Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Gerçek Nedir?

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 5,654

Aksiyom

Yeni Üye
Katılım
4 Tem 2009
Mesajlar
569
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
34
Olanın ötesi,olmayanda olanın olmayanı olmak.
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
bir açıdan düşüncenin maddeyi zorlaması gibi mi?
 

Aksiyom

Yeni Üye
Katılım
4 Tem 2009
Mesajlar
569
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
34
Beyinlerin kendi dilinde konuştuğu kendi içinde bastığı resme göre hakikati yaşayan beynin içinde yaşamak ne kadar anlamlı Nejdet?
Burada konuşanda beyin?
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
nesnel ve öznel gerçeklik farkı diyelim mi Aksiyom, ne dersin?

bu, bir açıdan da bilinç ögesi ile ilgili sanırsam. örneğin bir terliksi kendi öznelliğinin farkında değil ve fakat gerçek; oysa insan kendi farkında ve kendi gerçeği ile nesnel gerçeklik arasındar sıkışmış durumda...
 

Aksiyom

Yeni Üye
Katılım
4 Tem 2009
Mesajlar
569
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
34
Çünkü bilinci koşullu.Peki bilince koşul koymamak nedir? Kanımca varlık içinde devinen dunyanın dışında bilinci bilinçte yaşamak venesnesine bağlanmamak.Ki bu bireyi yeni bir bilince iter bilince koşullar üretmeden.
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
bilinç kendine koşul/sınırlandırma koymaz. bilinci - ki ona tarihsel bellek demeyi tercih ediyorum- sınırlandıran ögeler kişinin içinde yaşamaya başladığı toplumsal/tarihsel dokunun kendisidir. tarihsel bellek olmasaydı gerçeklik olmayacak mıydı? olacaktı elbette! ve fakat algıladığımız/insan algısı ile o/gerçek farklı olacaktı! çok ilginç görünse de, gerçek olan, algılanandır...
 

Aksiyom

Yeni Üye
Katılım
4 Tem 2009
Mesajlar
569
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
34
Bahsettiğim bilinç tarihsel bellek etkisini yok saymak yerine onların ötesinde yeni anlamlar oluşturma üzerineydi.Yani koşullar üretmek yerine koşulların ötesindeki belkide koşul olabilmek.
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
tabulardan kopmak, sıyrılmak ve baskıları yok ederek yeniyi yaratarak görmek; demek istediğin bu ise, aynen katılıyorum. kişi bunu yaratabildiği ölçeklerde tarihsel belleğini aktif/kullanılabilir durumda sayılır; farklı olan, öznelliktedir.

öznel yapılar olmasa gerçek nasıl olacaktı?
öznel yapılar ile gerçek nasıl oldu?
özne/nesne ayrılamayacak şekilde bütünleştiklerine göre;
bu iki olgu artık bir bütün olarak gerçek denilenin yapısında var-olacaklardır!

değil mi?
 

Aksiyom

Yeni Üye
Katılım
4 Tem 2009
Mesajlar
569
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
34
tabulardan kopmak, sıyrılmak ve baskıları yok ederek yeniyi yaratarak görmek; demek istediğin bu ise, aynen katılıyorum. kişi bunu yaratabildiği ölçeklerde tarihsel belleğini aktif/kullanılabilir durumda sayılır; farklı olan, öznelliktedir.
Burada düşünceme dil olmuşsunuz Nejdet.

Özne/nesne olguları bütünselliğini koruyup gerçek dediğimizin yapısında varolacaklar.Doğru.
Var olmak şu veya bu duygu, şu veya bu bilinç halimin kendisi olmak olarak açığa cıkarken,bunalıyor ve anlamsızlığa düşüyoruz,yani bütünselliğimizi yitirip özne durumundan kopuyoruz.(Gerçeklik yanılgısı)

Varlığımı artık başkaları üzerine almıştır ve varlığımız onların varlığına veya
b-ilgisine kalmıştır.(sıyrılamamak, etkisi halinde kalmak, yeniyi yaratamamak durumlarının sonu-cu-muz oluşu)

Bu nedenlerdendir ki hakikati bütünselliğiyle anlamlandırıp Ben faktöründe oluşturup olmayının ötesinde yaşamalıyız diyorum.
Tüm belirsizliğimizle...
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
"ben" denilen de diğeri için "öte" olmayacak mı? Bu sarmal doku sonsuz bir eğridir. Sonsuzluğun "ötesi" ni düşünemiyorum. Fizik gerçeklikler ile sosyal olguları ve yargılardaki gerçeklik payını aynı kefede tartamayız. Işığın saniyedeki hızı hem bir sabite hem de bir gerçektir; bilincimize rağmen böyledir. Ancak, algının öznelliği gerçek denileni farklılaştırabilir. Örneğin "güzellik" bir gerçek midir?
 

objektif

Yeni Üye
Katılım
6 Eyl 2010
Mesajlar
35
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
36
Aynadaki yansımalarımıza veya renklere gerfcek degil goz yanilmasi diyorlar peki gercek nedir maddemi gecektir? Ruh mu? Ruh varmidi yada madde? Gerçek olan hangisiddir?

Hem ruh hemde madde, ikisi de gerçektir. Bakınız insan yaratılırken cüzi biçimde yaratılmıştır. Mesela hayvanların duyduğu sesleri insanlar duyamaz, çünkü kulaklarımız cüzi olarak yaratılmıştır. Aynı şekilde gözlerimiz de yaratılırken cüzi olarak yaratılmıştır. İnsan gözü sadece maddeleri görebilir. Fakat Ruh diye bir şey vardır. Buna en güzel örnek Cinlerdir. Cinlerin gerçekten varolduğunu herkes bilir. Kuran'da ayetlerde bile cinlere iman etmeleri emredilmiştir. Çağımızda büyüyle uğraşan kişiler vardır. Cinlerle iletişime geçen kimseler de vardır. Hatta cinlerin çarptığı insanlar da vardır. Bu örneklere bakarsanız cinlerin varolduğunu inkar etmeniz imkansızdır. Bazıları ruhları ne kadar inkar ederse etsin, ruhlar vardır. Ve sonsuza kadar yaşayacak olanlarda ruhlardır.

Ne kadar ilginçtir ki 1 saat canlı olan insan, RUHUN BEDENİ TERK ETMESİYLE SON BULUR. Biz ölmek üzere olan birinin yanında dururuz, fakat o ölürken ruhunu göremeyiz. Çünkü insan gözü cüzi olarak yaratılmıştır. Sonuç olarak, hem madde hemde ruh gerçektir. Biz hem maddeyiz, hem de ruhuz. Öldüğümüz an bizim için bitiş değil aksine yeni ve sonsuz bir hayata başlangıçtır. Öldüğümüz an sadece ruhumuz, cesedimizden ayrılır.
 

Aksiyom

Yeni Üye
Katılım
4 Tem 2009
Mesajlar
569
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
34
Algım bir bilinçtir ama algımı algılatan nedir? Ben'e ulaşırsak aslında algıda bilgide başka anlamlar kazanır. Diğerinin oluşturduğu anlamdan çok farklı..Böylelikle evrensellik yıkılır ve bilim ortada kalır diğer şeyler gibi..
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
fizik ve soyal bilimleri bir-diğerinden ayırmamız gerekecek ve tarihi ise tamamen ayrı bir yere koymamız gerekecek mi? subjektif/öznel olan ile gerçek olanın ayrıştırılması "ben"," "sen", ve "öteki/o" nin değer ve yargılarından bağsız olanını ifade eder; bilim bu yargılardan ne kadar kurtulabilir ya da kurtulması gereken midir? Güneşin doğup, battığını söyleriz, oysaki dönen Dünya'dır. Bu bir gerçeklik deği midir ki, Galileo gözlerini bu uğurda feda etmiş, Brunu ve Kepler bu gerçeği daha da belirgin duruma getirmişlerdir. Kurtulma hızı denilen bir cismin Dünya atmosferinden kopup uzaya çıkabilmesi yine bu bilimsel gerçekler üzerine inşa edilmemiş midir? Denizler altında Fersah fersah dolaşan Jull Wern'in gösterdiği/tanımladığı yerden roketler uzaya fırlatılmamış mıdır? Hipokrat dokunmuş, İbni Sina çizmiştir; Aristo fizik-ötesini tanımlarken Farabi insan ve evren kıyaslamasını yapmıştır; gök-bilimci-filozof Hayyam okul arkadaşı H.Sabbah ile tıp, matematik, uzay bilimleri ve toplum bilimlerinde yeniyi keşfetmişlerdir ve Batınilik felsefi olarak doğmuştur, Çelebi kanatlanıp İstanbul Boğazını havadan aştığında havacılık daha emekleme evresinde bile değildir, hülasa/özet olarak fizik bilimleri de bilinçten bağsız değildir; öyle ise, gerçeklik fizik/düşünsel/düşsel üçleminde insanın gerçekleştirebileceği ve var olandan hareketle denetleyebileceği olguların tümüdür.
 

Yeni Konular

Üst