Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Şüphe/Düşünce/İnsan

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 4,541

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
“şüphe ediyorsam düşünüyorum, düşünüyorsam varım” Descartes.

İnsan, düşünce ve şüphe ayrılmaz üçlüyü oluşturmaktadırlar.

Septisizm ile şüphe etmek arasında farklar olsa gerek. Her şeyden şüphe duymak ayrı bir durum ve şüphe ederek şüphelerini gidermeye yönelmek ayrıdır. İde/düşünce ve onu oluşturan yaşamsal dayatmalar öncelikle insan türünde korku ve yaşama iç-güdüsüne bağlı olarak gelişmiş ve imgesel bir boyut kazandığında ise kendi var-oluş sürecinden uzaklaşarak ayrı bir boyut kazanmıştır.

Şüphe etmek, her şeyden önce olguya ön-koşulsuz yaklaşmak ve dayatılmış düşünceleri benimsememek demektir. Bu bağlamda ezberci öğretileri yinelememek adına, şüphe etmenin düşüncenin oluşumunu etkileyen önemli bir etken olduğu söylenebilir. “düşünüyorsam şüphe ediyorum” şeklindeki anlatım kişisel değerlendirme ve kişisel süzgeçten geçirmeye yapılan bir atıf/gönderme olsa gerek.

Descartes’ın bu söylemi ilk bakışta düşünceye varlıktan daha çok önem verdiği, düşünce olmadan varlığın olamayacağı anlamında yorumlanabilir. Ancak dikkat edildiğinde onun düşünceye vurgu yaparken insanın var-oluş sürecini tortuladığı görülecektir. Başka bir anlatımla o, insanın düşünen ve şüphe eden, peşin-yargılara kapalı olması gereken bir tür olduğunu vurgulamak istemiştir.

Düşünce olmadan da insan var-olabilirdi; ama “insan” tanımı yapılamazdı
 

turko29

Yeni Üye
Katılım
20 Şub 2010
Mesajlar
322
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
67
Sadece şunu ilave etmek istedim, şüphe sonradan oluşur, algılamaların değerlendirilmesi ve tekrar yaşama dönmesinin sürdüğü süreçteki deneyimler, şüphe olgusunu doğurur, ilk oluşan canlı, cenin, yada bebek yaklaşımları incelendiğinde şüphe duygusundan uzak ve tatbiki yaşam iletişimi içerisinde hareket eder, çevre uyarıları ve pratikte yaşanan olumsuzluklar aklı eğitirken şüphe olgusunu da oluşturur ve işler diye düşünüyorum…
Konu bu açıdan bakıldığında sanırım farklı bir mecra izler…
“Evela aklın gözle görülene üstünlüğü
Aklın gözle görülene terbiye esası”M.Kemal Atatürk
Bu iki arada şüphe olgusu başlar diye düşünüyorum…
Düşünce olmadan dediğiniz gibi insandan söz edilemezdi, söz edilemeyen bir şeyinde elbette ki tanımı olamazdı…
 

cogito

Yeni Üye
Katılım
30 Ocak 2010
Mesajlar
198
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
47
Şüphe edebilen bir canlı olmak bir felaket.
 

turko29

Yeni Üye
Katılım
20 Şub 2010
Mesajlar
322
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
67
Şüphe etmeden canlılar akıllarını eğitebilirlermi desem...
Yada bir başka deyişle şüphe ile yaklaşmadan sorgulama yapılırmı...
Sorgulama yapmayan insan nasıl yaşar...
Bu sorular elbetteki çoğaltılabilinir...
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
insanın kendisi bir felakettir zaten; bu, şüphe götürmeyecek kadar açık değil mi?
 
M

monaliza

Ziyaretçi
Şüphe de bir yaşam gerçeği..Bazen içi kemiren,bazen insanı doğruya götüren.
Bazen düşünerek,bazen düşünmeksizin girdabına kapıldığımız.
Bazen de boş yere kurbanı olduğumuz...
 

volkan

Yeni Üye
Katılım
4 Nis 2010
Mesajlar
3
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
39
Her şüphe, gerçeğe doğru atılan bir adımdır bence... Şüphe, cevaba giden bilinmezli bir yoldaki iyi yürekli bir arkadaştır... (🙂
 

turko29

Yeni Üye
Katılım
20 Şub 2010
Mesajlar
322
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
67
Canlılar arasında gelişimini en ileri götüren canlı insandır, o nedenledirki diğer canlılara göre biraz daha karmaşık ama özünde güdüsellikte diğer canlılardan farklı olmayan hatta daha disipline olmş varlıklardır, yavrlarını yiyen, ilişki sonrası eşini zehirleyen ve benzeri bir çok farklı özellikler arzeden canlılar düşünüldüğünde insan olgusundaki yönlerin dahada gelişimi ile yapıcı yönlerinin gelişiminde süpeciliğin mutlaka katkıları olacaktır, yine aynı biçimde monolisanında belirttiği gibi bu zenginlik içerisinde gözlemlemek gerekir...
Şüphe insan tercihlerinde kendisinin kurdu olabileceği gibi çoğu bilinildiği düşünülenlerin yanlış bilindiğinide farkettirerek doğruyu blmada yoldur...
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
sevgili tuko29,

sanırım günümüz modernitesinden söz etmektesindir.Yoksa, canlı türleri arasında insan türü de kendi çocuğunu doğal seleksiyona bağlı olarak öldürmüş, hem-cinsini yemiş ve daha sayılamayacak kadar şiddet türlerini uygulamıştır. Bu yönden insan türünün diğer canlı türlerden daha ileride olduklarını söylemek sanırsam biraz zorlama olacak; nihayetinde savaş denilen o melanet olgu sadece insan türünde ve bir kısım pirimatlarda var. Savaştan daha vahşet bir olgu olabilir mi?

Savaş olgusunu "şüpheye" yartırırsak acaba neler çıkacak altından?
 

turko29

Yeni Üye
Katılım
20 Şub 2010
Mesajlar
322
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
67
İnsan türünün diğer türlerden daha ilerde olduğunu düşünce yapısı ve etkiye tepki olayında planlama ve şüphe olgusunu geliştirebilmiş olma yetisine göre belirtim, her canlının farklı güdüsellikler biçimlemesindeki görüntünün özünde yaşama yaşam öğretisindeki tarihsel bellekle ve bu belleğin gelişimi ile ilgili yaklaştığını anlatmanın uzun olacağı düşüncesi ile kısa geçtim...
Savaşlar İnsan yaşamında yaşama tutunmadaki toplumsal sosyolojik yapının bir gereği olarak diğer canlılarınkinden farklı gelişir, çünkü insanoğlu artı değeri depolama ve ihtiyaç fazlası üretmeye başlaması ile şeklini değiştirmiştir...
İnasan en gelişmiş canlı türüdür, zarar verdiği kadar yararda sağlayabilecek yapıya sahiptir, bu tamamen topluluktaki gücü elinde tutan yapılanmanın yönlendirmesi ve toplumun o yönlendirmeye göstereceği tepki kapsamında şekillenmesi farklı olur...
Bu açıdan bakıldığında İnsan diğer canlılardan daha karmaşık ve daha gelişkindir...
Kedi fare ile oynar öldürür bazıları yer bazıları yemez, hamam böcekleri, kelebeklerlede aynı biçimde zevk için bunu yapabilir...
Kedi besleyen tüm kesim bunu gözlemlemiştir, bu tip vahşilik sadece insana özgü diye düşünmek biraz acımasızlık olur diye ilave etmiştim...
Tavşanlar yavrularını yemekten vaz geçmemiş olmalarına rağmen insanlar akli eğitimleri ile bunu yok etme düzeyine indirgemişlerdir, bu tip bir çok güdüselliklerinide disiplin altına almayı başarmışlar ve halada kendilerini bu yolda eğitmektedirler, bu tarhsel bellek düşünce şüphe düşünce ve devridaimi ile bazen kendi kurdu(içini kemirme) bazende doğru adımlarla dahada ileriye gitme yoludur...
İnsanı diğer canlılardan üstün tutma olayı...
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
iç-güdülerini denetleme ve tarihsel bellek ile diğer canlılardan farklılaşma konusunda insan türü daha gelişkin ve kompleks bir yapı kazanmıştır; bu konudaki belirlemelerinize katılıyorum. ne ki, bu kompleks yapı anlaşılması zorlaşan ve neredeyse görülemeyen ve daha ötesinde kanıksanan bir çelişkiyi de kendisiyle sürükleme eğilimi göstermektedir. nasıl mı? çocuklarını koruyan ve onları yiyecek sıkıntısından/besleyememekten dolayı öldürmeyen insan geldiği aşamada düşük yoğunluklu nükleer silahlarla binlerce çocuğu katletmekte tereddüt etmemektedir. katliam tanımı çoğunlukla/tamamen insan türüne ilişkindir. çünkü bilinç ve belleği en yoğun olan türdür. 30 tane yaban arısının 30 bin tane bal arısını 3 saatte katledip ballarına el koymasını katliam saymamak gerekir; çünkü onlardaki bilinç düzeyi insandaki ile eş-değerde değildir. böyle olunca insan türüne haksızlık yaptığımı düşünmüyorum ve kendisine gelmesi için uyarılması gerektiğini düşünüyorum. birlikte düşünelim; 100 günde 1 milyon insan katlediliyor ve bunu her gün her saat Tvlerde gösterirsek tüm insanların psikolojileri bozulmaz mı dersiniz? ve bunu yaprssak savaş denilen çirkin oyuna insan türü bir maç izler gibi bakacak mıdır? hayır. O zaman o melanet hakkında şüphelenmeye ve düşünmeye başlayacaktır. önemli olan insandaki doğruyu bulma arzusuna yönelik haklı şüpheleri uyandırmak değil midir_

ne dersiniz?
 

turko29

Yeni Üye
Katılım
20 Şub 2010
Mesajlar
322
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
67
Farklı farklı pencereler açmanın bir faydası oluyor, bu açıdan her gün kapitalizmin ondan öncede feodal ağaların, ondan öncede köle efendilerinin yaşamına baktığımızda efendiliklerinin ve sömürülerinin devam etmesi için, yani bir avuç mutlu azınlığın oluşumu için verilen savaşların perde arkalarına inilmesinde zorluklar oluyordu, halende bu zorluklar devam ediyor ve etmeyede devam edecek, taki insan bilincinin etkileişiminde sağlıklı bilgi ile sağlıksız bilgiyi süzeceği sürece kadar, bu zıt kutupların mücadelesi olarak tarihteki seyrini devam ettirecektir.
Hiç bir bilim adamı çok özel çıkar ilişkileri yoksa keşfini insanlığın ve yaşamın olumsuzluğu için yapmamıştır, süreç içerisinde çıkar amaçlı insanlığın sadece insanlığın değil yaşamın katlinde kullanılmıştır, ama diğer yandan toplumu oluşturan temel taş olan halk kesimine baktığımızda sadaka kültürü ile sektör oluşturmuştur(Dilencilik).
Büyük bir çoğunluğu toplumun hayvan severlikten, tutunda itilmiş atılmış insan topluluklarına sahip çıkma çabası içerisine girmiştir, yeterince güzelleşememenin ardında sahip çıkmanın gereği olan güç ve onu oluşturan artı değer bir avuç mutlu azınlıkta olmasından dersek yanlışmı olur...
Bir söz vardır kabadayısı meşhur olan çöplüğün korkağı çoktur diye...
Dolandıırıcısı meşhur olan çöplüğün safının çok olması gibi...
Kimin saf kimin korkak yada dolandırıcı, kabadayı olduğunu ayırt edece şüpheyle baktıkça, bu doğrultuda zihnimizi yordukça insanlaşır ve bu düşüncelerin şekillenmesi ile verdiğimiz kararlarda doğru adımlar atmaya yönelir vedaha iyi insan hüviyetimize bürünürüz, yada içimizi kemirtir kendimizi mutsuzluğun ve topluma yabancılaşmanın batağına çekeriz diye düşünüyorum.
İlk kez olacak ama bu konuda sade ve net olarak monolisanın görüşüne katıldığım için sık sık bu ifadelere saplanıyorum...
Şüphe insanın gelişimi ve kendi kurdu olmasını sağlayan yani insan olgusunu farklı bir tarzda tanımlayan cümleler...
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
teşekkür ediyorum,

türümüze yönelik korkusuzca attığımız her adım ona zarar vermediği gibi onun zarar verdiği tüm olguların zarar görmesine engel olacaktır; bu, doğal yaşamlar zincirinin yek-diğerinden kopuk olmadığının, olamayacağının, doğal süreçteki bir aksamanın diğer süreçler üzerinde etkiyerek farklılaşmayı kaçınılmaz kılacağının bilinmesi/bilince yerleştirilmesidir. öyle ise, denilebilir ki şüphe, bir açıdan peşin yargıların/değerlendirmelerin elemine edilmesinde atılan ilk adımdır?
 

turko29

Yeni Üye
Katılım
20 Şub 2010
Mesajlar
322
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
67
elbetteki son derece bu yerinde tespitinize katılmamak mümkün değil...
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
Şüphe, düşünebilmenin bir sonucudur; düşünce, nesnel olguların gözlem/deney ve edinilen bilgilerin biriktirilmesi ile oluşan ve giderek kristalize imgelerin dizilimlerini gösterir/ifade ederler. Kaplanın yırtıcılığını bilmeyen çocuk ona sevecenlikle elini uzatacaktır, hiç şüphe duymadan...Yırtıcı türün pençelerini göstermesi üzerine o çocuk kedigillerin tümüne şüphe ile yaklaşmak gerektiğini öğrenecek ve uzak duracaktır. Bu basit örnekten çıkartacağım sonuç şu olsa gerek: şüphe de bilgi gibi biriken düşünce kristalleridirler.
 

turko29

Yeni Üye
Katılım
20 Şub 2010
Mesajlar
322
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
67
Önce aklın gözle görülene üstünlüğü ve ardından Aklın gözle görülen tarafından terbiyesi...
Elbetteki oluşum sürecinde aklında biyolojik ve sosyolojik oluşumu...
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
düşüncenin oluşum sürecine baktığımızda ki antropologlar bu konuda oldukça veri sunmaktadırlar, soyut düşünce, oluşum evresinde gözlem/deney ile bir birikim sağlamış görünmektedir. imgesel düşüncenin oluşum süreci ve dil ve ötesinde bunun alfabetik dizinler oluşturularak iletişim aracına dönüşmesi bir hayli zaman almıştır. "aklın gözle görünene üstünlüğü" derken düşüncenin maddeyi etkilemesinden söz ediyor olmalısınız. bunda bir öncelik düşünmediğiniz sonucunu çıkartıyorum, yanılıyor muyum?

bazı olgular peşin kabul-görmektedirler. bunun nedeni ise öykülerin kuşaklar-arasında sözlü edebiyat ile aktarılmasıdır. sözlü edebiyatın küçünmesi değildir kastım. sözlü edebiyat her zaman zengin ve yaşayan bir anlatı/dil/öykülenme sunar ve fakat bu edebiyat gün geldiğinde çelişkinin temel etkenlerini görmeyi engelleyerek ayak-bağı oluştururlar.

bir örnek vermek isterim; sözlü ve yazılı edebiyatın hemen hemen tümünde gerçek aşkın kavuşulmaz olduğu, kavuşulduğunda tükeneceği anlatılır. bu gerçekten öyle midir?

insanın doğuştan itibaren haklar sahibi olduğu söylenir?! kulağa hoş geliyor, iç-ısındırıyor!

şüphe; aşk kavuşulmazın değil kavuşmanın öyküsü olmalıdır!
şüphe; insan hakları gerçekten insan olmakla kazanılmalıdır!

değerlendirme; aşk melankolik olan değildir, yaşanandır; melankolik olan aşk değildir!
değerlendirme; insan hakların sahibidir, hakların verildiği dilenci değil!

o zaman;

şüphe; aşkı hapseden nedir?
şüphe; hakları kısıtlayan nedir?

yanıt?!....
 

turko29

Yeni Üye
Katılım
20 Şub 2010
Mesajlar
322
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
67
Aklın gözle görülene üstünlüğü derken, oluşmuş yargının ilk andaki karar verme gücünden bahsediliyor, Akıl oluşurkenki maddesel reaksiyonel gelişim göz ardı edilmeksizin, Maddeyi tanımak ile ilgili bölümde bu konuyu sıfırdan alarak açıklamıştım, Bu söz ile Atatürk'ün yaşama nasıl Diyalektik tarihsel materyalis çizgiden baktığını anlatmak için girmiştim. sözün 2. nolu Atatürk'ün not defterindeki şekli ile ;
Aklın gözle görülene üstünlüğü...
Aklın gözle görülene terbiye esası...
Evela sosyalist olmalı...
Maddeyi tanımalı...
M.Kemal 1904
Biçimindedir...
Düşüncenin oluşumu aklın gelişimi hepsi canlının yaşama tutunması için gerekli olan maddelerle iletişimdeki etki ve tepki ilişkilerinin genel anlamda reaksiyonlarınel evrim süreci ile ilişkilidir.
Bir önceki yazınızda belirtiğiniz gibi, şüphe düşünmenin bir sonucudur, düşünme etkiye tepki oluşum biçiminin mütalası gereği ortaya çıkıştır, etki ve tepki canlı yada cansız ların bir birlerine karşı planlı yada rastlantısal iletişimleri gereğidir... bunların hepsi bütün olarak değerlendirildiğinde sürecin her hangi bir bölümünde aklın gözle görülene üstünlüğü deneyimlerle gözle görülenin aklı tekrar eğitmesini getirir ve bu eğitilmiş akıl yeniden gözle görülene üstün (bir yerde kişilik yada ön hüküm verebilen bilgiçlik gibi algılayabiliriz bunu) oluşu bu süreç devamında üstünün yanılgılarının ortaya çıkışı, şüpenin artması ve devri devam eden bilinç gelişimi...
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
teşekkürler sayın turko29,

../.
şüphe etmek bir karasızlık durumu değildir; karar vermek , ölçümleme yapabilmek için kat edilen bir düşünce zamanının itkisi/harekete geçiren ögesidir. her şüphenin bu süreci hemen başlatması gerekmeyebilir ve fakat çoğunlukla geciktirilse de o süreç öyle ya da böyle başlayacaktır. ilk adım atıldıktan sonra sonrakilerin ardı-sıra takibi kaçınılmazdır. şüpheler soyut oldukları kadar temelinde somut olgular yatar; bu nedenle şüphe bir var-olan olguya gereksinim duyacaktır. kararsızlıkta ise farklı olarak çok seçenek bilinmekte olup seçeneklerden tercih yapılacak üzerinde düşüncenin netleşmemesi yaşanır. olguya yönelik şüphe düşünme sürecini başlattıktan sonra bir şekilde olgu şüphelen kişiye farklı görünmeye başlayacak, şüphelerini giderecek ve inandırıcı kanıtlara ulaştıkça şüphe yerini blgiye bırakacaktır. kesin bilinen üzerinde şüphe yoktur. şüphelendiğimiz olgu asla kesin değildir.
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
genel-benimseme: güneş doğudan doğar.

şüphe: güneş doğar mı?
 

Yeni Konular

Üst