Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Duygusal Türkiye Ateizmi

glsezinrs

Yeni Üye
Katılım
12 Ara 2010
Mesajlar
1,358
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
64
Yazının alıntıladığım kısmından önceki cümleleri anlamadım.

Alıntıladığım kısma gelirsek:

Eğer itham bana yönelikse: Kurtaracağım DTA'yı neden bu ve benzeri konu başlıklarıyla kızdırmak isteyeyim ki?

Önceki cümlelerde aya, çiçeğe böceğe hayran olmakla- iman sahibi olmak arasında kurulan bağa bir atıf var.Bilim, hayran olmaz diyordunuz.Dolayısıyla iman kelebekle başlarsa, niçin akreple bitmesin?Demem o ki, insan algısı herşeyin en hoşa gideninden, en bilinmezinden , en hayrete düşüreninden , en vs iman kapısını aralıyorsa, tersi durumlar için de bu kapıyı kapatacaktır.Işığın su damlacıklarından geçerken kırılmasıyla oluşturduğu renk prizmasının (gökkuşağının) bir fizikçi ile sıradan (bunun nedenini bilmeyen , öğrenme ihtiyacı da duymamış..)insan tarafından aynı algıyı yaratmasını nasıl bekleyebiliriz?
İkinci olarak, DTA konusunda siz nasıl salt gözlemlerinizi paylaştı iseniz, benim yaptığım da bu..Asla kişiye (size) bir itham sözkonusu değildir.Üstelik bu foruma yazanların, kurtarıcı/mürşid vs kaygılarıyla durumdan vazife çıkardıklarını hiç düşünmedim.Sadece paylaşıyoruz..Bilim konusunda söylediklerinizin tamamına katılmamakla birlikte, bazı çevrelerin bilimi bir "din" haline getirdiklerine ben de tanık olmuşumdur.Ona da DTBİ deyip geçebiliriz.Duygusallık yurdum insanın alameti farikasıdır ne de olsa..🙂
 

cemozen

Yeni Üye
Katılım
18 Nis 2011
Mesajlar
240
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
49
Kesin içinizde bilenler vardır.

Bu "ateistleri adam edelim, şunlara bi ayar çekelim" ayakları ile pozitivizme dolayısıyla evrime ve bilime savaş açmış "derindüşünce" diye bir internet sitesi var.

Kemalizme giydirdiğim vakitler pek çok yazımı yayınlayan bir sitedir kendileri. Ama son dönemde tayippizm daha çok igimi ektiğinden olsa gerek. Yazı yazmayı epeyce denememe rağmen, hiçbirini yayınlamıyorlar. Ki "Allahın dediği olur, ol dedi oldu" gibi pek çok salak sulak sloganı edit bile etmeden yayınlayan bir site olduğunu da inceleyenler de görebilir.

O yüzden burada, bu konuyla da bağlantılı olarak ne düşündüğümü açıklamaya çalışayım.

Çünkü duruş aynı, kelle aynı.

Olay benim görebildiğim kadarıyla şu aslında; baktılar ki Harun Yahyamsı argümalarla iyice t.ş.k geçilir oldular "nasıl ederiz nasıl yaparız da ezberimizi koruruz" derken "bilimi kendimize benzetirsek bu işin içinden çıkarız" dahiyane buluşunu savunmanın en çakalcası olacağını keşfettirler.

Ulen ne alaka? Sizin yobaz sorgulanamaz dini öğretilerinizle bilimsel araştıma metodolojisinin ne benzerliği var da ateizmin içine duygusallık sosu katıyorsunuz?

Bilim her daim gelişir ve değişir. Dinin sanki böyle bir özelliği var mı da bıdı bıdı ediyorsunuz?

Vaziyet aynı islamcının kemaliste statükocu demesine benziyor. Ulen dinden ala statüko mu olur. Tamam ben derim de sana n'oluyor?
 

Ferdinand Bardamu

Yeni Üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
1,302
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
Tanrı yoktur diyen çok iddialı bir laf etmiş olur. Tanrı vardır diyen de öyle. Ben Tanrı vardır diyorum, ama bilime yamanarak yapmıyorum bunu. Adına sezgi diyorrum, içgörü diyorum, duyumsama diyorum vs. Ama öteki yoktur diyor ve adına bilim diyor. Oysa,

1- Bilim sipariş üzerine çalışmaz. Öyle istek şarkı ısmarlar gibi bilime bir konuda araştırma yaptıramazsınız.
2- Tanrı bilimin konusu değildir. Ama bu onu ateist de yapmaz. Nötr konumdadır.
3- Bilim ihtimaller, olasılıklar, veriler ve yanlışlanabilirlikler üzerinden çalışır. Tanrı yoktur diyebilmek için "teorik olarak", "en azından" bütün kainat araştırılmış olması gerekir. Bütün kainat araştırılmış mıdır?
4- Bilim temenni cümlelerini dikkate almaz. Hele hele kişinin şahsi öfkesinin ya da politik tutumunun ya da buhranik deneyimlemelerin temize çıkarılacağı ve nesenellik atfedileceği bir yer de değildir.
5- Bilim tüm zamanlara genellenemez. "Tanrı yoktur" tüm zamanlara genellenmiş bir ifadedir.

1-Devletler, üniversiteler, şirketler bilimsel araştırmalar için sipariş verirler öyle kafanıza göre araştırma yapamazsınız.Bu kurumlar ödenek ayırmaz ise bilimsel çalışma yapılamayacağından, bir nevi sipariş verilmiş olur.Bunların ihtiyaçları doğrultusunda hareket edilir daha çok.İnsanlık için faydalı ancak kar elde edilebilirliği düşük, yahut yönetimin acil bulmadığı bir araştırma ertelenebilir yahut yapılmayabilir...Çoğu araştırma sipariş üzerindedir, misal ikinci dünya savaşında Enigma projesinde , gizli bir haberleşme dili , kod sistemi için sipariş verilmiştir,bilim adamları çalışmıştır..Bir başka misal atom bombası geliştirilmesi için Manhattan projesi vardır..Uzaya çıkmamızı sağlayan roket sisteminin mucidi olan Nazi bir bilim adamı vardır ismini hatırlamıyorum, bir asker. Almanya savaşı kaybettikten sonra ABD ye götürülmüş ve zaten sipariş üzerine Almanlara yapmış olduğu roket sistemini yine sipariş üzerinde geliştirerek, ABD nin uzay çalışmalarında ilerlemesini sağlamıştır..Bu örnekler çoğaltılabilir..

2-Evet işte bu sebepten bilimi durağan yahut dinamik yapmaz tanrı..Bilim fizik ile ilgilenir,Tanrı metafiziktir...Yüzüklerin efendisinde Legolas'ın var olup olmadığı yahut mutlaklığı bilimi ne kadar durağan yapar ise, Tanrı meselesi de ancak o kadar durağan yapabilir..Bilim materyalisttir, bilim tanrıyı aramadığından ateist yahut değil gibi bir tanımlamadan azadedir .Burada bilim değil de bilim adamı dense daha doğru olabilir..

3-4 Aynı mesele..Bilim tanrıya ilgisizdir.Birbiriyle alakasız iki şeyi kıyaslamak hatalıdır.Birinden diğerine geçiş yapma olanağınız yok zaten...Bunun konusu olmamalıdır..

Materyalizmin neresi durağan ya da hangi materyalist anlayıştır durağan olan? Buna cevap vermemişsiniz..
 

Very Self

Yeni Üye
Katılım
11 Haz 2012
Mesajlar
59
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Önceki cümlelerde aya, çiçeğe böceğe hayran olmakla- iman sahibi olmak arasında kurulan bağa bir atıf var.Bilim, hayran olmaz diyordunuz.Dolayısıyla iman kelebekle başlarsa, niçin akreple bitmesin?Demem o ki, insan algısı herşeyin en hoşa gideninden, en bilinmezinden , en hayrete düşüreninden , en vs iman kapısını aralıyorsa, tersi durumlar için de bu kapıyı kapatacaktır.Işığın su damlacıklarından geçerken kırılmasıyla oluşturduğu renk prizmasının (gökkuşağının) bir fizikçi ile sıradan (bunun nedenini bilmeyen , öğrenme ihtiyacı da duymamış..)insan tarafından aynı algıyı yaratmasını nasıl bekleyebiliriz?

Bana tersi durumlar için örnek söylemeniz gerekir? Akrep görmekle imanın bitmesi arasındaki ilişkiyi söyler misiniz? Tefekkür etmek sadece iyi şeylerle sınırlı mıdır? Bunu kim iddia ediyor? Gerçek bir mütefekkir en az kelebek kadar akrebi, sümüklüböceği, şempanzeyi gözlemlemeyi sever. Akrepteki, şempanzedeki, sümüklüböcekteki yaratılış harikası kelebekten daha az değildir.
 

Very Self

Yeni Üye
Katılım
11 Haz 2012
Mesajlar
59
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Ulen ne alaka? Sizin yobaz sorgulanamaz dini öğretilerinizle bilimsel araştıma metodolojisinin ne benzerliği var da ateizmin içine duygusallık sosu katıyorsunuz?

Bilim her daim gelişir ve değişir. Dinin sanki böyle bir özelliği var mı da bıdı bıdı ediyorsunuz?

Vaziyet aynı islamcının kemaliste statükocu demesine benziyor. Ulen dinden ala statüko mu olur. Tamam ben derim de sana n'oluyor?

Değişim ihtiyaçtan doğar, yani değişmek istersiniz ve saçınıza at kuyuruğu yaparsınız. Çünkü eski durumunuza bir alternatif getirmiş olursunuz. Alternatife ihtiyaç duyulmuyorsa, değişim değişim diye tutturmak, slogan atmaktır. Eğer evimin renginin yeşil olması sonsuza kadar beni mutlu edecekse, birileri değişim sloganları atıyor diye onu maviye boyamam.

Dinlerde değişmiştir. 4 büyük kutsal kitap, ve diğer peygamberlere gönderilen onlarca suhuf dinde de değişimin olduğunu gösterir. Ama değişim gerekli olduğunda anlamlıdır.

Bir de bir ateist Tanrı'ya inanmıyorsa dindeki herhangi bir değişim (mesela kurban bayramında öküz yerine tavuk kesilecek olması) onu niye ilgilendirsin? Zekat vermeyecekse malının kırkta biri ya da 40 milyonda birinin verilmesinden ona ne? Değişim talep sahibi ile ilgilidir. Hayatınızı değiştirmeyeceğiniz bir konuda değişim talebi neden? Duygusallıktan başka var mı cevabı?
 

Very Self

Yeni Üye
Katılım
11 Haz 2012
Mesajlar
59
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
1-Devletler, üniversiteler, şirketler bilimsel araştırmalar için sipariş verirler öyle kafanıza göre araştırma yapamazsınız.Bu kurumlar ödenek ayırmaz ise bilimsel çalışma yapılamayacağından, bir nevi sipariş verilmiş olur.Bunların ihtiyaçları doğrultusunda hareket edilir daha çok.İnsanlık için faydalı ancak kar elde edilebilirliği düşük, yahut yönetimin acil bulmadığı bir araştırma ertelenebilir yahut yapılmayabilir...Çoğu araştırma sipariş üzerindedir, misal ikinci dünya savaşında Enigma projesinde , gizli bir haberleşme dili , kod sistemi için sipariş verilmiştir,bilim adamları çalışmıştır..Bir başka misal atom bombası geliştirilmesi için Manhattan projesi vardır..Uzaya çıkmamızı sağlayan roket sisteminin mucidi olan Nazi bir bilim adamı vardır ismini hatırlamıyorum, bir asker. Almanya savaşı kaybettikten sonra ABD ye götürülmüş ve zaten sipariş üzerine Almanlara yapmış olduğu roket sistemini yine sipariş üzerinde geliştirerek, ABD nin uzay çalışmalarında ilerlemesini sağlamıştır..Bu örnekler çoğaltılabilir..

Bilimin yapılma nedeni merak en büyük silahı da şüphedir. Sipariş üzerinde çalışmaz derken, onu sipariş üzerine çalıştıran ateistlere "Siz öyle istiyorsunuz diye, bilim bir konuda düşünceniz doğrultusunda sonuç ortaya koymaz" demek istedim. Elbette özelllikle silah sanayiinde sipariş deneyler yaygındır. Ama sonucu kişinin kırmızı çizgileri olan bir konuyu teyit ettirme yeri değildir. Söylemeye çalıştığım budur.

2-Evet işte bu sebepten bilimi durağan yahut dinamik yapmaz tanrı..Bilim fizik ile ilgilenir,Tanrı metafiziktir...Yüzüklerin efendisinde Legolas'ın var olup olmadığı yahut mutlaklığı bilimi ne kadar durağan yapar ise, Tanrı meselesi de ancak o kadar durağan yapabilir..Bilim materyalisttir, bilim tanrıyı aramadığından ateist yahut değil gibi bir tanımlamadan azadedir .Burada bilim değil de bilim adamı dense daha doğru olabilir.

Durağanlık ifadesini iki yerde kullandığımı hatırlyıorum. Ateizm ve agnostisizm için. Materyalizm için durağanlık ifadesini kullanmadım. "Elimine edilmiştir" ifadesini kullandığımı hatırlıyorum. Sebebi de Bİg Bang ve Big Crunch teorileridir. Çünkü materyalizmin temel tezi olan dünyanın ezeliliği ve ebediliği düşüncesi yıkılmıştır.

Ama zannedersem siz, bilimin materyalist olmasından sadece gözlemlenebilir dünyayla sınırlı olması sonucunu çıkarıyorsunuz. O halde sorarım size, materyalist bilim (ki ifade bile sakattır) benlik, bilinç, içgüdü kavramlarını nasıl gündemine alacak? Materyal bunların neresinde? Peki sosyal bilimleri nasıl inceleyeceğiz? Ya psikolojiyi ne yapacağız? İd, ego, süperego ne olacak? Teorik matematiği ne yapacağız o zaman?

Yani bilimi materyalist yapmak bilinçli ve art niyetli bir talebin sonucudur. Kişinin bilime şart dayatmasıdır. Şartlandırılmış bilim kördür, sağırdır, topaldır.
 

Ferdinand Bardamu

Yeni Üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
1,302
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
""""Sonuç itibariyle ister ateizm olsun ister materyalizm olsun ilişkili oldukları en son şey bilimdir. Çünkü bilim durağanlığı değil gelişimi ifade eder. "Tanrı yoktur" derseniz bu durağanlığı ifade eder. Bilimde durağanlığa yer yoktur.""""

Yukarıdaki cümle size ait...Aynı kefeye koymuşsunuz ikisini de..
Materyalizmde dünyanın ezeli olması gibi bir durum nerede var? Hangi materyalizmde var bu? Siz materyalizmi tek bir görüş zannediyorsunuz sanırım..Hatalısınız..Kaba materyalizm ,kendiliğindem materyalizm,mekanikçi materyalizm, diyalektik materyalizm, tarihsel materyalizm..hangisinde mevcut bu dünyanın ezeliği mevzusu?

Şunu ne yapacağız işte bilinci vesaireyi,kısacası soyut olan şeyleri ne yapacağız sorularınız ise materyalizmden sadece kaba materyalizmi anladığınızı gösteriyor..Bunun bir diyalektik materyalizm kısmı vardır, materyalizmden kasıt günümüz itibari ile diyalektik materyalizmdir..

Bilimi materyalist yapmak, bilinçli ve art niyetli bir tutumdur savınız, aslında materyalizme hakim olmadan, bu felsefi anlayışı kendi kafanızda mahküm etmenizin yol açtığı hatalı bir yorumdur.Aslında ironik bir şekilde kendiniz şartlanmışsınız gibi geldi bana...Dİyalektik materyalist felsefeyi bir incelerseniz,materyalizm ile ilgili yanlış bir fikre sahip olduğunuzu göreceğinizi tahmin ediyorum..Bir felsefeyi benimsemesek de o felsefe esasında ne ise odur!..Onu hak etmediği şekilde eleştirmemek gerekir..
 

Very Self

Yeni Üye
Katılım
11 Haz 2012
Mesajlar
59
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
""""Sonuç itibariyle ister ateizm olsun ister materyalizm olsun ilişkili oldukları en son şey bilimdir. Çünkü bilim durağanlığı değil gelişimi ifade eder. "Tanrı yoktur" derseniz bu durağanlığı ifade eder. Bilimde durağanlığa yer yoktur.""""

Yukarıdaki cümle size ait...Aynı kefeye koymuşsunuz ikisini de..

Bakın benim (ya da herhangi bir insan için) pek de mühim olmayan bir yerden ilerlemeye çalışıyorsunuz. Evet, özel olarak, vurgulu olarak, maryalizme "durağanlık" ithaf etmediğimi hatırlıyorum. Ancak bu kendisine saygı duyduğum anlamına da gelmiyor. Ama evet alıntıladığınız cümleden iddia ettiğiniz sonuç çıkıyor. Belki şimdi yazıyor olsam ateizm için hala kullanıp, belki materyalizm için (sırf hiç değer vermedğim ateizm için yan yana kullanmama amacıyla bile olsa) başka bir eleştiri getirebilirdim. Ama bu benim için açmazlık sorunu getirmiyor.


Materyalizmde dünyanın ezeli olması gibi bir durum nerede var? Hangi materyalizmde var bu? Siz materyalizmi tek bir görüş zannediyorsunuz sanırım..Hatalısınız..Kaba materyalizm ,kendiliğindem materyalizm,mekanikçi materyalizm, diyalektik materyalizm, tarihsel materyalizm..hangisinde mevcut bu dünyanın ezeliği mevzusu?

Beni şaşırtıyorsunuz. Son yüzyılın mecburen revize edilmiş materyalist görüşleri hariçte tutarsak bir materyalist aslolanın madde olduğunu savunuyor. Aslolan maddeyse hariçten bir şeye ihtiyaç duymadan her zaman var olmalıdır aksi takdirde dış müdahale sonucu oluşmuş olma mecburiyeti doğar. Dış müdahale akla bilinçli bir tasarımı getirir.

Şunu ne yapacağız işte bilinci vesaireyi,kısacası soyut olan şeyleri ne yapacağız sorularınız ise materyalizmden sadece kaba materyalizmi anladığınızı gösteriyor..Bunun bir diyalektik materyalizm kısmı vardır, materyalizmden kasıt günümüz itibari ile diyalektik materyalizmdir..

Bilimi materyalist yapmak, bilinçli ve art niyetli bir tutumdur savınız, aslında materyalizme hakim olmadan, bu felsefi anlayışı kendi kafanızda mahküm etmenizin yol açtığı hatalı bir yorumdur.Aslında ironik bir şekilde kendiniz şartlanmışsınız gibi geldi bana...Dİyalektik materyalist felsefeyi bir incelerseniz,materyalizm ile ilgili yanlış bir fikre sahip olduğunuzu göreceğinizi tahmin ediyorum..Bir felsefeyi benimsemesek de o felsefe esasında ne ise odur!..Onu hak etmediği şekilde eleştirmemek gerekir..

Diyalektik materyalizm total olarak materyalizm değildir, belki kabaca materyalizmin marksist yorumudur diyebiliriz. Ayrıca diyalektik metot marksistlerin iddia ettiği gibi evrendeki hareketin bilimsel açıklaması değildir. Herkes cümlesinin içine "bilimsel" sözcüğünü illaki ekleyecek. Yani bir şey bilimsel olunca gerçek oluyor zannedilecek. Bilim bir teoriler yığınıdır. Hiçbir şey ama hiçbir şey kanun değildir çünkü yarın bugünden belirlenemez. Bugün için pembe bir leopar görmüyor olmamız, kimseye "yarın da görmeyeceğiz" deme hakkını vermez, velev ki görmeyecek olsak bile...
 

Ferdinand Bardamu

Yeni Üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
1,302
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
Bakın benim (ya da herhangi bir insan için) pek de mühim olmayan bir yerden ilerlemeye çalışıyorsunuz. Evet, özel olarak, vurgulu olarak, maryalizme "durağanlık" ithaf etmediğimi hatırlıyorum. Ancak bu kendisine saygı duyduğum anlamına da gelmiyor. Ama evet alıntıladığınız cümleden iddia ettiğiniz sonuç çıkıyor. Belki şimdi yazıyor olsam ateizm için hala kullanıp, belki materyalizm için (sırf hiç değer vermedğim ateizm için yan yana kullanmama amacıyla bile olsa) başka bir eleştiri getirebilirdim. Ama bu benim için açmazlık sorunu getirmiyor.




Beni şaşırtıyorsunuz. Son yüzyılın mecburen revize edilmiş materyalist görüşleri hariçte tutarsak bir materyalist aslolanın madde olduğunu savunuyor. Aslolan maddeyse hariçten bir şeye ihtiyaç duymadan her zaman var olmalıdır aksi takdirde dış müdahale sonucu oluşmuş olma mecburiyeti doğar. Dış müdahale akla bilinçli bir tasarımı getirir.



Diyalektik materyalizm total olarak materyalizm değildir, belki kabaca materyalizmin marksist yorumudur diyebiliriz. Ayrıca diyalektik metot marksistlerin iddia ettiği gibi evrendeki hareketin bilimsel açıklaması değildir. Herkes cümlesinin içine "bilimsel" sözcüğünü illaki ekleyecek. Yani bir şey bilimsel olunca gerçek oluyor zannedilecek. Bilim bir teoriler yığınıdır. Hiçbir şey ama hiçbir şey kanun değildir çünkü yarın bugünden belirlenemez. Bugün için pembe bir leopar görmüyor olmamız, kimseye "yarın da görmeyeceğiz" deme hakkını vermez, velev ki görmeyecek olsak bile...

Yanlış ifade etmişsiniz, maddenin ezeli olması ile dünyanın ezeli olması aynı şeyi ifade etmez sizin de çok iyi bildiğiniz gibi..Kaldı ki diyalektik materyalizmin maddesi bilimin konusu dahilinde olan herşeyi kapsayan bir tanımlamadır...Bilimsel yahut şu bu meselesi değil mesele, değişmeyen tek şey değişimdir anlayışına sahip bir felsefi anlayışın durağan olmakla suçlanamayacağı meselesidir...Her düşünce sistemi hatta bırakın düşünce sistemini, bilimin kendisi zaten belirli ön kabullerden hareket eder,haliyle felsefe de bu ön kabullerden hareket eder..Bu ön kabüller insanın düşünme sisteminin bir gerekliliğidir..Postülat yahut aksiyom denen tanımlamalardan haberdar olsanız gerek..Siz durağan olmayı eğer bu manada ortadan kaldırıyor iseniz düşünmeyi de ortadan kaldırıyorsunuz demektir..Mutlak olarak durağanlık yoktur ancak görece durağanlık söz konusudur..
Bugün pembe leopar görmüyorsam sonra bunu görebilirim çünkü leopar maddeseldir ve renk dediğiniz şeyin varlığı da bilimsel anlamda tartışılmaz, insanlar laboratuvar ortamında bunu bugün gerçekleştirebilirler. Bu aynı varsayım tanrı için geçerli değildir çünkü tanrı leopar gibi maddesel değildir...Felsefe=bilim değildir..Bilim tanrıya duyarsızdır. Haliyle tanrı vardır yoktur gibi bir yargısı söz konusu değildir..Felsefe bilim değildir ve ben Tanrı yoktur derim ve bu hakkım vardır...
 

Very Self

Yeni Üye
Katılım
11 Haz 2012
Mesajlar
59
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Yanlış ifade etmişsiniz, maddenin ezeli olması ile dünyanın ezeli olması aynı şeyi ifade etmez sizin de çok iyi bildiğiniz gibi..

Burayı hangi iddiama cevap olarak yazdığınızı anlamadım.


Kaldı ki diyalektik materyalizmin maddesi bilimin konusu dahilinde olan herşeyi kapsayan bir tanımlamadır...

Şimdi bana sırlayacağım şeylerin maddesel izahını yapar mısınız?

Benlik, içgüdü, sosyal yabancılaşma, oedipus kompleksi, elektra kompleksi, id, ego, superego, ahlak, sosyal çözülme...

Bilimsel yahut şu bu meselesi değil mesele, değişmeyen tek şey değişimdir anlayışına sahip bir felsefi anlayışın durağan olmakla suçlanamayacağı meselesidir...

Bir önceki mesajda özel olarak, vurgulu olarak materyalizme durağanlık atfetmediğimi yazmıştım. Kaldı ki siz suçlamayı genişletiyor içine diyalektik materyalizmin savunusu olan bir madde de ekliyorsunuz.

Kaldı ki durağanlığı ben anladığınız şekilde hareketsizlik anlamına gelen durağanlık olarak yöneltmedim. Siz hareket olarak algılıyorsunuz, oysa ki ben fikirsel olarak durağan şekliyle kullandım ve yazdım. Mesela, "bu yıl hiç yağmur yağmayacak" cümlesi fikirsel olarak durağandır. Aynı şekilde "Pembe leopar yoktur" cümlesi de. Durağanlığı şuradan gelir: Bütün olasılıklar ve ihtimaller devre dışı bırakılmıştır. Velev ki, doğru bile olsa, bilimsel olarak etik değildir Bir temenni, kişisel talep cümlesidir. Bilimde şahısların şahsi temennileri ve talepleri nesnel bilgi olarak sunulamaz.


Her düşünce sistemi hatta bırakın düşünce sistemini, bilimin kendisi zaten belirli ön kabullerden hareket eder,haliyle felsefe de bu ön kabullerden hareket eder..Bu ön kabüller insanın düşünme sisteminin bir gerekliliğidir..Postülat yahut aksiyom denen tanımlamalardan haberdar olsanız gerek..Siz durağan olmayı eğer bu manada ortadan kaldırıyor iseniz düşünmeyi de ortadan kaldırıyorsunuz demektir..Mutlak olarak durağanlık yoktur ancak görece durağanlık söz konusudur..
Bugün pembe leopar görmüyorsam sonra bunu görebilirim çünkü leopar maddeseldir ve renk dediğiniz şeyin varlığı da bilimsel anlamda tartışılmaz, insanlar laboratuvar ortamında bunu bugün gerçekleştirebilirler. Bu aynı varsayım tanrı için geçerli değildir çünkü tanrı leopar gibi maddesel değildir...Felsefe=bilim değildir..Bilim tanrıya duyarsızdır. Haliyle tanrı vardır yoktur gibi bir yargısı söz konusu değildir..Felsefe bilim değildir ve ben Tanrı yoktur derim ve bu hakkım vardır...

Öncelikle benim bahsettiğim pembe leopar bilim adamının yapacağı pembe leopar değil. Doğada kendi başına serbest halde dolaşan pembe leopar...

Bahsettiğiniz önkabüller başka önkabüllerdir. Mesela uzayda keşfe çıkacak bir bilim ekibi uzaydaki şartları önkabül alıp buna uygun donanımlanır. Mesela kaskını çıkaramaz. Yağmur damlalarının düşüş hızını hesaplamak için yer çekimini yeniden keşfetmeye gerek yoktur.

Ama Tanrısızlık (ya da Tanrılılık) bir önkabül olamaz. Olsa olsa önyargı olur. Bilim adamı deneyini yaparken sürekli "Tanrı yoktur" repliğini tekrarlayan adam değildir. Kaldı ki günümüzde bilim ateizmden çok teizme yaklaşmıştır.


Bu aynı varsayım tanrı için geçerli değildir çünkü tanrı leopar gibi maddesel değildir

Şuraya özel bir not düşürmeden olmazdı: Farzedin ki Tanrı var ve maddesel. Ama bilimin şu an için var olduğu halde henüz keşfedemediği onlarca durumdan biri... Ve siz de "Tanrı yoktur" diyen bir ateistsiniz. Etik mi ki varolduğu halde suçu henüz keşfedilmemiş olan (maddesel) bir varlığa yok diyorsunuz.

Eğer yok Tanrı maddesel değil derseniz, ben de nerden biliyorsunuz diye sorarım. Maaşallah yok olduğunu iddia ettiğiniz Tanrı'nın her bir şeyini de biliyorsunuz.
 

glsezinrs

Yeni Üye
Katılım
12 Ara 2010
Mesajlar
1,358
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
64
Bana tersi durumlar için örnek söylemeniz gerekir? Akrep görmekle imanın bitmesi arasındaki ilişkiyi söyler misiniz? Tefekkür etmek sadece iyi şeylerle sınırlı mıdır? Bunu kim iddia ediyor? Gerçek bir mütefekkir en az kelebek kadar akrebi, sümüklüböceği, şempanzeyi gözlemlemeyi sever. Akrepteki, şempanzedeki, sümüklüböcekteki yaratılış harikası kelebekten daha az değildir.

Söylemek istediğim tam da bu işte..Gerçek mütefekkir, beğenisinin, hazzının, hoşnutluğunun emrinde değildir.. varoluşu bütün olarak kabul eder..Hemfikiriz..Bu yüzden de, tüm varlıklara , insanlara karşı aynı duyarlılıkla eğilir.Tanrısı, dini, ilk neden kabulü ne olursa olsun..diye bitireyim.
 

cemozen

Yeni Üye
Katılım
18 Nis 2011
Mesajlar
240
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
49
Bilim adamı deneyini yaparken sürekli "Tanrı yoktur" repliğini tekrarlayan adam değildir.

Doğru doğru olmasına da. Tüm bilimsel icatlar yapılıp edildikten sonra ve bunlar yapılırken de zerre katkısı olmayan, üstüne de pişkin pişkin "aaa ama bak bu Kuran'da yazıyordu" diyen dangalak hiç değildir.

Kaldı ki günümüzde bilim ateizmden çok teizme yaklaşmıştır.

Bu arada hangi bilimmiş bu sözüm ona yaratılışı kabul eden? Akıllı tasarım ayakları mı, yoksa tersinim mersinim mi? Malum 40 kılığa girdiler Harun Yayhamsılar da ondan sordum, bu seferki hangisi bi bilelim hani.
 

fides

Yeni Üye
Katılım
15 Şub 2008
Mesajlar
1,694
Tepkime puanı
5
Puanları
38
Durağanlık ifadesini iki yerde kullandığımı hatırlyıorum. Ateizm ve agnostisizm için. Materyalizm için durağanlık ifadesini kullanmadım. "Elimine edilmiştir" ifadesini kullandığımı hatırlıyorum. Sebebi de Bİg Bang ve Big Crunch teorileridir. Çünkü materyalizmin temel tezi olan dünyanın ezeliliği ve ebediliği düşüncesi yıkılmıştır.

Ama zannedersem siz, bilimin materyalist olmasından sadece gözlemlenebilir dünyayla sınırlı olması sonucunu çıkarıyorsunuz. O halde sorarım size, materyalist bilim (ki ifade bile sakattır) benlik, bilinç, içgüdü kavramlarını nasıl gündemine alacak? Materyal bunların neresinde? Peki sosyal bilimleri nasıl inceleyeceğiz? Ya psikolojiyi ne yapacağız? İd, ego, süperego ne olacak? Teorik matematiği ne yapacağız o zaman?

Yani bilimi materyalist yapmak bilinçli ve art niyetli bir talebin sonucudur. Kişinin bilime şart dayatmasıdır. Şartlandırılmış bilim kördür, sağırdır, topaldır.

Daha ne söylediğinizi bile bilmiyorsunuz. Yazılarınızı görmesek ispat da olunmaz size.
Beyinle ilgili şeyler böyle ruhani şekilde açıklanmaya çalışılması da ayrı komik.

Bilinçte tuhaf olan ne anlamadım ben onu?Ruhani olarak bir şeyler mi demek gerekiyor tanımına bakalım şimdi:

Bilinç,
Kişinin kendisine, yaşantılarına, çevresine, öteki kişilere, bir bütün olarak içinde yaşadığı dünyaya ilişkin farkındalığı, yaşanan deneyimlerden kendiliğinden doğan kendinin farkında olma görüngüsü


Kaynak: Vikipedi
Özetle farkındalık hali. Ne var bunda şaşıracak?

Geçelim psikolojiye:
İnsan davranışlarını ve zihnini inceler.Bireyin davranışları ve bireyin toplumdaki etkisi/tepkisi esas alınarak nörobiyoloji("Nörobilim, sinir sisteminin anatomisi, fizyolojisi, biyokimyası veya moleküler biyolojisi alanlarında faaliyet gösteren, özellikle sinir siteminin davranış ve öğrenme ile ilişkisini inceleyen bilim dalı.") ile ilişkili şekilde açıklamaya çalışır.
"Psikoloji alanında çalışan bilim insanları olan psikologlar, üç ana dala ayrılmaktadırlar: sosyal bilimciler, davranış bilimcileri ve algı bilimciler." Gene neden-sonuç ilişkisine dayanır. Psikolojinin açılımı eskiden ruh bilim olarak ele alınır. İnsan davranışları tam olarak anlaşılmamıştı ve bilimin tam olarak anlamlandıramadığı yerde boşluk doldurucu olarak kullanılmıştır. Bu da ruhani hayat ile ilgili değil eskiden yaygın kullanış şekliyle ele alınmıştır. Şu an ruh kelimesinin bilimsel bir yanı yoktur ve bilimsel bir ifade ile kullanılmamıştır.Şimdi ise sinir-bilim denir. Beyin yapısındaki biyokimyasal olayları da ruhani olarak algılamaya çalışıyorsunuz ya pess!
Öyle ki benlik denilen şeyin travmayla ya da beyine müdahale yapılmasıyla bile kolaylıkla değişebileceğini bilmiyorsunuz. Madem beyinden ayrı bir benlik/bilinç var yaşlanınca insanda neden davranış bozuklukları gelir? Benliğin/karakterin canı mı sıkıyor bedenden çıkıyor? Yoksa ruh da mı yaşlanıyor?Ya da travmalarla benlik neden değişir?
İçgüdü(!) dediğiniz şey de hayvanlarda olur. Değinelim ona da.

İçgüdü dediğimiz şey insanların hayvanları gözlemlerken hayvanların gösterdiği sınırlı benzer davranışlar/tepkiler gösterdiğini gözlemlemiştir.Kedi miyavlamakta sürekli uyumakta ,köpek havlamakta sahibinin peşinden koşmakta, kuşlar yuva yapmakta gibi sanki belirli ve sınırlı görevler üstlenmekteymiş gibi ve insanların anlamlandıramadığı bu davranışlara "içgüdü" denmiştir.
Yukarı da psikolojiyi açıklarken "ruh" kelimesine değindim ya insanların davranışları vs. ruhu var diye açıklanırken hayvanlarda ruh yok denilmiş ve bu sınırlı davranışları nasıl yapıyor düşünemiyor denilmiş ve "içgüdü" olarak betimlenmiş bu.
Evrimsel Biyoloji "Baldwin Etkisi" ile içgüdü denilen şeyi açıklıyor. Doğuştan gelen şeyler artık bilimsel olarak açıklanmıştır. Bu araştırma sonucunda hayvanlarda içgüdü denilen şeyi öğrenmek için duyu organlarına ya da beyine müdahalede/engellemede bulununca ortadan kalktığı biliniyor. Caretta caretta dediğimiz hayvanları ele alırsak önceden deneyimlenmemiş şekilde yumurtadan çıkar çıkmaz denize gitmesi zeka ya da duyu organlarına müdahalede bulununca/engellenince artık denize varmadığı tespit edilmiştir. Yani "içgüdü" olarak adlandırılan deneyimlenmeden denize girilmesini sağlayan hiç de içgüdü değil duyularının bilgiyi işlemlenmesi sonucudur.
Baldwin Etkisi denilen olay sonucunda her zaman denize en kısa sürede ulaşması gerektiğini çözen hayvanlar hayatta kalmışlardır.. Bu yüzden genleri de nesiller sonunda bunu sağlayacak şekilde özelleşmiştir.Memelilerin annelerini tanıması ve meme emmeye çalışmasının ardında feromonlar("Feromon, aynı türün üyeleri arasındaki sosyal ilişkileri düzenleyen kimyasal madde. Yunanca kökenli olan sözcük "hormon taşıyan" anlamına gelmektedir.") gibi vücut salgılarının çok büyük etkisi bilinmektedir zaten.
Neysemm durum bundan ibaret.Bilimin her şeyi bildiğini iddia etmiyorum etseydim de durağanlığı kabul etmiş olurdum ama bilimin bildiği bir şeyi birilerinin hiç bilinmiyormuş gibi gizemli şekilde sağa sola sallamasını da kabul edilemez. Bir de bir zahmet Harun Yahya'yı değil de beyinle ilgili bilimsel makaleleri okuyun.
 

Ferdinand Bardamu

Yeni Üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
1,302
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
44
Burayı hangi iddiama cevap olarak yazdığınızı anlamadım.

Yazınızda dünyanın materyalistler tarafından ezeli kabul edildiğini yazmıştınız.Daha sonra bunu madde anlamında kullandığınızı belirten başka bir yazı yazdınız.Ben de o halde ona dünya değil de madde diyin, kendinizi yanlış ifade etmeyin dedim...

Şimdi bana sırlayacağım şeylerin maddesel izahını yapar mısınız?

Benlik, içgüdü, sosyal yabancılaşma, oedipus kompleksi, elektra kompleksi, id, ego, superego, ahlak, sosyal çözülme...

Diyalektik materyalizmin soyut kavramı somutun indirgenmesidir.Somut olan bir şeyin belirli bir yönünü alırsınız, bu şekilde soyut kavramlara ulaşırsınız Bu ulaşılan soyut kavramlar madde ile ilişkilidir, ondan kopuk ve bağımsız değildir. Diyalektik materyalizm soyut kavramların varlığını yadsımaz.Ancak onu maddeden kopartmadığı gibi aynılaştırmaz da...Bu saydıklarınız madde değildir ancak maddeden bağımsız da değildir..Diyalektik materyalizm soyut ve somuta kabaca bu şekilde yaklaşır...Bunları yadsıyan ve bunların da maddesel olduğunu ifade eden materyalizm kaba materyalizmdir, diyalektik materyalizm değildir..


Bir önceki mesajda özel olarak, vurgulu olarak materyalizme durağanlık atfetmediğimi yazmıştım. Kaldı ki siz suçlamayı genişletiyor içine diyalektik materyalizmin savunusu olan bir madde de ekliyorsunuz.

Ondan önceki yazılarınızda ise materyalizm ve ateizm bunların bilim ile ilişkisi yoktur çünkü durağandır anlamında da yazdınız..Neyse problem değil bence burayı uzatmaya gerek yok..

Kaldı ki durağanlığı ben anladığınız şekilde hareketsizlik anlamına gelen durağanlık olarak yöneltmedim. Siz hareket olarak algılıyorsunuz, oysa ki ben fikirsel olarak durağan şekliyle kullandım ve yazdım. Mesela, "bu yıl hiç yağmur yağmayacak" cümlesi fikirsel olarak durağandır. Aynı şekilde "Pembe leopar yoktur" cümlesi de. Durağanlığı şuradan gelir: Bütün olasılıklar ve ihtimaller devre dışı bırakılmıştır. Velev ki, doğru bile olsa, bilimsel olarak etik değildir Bir temenni, kişisel talep cümlesidir. Bilimde şahısların şahsi temennileri ve talepleri nesnel bilgi olarak sunulamaz.

Hareket herşeyi kapsar soyut ya da somut.Diyalektik materyalizmde hareket sözünden kasıt her anlamda değişimdir.Bu anlamda bir düşüncenin değişimi de hareketi ifade eder.Evet şartlar oluşursa pembe bir leopar ortaya çıkabilir, ister doğal ister yapay olsun burada sorun yok.Benim itirazım durağanlık kavramının mutlak anlamda olmadığı ancak göreceli olarak var olduğudur.Bu durağanlık olmaz ise düşünsel gelişimin olamayacağıdır. "Bu yıl hiç yağmur yağmayacak" ile "pembe leopar yoktur" örneklerini aynılaştırarak hata yaptığınızı düşünüyorum..Bir tanesi doğrudur çünkü pembe leopar yoktur,bu bilimsel bir gerçektir ve kişinin ifadesi nesneldir. Burada durağanlığın göreceli varlığını tespit edebiliriz. Ancak pembe leopar olmayacak denir ise, işte bu mutlak anlamda durağanlıktır. Sanırım siz de buna itiraz ediyorsunuz.

Bahsettiğiniz önkabüller başka önkabüllerdir. Mesela uzayda keşfe çıkacak bir bilim ekibi uzaydaki şartları önkabül alıp buna uygun donanımlanır. Mesela kaskını çıkaramaz. Yağmur damlalarının düşüş hızını hesaplamak için yer çekimini yeniden keşfetmeye gerek yoktur.

Ama Tanrısızlık (ya da Tanrılılık) bir önkabül olamaz. Olsa olsa önyargı olur. Bilim adamı deneyini yaparken sürekli "Tanrı yoktur" repliğini tekrarlayan adam değildir. Kaldı ki günümüzde bilim ateizmden çok teizme yaklaşmıştır.

Benim ön kabulden kastım hareket noktasıdır. Bu hareket noktasını bilimde görece ispat edebilirsiniz ancak felsefede doğası gereği yapamazsınız.Sizin anladığınız anlamda önyargılı olmayan felsefe yoktur,çünkü ispat dahilinde olmayan şeyler ile ilgilenir aksi halde o ilgilendikleri bilimin içerisinde yeralırdı..Günümüzde bilimin teizme kaymış olduğu fikrinizi ise iddialı buldum..Nedir argümanlarınız..?




Şuraya özel bir not düşürmeden olmazdı: Farzedin ki Tanrı var ve maddesel. Ama bilimin şu an için var olduğu halde henüz keşfedemediği onlarca durumdan biri... Ve siz de "Tanrı yoktur" diyen bir ateistsiniz. Etik mi ki varolduğu halde suçu henüz keşfedilmemiş olan (maddesel) bir varlığa yok diyorsunuz.

Eğer yok Tanrı maddesel değil derseniz, ben de nerden biliyorsunuz diye sorarım. Maaşallah yok olduğunu iddia ettiğiniz Tanrı'nın her bir şeyini de biliyorsunuz.

Tanrı maddesel olur ise değişmek mecburiyetindedir.Çünkü madde değişir.Değişkenlik ise bir niteliktir ve maddededir.Nitelikler değişirler, örneğin başlangıcı olmak bir niteliktir ve sonlanır , yani başlayan herşey sona erer, gençlik devamında yaşlılığı, yaşam ölümü getiri, büyük olan şeyler küçülür küçük olanlar birleşerek büyüyebilir, sıcak ise soğur, soğuk ise ısınabilir vs..Sonuç olarak tanrı nitelikli olur ise mutlak olamaz, değişmek mecburiyetindedir..Mutlak olamaz ise de tanrı olamaz.Yani Tanrının maddesel olduğunu öyle bir çırpıda varsayamazsınız, önce bu problemleri halletmeniz gerekir.
 

Very Self

Yeni Üye
Katılım
11 Haz 2012
Mesajlar
59
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Doğru doğru olmasına da. Tüm bilimsel icatlar yapılıp edildikten sonra ve bunlar yapılırken de zerre katkısı olmayan, üstüne de pişkin pişkin "aaa ama bak bu Kuran'da yazıyordu" diyen dangalak hiç değildir.

Tüm bilimsel icatlar yapılıp edilirken muhtemelen siz de orada değildiniz ve siz de "aaa ama bak Bu Kuran'da yazmıyor" diyorsunuz, dangalak dediğiniz insanlardan farkınız nedir?



Bu arada hangi bilimmiş bu sözüm ona yaratılışı kabul eden?

Yaratılışı kabul eden bilim var demedim. Önce okuduğunuzu anlayın. Günümüzde bilim ateizmden çok teizme yaklaşmıştır dedim. Çünkü biyolojide evrimin geçerliliği bizzat biyologlar tarafından sorgulanmakta ve kainatın yoktan yaratıldığı ortaya çıkmıştır. Ve bilim ateistlerin elinde şamaroğlaına dönmekten kurtarılıp gerçek izzetine kavuşmaktadır.

Akıllı tasarım ayakları mı, yoksa tersinim mersinim mi? Malum 40 kılığa girdiler Harun Yayhamsılar da ondan sordum, bu seferki hangisi bi bilelim hani.

Şahsını pek sevmem. Ama yine de fikirlerine hakaret yerine başka bir fikirle karşılık vermeyi tercih ederdim.
 

cemozen

Yeni Üye
Katılım
18 Nis 2011
Mesajlar
240
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
49
Tüm bilimsel icatlar yapılıp edilirken muhtemelen siz de orada değildiniz ve siz de "aaa ama bak Bu Kuran'da yazmıyor" diyorsunuz, dangalak dediğiniz insanlardan farkınız nedir?

Yoo... Ben hiç "bu Kuran'da yazmıyordu ama ben buldum" diyen bilim adamı görmedim ama diğer müslüman salaklardan zibil gibi var. Sen de biliyorsundur zaten.

Yaratılışı kabul eden bilim var demedim.
....
kainatın yoktan yaratıldığı ortaya çıkmıştır.

Bi de okuduğunu anla demez mi. 🙂 Öldürecek beni bu islamcılar. Bu iki cümle yanyana ne len böyle? 🙂 Dalga mı geçiyon sen?

Ve bilim ateistlerin elinde şamaroğlaına dönmekten kurtarılıp gerçek izzetine kavuşmaktadır.

Tamam evladım kimmiş bu hidayete ermiş bilim adamları. Yaz da bilelim. Onu soruyorum ben de zaten.
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
Yaratılışı kabul eden bilim var demedim. Önce okuduğunuzu anlayın. Günümüzde bilim ateizmden çok teizme yaklaşmıştır dedim. Çünkü biyolojide evrimin geçerliliği bizzat biyologlar tarafından sorgulanmakta ve kainatın yoktan yaratıldığı ortaya çıkmıştır. Ve bilim ateistlerin elinde şamaroğlaına dönmekten kurtarılıp gerçek izzetine kavuşmaktadır.

Gunumuzde bilim, ateizmden teizme nasil yaklasiyor? Ayrica her ikisi de bilimsel degildir. Kainatin nasil yoktan yaratildigi ortaya cikmistir. Ayrica "yoktan yaratilmak" bilimsel bir cumle degildir.
 

Very Self

Yeni Üye
Katılım
11 Haz 2012
Mesajlar
59
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Daha ne söylediğinizi bile bilmiyorsunuz. Yazılarınızı görmesek ispat da olunmaz size.
Beyinle ilgili şeyler böyle ruhani şekilde açıklanmaya çalışılması da ayrı komik.

Bilinçte tuhaf olan ne anlamadım ben onu?Ruhani olarak bir şeyler mi demek gerekiyor tanımına bakalım şimdi:


Özetle farkındalık hali. Ne var bunda şaşıracak?

Geçelim psikolojiye:
İnsan davranışlarını ve zihnini inceler.Bireyin davranışları ve bireyin toplumdaki etkisi/tepkisi esas alınarak nörobiyoloji("Nörobilim, sinir sisteminin anatomisi, fizyolojisi, biyokimyası veya moleküler biyolojisi alanlarında faaliyet gösteren, özellikle sinir siteminin davranış ve öğrenme ile ilişkisini inceleyen bilim dalı.") ile ilişkili şekilde açıklamaya çalışır.
"Psikoloji alanında çalışan bilim insanları olan psikologlar, üç ana dala ayrılmaktadırlar: sosyal bilimciler, davranış bilimcileri ve algı bilimciler." Gene neden-sonuç ilişkisine dayanır. Psikolojinin açılımı eskiden ruh bilim olarak ele alınır. İnsan davranışları tam olarak anlaşılmamıştı ve bilimin tam olarak anlamlandıramadığı yerde boşluk doldurucu olarak kullanılmıştır. Bu da ruhani hayat ile ilgili değil eskiden yaygın kullanış şekliyle ele alınmıştır. Şu an ruh kelimesinin bilimsel bir yanı yoktur ve bilimsel bir ifade ile kullanılmamıştır.Şimdi ise sinir-bilim denir. Beyin yapısındaki biyokimyasal olayları da ruhani olarak algılamaya çalışıyorsunuz ya pess!
Öyle ki benlik denilen şeyin travmayla ya da beyine müdahale yapılmasıyla bile kolaylıkla değişebileceğini bilmiyorsunuz. Madem beyinden ayrı bir benlik/bilinç var yaşlanınca insanda neden davranış bozuklukları gelir? Benliğin/karakterin canı mı sıkıyor bedenden çıkıyor? Yoksa ruh da mı yaşlanıyor?Ya da travmalarla benlik neden değişir?
İçgüdü(!) dediğiniz şey de hayvanlarda olur. Değinelim ona da.

İçgüdü dediğimiz şey insanların hayvanları gözlemlerken hayvanların gösterdiği sınırlı benzer davranışlar/tepkiler gösterdiğini gözlemlemiştir.Kedi miyavlamakta sürekli uyumakta ,köpek havlamakta sahibinin peşinden koşmakta, kuşlar yuva yapmakta gibi sanki belirli ve sınırlı görevler üstlenmekteymiş gibi ve insanların anlamlandıramadığı bu davranışlara "içgüdü" denmiştir.
Yukarı da psikolojiyi açıklarken "ruh" kelimesine değindim ya insanların davranışları vs. ruhu var diye açıklanırken hayvanlarda ruh yok denilmiş ve bu sınırlı davranışları nasıl yapıyor düşünemiyor denilmiş ve "içgüdü" olarak betimlenmiş bu.
Evrimsel Biyoloji "Baldwin Etkisi" ile içgüdü denilen şeyi açıklıyor. Doğuştan gelen şeyler artık bilimsel olarak açıklanmıştır. Bu araştırma sonucunda hayvanlarda içgüdü denilen şeyi öğrenmek için duyu organlarına ya da beyine müdahalede/engellemede bulununca ortadan kalktığı biliniyor. Caretta caretta dediğimiz hayvanları ele alırsak önceden deneyimlenmemiş şekilde yumurtadan çıkar çıkmaz denize gitmesi zeka ya da duyu organlarına müdahalede bulununca/engellenince artık denize varmadığı tespit edilmiştir. Yani "içgüdü" olarak adlandırılan deneyimlenmeden denize girilmesini sağlayan hiç de içgüdü değil duyularının bilgiyi işlemlenmesi sonucudur.
Baldwin Etkisi denilen olay sonucunda her zaman denize en kısa sürede ulaşması gerektiğini çözen hayvanlar hayatta kalmışlardır.. Bu yüzden genleri de nesiller sonunda bunu sağlayacak şekilde özelleşmiştir.Memelilerin annelerini tanıması ve meme emmeye çalışmasının ardında feromonlar("Feromon, aynı türün üyeleri arasındaki sosyal ilişkileri düzenleyen kimyasal madde. Yunanca kökenli olan sözcük "hormon taşıyan" anlamına gelmektedir.") gibi vücut salgılarının çok büyük etkisi bilinmektedir zaten.
Neysemm durum bundan ibaret.Bilimin her şeyi bildiğini iddia etmiyorum etseydim de durağanlığı kabul etmiş olurdum ama bilimin bildiği bir şeyi birilerinin hiç bilinmiyormuş gibi gizemli şekilde sağa sola sallamasını da kabul edilemez. Bir de bir zahmet Harun Yahya'yı değil de beyinle ilgili bilimsel makaleleri okuyun.

Ateist hastalığınız depreşmiş yine... Katı bir cisim görmeden hiçbir şey açıklayamıyorsunuz. Taş dile gelmiş deseler, maddedir olur diyeceksiniz. Sizin için birşeyin madde olması bütün soruların cevabı oluyor. Ama sadece madde olması... Ben size şizofreni desem sinir, hormon, enzim, salya, fışkı deyip hakkında maddde oldukları dışında hiçbir şey bilmediğiniz maddeleri sıralayacaksınız.

İstersem şuraya sosyolojik bir durum olan "kültür şoku"nun maddesel izahını isteyip balkonumda kendime bir sigara ikram edebilirdim. Ama olsun kendime olan bir sorumluluğumda muhtaç durumdaki bireylere ihtiyaçları olan malzemeyi esirgememek.

Şimdi gelelim şu bilinç, benlik, içgüdü olayına...

Bilinç demek beyin demek değildir. Öyle olsa birbiri yerine kullanırdık. Aynı mantıkla ben size "ısınmak" desem "tahta" diyeceksiniz. Yani bir "madde" olacak her yerde. Kaldı ki, vikipedi kaynağı bizzat bilinç bir farkındalık halidir diyor. Bu basite kaçtığınız gibi beyin deyip işin içinden çıkacağınız kadar basit bir konu değildir.

Hele şu içgüdü olayı...

Yahu önünde prof yazan biyologlar bile sizin kadar rahat konuşamıyorlar bu konuda. Bugün bilinçaltı "bilimsel olarak bir gizemdir." Aksi bir bilgi varsa lütfen buraya yazıp beni mahçup edin. İçgüdü hayvanların doğumları ile birlikte getirdikleri, sonradan öğrenilemeyen, ve hala mantıklı bir açıklaması bulunmayan hayvan eğilimleridir. Mesela örümceğin ağ kurması, tırtılın koza yapmasıgibi, arının bal yapması vs. Bu davranışlar için cevap olarak ne yazarsanız yazın pişkinlik olacaktır. Çünkü özünde örümceğin ağ kurması, tırtılın koza yapması, arının bal yapması spekülasyonlar dışında bilimin bilmediği bir muammadır. Evrimci ateist biyologların gen aktarımı tezi tamamen bir kurgudur. Çünkü evrimcilere göre, gen hayvanın hayatta kalmasını sağlamak ve doğa koşullarına uyum sağlamak ve kendini korumak için yeterli donanıma sahip olmak için duruma uygun bir kimlik kazanması (doğal seçilim) ve nesilden nesile aktarılmasıdır. Peki bal yapmayan arı ölüyor mu? Madem güçlüler hayatta kalıyor ve türlerini devam ettiriyorlar, kendini korumaktan aciz hayvanlar nasıl oluyorda yüzlerce yıldır soylarını devam ettirmişler. Cevabınızı şimdiden söyleyeyim mi? Madde! Yani bir yol Allah'a çıkar diye ödünüz kopuyor. Böyle olmasın diye "içgüdü" diye ne idüğü belirsiz bir kelime türetiliyor ve insanların bilimin Allah'a gerek bırakmayacak şekilde her türlü soruyu cevaplandırabildiği düşüncesi aşılanmak isteniyor. Bütün düşüncesini, beynini bilimin kıymeti kendinden menkul tabirlerine ipotek ettiren ateist düşünmeden, analiz etmeden, akletmeden, çıkarsama yapmadan, felsefe yapabileceğini zannediyor. Kusura bakmayın fides düşünmeden felsefe olmaz.
 

Very Self

Yeni Üye
Katılım
11 Haz 2012
Mesajlar
59
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Gunumuzde bilim, ateizmden teizme nasil yaklasiyor? Ayrica her ikisi de bilimsel degildir. Kainatin nasil yoktan yaratildigi ortaya cikmistir.

Ateizmden teizme yaklaşıyor demedim. İfade aynen şu: "Günümüzde bilim ateizmden çok teizme yaklaşmıştır" dedim. Bilimsel iddiasında değilim zaten evrensel insan. Bir kaç yerde hem ateizmin hem de teizmin günümüz bilim standartları dışında olduğunu zaten yazan benim. Bilimi kendilerine şemsiye yapmak isteyen ateistler illa bir yakınlık arayacaklarsa, ve illa bir ibre gösterilmek isteniyorsa bu ateizme olduğundan daha fazla teizme yakındır denmek isteniyor. Çünkü ateizmin en fazla dadandığı iki bilim sahası olan biyolojide ve fizikteki bildiklerimiz ne geçmişte tek hücreli canlının evrimleşme yoluyla bugünkü mükemmel insana dönüştüğünü ne de kainattaki maddenin ezeli olduğunu ortaya koyamadı. Evrimleşme olmuşsa maymunların bazılarının neden evrimleşip insan olduğunu bazılarının neden maymun olarak kalmaya devam ettiğini, zayıf türlerin neden bunca zaman türlerini devam ettirebildiklerini bize açıklayamadı.

Ayrica "yoktan yaratilmak" bilimsel bir cumle degildir.

Bilimin standartalarına ateistler karar veriyorsa bilim dışı görünebilir. Ve ateistlerin standartlarıyla zerre ilgilenmiyorum. Ama kainat yaklaşık 13,5 milyar yıl önce yoktan yaratıldı.

Ben gerçeği söyleyeyim de ateistler ister beğensin ister beğenmesin.
 

Very Self

Yeni Üye
Katılım
11 Haz 2012
Mesajlar
59
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
cemozen,

Öncelikle üslubunu kaygı verici buluyorum. Kahvehanede olmadığını anlayacak yaşta ve olgunlukta olduğunu umuyorum. Böyle adamlara cevap verilmez ama iddianla ilgilenen çıkabilir diye sana değil ama "fikir"e saygı gösterdiğim için yolda bir kağıt parçasına yazılmış muamelesi yaparak cevaplandıracağım.

Alıntıladığın cümlede sıkıntı yok: Evet kainatn yaratıldığı ortaya çıkmasına rağmen bu ateist bilimciler tarafından resmi olarak kabul edilmiyor.
 

Yeni Konular

Üst