Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... .....?

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 14,507

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

Kebir:büyük
Ekber:en büyük
Mütekebbir:Büyüklükte eşi ve benzeri olmayan.
Kibir(kabaca):kabaca olan tarifi yapılmış olan bu fiil O'nda yoktur.Büyüklüğü kendindendir.Sizinde dediğiniz gibi bu büyüklüğü anlamakta biz eksik kalırız.Kabalığımızın sınırı yok ama büyüklüğümüz ''küçüklüğümüz'' kadardır.
 

efefel

Yeni Üye
Katılım
13 Şub 2010
Mesajlar
202
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
41
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

Tanrı insanları neden yarattı? sorusuna nasıl yanıt vermeli bilmiyorum.
 

efefel

Yeni Üye
Katılım
13 Şub 2010
Mesajlar
202
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
41
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

daha doğrusu hala bilmiyorum.
çünki verilebilen bütün cevapların sonucunun zafiyete dayandığını görüyorum.
 

birazdahaderinmavi

Yeni Üye
Katılım
29 Ara 2011
Mesajlar
1,442
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
61
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

yaratma eyleminin her iki biçimi açısından da ( ister yoktan var etme olsun, isterse de yok iken (örneksiz) var etme olsun) yaratımın olanaklı olabilmesi için, iki ön koşul zorunludur... 1) yaratılacak nesnenin, yaratıcının kendi 'iyi imgesine' uygun olması ( burada dikkat edilmesi gereken nokta, yaratılacak olanın gerçekten iyi olup olmadığı değil de, yaratıcının 'iyi imgesine' uygunluğudur)... 2) yaratılacak nesnenin, zaten yaratıcının kendi üstünde ( kendisinin bir parçası olarak) bulunmamasıdır... bu iki ön koşulun bulunmadığı yerde yaratma eylemi olanaklı olamaz... eğer ilgi çekerse, konu, felsefi planda açımlanıp serimlenebilir...
 

Sahte filozof

Yeni Üye
Katılım
20 Kas 2012
Mesajlar
52
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
36
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

Benim bu konu ile makalem vardı ADEM neden meleklerden üstün. Cevap okuduğu Düşündüğü için. Allah insanı ona ibadet etsin deye yaratmadı melekler zaten vardı. Allah Kuranda belirtiyor BEN İNSANI KENDİME BENZER YARATDIM VE ONU BİR ÇOK VARLIKLARDAN ÜSTÜN KILDIM. İnsanı Allaha benzeden düşüncesi olmasıdır. Allah insanı Allahı gerçeklikde bulması için yaratdı Ve her kesin bir misyonu vardır. Mesela iki aylık cocuklar ölüyor. Bunların görevleri anne-babalarının imtahanında yer almaktır. Tabi ben spitirüalist biri olarak reenkarnasyona inanırım ve eminim ki ölen cocukların ruhları hemen cennete gitmeyecek başka bir cisimde yeniden dünyay dönüp imtahanını verecek
 

birazdahaderinmavi

Yeni Üye
Katılım
29 Ara 2011
Mesajlar
1,442
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
61
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

yaratma eyleminin her iki biçimi açısından da ( ister yoktan var etme olsun, isterse de yok iken (örneksiz) var etme olsun) yaratımın olanaklı olabilmesi için, iki ön koşul zorunludur... 1) yaratılacak nesnenin, yaratıcının kendi 'iyi imgesine' uygun olması ( burada dikkat edilmesi gereken nokta, yaratılacak olanın gerçekten iyi olup olmadığı değil de, yaratıcının 'iyi imgesine' uygunluğudur)... 2) yaratılacak nesnenin, zaten yaratıcının kendi üstünde ( kendisinin bir parçası olarak) bulunmamasıdır... bu iki ön koşulun bulunmadığı yerde yaratma eylemi olanaklı olamaz... eğer ilgi çekerse, konu, felsefi planda açımlanıp serimlenebilir...

son anda fark ettiğim ilginç bir ayrıntıyı da eklemek istedim; bu iki ön koşul, yalnız yaratmayı değil, aynı zamanda aşkı da olanaklı kılan koşullardır...
 

alpine

Yeni Üye
Katılım
11 Nis 2009
Mesajlar
480
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

Birde sunu sormak lazim, eger bilincli bir yaratici olsaydi, gercekten bilincli, boyle mi yaratirdi?

Hadi agzini burnunu, cigerini dalagini gectim, tasarlandigi(!) ortama gore hayli is gormez bir anatomiye sahip oldugumuz ortada, ama ondan onemlisi insan dedigimiz; yuksek seviyede onyargili, asiri derecede edilgen, yeter noktada bencil, adam sendeci, tembel, uyusuk, yani ozetleyecek olursak, kot kafali bir mahluk.

Yapa yapa bunu mu yapabilmis?

Eger cidden elinden gelen bu idiyse, ben hayal kirikligina ugradim.
 

flzf

Yeni Üye
Katılım
12 Mar 2009
Mesajlar
850
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
39
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

Birde sunu sormak lazim, eger bilincli bir yaratici olsaydi, gercekten bilincli, boyle mi yaratirdi?

Hadi agzini burnunu, cigerini dalagini gectim, tasarlandigi(!) ortama gore hayli is gormez bir anatomiye sahip oldugumuz ortada, ama ondan onemlisi insan dedigimiz; yuksek seviyede onyargili, asiri derecede edilgen, yeter noktada bencil, adam sendeci, tembel, uyusuk, yani ozetleyecek olursak, kot kafali bir mahluk.

Yapa yapa bunu mu yapabilmis?

Eger cidden elinden gelen bu idiyse, ben hayal kirikligina ugradim.

Belkide yaratılış denen süreç daha tamamlanmamıştır.Hamuru yoğurup biraz bekletmek gibi bir olaydır mağra devri insanları ile günümüz insanları arasında epey bi fark var.Belkide insanlar gelecekte hapsoldukları vücutlarından çıkıp ruhlarına daha mükemmel formlarda vücutlar bulup hepsi birer tanrı tanrı olacaktır belkide tanrı yalnızlığı paylaşacak yeni tanrılar için bizi yapmıştır yaratmıştırr yada herne yaptıysa onu yapmıştır. Sonuçta tanrının sonsuz güç ve kudreti idealistlerin teistlerin fikri belkide güçleri sınırlı bir tanrı ile karşı karşıyayız.
 

Ferdinand Bardamu

Yeni Üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
1,302
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

Bilinçli bir yaratıcı tarafından yaratılmış olsaydık, bu durum oldukça garip olurdu. Bilinçli bir yaratıcının yaratım nedeni de bilinçlidir dersek abes olmaz. O halde yaratıcı, insanı neden, hangi amaçla yaratsın? Örneğin Hz. Âdem’in yaratılış amacı, yeryüzünde yaratıcının hükümranlığını kurmaktır. Yaratıcıdan geldiği kabul edilen kitapta, insanın yaratılış amacı, bu şekilde ifade edilmiştir. İyi de yaratıcının bir hükümranlık hırsı mı var? Öyle olmalı, çünkü kendisini yeryüzünde temsil edecek bir canlı yaratma isteği taşımaktadır. O halde şunu söyleyebiliriz, yaratıcıda “ben” kavramı olmalıdır ki böyle bir hırsa sahip olabilsin. Yaratıcı, ben ve ötekiler--diğer şeyler-- biçiminde, kendini dış âlemden ayırmış olmalıdır. Eğer ayırmadıysa, bir benliğe sahip olamazdı, çünkü benlik bir sınırı ifade eder. Benlik varsa, dışında kalan bir alan da olmalıdır. O halde bilinçli olmak, sınırlı olmaktır, çünkü ancak bilinçli olan şeyler “ben”in farkında olabilirler. Kısacası bilinçli yaratım, ancak sınırlı olan varlıklar tarafından gerçekleştirilebilirler demektir. Yaratım bilinçsiz olmalıdır ki yaratıcı da sınırsız olabilsin.
 

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

yediğiyle çıkardığı arasında kas ve kemik yığınından ibaret olduğunu sananlarda varmış,haa bide beğenmezlermiş..beğendiğiniz şekle dönüşün diyeceğimde,yaa kime konuşuyorum..
 

istanbul

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2010
Mesajlar
213
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
41
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

Tanrı insanları yarattı yerine,
Allah c.c insanı zuhura getirdi arasında ki farkı idrak etmeye başladığımız da Ademlik mertebesine ulaşırız ve ancak o zaman seyr halimiz başlar..
 

ls2

Kahin
Onursal Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,737
Tepkime puanı
180
Puanları
63
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

Birde sunu sormak lazim, eger bilincli bir yaratici olsaydi, gercekten bilincli, boyle mi yaratirdi?

Hadi agzini burnunu, cigerini dalagini gectim, tasarlandigi(!) ortama gore hayli is gormez bir anatomiye sahip oldugumuz ortada, ama ondan onemlisi insan dedigimiz; yuksek seviyede onyargili, asiri derecede edilgen, yeter noktada bencil, adam sendeci, tembel, uyusuk, yani ozetleyecek olursak, kot kafali bir mahluk.

Yapa yapa bunu mu yapabilmis?

Eger cidden elinden gelen bu idiyse, ben hayal kirikligina ugradim.

Süper kahraman gibim birşey mi bekliyordunuz🙂 de herkes süper kahraman olsa süper kahraman olmanın ne anlamı kalırdı. (insanın ilahi bir eser alamayacağını söyleme çalışıyorsunuz insan da o asaleti göremiyorsunuz anladım ama bende burdan ironi yaparak süper kahraman(asil) olmak öyle bedava ve kolay değil diyorum. örneğin bende bu dünya hayatı süper kahraman olabilmek içindir dersem bu savınızı sarsmış olurum)


Bilinçli bir yaratıcı tarafından yaratılmış olsaydık, bu durum oldukça garip olurdu. Bilinçli bir yaratıcının yaratım nedeni de bilinçlidir dersek abes olmaz. O halde yaratıcı, insanı neden, hangi amaçla yaratsın? Örneğin Hz. Âdem’in yaratılış amacı, yeryüzünde yaratıcının hükümranlığını kurmaktır. Yaratıcıdan geldiği kabul edilen kitapta, insanın yaratılış amacı, bu şekilde ifade edilmiştir. İyi de yaratıcının bir hükümranlık hırsı mı var? Öyle olmalı, çünkü kendisini yeryüzünde temsil edecek bir canlı yaratma isteği taşımaktadır. O halde şunu söyleyebiliriz, yaratıcıda “ben” kavramı olmalıdır ki böyle bir hırsa sahip olabilsin. Yaratıcı, ben ve ötekiler--diğer şeyler-- biçiminde, kendini dış âlemden ayırmış olmalıdır. Eğer ayırmadıysa, bir benliğe sahip olamazdı, çünkü benlik bir sınırı ifade eder. Benlik varsa, dışında kalan bir alan da olmalıdır. O halde bilinçli olmak, sınırlı olmaktır, çünkü ancak bilinçli olan şeyler “ben”in farkında olabilirler. Kısacası bilinçli yaratım, ancak sınırlı olan varlıklar tarafından gerçekleştirilebilirler demektir. Yaratım bilinçsiz olmalıdır ki yaratıcı da sınırsız olabilsin.

Başlıkta bilinçli bir yaratıcı yazıyor diye bilinci hemen insani formatta tanımlayıp mantaliteyi kurmuşsunuz. ancak Tanrı bilinci diye bir bilinç varsa önce bunun doğru bilgisi gerekir. Dinlerde ki tanımlarla böyle bir tanıma ulaşamazsınız. ulaştığını düşündügünüz şey kısmendir (din bilgisine göre). öyleyse mantaliteniz en baştan doğru başlayamaz ve geçeliliğini yitirir.

....

Tanrı bizi niye yarattı? Cennet neden?Cehennem neden? kötülükler neden? acılar neden? günah neden ? sevap neden? vs vs bunlar hep aynı paralelikte sorulardır. bu sorulara sadece rasyonel biçimde cevap aranmaya kalkılırsa Tanrıya ve dinlere inanmak mümkün değildir.(sorgulayan insanlar için diyorum)
Sorgulayan insanlar varoluşun aşkınlığını bu sorgulamanın içine almak zorundadır. çünkü sorularıda aşkındır. aşkın soruları rasyonel düzlemde cevaplayak çökertiğini iddia edenler mantalite hatası içindedir.
 

Ferdinand Bardamu

Yeni Üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
1,302
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

Başlıkta bilinçli bir yaratıcı yazıyor diye bilinci hemen insani formatta tanımlayıp mantaliteyi kurmuşsunuz. ancak Tanrı bilinci diye bir bilinç varsa önce bunun doğru bilgisi gerekir. Dinlerde ki tanımlarla böyle bir tanıma ulaşamazsınız. ulaştığını düşündügünüz şey kısmendir (din bilgisine göre). öyleyse mantaliteniz en baştan doğru başlayamaz ve geçeliliğini yitirir.

Sizin tanımlamanızla, "insani formatta" olan bilinç heryerde. Peki "insani formatta" olmayan bilinç nerede?

Ne diyorsunuz? "Tanrı bilinci diye bir bilinç VARSA". Tümden geliyorsunuz. Tanrının varlığını baştan kabul ediyorsunuz. Devamını da istediğiniz gibi dolduruyorsunuz. Bu ön kabulden sonra, ne söylediğinizin pek bir önemi kalmıyor.Siz, bir varsayımdan hareket ediyorsunuz; oysa ben varsayımdan değil, bilinen bir gerçekten hareket ediyorum. Beynin dışında, maddeye bağlı olmayan bilincin örneği yoktur. Düşünün, etrafınızda gördüğünüz herşey böyle olmasına karşın, siz, tersini iddia ediyorsunuz. Vardır diyorsunuz, ancak örnekleyemiyorsunuz da.


Tanrı bizi niye yarattı? Cennet neden?Cehennem neden? kötülükler neden? acılar neden? günah neden ? sevap neden? vs vs bunlar hep aynı paralelikte sorulardır. bu sorulara sadece rasyonel biçimde cevap aranmaya kalkılırsa Tanrıya ve dinlere inanmak mümkün değildir.(sorgulayan insanlar için diyorum)
Sorgulayan insanlar varoluşun aşkınlığını bu sorgulamanın içine almak zorundadır. çünkü sorularıda aşkındır. aşkın soruları rasyonel düzlemde cevaplayak çökertiğini iddia edenler mantalite hatası içindedir.

Aşkınlığa değil, inanç sistemine akıl ile yaklaşıyorum. Üstelik,akıl kullanılarak, yaratıcıya ulaşılabileceği kutsal kitapta da ifade edilmiştir.
 

ls2

Kahin
Onursal Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,737
Tepkime puanı
180
Puanları
63
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

Sizin tanımlamanızla, "insani formatta" olan bilinç heryerde. Peki "insani formatta" olmayan bilinç nerede?
Ne diyorsunuz? "Tanrı bilinci diye bir bilinç VARSA". Tümden geliyorsunuz. Tanrının varlığını baştan kabul ediyorsunuz. Devamını da istediğiniz gibi dolduruyorsunuz. Bu ön kabulden sonra, ne söylediğinizin pek bir önemi kalmıyor.Siz, bir varsayımdan hareket ediyorsunuz; oysa ben varsayımdan değil, bilinen bir gerçekten hareket ediyorum. Beynin dışında, maddeye bağlı olmayan bilincin örneği yoktur. Düşünün, etrafınızda gördüğünüz herşey böyle olmasına karşın, siz, tersini iddia ediyorsunuz. Vardır diyorsunuz, ancak örnekleyemiyorsunuz da.

Bilme/bilgi düzleminde haklısınız. ancak tersini iddia etmiyorum yaptığım şey bilinenden yola çıkarak ötesine taşmak. kısacası; inanç. bilinen bir gerçekle varlığım açıklanamadığı sürecede bu inancın -akılcı- dayanağıda çökertilememiş demektir.

Aşkınlığa değil, inanç sistemine akıl ile yaklaşıyorum. Üstelik,akıl kullanılarak, yaratıcıya ulaşılabileceği kutsal kitapta da ifade edilmiştir.

İnanç sitemine salt akılcı yaklaşım olmaz. iman görmediğine ve bilmediğine inancı ifade eder. kutsal kitapta yaratıcıya ulaşmaktan kasdedilen yaratıcının zatının bilgisine ulaşmak değildir. buna ulaşmanın mümkün olmadığı net biçimde ifade edilir.
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,763
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

Yaratılıştaki en büyük sır; insanın Tanrı’nın suretinde yaratılmış olmasıdır. İnsan Tanrı’ya has bir çok özelliğe sahiptir. İnsan molekül yapısı ile dünyasal ruhsal yapısı ile gökyüzüne aittir.

Muhyiddin İbn-i Arabi der ki; “Tanrı sizin aynanızdır. Siz de O’nun aynası.”
İnsanoğlu Tanrı’nın tüm Celal ve Cemal isimlerinin bir karışımını içerir. İnsan Tanrı’nın görüntüsünden bir parçadır, onun dünyaya yansımasıdır.

Evren insan için, insan da Tanrı’yı bilmek için yaratılmıştır. ( Kendini bilen Rabbini bilir.)
İnsan kapalı şuur ile bu dünyada bulunduğu için neden geldiğini ve İlahi bir yaratılış olduğunu hatırlamıyor.
Evren ve tüm insanlık aslında bir bütün fakat görünürde farklılıklar bizleri yanıltıyor. Oysa her şey özünde atom, atom özünde kuarklar ve sonuç olarak her şey özünde tek.

“Bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürür.” şeklinde bir söz vardır. Burada anlatılmak istenen ayrı gözüken her şey bütündür fakat sen ayrı görür ve yanılırsın. Bu bir ilizyondur.

Kuantum Mekaniği’ne göre ;Gözlemci olmadan katı görünen maddeler gözlemci olmadığı zaman dalga boyuna geçiyor. (Mikroskop altında) Oysa biz sürekli katı algılıyoruz.

Acaba gözlemci olmadan bu katı algılama mümkün olabilir mi? Kuantum mekaniğine göre olamaz.

Peki gözlemci Tanrı’dan başkası olabilir mi????Kesinlikle olamaz.

Tanrı insanı yarattı çünkü her insan Tanrı’nın bir yansımasıdır. Asla O’na eş ya da benzer değildir fakat gölgesidir. Bu dünyada bulunmakla içimizdeki Tanrısallığı bulmaya çalışıyoruz fakat maalsef pek başaramıyoruz. Çünkü kalp gözlerimiz kapalı ve maddesel dünyanın cazibesinden kurtulamıyoruz.

Bilinçli bir Tanrı olduğu kesin fakat bizler ne kadar bilinçliyiz işte o tartışılır…
 

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

fizikçiler şimdi bu çift yarık deneyinin bu şekilde yorumlandığını görseler ne tepki verirler bilemiyorum..aslında benzetmen hoş olmuş ama şimdi bu durumda insan maddemi bilyemi bunu çözmek zor..serseri foton parçaları gibi dolanıyoruz ve her daim bir gözetleyenimiz olduğunu bile bile neden sapıtıyoruz.?
 

Ferdinand Bardamu

Yeni Üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
1,302
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

Bilme/bilgi düzleminde haklısınız. ancak tersini iddia etmiyorum yaptığım şey bilinenden yola çıkarak ötesine taşmak. kısacası; inanç. bilinen bir gerçekle varlığım açıklanamadığı sürecede bu inancın -akılcı- dayanağıda çökertilememiş demektir.

Katılmadığım nokta, "bilinenden yola çıkıyorum" dediğiniz kısım. Meselenin özünü oluşturuyor. Ben, siz bilinenden yola çıkmıyorsunuz, bir ön kabulden hareket ederek, o ön kabulün tasdikine uğraşıyorsunuz diyorum. Zaten, aklın alamayacağı, haliyle bilinemeyecek şeyler olması vb. gibi ifadeler de bu bilinememeden hareket temeline dayanıyor. Böyle bir bilinmezlik alanı mutlaklaştırılarak, bu alanın mutlaklığından, tek bir şeyin, yani yaratıcının mutlaklığına ulaşılıyor. Başka deyişle, insan bilgisinin sınırlılığıyla, yaratıcının varlık koşulu aynı düzleme oturtularak, en azından insanın öğrenme süreci nihayete erene kadar, yaratıcının varlığı da garanti altına alınmış oluyor. Bu sebeple bu tartışma, insan yeryüzünde olduğu müddetçe devam edecek gibi görünüyor.

Akılcı olması için, kendi içerisinde tutarlı olması yeterlidir. Bilinen – mutlak anlamda--bir gerçekle açıklanması gerekmez. Her teori, gerçeğin doğru bilgisini kısmen de olsa taşır. Ben inanç sisteminde –elbette bildiğim kadarı ile--bu tutarlılığı göremiyorum.


İnanç sitemine salt akılcı yaklaşım olmaz. İman görmediğine ve bilmediğine inancı ifade eder. Kutsal kitapta yaratıcıya ulaşmaktan kasdedilen yaratıcının zatının bilgisine ulaşmak değildir. Buna ulaşmanın mümkün olmadığı net biçimde ifade edilir.

Tabiî ki salt akılla yaklaşılmıyor. İşte bu nedenle, gerçeğin doğru bilgisini veremez. Kutsal kitap, yaratıcının “varlığının bilgisine” akılla ulaşılabileceğini söylüyor. Ben de bu çerçeveden hareket ediyorum ve tersini söylüyorum. Akılla ulaşılacak yer, bilinçli ve sınırsız bir yaratıcının olmadığı bilgisidir. Aksi bir fikir için akıl, yerini inanca terk eder. Yani yaratıcının varlığının bilgisine akılla ulaşılamaz. İnanç sistemleri, gerçeğe ulaşma amacında, işlevlerini kaybetmektedirler. Bu yüzden giderek, insanın iç dünyasını düzenleyen, insanın kendi için, kendini tatmin etme için var olan araçlara dönüşmektedirler. Bu kaçınılmazdır da.
 

Ferdinand Bardamu

Yeni Üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
1,302
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

Yaratılıştaki en büyük sır; insanın Tanrı’nın suretinde yaratılmış olmasıdır. İnsan Tanrı’ya has bir çok özelliğe sahiptir. İnsan molekül yapısı ile dünyasal ruhsal yapısı ile gökyüzüne aittir.

Muhyiddin İbn-i Arabi der ki; “Tanrı sizin aynanızdır. Siz de O’nun aynası.”
İnsanoğlu Tanrı’nın tüm Celal ve Cemal isimlerinin bir karışımını içerir. İnsan Tanrı’nın görüntüsünden bir parçadır, onun dünyaya yansımasıdır.

Evren insan için, insan da Tanrı’yı bilmek için yaratılmıştır. ( Kendini bilen Rabbini bilir.)
İnsan kapalı şuur ile bu dünyada bulunduğu için neden geldiğini ve İlahi bir yaratılış olduğunu hatırlamıyor.
Evren ve tüm insanlık aslında bir bütün fakat görünürde farklılıklar bizleri yanıltıyor. Oysa her şey özünde atom, atom özünde kuarklar ve sonuç olarak her şey özünde tek.

“Bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürür.” şeklinde bir söz vardır. Burada anlatılmak istenen ayrı gözüken her şey bütündür fakat sen ayrı görür ve yanılırsın. Bu bir ilizyondur.

Kuantum Mekaniği’ne göre ;Gözlemci olmadan katı görünen maddeler gözlemci olmadığı zaman dalga boyuna geçiyor. (Mikroskop altında) Oysa biz sürekli katı algılıyoruz.

Acaba gözlemci olmadan bu katı algılama mümkün olabilir mi? Kuantum mekaniğine göre olamaz.

Peki gözlemci Tanrı’dan başkası olabilir mi????Kesinlikle olamaz.

Tanrı insanı yarattı çünkü her insan Tanrı’nın bir yansımasıdır. Asla O’na eş ya da benzer değildir fakat gölgesidir. Bu dünyada bulunmakla içimizdeki Tanrısallığı bulmaya çalışıyoruz fakat maalsef pek başaramıyoruz. Çünkü kalp gözlerimiz kapalı ve maddesel dünyanın cazibesinden kurtulamıyoruz.

Bilinçli bir Tanrı olduğu kesin fakat bizler ne kadar bilinçliyiz işte o tartışılır…

Her şeyin tek kaynaktan geliyor olması, tek bir kaynağı ifade eder ki bunun da bilinçli yaratımla bir ilgisi yoktur. Felsefi akımlar içerisinde “Birciler” her şeyin, tek bir şeyden kaynağını aldığını ifade ederler. O ilk şeye bilinçlidir demek ise apayrı bir durumdur. Bilindiği kadarı ile Thales’ten itibaren arkhe (ilk neden) arayışı mevcuttur ki örneğin bunlar –Thales’e yakın tarihlerde yaşamış olanlar-- materyalist filozoflardır. İlahi dinler henüz sahneye çıkmamıştır bile. Diyalektik materyalizm de bu anlamda bircidir. Ancak fizik ötesi bir kavram olarak bilinçli bir yaratıcıyı kabul etmez.

Gözlemci, tanrıdan başkası neden olamaz? Üstelik kesinlikle demişsiniz. Kuantumda bu kadar kesin olan bir şey var mıdır?
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,763
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

Bu başlığa 2 kez cevap yazdım ikisi de boş çıktı neden acaba?
 

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
Cevap: Bizler eğer bilinçli bir yaratıcı tarafından ... ... ....

Bu başlığa 2 kez cevap yazdım ikisi de boş çıktı neden acaba?

yazdığın cevabın bir kısmını okudum,sanırım ferdinand'la benden alıntı yaparak yazdığın mesaj aynı mesaj içinde yer alınca ayırmak istedin ve olmadı..
 

Yeni Konular

Üst