Çareler diyarı
Bedenler görüyorum siyah matem dolu bedenler.Sessizliklerini duyuyorum uzun uzun dinliyorum.Ruhlar seziyorum bazen bedende
acı çekmekten kaçarcasına.Sonsuza uzanıyorlar gökle yer arasından varla yokun bulanıklığında.Kusuyorlar çaresizce midelerindeki
koyu kanları,hiçbir zaman gerçekleşmemiş olan umutları, hayal meyal hatırladıkları hazmedilmemiş yarım kalmış aşkları ve bi çare
o son bakışları.Koşuşturuyorlar habersizce içindeki bir zaman yaşamış çocukları gökkuşağına açmışlar ta o zamandan umutları ama
sonları hep sonsuz karanlıklarla doludur o kara bulutları.Çığlıklara karışan sesimi duyamıyorum bu çığlıkları da bastıramıyorum içimden gelip
gelmediklerini hiç mi hiç anlayamıyorum bilincim gidiyor tepeden ışıklar yanıp sönüyor bi kadın beni öpüyor kollarına yığılıyorum.
Açmak istemiyorum gözlerimi, hiç anlamlandıramıyorum bu kadının ılık kokusunu, şekillendiremiyorum sesindeki feryadı bilincim yerine
geliyor en dibe en dibe batıp açıyorum yine göz kapaklarımı.Sahte bir cennete buluyorum kendim dediğim et yığınımı.Palyaçolar kahka-
halarla karşılıyor gelenlerin bi haber oldukları kalplerini pamuk şekerlerle sarıyorlar farkında olmadan unuttukları cansız bedenlerini
ruhlarını çıkaranları dans ettiriyorlar ateş etrafında sanki cehenneme nispet yapar gibi ve Garip hayvanları andırıyor palyaçoların
bu boya dolu yüzleri.Çocuklar dans ediyorlar durmadan ateşin etrafında bir elleri palyaçolarda bir elleri çoktan çare diyarında.Cennette
dahi bulamaz oldular bu çocuklar maviye boyanmış hayallerini,palyaço tokatı vuruyor çocuğun suratına bilmiyor çocuklar nedenini.Saçma
sapan hikayelerde olurmuş kiminin kaderi, mavi olmazmış çok öyle varmış bunun da bir bedeli,görünürse size de bir gün çareler diyarı
önce bedelini ödemeli...
Bedenler görüyorum siyah matem dolu bedenler.Sessizliklerini duyuyorum uzun uzun dinliyorum.Ruhlar seziyorum bazen bedende
acı çekmekten kaçarcasına.Sonsuza uzanıyorlar gökle yer arasından varla yokun bulanıklığında.Kusuyorlar çaresizce midelerindeki
koyu kanları,hiçbir zaman gerçekleşmemiş olan umutları, hayal meyal hatırladıkları hazmedilmemiş yarım kalmış aşkları ve bi çare
o son bakışları.Koşuşturuyorlar habersizce içindeki bir zaman yaşamış çocukları gökkuşağına açmışlar ta o zamandan umutları ama
sonları hep sonsuz karanlıklarla doludur o kara bulutları.Çığlıklara karışan sesimi duyamıyorum bu çığlıkları da bastıramıyorum içimden gelip
gelmediklerini hiç mi hiç anlayamıyorum bilincim gidiyor tepeden ışıklar yanıp sönüyor bi kadın beni öpüyor kollarına yığılıyorum.
Açmak istemiyorum gözlerimi, hiç anlamlandıramıyorum bu kadının ılık kokusunu, şekillendiremiyorum sesindeki feryadı bilincim yerine
geliyor en dibe en dibe batıp açıyorum yine göz kapaklarımı.Sahte bir cennete buluyorum kendim dediğim et yığınımı.Palyaçolar kahka-
halarla karşılıyor gelenlerin bi haber oldukları kalplerini pamuk şekerlerle sarıyorlar farkında olmadan unuttukları cansız bedenlerini
ruhlarını çıkaranları dans ettiriyorlar ateş etrafında sanki cehenneme nispet yapar gibi ve Garip hayvanları andırıyor palyaçoların
bu boya dolu yüzleri.Çocuklar dans ediyorlar durmadan ateşin etrafında bir elleri palyaçolarda bir elleri çoktan çare diyarında.Cennette
dahi bulamaz oldular bu çocuklar maviye boyanmış hayallerini,palyaço tokatı vuruyor çocuğun suratına bilmiyor çocuklar nedenini.Saçma
sapan hikayelerde olurmuş kiminin kaderi, mavi olmazmış çok öyle varmış bunun da bir bedeli,görünürse size de bir gün çareler diyarı
önce bedelini ödemeli...