Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

yalnızlık ve yabancılaşma

22 Şub 2009
426
0
0
54
yalnızlık ve yabancılaşma üzerine bir yazı yazdım.sonra sildim. bu konu üzerinde kendi düşüncelerim üzerinden değil,form sakinlerinin fikirleri ve düşüncelerini tartışalım. şair özdemir asaf yalnızlık paylaşılmaz paylaşılırsa yalnızlık olmaz diyordu. yalnızlık ve yabancılaşma nedir?

oğuz atayçok sevdiğim tutunamayanlar kitabında yalnızlık konusunda şöyle der;

" 'Önce kelime vardı,' diye başlıyor Yohanna’ya göre İncil. Kelimeden önce de Yalnızlık vardı. Ve kelimeden sonra da var olmaya devam etti Yalnızlık... Kelimenin bittiği yerde başladı; Kelime söylenemeden önce başladı. Kelimeler, Yalnızlığı unutturdu ve Yalnızlık, Kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, Yalnızlığı anlattı ve Yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız Kelimeler acıyı dindirdi ve Kelimeler insanın aklına geldikçe, Yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu." (Sayfa 154)

evet ne diyorsunuz kendimize bile yabancılaştığımız içinmi yalnız-ız ve yalnız kalmak istiyoruz?
 

gamze

Yeni Üye
22 Ocak 2010
23
0
0
47
Ailen olmaz yalnız hissedersin,arkadaşların olmaz yalnız hissedersin,etrafında kimseler olmaz yalnız hissedersin..Tam tersi ailenle yalnız olabilirsin,arkadaşlarında vardır yalnızsındır,etrafın bi dolu insandır ama sen yalnızsındır..Yalnızlık içimizde var olandır.İçimizde var olan zamanlı bazen zamansız oluşabilen tüm duygular gibi..
 
M

monaliza

Ziyaretçi
Bilinen gerçektir;İNSAN TEK SOSYAL VARLIK. Bu da demek oluyor ki; doğası gereği "YALNIZLIĞA YABANCI". Paylaşımlardan mutlu yada mutsuzluk söz konusudur bence, insanın yalnızlığından önce. YABANCI ise;tanınmayan,özellikleri bilinmeyendir.. Bilmediği şeyden kaçar kimileri. Bazıları ise öğrenmeye,tanımaya,anlamaya yatkındır. Bir kısmı gereksiz ve anlamsız meraklarda, yalnız kalmamak adına.

İnsan korkmamalı. Paylaşmaktan,paylaşarak mutlu olmaktan yada gerektiğinde kendi ruhu,beyni ve yüreği ile başbaşa kalmaktan. İnsan için hepsi doğal gereksinim.
Gerçi;Mutlulukların paylaştıkça arttığı gerçeğine çok fazla inanmamaktayım artık,paylaştığınız kişinin zevkine kalmış. Mutluluğunuzu zehir edip,sizi yalnızlığın derin girdaplarına itenler yok mu?İşte o zamanlar belki yabancılaşıyor paylaşıma insan. Yalnızlığını yeğliyor. Oysa yine yalnız değil ki;kendisi ve kendisi var,kendisi ile başbaşa. Çünkü tek'liğinin farkında.Sonuçta yine kendisiyle konuşmakta. Her ne kadar sorunuza uygun olmasa da.

YALNIZLIK;PAYLAŞIMSIZLIK'tan doğar elbette. Bazen, paylaşsanız da yalnız hissedebilirsiniz,ruhunuz tatmin olmamıştır zira. Bazen de tercih eder YALNIZLIĞI insan. Bir başına kalmak ister ve kalabalıklarda yalnızdır. Bu tamamen kişisel yapı ve tercihle ilgili bir durum bana göre. Kimileri paylaşmaz YALNIZdır, kimileri paylaşır yine YALNIZ'dır. İnsan türünün çeşitliliği işte.

Bu konuda kendime döndüğümde;YALNIZLIK hissettiğim çok nadirdir. Demek ki;çok çaresiz bir anımdayımdır. Hiç bir paylaşım beni tatmin ve mutlu edemeyecektir. Olağan hal,her insanın yaşayabileceği. YABANCILAŞMA'ya gelince;Karşıyım. Her ne kadar,BİLMEK bazen iyi,bazen kötü olsa da, kendi ruhsal mekanizmamı koruma yeteneği de benim elimde. TANIMA'nın verdiği ACI'yı da bertaraf edebilmeliyim. YAŞAM BÖYLECE GERÇEK ÇÜNKÜ...

Zaman zaman,her insan için YALNIZLIK gereksinim olsa da, tüm yaşama yayıldığında "UCUBE"dönüşür birey. Doğasına aykırı zira. Biraz da tolerans meselesi. BİLMEK ve ÖĞRENMEK güzeldir yabancı,aşırıyı kaçmamak kaydıyla. YALNIZLIK da güzeldir, dozunda ve gerekli olduğunda.YABANCILAŞMA? Gereksiz bence...Saygılar...
 
22 Şub 2009
426
0
0
54
sevgili monoliza güzel yorumunuz için tşk. ifade şekliniz çok güzel. yazınızın birçok yerinde yanlınızlığın kötü bir durummuş gibi ifade etmişsiniz. kendinizden de örnekler vererek.insan sosyal bir canlı olabilir. fakar günümüz dünyasında geldiğimiz nokta insanı önce topluma karşı yalnız bırakmıştır. insanın kendisine karşıda bir yabancılaşma sorunu vardır. oysa öyle bir sistemdirki bu. interneti ile cep telofonu ile sürekli bir şeklide temas içindeyiz.fakat bu insanı topluma adaptasyon adı altında sanal bir yalnızlık ve yabancılaşma getirmiştir. çünkü insan yaşam alanında her duyguyu sadece duyu organlarının algılarıyla kendine bir ifade seçip onu yaşar. yaşamda egonun bunu algılamadan sadece hayalizyon çerçevesinde oluşması herşeyi var ile yok arasında gidip gelmesine neden olur.bilerek veya bilmeyerek farkında olmaksızın insanı yalnızlaştırmıştır. özünde yaşanmayan hiç bir duygu insanı var etmez. saygılarımla..
 
22 Şub 2009
426
0
0
54
sevgili gamze; yorumunuz için tşk ederim. yalnızlık bir var olma biçimidir.insanın kendi iç benliği ile hesaplaşma vaktidir.söylediklerinizin hepsi olsa bile çevresinde yine kendini yalnız hissedecektir.sorgulamaktır yaşamı ve kendisini.cevapsız kalan soruların kendi içinde arayışıdır. saygılarımla.
 

Mühendis

Yeni Üye
3 Eki 2009
271
1
0
69
Yalnızlık dipsomani olmadığı sürece en iyi dost bence.
Dozunda ve de bilinçli olmak koşuluyla .
Tıpkı tüm duygularımız da olduğu gibi.
İstenen yalnızlıklarla;duygularımızı dinlendirebilmemiz, hayatımızı kendi isteğimizle rölantiye alabilmemiz gerekiyor ara sıra.

Ve o zaman yeni bir biz doğuyor belki de çöken biz den.
 
22 Şub 2009
426
0
0
54
sayın mühendis; yorumunuz için tşk ederim.ilk önce bu dipsomani kelimesi genel de kullanıldığı yer alkol bağımlılığı olarak kullanılır. ve sizin de değerli birikim ve bilgiye sahip olduğunuzu biliyor ve düşünüyor, bunu yalnızlıktaki bağımlılık ile ilgili kullandığınızı düşünüyorum.merak ettiğim ise, bu kelimeye neden böylesi bir konu için kullandığınız? :) bunun yerine başka bir kelime ile de izahat edilebilirdi diye düşünüyorum. sadece bunu belirtmek istedim..bunu iyi bir niyet çerçevesinde algılayacağınızı düşünüyorum.

yazdıklarınız da size katılmıyorum. çünkü yalnızlığın hangi zaman şart ve durumda oluşup insanı etkilediğini kontrol edemeyiz.ne kadar kontrol etsekte, tamamen dışsal koşullarla oluşan bir durumdur. küçük yalnızlıklar tercih ile oluşabilir zaten öylesi bir durumda son vermemizde uzun sürmez. insan kendini tanıması sorgulaması bir sonuca ulaşmaya çalışması kendi iç dünya hesaplaşmasıyla oluşur diye düşünüyorum.dikkat ediyorum bu konuda yorum yapan arkadaşlar sadece yalnızlık üzerinden gitmişler.biraz önce söylediğim iç dünya hesaplaşma sonrasında sosyal ve toplumsal durumla karşı karşıya gelir. İnsan da yabancılaşma bu nokta da başlar.çözülemeyen her sorun bir adım ileri götürür.günümüz dünyasında psikolojinin insan üzerindeki etkisi ve değişen toplumsal, siyasal ve sosyal konjöktör süreç aynı zamanda tıpta bu sektörü işlevsel hale getirmiştir. bu konu ile ilgili doktora giden insanlar hepsini kast etmiyorum ve söylediklerim yanlış anlaşılmasın para ile tutulmuş dostlar diyorum kendilerine. insanlara çözümler üretiyorlar. neden? insan dostsuz kaldı çevresinde kimseye güvenemeyen bir canlı türü haline geldi. ve sosyalliğini de yitirdi. burada bir çok arkadaşım söylediklerimi kabul etmeyebilirler. karşı düşünce oluştururlar.ama ben o zaman onlara derim ki, söylenenler ve yapılması gerekenler değildir önemli olan çevremize toplumsal yapımıza, daha da büyütelim çerçeveyi dünyada ki toplumlara bakın derim.insan her gün evinden sokağa adım atarken işyerin de,otobüste,veya kendi arabası ile trafikte veya bir toplantı da ne kadar kendi olabiliyor ve bunu yapabiliyor. Tamamen koşullar çerçevesinde çıkar ilişkileri maskesini takıyor. Kendisine verilen hedef ,çevresel etkenler altında modern köle şeklinde yaşıyor. Bu tür bir insan nasıl değişim ister ve kendisini ortaya koyabilir. Kendimize şöyle bir soru soralım. En son ne zaman hayatımızda radikal bir karar aldık? ve uyguladık ne kadar göze alabiliriz gerçeği ve bedelini ödeyebiliriz .alışkanlıklarımız vardır değil mi. sıcak bir koltuğumuz belki rahattır. Öz benliğe dönmek geçmiş dönemlerdeki felsefe düşünürlerden örneklerde vermek isterdim sizlere, ama zaten siz onları biliyorsunuz.ve çoğuna baktığımızda veya bu düşünürlerin yazılarını çok beğenip örnek aldığımız da yaşamları nasıldır onların. Mutsuz ve arayış vardır yalnızdırlar ama kendilerine değil sadece toplumsal yaşama yabancıdırlar ve çözmeye çalışırlar. saygılar..
 

Mühendis

Yeni Üye
3 Eki 2009
271
1
0
69
Söylediğiniz gibi; yalnızlık bağımlılığıyla ilgili teşbih-i beliğ yaptığımı sanıyordum-sanmıştım.
O an aklıma düşen buydu.
Yalnızlık istemi/dürtüsü tabi ki kişiye ve yaşadığı koşullara bağlıdır.
Bu istem/dürtünün oluşması zaman/mekan açısından kontrol edilemez.Ancak istem/dürtü kişi tarafından gerçekleştirilme,sürdürülme aşamasında, kontrol edilebilir bir olgu haline gelir.

''Dozunda ve de bilinçli olmak koşuluyla .
Tıpkı tüm duygularımız da olduğu gibi.
İstenen yalnızlıklarla;duygularımızı dinlendirebilmemiz, hayatımızı kendi isteğimizle rölantiye alabilmemiz gerekiyor ara sıra.

Ve o zaman yeni bir biz doğuyor belki de çöken biz den.’’


İşte bu süreçte kontrol edebilme yetisine sahip değilsek benim gibi teşbih-i beliğ yapan ukalaların diline pelesenk olunulur.
 

bilinc6

Yeni Üye
26 Ocak 2010
4
0
0
59
her insan birbirinden bağımsız ve benzersiz. sürekli benzerini arıyor. eş olarak karşı cinsi seçiyor. ( istisnalar var elbette )... karşısındakini kendine benzetmeye çalışıyor sonra.. Ama olmuyor..Sonra kendini o yapmaya çalışıyor. gene olmuyor.. Sonra da yalnız olduğunu, yalnız kalacağını ve yalnız öleceğine alışmaya çalışıyor...ve elbette bu hayat hepimize göre dizayn edildiği için... hiç birimize göre değil.. çok kısa anlar dışında yabancıyız bu hayata...
 
22 Şub 2009
426
0
0
54
sevgili mühendis; sizin AB-I HAYAT içmiş birisinden her zaman öğrenilmesi gereken bir şey var diye düşünüyorum. teşbih-i beliğinizi benim gibi cahil-i anud anlamıyorsa sebebi bendeki kaybolmuş ben-dir
saygılarla


.
 

naz

Yeni Üye
9 Eki 2009
44
0
0
65
Saramago'nun "Ricardo Reis'in Öldüğü Yıl" adlı eserinde yalnızlık konusunda söylediklerini aktarmak istiyorum. "Ben hep yalnız yaşadım, ama yalnızlık yalnız yaşamak değildir, içimizdeki birine ya da bir şeye yoldaşlık edememektir, yalnızlık bir başına duran ağaç değil, derindeki özsuyla kabuk, yaprakla kök arasındaki mesafedir. Kendinizi gerçekten lüzumsuz hissettiniz mi? Yalnızlık işte bu, kendini lüzumlu hissetmemek."
 
22 Şub 2009
426
0
0
54
sayın naz; yorumunuzdaki alıntı da Kendinizi gerçekten lüzumsuz hissettiniz mi? Yalnızlık işte bu, kendini lüzumlu hissetmemek." cümlesinden ne algıladığınızı açıklarmısınız. saygılarımla.
 

naz

Yeni Üye
9 Eki 2009
44
0
0
65
Saramago'nun yalnızlık hakkında düşüncesini belirttiği bir alıntıydı ve bu konuda sizin ne düşündüğünüzü öğrenmek isterdim.
 
M

monaliza

Ziyaretçi
Her ne kadar bazen bazı insanlar size;sizi lüzumsuz hissettirme çabası içerisinde olabilseler de; gücü kendi içindedir insanın. Kendimi, tüm yaşamım boyunca bir an dahi lüzumsuz hissetmedim. Lüzumsuz olsaydım eğer,dünyaya gelmezdim. Lüzumlu olup olmadığıma ancak kendim karar verebilirim. KARARIM;lüzumluyum..Onun için varım ve mutluyum.
 

Mühendis

Yeni Üye
3 Eki 2009
271
1
0
69
''sevgili mühendis; sizin AB-I HAYAT içmiş birisinden her zaman öğrenilmesi gereken bir şey var diye düşünüyorum. teşbih-i beliğinizi benim gibi cahil-i anud anlamıyorsa sebebi bendeki kaybolmuş ben-dir
saygılarla ''

Sevgili yabancı,
Beni taninlemiyeceğinden eminim:)

Sevgi ve saygılarımla,
 
22 Şub 2009
426
0
0
54
sayın naz; yorumunuzdaki alıntı da Kendinizi gerçekten lüzumsuz hissettiniz mi? Yalnızlık işte bu, kendini lüzumlu hissetmemek." cümlesinden ne algıladığınızı açıklarmısınız. saygılarımla.
size böyle bir soru yöneltiyorum. siz bana;

naz
Saramago'nun yalnızlık hakkında düşüncesini belirttiği bir alıntıydı ve bu konuda sizin ne düşündüğünüzü öğrenmek isterdim.diye cevap veriyorsunuz.:)
bir alıntı olduğunun farkındayım. ama buraya gelipte kendisi yazmadı siz beğenmiş buraya uygun olacağını düşünüp yazmışsınız.sorun yok.doğal olarak sizin algılamınız ile alakalı olarakta sizin cevap vermeniz gerekmezmi.:) siz bir düşüncenizi yazın. sevgili naz...
 

cogito

Yeni Üye
30 Ocak 2010
198
0
0
47
İnsanların büyük kısmı onaylanma ve emniyette olma ihtiyacı nedeniyle kendilerine yabancılaşıp topluma yakınlaşıyorlar. Bir süre sonra da kendileri olamama durumu intikamını alıyor ve topluma da yabancılaşıyorlar. Böylelikle insan ne özüne dönebiliyor ne de toplumdan kopabiliyor. Endişeli, güvensiz, aidiyetsiz bir şekilde arada kalıyor.Bu kaos durumu nedeniyle insanlara bağlanamıyor sadece onlara bağımlı hale geliyor.Bağımlı ilişkilerle yaşayan insan nicelik olarak yalnız görünmeyebilir.Oysaki gerçek özünü, beklentilerini, ne hissettiğini, ne olduğunu...vs ortaya koyamadığı için hem tek başınayken hem de insanlarla beraberken yalnızdır.
 

naz

Yeni Üye
9 Eki 2009
44
0
0
65
Burada Saramago, hayal kırıklığı yaşamamak için hayata dışardan bakanları kastediyor olabilir mi? Ne dersiniz?
 
22 Şub 2009
426
0
0
54
Burada Saramago, hayal kırıklığı yaşamamak için hayata dışardan bakanları kastediyor olabilir mi? Ne dersiniz?

Hayır, sizin gibi düşünmüyorum. Ama siz öyle düşünüyorsunuz üzerinden cevap vereyim. Farkındasınız değil mi. sizde mi eki koymuşsunuz.) eğer böyle düşünüyorsa çok bencilce tam bir ego diyeceğim. Şimdi bakalım insan hayal kırıklığı hangi durumda yaşar beklenti olduğu zaman değil mi. beklentisizlik ne demek kendi kendine var olmaktır tamamen iç dünyanızla demek istiyorum. Yaşama dışarıdan bakmak tamamen soyutlamakla alakalı bir düşünce. Bu insanın doğasına aykırı var olduğu toplumu inkâr gibi. Çünkü kendisine oluşturduğu doğrunun yanlışıdır red edebiliyorsa yaşamı. Sizin bakış açınızın bu olduğunu düşünerek böyle bir cevap verdim. Mi yi kaldırarak.:)

siz benim açımı sormuştunuz yazar bur da demek istediği yaşamda yaşanmak istenilenlerin gereksizliği ve reddi mi acaba demiyorum öyle düşünüyorum.saygılarla.
 
22 Şub 2009
426
0
0
54
Cogito;

Toplumlarda sıradan insanlar asla yalnız kalmazlar. Ara sıra öyle basit döngülere girebilirler. En basit çevresinden bir kimse ile paylaşıp bunu atarlar. Yine kaldıklarını hissederlerse, Manevi olarak tanrıya sığınıp dua ederler. Ve geçer. Çünkü yalnızlık sorgulamaktır, ulaşamayacağı sonucu beklide göze alarak zordur, acı vericidir bir süre sonra mutlu son olmadığını anlar ve iç dünyasında başka bir ben yaratır topluma artık ihtiyacı olmadığını düşünür. Tabiî ki bunların olması için basit sorgulamaların dışında kendi dünyasını çözmeden topluma hayata bakış açısını kendine göre objektif baktığını düşündüğünü sanarak. Toplumlar ve onun bağlı olduğu sistemler belli bir çıkar döngüsü ile birbirine bağlanmıştır. Arada bir kopukluk oluşmaz. Yaşam insanın kendisini çözmesin asla istemez yaşam insanın sorgulamasını istemez. Bütün hayatımıza bir çerçevenin tam boyutu ile baktığımızda insanın yaşam amacı belirlenmiş belli bir statü arayışı ve birlikteliğinde maneviyatı öne sürer. Eğer buda yoksa soysa ekonomik koşullar ve kültür devreye girer. Öze dönmek ne kadar güzel kelime.:) Peki, şöyle düşünelim insan özüne döndüğünde kendi gibi olanları kabullenebilirimi sanıyorsunuz. O insanları da red eder. Sizce neden veya katılmıyorsanız tersini anlamlandırıp cevap veriniz, vermez iseniz ben vereceğim? Çünkü yabancılaşmanın başladığı nokta, ama kime? Bu arada değerli yorumlarınız için tşk ederim. Sevgilerle .
 

Yeni Konular

Üst