- 29 Eyl 2013
- 258
- 1
- 0
Susadım, bu kadar çok su içtiğim halde neden susuzluğum geçmiyor. Yoksa yine rüyamı görüyorum.Evet, uyanmalısın.Uyanmak mı, ama neden? Daha gün bile ışımadı. Neden her gece gelip uyandıtıyorsunuz beni?Artık her gece uyanıyorum, çıplak yanlızlığımla yaşadığım bu odaya iyi huylu ruhlar geliyor. Bana zarar vermek istemdiklerini seslerinden anlıyorum. Onları göremiyorum. Oysa ne çok merak ediyorum, neye benzediklerini nasıl göründüklerini. Sesleri öyle huzur veriyor ki bana. Ama neden uykumun en tatlı anında gelip uyandırıyorlar beni.Yo yo, onlar kötü değil, kulağıma fısıldadıklarını anlamasam da çok iyi olduklarını hissediyorum. Sanki kar tipisine yakalanmış sığınacak bir in bulamamamış ölümün tatlı uykusu sarmaktayken bendenimi, uyuma ölüm uykusu tatlı gelir demek istiyorlar bana.Her gece uyandırıyorlar, korumak istiyorlar beni. Peki ama kimden neden korumak istiyorlar. Yıllardır bu kimsesiz odamla baş başa yaşıyorum. Benim yaşadığımı bilen odamdan başka kimse kalmadı hayatta. Yinede kimsesiz saymıyorum kendimi. Tahtaları çürümüş yatağım yanında duran komidinim, içine koyacak elbiselerim olmasada iki kapılı gardolabım, gün boyunca benimle konuşmaktan yorulmayan tablom, iskemlem, masam ve dört duvarım var. Başımı çevirdiğimde caddeyi görmesem de bulutları, gökyüzünü gördüğüm pencerem var.Merdivenlerden inip çıkmak zor olsada hiç değilse patates ve peynir almak için dışarı çıkabiliyorum. Belki arada birde olsa ekmek ve tereyağ da almalıyım, param yeter mi? Kızarmış ekmek ve tereyağ yemeyeli yıllar oldu.Yinede beni her gece ziyaret eden dotlarım var. Sadece patates ve peynir almaya yetecek kadar da olsa param var, ya hiç olmasaydı. Her hafta sıraya girip saatlerce bekledikten sonra ancak bir hatfa yetecek kadar peynir ve patates almamı sağlayan maaşım da olmasaydı ne olurdu durumum.Çok susadım, musluğu açıp pas kokusu sinmis musluğa ağzımı dayayıp kana kana su içiyor içtikce susuyorum. Rüyadamıyım yine. İyi ruhlar yardım edin bana.Yaşlı ve yorgun bedenimin benimle oynamasına dayanabilirim ama aklımın benimle oynamasına dayanamıyorum.Nolur, bir bardak su verin bana. Sizler iyi ruhlarsınız.Her gece uyanıp sizlerle konuştuğum için beni delirdi sanıyorlar. Bu köhnemiş binada oturan bir kaç deli beni delirmiş sanıyor. Kıskanıyorlar beni, çünkü sizler sadece benimle ilgileniyorsunuz.Susadım, bu gece de geldiniz ziyaretime görünmeyen dostlarım, hiç halim yok musluğa uzanamaya güçüm yok. Duyuyormusunuz musluktan damlayan su damlacıklarının sesini. Bu ses daha da çok susatıyor beni dudaklarım kurudu. Nolur biraz su dostlarım.Biliyorum, her gece bu kadar yorgun olmuyordum ama artık yaşlandın. Bugün bir haftadan sonra ilk defa dışarı çıktım yine. Merdivenler inerken gözümde bu kadar büyümemişti. Saatlerce ayakta sırada beklemek yorucu, üstelik bir de yağmura yakalandım. Karım hayattayken ne çok severdim yağmuru, onunla yağmurun altında öpüşmeyi özledim. Yağmasın yağmur, karım yok artık nede yağmurda öpüşen başka insanlar. Siz gelmeden önce rüya görüyordum, kocaman bir gemiye binmişim, etrafımda cıvıl cıvıl insanlar. Geminin en üst güvertesinde bir Masaya oturuyorum, çantamda kocaman elmalar var, onlardan birini çıkarıp yemeye başlıyorum. Öyle tatlı ve sulu elmalar ki…En son beş yıl önce yemiştim elmayı, yaşlılık ve yoksulluk her şeyin tadını unutturdu bana. Hay allah, o kadar tatlı elmayı yedikten sonra yine susadım. Hiç halim olmasada musluğa uzanmak istiyorum.Ne kadar iyisiniz dostlarım, koluma girmek istemeniz benim için bir onur.Çok teşekkür ederim, suyumu içtikten sonra sizinle sohbet etmeye devam edeceğim. Oh, pas kokusu gittikce artsada susuzlukan iyidir. Şimdi müsade ederseniz yatağıma uzanacağım dostlarım, yine mi kolluma girmek istiyorsunuz, ne iyisiniz. Sakın şaşırmayın bana karımı hatırlattınız, zaten ne yapsam hep onu hatırlıyorum. Sevgili karım, tanrı onu benden çok sevdiği için erken aldı yanına. bir defasında ayağımı burkmuştum, yorulmak bilmeyen yıpranmış varlığıyla nasıl da çırpınıp durmuştu benim için. Sevgili karım, hayatda ki elim, kolum, gözüm kulağımdı.Sanırım biraz uyusam iyi olacak. Fakat nasıl olur, az önce su içmedim mi ben. Susuyorum yine. Hemde çok susuyorum.Hayat ne çabuk gelip geçiyor, çocukluğum, gençliğim, evliliğim hepsini yeniden yaşıyorum, yaşarken boğazımda yutkunamadığım bir yumruk oluyor anılar.Sevgili karım, biliyormusunuz dostlerım ben sadece bir kez aşık oldum ve ilk aşkım tek aikım oldu. Sonra ilk ve tek aşkım hayat arkadaşım oldu. Neden, bu kadar erken bırakıp gittin beni.Yo, yanlış anlamayın güzel dostlarım sitem etmiyorum. Ben sadece onu çok özlüyorum, hemde çok.Yine susadım, dizlerimde kalkacak derman kalmadı. Ne zaman karımı hatırlasam, hatırlamak mı! Hiç aklımdan çıkmıyor ki. Ama kimi anlar var ki onu daha çok özlüyorum.Yorgunum belki biraz uyusam iyi olacak dostlarım.Efendim, kalkmamı mı istiyorsunuz? Beni bir yere mi götüreceksiniz, nereye? Sizleri kırmak istemem ama bacaklarım öyle halsiz düştüler, öyle hissedilmez haldeler ki.Ama bu ışık da neyin nesi? Dostlarım, benim gördüğümü sizde görüyormusunuz? Gözlerimi kamaştıran bu ışığı, dostlarım yardım edin bana hiç bir şey seçemiyorum.Gözlerim, gözlerim yanıyor...Bu kapı da neyin nesi? Beni nereye götürüyorsunuz dostlarım? Ama nasıl olur, bacaklarım birden nasıl da canlandılar. Bu kapı. Bu ışıklar saçan yol, ilerde biri var.Evet, biri var dostlarım. Bu, bu bir kadın. Yaklaşıyor dostlarım, buraya geliyor. Yüzünü secemiyorum, ne kadar çok ışık var. Gördünüz değil mi dotlarım ellerini uzattıyor. Bu kadın!..Ama bu kadın, bu benim karım.10.10. 2010