- 13 Ağu 2009
- 91
- 0
- 0
- 35
BİR KATİLİN YÜZLEŞMESİ
Cinayetti zamanın vuruluşu.suç gözlerimizden akıp bedenimize bulaşmış,ağır bıçak yarası sırtımızda,güneşi aldatıp karanlıkla duygusuzluğun yedi kat mezarına kendi elimizle yatırmıştık kendimizi.kağıda yazılan çok kişi tek bir bedende sıkışmıştı.fail,cellat,sanık,tanık hepsi bir bedende sıkışmış birbirini boğazlıyor.zaman ise ölü.ardından ağıt yakan bir tek anılar var.onlarda zamanın içinde kalmışlıklarından mı bilmem bir parçaları kopmuş gibi dağınık,acınası bir çelişkide kalmışlar.
Bu gün son nefesini verdi beden.acımasız tokatlarla sarsıldı,kendi mabedi işkence odalarında tarifi imkansız yaralar açtı kendine.anılara sarılmak isterken ihanetini anımsadı.zamanı öldürmüştü çünkü.katil oluşunu en derin yaralı yerine yine bir bıçak sokarak,yarayı kanırtarak hissetti.anlatıp duyurmak isterken acısını kendi yüzündeki duygusuz ifadeye bakarak irkildi.
Yalnızlığının piçiydi o.nerden kimden peydahlandığı belli olmayan yalnızlığın yaşamazken yeniden doğurduğu soyutlanmış,yadırganmış ve kuytu köşede sabahı görmeden ağlarken donup kalmıştı.
Son nefesinde de bir tek pişmanlıkları,çaresizliği,güçsüzlüğü ve beceriksizliği vardı yanında.onları düşüncelerinin karanlığıyla örtmüştü.görüp dokunmayı istedi beceremedi.dönüp kendi elleriyle çaktı çivileri tabutuna.uzanıp boylu boyunca ölümü bekledi yanına gelip hiç tutulmamış ellerini tutsun diye.hatta hiç konuşamadıklarını anlatabilmek için ölümünü kadim dostu olarak düşledi.oysa ölüm bir fahişe.hissettirmeden gelip oturdu yanına.elini tutmadı,sözlerini duymadı.sıktı boğazını ağza alınmaz küfürlerle.canını koyup cebine tüm kahpeliğiyle sırıtarak uzaklaştı.
Boğazı sıkılırken haykırmak istediği katil sözcüğü boğazında dönüp dolaşıp içine oturdu.hakkı yoktu özgürlüğünü vermeye bu sözcüğe.ne de olsa bir katil katillikle suçlayamazdı ölümü.
Zaman büyük bir hazla izledi bedenin tabuttaki hareketsizliğini.öcü alınmıştı artık.büyük bir hınçla göğsü nefessiz,hareketsiz bedenin suratına piç diye haykırarak tükürdü. artık duyamayacağını zan ederek eğilip kulağına ölümü senin ömründe yaşadım ben oysa benim bedenlerim tükenmez,nefessiz ve soluksuz kalmam hiç.tekrar dirilip tekrar yakarım canını yaşamasını bilmeyenlerin beni,yaşamasını bilenler ise minnettardır bana.
Bir evlattı tabuttaki.bir sevgili,bir kardeş aynı zamanda bir yok oluştu artık.zamana minnettar kalmasını becerememiş,evlat,sevgili ve kardeş oluşundan minnet duyulmayan boş bir beden olarak yitmişti ve kimse tabutunu toprağa koymamıştı.çünkü zamanda herkesi,her şeyi boğazlayıp binlerce kez katil oluşunu fark edememişti.
En sonunda kendinin katili olarak arafı terk edip cehennemin koynuna uzandı.sonsuz azap çekerek,işkence yaraları kavrularak kurtuluşun imkansızlaştığı yangında nefessizliğinin varlığını da yitirerek külleri savrulurken adını anımsayan olmadı.
Cinayetti zamanın vuruluşu.suç gözlerimizden akıp bedenimize bulaşmış,ağır bıçak yarası sırtımızda,güneşi aldatıp karanlıkla duygusuzluğun yedi kat mezarına kendi elimizle yatırmıştık kendimizi.kağıda yazılan çok kişi tek bir bedende sıkışmıştı.fail,cellat,sanık,tanık hepsi bir bedende sıkışmış birbirini boğazlıyor.zaman ise ölü.ardından ağıt yakan bir tek anılar var.onlarda zamanın içinde kalmışlıklarından mı bilmem bir parçaları kopmuş gibi dağınık,acınası bir çelişkide kalmışlar.
Bu gün son nefesini verdi beden.acımasız tokatlarla sarsıldı,kendi mabedi işkence odalarında tarifi imkansız yaralar açtı kendine.anılara sarılmak isterken ihanetini anımsadı.zamanı öldürmüştü çünkü.katil oluşunu en derin yaralı yerine yine bir bıçak sokarak,yarayı kanırtarak hissetti.anlatıp duyurmak isterken acısını kendi yüzündeki duygusuz ifadeye bakarak irkildi.
Yalnızlığının piçiydi o.nerden kimden peydahlandığı belli olmayan yalnızlığın yaşamazken yeniden doğurduğu soyutlanmış,yadırganmış ve kuytu köşede sabahı görmeden ağlarken donup kalmıştı.
Son nefesinde de bir tek pişmanlıkları,çaresizliği,güçsüzlüğü ve beceriksizliği vardı yanında.onları düşüncelerinin karanlığıyla örtmüştü.görüp dokunmayı istedi beceremedi.dönüp kendi elleriyle çaktı çivileri tabutuna.uzanıp boylu boyunca ölümü bekledi yanına gelip hiç tutulmamış ellerini tutsun diye.hatta hiç konuşamadıklarını anlatabilmek için ölümünü kadim dostu olarak düşledi.oysa ölüm bir fahişe.hissettirmeden gelip oturdu yanına.elini tutmadı,sözlerini duymadı.sıktı boğazını ağza alınmaz küfürlerle.canını koyup cebine tüm kahpeliğiyle sırıtarak uzaklaştı.
Boğazı sıkılırken haykırmak istediği katil sözcüğü boğazında dönüp dolaşıp içine oturdu.hakkı yoktu özgürlüğünü vermeye bu sözcüğe.ne de olsa bir katil katillikle suçlayamazdı ölümü.
Zaman büyük bir hazla izledi bedenin tabuttaki hareketsizliğini.öcü alınmıştı artık.büyük bir hınçla göğsü nefessiz,hareketsiz bedenin suratına piç diye haykırarak tükürdü. artık duyamayacağını zan ederek eğilip kulağına ölümü senin ömründe yaşadım ben oysa benim bedenlerim tükenmez,nefessiz ve soluksuz kalmam hiç.tekrar dirilip tekrar yakarım canını yaşamasını bilmeyenlerin beni,yaşamasını bilenler ise minnettardır bana.
Bir evlattı tabuttaki.bir sevgili,bir kardeş aynı zamanda bir yok oluştu artık.zamana minnettar kalmasını becerememiş,evlat,sevgili ve kardeş oluşundan minnet duyulmayan boş bir beden olarak yitmişti ve kimse tabutunu toprağa koymamıştı.çünkü zamanda herkesi,her şeyi boğazlayıp binlerce kez katil oluşunu fark edememişti.
En sonunda kendinin katili olarak arafı terk edip cehennemin koynuna uzandı.sonsuz azap çekerek,işkence yaraları kavrularak kurtuluşun imkansızlaştığı yangında nefessizliğinin varlığını da yitirerek külleri savrulurken adını anımsayan olmadı.