorluktur, mücadeledir. Herkesin içinde olup da herkesleşmemektir. Aşk insanın kendi içindeki yolculuğudur. Yolun başında olan ben ile yolun sonunda olan ben birbirine benzemez. Fiziksel, harici yolculuklarda insanda ruhsal, düşünsel anlamda değişiklik olmaz ne kadar uzun olursa olsun yolculuklar. Bu yolculuklarda yolun başındaki ben ile sonundaki ben aynıdır. Ama aşktan kaynaklanan içsel yolculuklarda baştaki benden eser kalmamıştır; yolun sonunda yeni bir ben doğmuştur. Yeni bir ben olmadan yola koyulmanın anlamı yoktur. Yeni ben, yola yeni koyulacaktır, yol yeni yolcu yeni. Yolcu bu yolda nereye varacağının, ne istediğinin farkındadır. Yolda nasıl yol alacağını öğrenmiştir. Yol onun için bir araçtır O-na varmak için. Bu yola koyulup gidenler çok olmuştur. Bazıları yolda kalmış, bazıları yolu beğenmemiş, bazıları yola bakmak yolu onarmakla geçirmiştir. Bazıları ise yolun ufuk çizgisine kadar yol almışlardır. Bu yolda doğru gitmek, yoldan çıkmamak için yolun kaşiflerini rehber edinmek gerekir.
Görünenin, dokunulanın, duyulanın, tadılanın cazibesi, büyüsü sona erer. Ulaşmak, ulaşılabilir olmak aşkı, tutkuyu, isteği azaltır. Gerçek aşk ulaşılabilir olmayanadır. Göremezsin, dokunamazsın, tadamazsın, duyamazsın ama sendeki bu yokluklar içinde O-NUN varlığını bütün hücrelerine kadar hissedersin. Sana en yakın O-NUN olduğunu hatta senden bile daha yakın olduğunu hissedersin. Sendeki yokluk, varlığı tam olana aşkı doğurur.
Her türlü isteğin, her türlü hevesin, şaibenin kaydından kurtularak arınmak ve mutlak olana ulaşmaktır aşk. Çünkü aşk, boyacı tezgahına benzeyen gönüllerden nefret eder.
Aşk, bile bile yanmaktır, kendinden geçiştir, benliğin yitirilişidir. Aşk neden, niçin ve nasıl sorularının cevapsız kalma halidir. Aşk cesarettir, korkaklar yanaşamaz ona. Kahramanlar aşkı yaşar anlatamaz; korkaklar aşkı anlatır yaşayamaz. Her aşık gözü karadır, yanacağını bilerek seve seve yanmayı ister. Aşk huzursuzluktur, sürekli kalbin ritmini değiştirir. Kuruyan dudaklardaki tebessümün sebebidir aşk. Gözlerdeki ışığın, inancın nedenidir aşk. Aşk efsanelerdeki Pandora’nın Kutusu gibidir. Pandora’nın Kutusu açıldığında bütün kötülükler dünyaya yayılmıştır. Aşk da bir gönüle girince artık o gönül sakinliğe hasret kalır. Aşk çoğalmamaktır, çokluğun bir olma haline dönüşme arzusudur. Aşk o-na ulaşma on-da eriyip yok olma halidir. Yağmur damlasının denize ulaşma çabası gibidir, denize ulaşamadan huzura kavuşamayacaktır. Denizden koptu, eksik kaldı, yarım kaldı. Tekrar o-na ulaşıp o-nda yok olma, yok olarak o olma, o olarak var olma isteğidir. Aşk çölde susuz kalıp serap gören kervanın vahaya ulaşma arzusu gibidir.
Aşktır sözleri kifayetsiz bırakan. Sözcükler aşkı anlatamaz, şairler aşkı anlatamamanın derdiyle dertlenirler. Şairleri sürekli yazdırtan bu derttir. Anlatamamanın derdi. Aşk mecnunun işidir, mecnun aşkı anlatmaz yaşar. Aşk söz dili değil, hal dilidir.
Aşk, asi insanın kendisine karşı yaptığı bir isyandır. İnsanın kendi içsel devrimini yapmasıdır. Devrimden sonra insan artık o insan değildir. Yeni bir doğuştur, insanın kendinden kendini doğurmasıdır. Bu doğumda ebe de doğuran da doğan da kendisidir. İsmini kendisi koymuştur. Göbek bağını kendisi kesmiştir eski beninden.
Aşktır insanı cennetten kovduran. Cennetten kovulan asi insan, yine aşkla kovulduğu cennetine tekrar dönmek ister. Dönmek O-na yaklaşmaktır. O-na ulaşmak aşkla olur. Aşk temizliktir, sadeliktir, samimiliktir. Rasyonel akıl, çıkarcı akıl, pragmatik akıl, neden-niçinci akıl aşktan anlamaz. Bu akıllar her şeyde bir sebep-sonuç ararlar; aşkta sebep de sonuç da aynıdır. Aşkta hesap yoktur, aşk hesapsızdır. Aşkta duygu ve imanın hükmü geçer. Tarihin en büyük devrimcileri olan peygamberleri harekete geçiren, davalarında yıldırmayan, onları güçlü kılan şey aşktır. Aşktır zindanları çekilir kılan, aşktır çölleri tarihin sayfalarına sokan, aşktır açlığı dindiren, aşktır güçsüzü güçlü kıldıran, aşktır aşığın tokluğu bırakıp günlerce aç kalmasını sağlayan. Aşk harekettir, yeniliktir, mücadeledir. Yerinde kalmak, donmak, muhafaza etmek aşkın düşmanlarıdır. Aşk hepsiyle teker teker mücadele eder. Aşkın yenilgisi yoktur. Aşkın yenilgisi bile zafere ulaşması ve daha güçlü olması için kısa süreliğine bir iç muhasebe durumudur. Aşkın standardı yoktur; hep idealdir, olması gereken haldir. Sen o-na yaklaştıkça o daha fazla uzaklaşır senden. Aşk sürekli o-na doğru bir harekettir bitmeyen. Aşktır eksikliğinin farkına vardıran. Aşktır eksikliğinin huzursuzluğunu sancısını yaratan.
Aşk, herkesleşme halinden sıyrılmadır. Herkes gibi olmak, herkes gibi yaşamak, herkes gibi dünyayı-yaşamı algılamak aşkta yoktur. Herkes gibi olmak, herkes gibi yaşamak kolaydır, sorumsuzluktur, rahatlıktır. Aşık olmak herkes gibi olmamaktır. Aşk sorumluluktur, zorluktur, mücadeledir. Herkesin içinde olup da herkesleşmemektir. Aşk insanın kendi içindeki yolculuğudur. Yolun başında olan ben ile yolun sonunda olan ben birbirine benzemez. Fiziksel, harici yolculuklarda insanda ruhsal, düşünsel anlamda değişiklik olmaz ne kadar uzun olursa olsun yolculuklar. Bu yolculuklarda yolun başındaki ben ile sonundaki ben aynıdır. Ama aşktan kaynaklanan içsel yolculuklarda baştaki benden eser kalmamıştır; yolun sonunda yeni bir ben doğmuştur. Yeni bir ben olmadan yola koyulmanın anlamı yoktur. Yeni ben, yola yeni koyulacaktır, yol yeni yolcu yeni. Yolcu bu yolda nereye varacağının, ne istediğinin farkındadır. Yolda nasıl yol alacağını öğrenmiştir. Yol onun için bir araçtır O-na varmak için. Bu yola koyulup gidenler çok olmuştur. Bazıları yolda kalmış, bazıları yolu beğenmemiş, bazıları yola bakmak yolu onarmakla geçirmiştir. Bazıları ise yolun ufuk çizgisine kadar yol almışlardır. Bu yolda doğru gitmek, yoldan çıkmamak için yolun kaşiflerini rehber edinmek gerekir.
Görünenin, dokunulanın, duyulanın, tadılanın cazibesi, büyüsü sona erer. Ulaşmak, ulaşılabilir olmak aşkı, tutkuyu, isteği azaltır. Gerçek aşk ulaşılabilir olmayanadır. Göremezsin, dokunamazsın, tadamazsın, duyamazsın ama sendeki bu yokluklar içinde O-NUN varlığını bütün hücrelerine kadar hissedersin. Sana en yakın O-NUN olduğunu hatta senden bile daha yakın olduğunu hissedersin. Sendeki yokluk, varlığı tam olana aşkı doğurur.
Her türlü isteğin, her türlü hevesin, şaibenin kaydından kurtularak arınmak ve mutlak olana ulaşmaktır aşk. Çünkü aşk, boyacı tezgahına benzeyen gönüllerden nefret eder.