Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
''Kendilik kendini kendisi ile ilişkilendiren bir ilişkidir veya ilişkinin kendisini kendisine ilişkilendirdiği ilişkidedir; kendilik ilşki değildir ama ilişkinin ilişkinin kendisini kendine ilişkilendirmesi olgusudur.'' Kıerkegaard
Kohut’un anahtar kavramlarından birisi olan “kendilik nesnesi” çocuğun ve hatta erişkinlerin narsistik libido ile yatırım yaptıkları,gözlerinde kendi teşhirci ve büyüklenmeci kendiliklerini gördükleri kişiye-çocuk için hemen her zaman anne veya anne temsilcisi- verilen addır. İlksel kendilik nesnesi çocuğu “gözleyen” olarak varolur ve başlangıçta çocuğun kendi benliğinden ayırt edilmez.Nesneye yatırılan libido narsistik libidodur ve nesneye çocuğun kendisine davrandığı gibi davranmaya eğilimlidir.Narsistik kişilik bozukluklarında yapılan aktarımın boğucu etkisi narsistik libidonun baskısından kaynaklanır.Narsistik libido aktarım esnasında terapiste yansıtılır.Bu aktarım nevrozunda odipal döneme ait ensest yönelimli dürtülerin terapiste yansıtılması ile karıştırılmaması gereken bir durumdur. Arkaik kendilik nesnesinden dönüştürmeli içselleştirme ile oluşan benlik dokusu (ruhsal yapı) ve nesne libidosunun kullanıldığı olgun nesne yatırımları/ilişkileri (nesneye yönelik narsistik değil libidinal ve saldırgan itkiler barındıran) sayesinde nesnelerin kendilikten bağımsız güdülenmeleri ve tepkileri kabul edilmiştir.
Eğer narsistik yatırım yapılarak idealleştirilen nesne odipal veya gizil dönemde hayal kırıklığı yaratırsa dönüştümeli içselleştirme süreci o noktada durur.Sağlıklı bir üstbenin içermesi gereken gururun benlik saygısı için elzem olduğunu biliyoruz.Bu durumda benlik saygısı düşük ve idealleştirilmeye çalışılan figürlerin onayına bağlı olacaktır.Öte yandan nesneye yönelik libidinal ve saldırgan yatırımlar doğru biçimde yapıldığından kişinin ebeveyninden kaynaklanan kendi değer yargıları,standartları,hedefleri yerli yerinde olacaktır.Demek ki narsistik idealleştirici sürecin kesintiye uğraması esasen “benlik saygısını” ve yaşantıdan alınan “ doyumu” engellemektedir.
'' İnsan tindir. Ama tin nedir? Tin kendiliktir. Ama kendilik nedir? Kendilik kendi kendisiyle ilgili olan bir ilişkidir veya ilişkinin kendisinin kendisiyle ilgili olduğu bir ilişkinin içindedir; kendilik ilişki değildir ama ilişkinin kendi kendisiyle ilgili (olması olgusundan ibarettir)i İnsan sonluyla sonsuzun, geçiciyle ezeli ve ebedinin, özgürlikle zorunluluğun bir sentezidir, kısaca bir sentezdir. Bir sentez iki faktör arasınd bir ilişkidir. Böyle ele alındığında, bir insan henüz bir kendilik değildir.'' Kıerkegaard
sorgulamak, kendi dışına çıkarak "ben" olanı aramaktır. dıştakinin şekilendirdiği olan değil kendinin dışta olanla diyalektik etkileşiminden dolayımlı kendi şekillendirdiği kendi olandır. tin/ruh ondan ayrı değildir/o, tin/ruh ve kendi olmakla bir bütündür; ki, değilse o yok demektir. böyle ounca birey-toplum ikilemi ortadan kalkacaktır; birey sonuçta ten/ruh-tin ile kendi olsun olmasın sosyal dokudaki yerini alacaktır. kendin olmak ayraç içinde farkını koruyacaktır.
Özentilik, yanlış algılanmamalı. Kime özenildiğinede dikkat edilmeli. Zaten özentilik, karakter oluşumunda önemli bir parçadır. Annene babana özenirsin, yakınlarına özenirsin, biraz daha büyür süper kahramanlara özenirsin, biraz daha büyür Nietzsche'ye Schopenhauer'a özenirsin. Ve sonunda kendi karakterinin oluşmasına yardımcı olursun. Sonrada buna, bu benim 'öz'üm dersin 🙂