Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Referanduma Evetse neden evet? Hayırsa neden hayır?

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 6,451

mavimor

Yeni Üye
Katılım
15 Şub 2008
Mesajlar
1,456
Tepkime puanı
3
Puanları
38
Yaş
46
Referandum sürecinde herkesin kafası karışık.

Hayırcılarda dolaşan emailler; (evet denirse)

emeklilik yaşı düşecek,
emekli maaşları düşecek,
yıpranma hakkı gaspedilecek,
hamilelik izni düşürülecek,
bütün sağlık hizmetleri paralı olacak vs...

Evetçilerde de (hayır denirse);

Askeri rejimin dikta ettiği anayasayı aynen savunmayı,
o günlerde işkence görenlerin haklarını savunamayacağını,
hakimlerin savcıların ve siyasetçilerin görevine dönme olasılığı,
Kenan Evren'e yargı yolu,
memurların toplu sözleşme yapabilmesi,
askerlere sivil yargı yolu vs...

Şimdi burada bunlar doğrudur ya da yanlıştır demiyorum. Bu konuyu siyasallaştırıp futbol taraftarı gibi tartışmayalım...

Gerçekte EVET ya da HAYIR dersek ne olacak? Bunu açıklığa kavuşturalım...
 

phi

Felsefe.net
Yeni Üye
Katılım
13 May 2008
Mesajlar
1,906
Tepkime puanı
174
Puanları
63
Anayasa değişikliğine 'HAYIR' dedikten sonraki cümleleri çünkü ile başlamayan dayanaksız HAYIR'cıların 'HAYIRDA HAYIR VARDIR' 'RAMAZAN HAYIR'LI OLSUN' gibi sloganik tavırlarının aksine ülke geleceğini düşünenler için incelemeleri ve tarafsızca karar verebilmeleri için her gün bir madde ile anayasa değişikliğine 'EVET' derseniz ne olacak 'HAYIR' derseniz ne olacak? sorusunu yanıtlama imkanı sunuyoruz.

20. MADDE NE GETİRİYOR?“20. Madde, kişisel verilerin korunmasını içeriyor. Anayasanın 20. maddesinde yapılan değişiklikle herkes, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olacak. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsıyor. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenecek.”

MADDE 20 -

1982 ANAYASASI
A. Özel hayatın gizliliği

MADDE 20. – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Mülga cümle: 3.10.2001-4709/5 md.)

(Değişik: 3.10.2001-4709/5 md.) Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.

TEKLİF METNİ

A. Özel hayatın gizliliği

MADDE 20. – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Mülga cümle: 3.10.2001-4709/5 md.)

(Değişik: 3.10.2001-4709/5 md.) Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.
Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.
 

tribalistic

Yeni Üye
Katılım
11 Nis 2010
Mesajlar
90
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
44
Yürütme, yasamanın yerine geçmiştir.Bu haliyle bu oylama, bir referandum değil plebisittir, dayatmadır.EVET ve HAYIR ın bu denli birbirinden farklı konuları kapsamış olması ve adeta sıkıştırılmış/konsantre bir paket olması nedeniyle gene kötünün iyisini aramak durumunda bırakılmıştır insanlar.Maddeler tek tek oylatılabilir veya birbirine yakın meseleler bir grup oluşturabilirdi.O yüzden ne EVET ne HAYIR.Oy kullanmayı düşünmüyorum.
 

kaptanmiharbi

Yeni Üye
Katılım
24 Nis 2010
Mesajlar
82
Tepkime puanı
0
Puanları
6
Yaş
40
bence gayet açık bir cevap bu akp'nin yaptıklarını herkes gördü yaşadı ülkeyi ne hallere soktuğu gayet açık ve buna mütabıken bu gidiş hatlı bir partini ülkenin tümü ve gelceği açısından doğru karar veremeyeceği gayet açık akp tümü değil sadece yandaşlarını destekliyor bunuda biliyoruz evet diyen hangi mantıkla evet diyecek kişileri göz önüne getirirsek gayet açık hayır diyenler bilerek veya bilmeyerek hayırlı bir iş yapacaklar bu da açık ülkenin tümüne hizmet verebilecek bireysel değil toplumsal gelişimi destekleyek bir parti olsaydı kesinlikle sonuç evet olurdu ama bu tarif içine akpyi koymek olanaksız...
 

Süreyya Önal

Yeni Üye
Katılım
16 Nis 2010
Mesajlar
469
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
51
Devletin Anayasası- öyle bir Anayasa ki; kapanın elinde kalan, parça pinçik kendi realitesinde boğulmuş!( o devletin-bu devletin hukuğundan alınma), sivil istikrarsızlıktan- asker vesayetinde, olağanüstü haller diye addedilen zamanlarda dikta edilen, yargı yolu kapalı md.ler, birbiri ile çelişen hükümler, Denetleme/dokunulmazlık denince herkesimin(kuvvetin) kendi tarafından yonttuğu...vs.

ben sıradan bir vatandaş olarak;Bu devletin anayasasının siyaseten tasfiye çalışmaları değil, sağ duyulu..,Hakimler-Savcılar-serbest Hukuk adamları-söyleyecek söz-/birikimi olan siyaset üstü kurulan bir komisyon ve periyodik denetleme/tartışma kurulu oluşturularak ve oldu-bittiye getirilmeden(2-3 yıl herneyse),köklü reform içermesini mutabık kalınan anayasa metninin izahatının da halka açık kritiğinin yapılarak,referanduma sunulmasını arzu ediyorum.

yüzyetmişküsur madde bilmem ne kadar geçici md.si olan anayasanın, 26 maddesinin hangi kriterlere hangi öncelliğe hangi ağızlara bir parmak bal çalınmaya-sindirmeye-politikaya alet edilmesine ve politik gruplara ayırt edilen vay hayırcıysan sen de şunlardansın bunlardansın, yetmez ama ama.. denmesine güç hiyerarşisine- lidere oynayan zihniyete karşıyım.

tamam.oturup anayasanın tamamını okuyup karşılaştırmak-anlamak vatandaş olarak sorumluluğum...da.. kardeşim nerede bu 1.dereceden memur kılınanlar..Bu kadar mı ateşten gömlek.. sorumluluktan mı-sorumsuzluktan mı bu komedi-bu demagoji

eğer/halen - buysa durum ben de, yetmez tabii : ) neyleyem ki herişte bir Hayır vardır demek zorundayım : )
 

aslı melis

Yeni Üye
Katılım
18 Ağu 2010
Mesajlar
9
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
39
hayır oyumun gerekçeleri

Öncelikle en önemli nokta 26 maddenin tek bir oylamayla referanduma sunulması. Belki ben 20 tane maddeye evet demek istiyorum, ama 6 tanesinin ülkenin zararına olacağına inanıyorum? Hükümet bana bir iki ucu boklu sopa veriyor bu şekilde oylama yaparak. 6 tane potansiyel zararlı maddeyi reddetmek uğruna 20 tane olumlu maddeden feragat edebilir miyim? Bir vatandaş olarak bana yapılan şey büyük bir haksızlık gibi görünüyor bana.
CHP Venedik komisyonunun yayınladığı “seçimlerde uyulması önerilen prensipler” olarak çevrilebilecek “The Code of Good practice” dokümanını kaynak göstererek, bu kadar çok değişikliğin tek bir oy hakkıyla oylamaya sunulmasının ahlaki olmadığını belirtmiş. Açıkçası aramama rağmen sözkonusu maddeyi ben bulamadım, ama pratikte doğru bir noktaya değinmişler. “Paket programı al ya da alma” şeklindeki oylama, demokratik bir yaklaşım değil gibi geliyor bana.
Gözüme çarpan maddeler şu şekilde (Kararmilletin.com sitesindeki halleriyle – yeni eklenen kısımları italik olarak belirttim):
Madde 10 :
“Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.”
“Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.”

“Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Halihazırdaki maddeye eklenen kısım bu. Çok güzel, ama zaten pratikte bu grupların haklarını 10. maddeye aykırı bulup Anayasa Mahkemesine dava açan kimse var mıdır bilemiyorum. Mantığım muhtemelen olmadığını söylüyor.
Madde 20
Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.
Bu da çok güzel, lakin zaten bu maddenin ilk cümlesi bu sonradan eklenen kısmın ilk cümlesini gereksiz kılmıyor mu? Sonradan gelen cümleler de “biz bunu korumadık, sizi fişledik ama isterseniz bunu değiştirebilirsiniz” manasına geliyor gibi görünüyor bana. Beni en başta doğru ya da yanlış bir şekilde fişleyen ve profilleyen – yani özel hayatımın gizliliğini umursamayan bir otoritenin sırf ben istiyorum diye bilgilerimde değişiklik yapacağına nasıl inanabilirim ki? Aynı maddede “kimsenin üstü hakim kararı olmadan aranamaz” gibi bir ifade de geçiyor. Ayrıca son yıllarda sürüyle dinlenme izlenme vakası oldu ve özel hayata dair bilgiler gazetelerde yayınlandı, tvlerde konuşuldu. Anayasanın bu maddesinin şimdiki haliyle hükümeti özel hayatın gizliliği ilkesini korumaktan nasıl alıkoyduğunu anlayabilmiş değilim. Ortada ya bir beceriksizlik ya da ikiyüzlülük var.
Madde 23
Eski hali : Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir
Yeni hali: Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.
Sanıyorum burada askerlikten bahsediyor. Erkekler asker kaçağı vs ise yurt dışına çıkması engellenebiliyordu. Şimdi ise yurt dışına çıkışta asker kaçağı olup olmadığına bakılmayacak benim anladığım kadarıyla. Bu maddede bir çelişki var. Eğer sen tüm erkeklerin (sağlık açısından uygun olduğu sürece) askerlik yapmasını şart koşuyorsan, o zaman askerden kaçmak için yurt dışı seçeneğini kullanmak isteyenlerin de önüne geçmen gerekir. Zira yurt dışına kaçmak ile atıyorum polis/asker taramalarından kaçmaya çalışmak arasında bence bir fark yoktur. Parası olan yurt dışına kaçabilir, parası olmayan yakalanıp askere gönderiliri demekten farklı olmuyor bu. Bu madde beni fena halde kıllandırıyor zira cemaatçilerin özellikle Amerika’da bağlantıları ve kaynakları olduğu herkesin malumu. Silahlı Kuvvetler’e katılmak istemeyen bir cemaatçi için yurt dışına kaçmak çocuk oyuncağı. Bu madde sadece ve özellikle bu sebeple konmuş gibi geliyor bana. Oğlu askerlik yapmayan bir başbakanın hükümetinden beklenebilecek bir şey tabi.
Madde 41
Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.
Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.
Bu madde devlete çocuk istismarlarını önleme konusunda daha önce var olmayan nasıl bir güç veriyor anlayabilmiş değilim. Kanunun eski halinin istismarları önleme açısından bir eksiği olduğunu düşünmüyorum:
Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.
Bu madde ya benim göremediğim derin bir anlam taşıyor ve devlete şu anda sahip olmadığı bir yetkinlik/güç veriyor ya da tamamen laf salatası bir değişiklik. Maddenin şu andaki hali sokaklarda yaşayan binlerce, belki yüz binlerce çocukla, aileleri ya da çocuk esirgeme kurumlarında, cemaat okulları ve kurslarında, ışık evlerinde istismar edilen çocukları korumayan, ya da koruyamayan devletin önünde nasıl bir engel de üstteki değişikliğe ihtiyaç duyulmuş açıkçası merak ediyorum. Sanki bu madde de esas önemli maddeleri kabul etmemiz için konulmuş maddelerden birisi.
Madde 53
Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler.
Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.

Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.

Bu maddeyi AKP memurlara toplu sözleşme hakkı tanıyacağız diye tanıtıyor. Ancak çok önemli bir nokta var o da “Kamu Görevlileri Hakem Kurulu” kısmı. Madde basitçe diyor ki, memurlar ve idare anlaşamazsa olayı Hakem Kuruluna taşırlar ve bu kurulun kararı kesindir (yargıya taşınamaz). Diğer bir deyişle idare memura şartları kabul ettiremezse, hakem kurulu ettirir ve onların sözü son sözdür. Hakem kurulunu kim kuruyor? Hükümet. Yani aslında değişen hiç bir şey yok. Memurlar işçilerinki gibi bir toplu sözleşme hakkına sahip değiller, göstermelik bir kurul oluşturuluyor sadece. Teoride kurulun tarafsız olması gerekir elbette, ama pratikte ne olacağını kestirmek çok zor değil.
Madde 54′ten çıkarılan paragraflar:
Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddî zarardan sendika sorumludur.
Siyasî amaçlı
grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz.
Yani siyasi amaçlı grev de yapılabilir, siyasi amaçlı grev yapan işçiler işyerine zarar verirlerse maddi zararı karşılamak zorunda bırakılmazlar. AKP bunu “grev hakkının önündeki engel” olarak gösteriyor. Ne alaka? İşçiler özlük hakları için grev yapmalıdır, siyasi görüşlerini iş ortamına taşımamalıdırlar. Bence kanunun eski hali daha doğru. Bu durum işverenlerin işe birisini alırken siyasi görüşlerini de araştırmaları için sebep veriyor. Eğer bir çalışan X bir partiye üye ise işveren “bu adam siyasi sebeplerle işyerinde grev yapabilir, grev organize edebilir, ben de kanunen hiç bir şey yapamam, ayrıca grev sırasında hır gür çıkarsa işyerime zarar gelirse masraf benim cebimden çıkar” diye düşünerek mümkün mertebe apolitik insanları işe almaya çalışacaktır. Şimdiki durumda işverenler için bir çalışanın politik aktifliği potansiyel bir tehdit değildir. Çalışan siyaseti işyerine getiremiyor şimdiki kanunda. Ancak değişiklik buna olanak tanıyor. Yani hükümet gizli bir el yardımıyla siyasi olarak aktif vatandaşların iş bulma ve hayatlarını kazanma haklarının altını oymaya çalışıyor gibi görünüyor. Belki paranoyakça düşünüyorum ama gayet olasılık dahilinde bir şey bu.
Madde 129
Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.
Memurların aldıkları disiplin cezalarına yargı yolu ile itiraz hakkı açtığı söyleniyor, ancak benim bildiğim kadarıyla zaten bu pratikte uygulanan bir şey. CHP’nin sitesindeki “neden hayır” broşüründe ilgili maddenin, 2003 yılında mecliste kabul edilen Birleşmiş Milletler Siyasi ve Medeni haklar sözleşmesi ile iç hukukun bir parçası haline gelen “adil yargılanma hakkı” kapsamında olduğunu ve zaten pratikte disiplin cezası alan memurların bunu yargıya taşıyabildikleri belirtilmiş. Çok da elzem bir değişiklik değil.
Madde 145
Yeni hali özetle diyor ki, Askeri Mahkemeler askerlerin askerlikle ilgili konularına bakacak. Siviller Savaş hali haricinde (Devletin güvenliğiyle ilgili konular dahil) sivil mahkemelerde yargılanacak.
Bu madde bence iyi bir değişiklik. Evet demek istediğim bir madde bu.
Madde 146
Özet: 11 olan Anayasa Mahkemesi üye sayısı 17′ye çıkarılıyor.
En çok yaygara koparan maddelerden birisi bu. Mevcut durumda tüm üyeleri Cumhurbaşkanı seçiyor, ve şimdiki Anayasa mahkemesi üyelerinin 5 tanesini Abdullah Gül seçti. YEni halinde üyelerin bir kısmını Meclis oylaması belirleyecek. Değişiklik teoride kötü değil, ancak muhalefetin karşı çıktığı şey şu: “şimdi bu rakamı 11′den 17′ye çıkarırsak, AKP yine kendi yandaşlarından oluşan 6 yeni üye seçecek, ve Anayasa Mahkemesinden istediği kararı çıkartabilecek. Buna ileride açılabilecek Yüce Divan davaları da dahil. “
Pragmatik düşünelim – Anayasa mahkemesi üye sayısını 11′den 17ye çıkarmak için iyi bir sebep var mı? Ben açıkçası göremiyorum. Peki atamaları Cumhurbaşkanı’na ek olarak meclis oylamasına sunmak için iyi bir sebep var mı? Aslında var, demokratik bir seçim olacak nihayetinde. Muhalefetin endişesi haklı mı? Evet haklı, zira AKP an itibariyle 336 milletvekiline sahip, bu da salt çoğunluk sağlamak için ilk değil ikinci tur oylamayı beklemek dışında yapması gereken bir şey yok (ilk turda 2/3 çoğunluk gerekiyor, eğer o olmazsa 2. turda salt çoğunluk aranıyor). Yani AKP için yeni üyeleri istediği kişilerden ataması çocuk oyuncağı. Aynı türden bir değişiklik Hakimler ve Savcılar yüksek kurulu için de düşünülüyor:
Madde 159
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yirmi iki asıl ve oniki yedek üyeden oluşur; üç daire halinde çalışır.
Halihazırda üye sayısı Başkan (Adalet Bakanı) dahil 7. Kanunun yeni hali teoride kötü değil, sadece Cumhurbaşkanı’nın atayacağı isimler değil, İdari ve Adli hakim ve Savcıların seçeceği (ki yeni kurulun yarısını yargıçlar ve savcılar oylama yaparak kendileri seçiyor) isimlerden oluşacak. Cumhurbaşkanı’nın atayacağı üye sayısı 4. Hakimler ve savcıların seçeceği üye sayısı 11. Geri kalan üyeler Yargıtay, Danıştay, Adalet Akademisi arasından seçiliyorlar. Bu madde de evet diyebileceğim bir madde. Ancak muhalefetin endişesini yine haklı buluyorum. Eğer AKP söylendiği gibi kendi yandaşlarını hakim ve savcı olarak atarsa memlekette zaten ağır aksak işleyen adalet bu sefer belli bir zümrenin tarafına kayabilir. Cemaatlerin nasıl işlediğini az çok bildiğimiz için bence bu da çok yüksek olasılık. Ayrıca AKP mevcut durumun işleyişi nasıl baltaladığını anlatma zahmetine girmemiş. Değişiklik niye gerekli? Var olan sistemdeki eksiklik ne ki 7 kişiden 22ye çıkarıyoruz üye sayısını? Bu belli değil.
Geçiçi madde 15
Özetle 12 Eylül darbesini yapanların yargıdan kurtulmasını sağlayan madde kaldırılacak.
Ancak bu otomatikman darbecilerin yargılanması manasına gelmiyor zira hukukçuların söylediğine göre sorumluluk bir kere kalktıktan sonra kişi geriye dönük olarak sorumlu tutulamaz. Yani darbecilere yargı yolu açılacak belki, ama yargılanacaklar mı? Hukukçular . Göstermelik bir madde. Anladığım kadarıyla muhalefetin “darbe teşebbüsü yaptığını iddia ettiğiniz adamları içeride tutuyorsunuz ama darbeyi gerçekten yapan insanları yargılamıyorsunuz” eleştirisine bir cevap olması düşünülmüş, ancak pratikte bomboş bir değişiklik gibi görünüyor.
Özetle, AKP’nin yapmak istediği değişikliklerin bir bölümü göstermelik ve mevcut durumdaki eksiklikleri düzeltmeye yönelik değil. Önemli değişiklikleri kabul ettirebilmek için araya eklenmiş “tabak süslemesi” gibi görünüyor. Esas önemli değişiklikler teoride faydalı görünse de AKP’nin bugüne kadar nasıl iş yaptığını 8 yıldır yeterince gördüğümden muhalefetin endişesini ben de taşıyorum. İyi niyetli olduklarına zerre inanmıyorum ve bu sebeplerle referandumda hayır oyu vereceğim.
Umarım bu yazı “hayır da niye hayır?” diye düşünen, sırf AKP olduğu için hayır oyu vermenin doğru olmadığını düşünen ve tereddütte olan ve referandum oylamasında muhalefetin ve hükümetin çingene kavgasını andıran atışmalarından sıkılıp elle tutulur bilgi arayan ve kendi kararını vermeye çalışanlara faydalı olur
 

rainbow64

Yeni Üye
Katılım
6 Şub 2010
Mesajlar
331
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
38
Hayırdan yana kullanacağım çünkü Yök bigi bir kurumu urtadan kaldırmak gibi bir fırsat elimize geçmişken ( Anayasaya yökün kaldırılmasına dair bir madde eklebilme olasılığı varken) bunu yapmamış olmasından dolayı hayır ...
 

fides

Yeni Üye
Katılım
15 Şub 2008
Mesajlar
1,694
Tepkime puanı
5
Puanları
38
Yürütme, yasamanın yerine geçmiştir.Bu haliyle bu oylama, bir referandum değil plebisittir, dayatmadır.EVET ve HAYIR ın bu denli birbirinden farklı konuları kapsamış olması ve adeta sıkıştırılmış/konsantre bir paket olması nedeniyle gene kötünün iyisini aramak durumunda bırakılmıştır insanlar.Maddeler tek tek oylatılabilir veya birbirine yakın meseleler bir grup oluşturabilirdi.O yüzden ne EVET ne HAYIR.Oy kullanmayı düşünmüyorum.
Bilmez misin be tribalistic: "susmak, kabul etmektir!"(?)
 

Epilogue

Yeni Üye
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
279
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
45
Bana göre ne getirip ne götüreceğinden ziyade bu işi tamamen siyasal bir malzeme haline getirip ,insanların özgür iradeleriyle oynuyorlar , ama yinede hayır diyorum akp nin kendini sağlama alma çabasından ,kendi çıkarlarını düşünmesinden başka bir şey degildir .
 

endlesslive

Yeni Üye
Katılım
23 Haz 2010
Mesajlar
155
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
64
yapılsa bir referandum şöyle ki
oylansa düzen evetsiz hayırsız
amma değişsin öyle bir laf söyle ki
olmasın şu halk bir daha müşteki

haha haa
çoğumuz yine neyi oyladığını bilmeden
evet hayır oylayacak
hoho hoo
o da bir şey mii
daha çoğumuz niye oyalandığını bilmeden
öbür tarafı boylayacak
 
M

monaliza

Ziyaretçi
haha haa
çoğumuz yine neyi oyladığını bilmeden
evet hayır oylayacak
hoho hoo
o da bir şey mii
daha çoğumuz niye oyalandığını bilmeden
öbür tarafı boylayacak

Tümüne katıldım.Süper bir tespit.

Hem evet hem hayır desem
kimseyi incitmesem
diyorum...
.
.
.
Gerçekten tereddütteyim ben de.
Ne desem ülkem ve halkım adına hayırlı olur acep???
 

aslı melis

Yeni Üye
Katılım
18 Ağu 2010
Mesajlar
9
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
39
Referandumda külliyen ve kesinlikle HAYIR! Aksine bir tereddüt kırıntısı bile duymayacak biçimde. Neden HAYIR'ı anlatmak için gerilere gitmek gerek:



Şemdinli'de bir kitapçıda el bombası patladı. Hemen oracıkta bazı ordu mensupları yakalandı ve araçlarından kitapçının krokisi çıktı.



Bu kadar adi ve bayağı bir düzmecenin mantık dışı olduğu çok açıktı. Bu mensuplarını ordunun savunacağı belliydi. Çünkü ordu bir mensubuna birisine suikast yapma emri verirse, ne eline kroki verir, ne de el bombası. Hedefi bildirir, suikastçı en az bir hafta araştırma ve keşif yapar, sonra bir akşam hedefin ensesine soğuk bir namlu dayanır. Civv. Namlu ısınır. Geçmiş olsun, tanrı taksiratını affetsin. Budur. Suikast böyle yapılır. El bombası suikast için en uygunsuz ve güvenilmez, hedef açısından garantisi en düşük ve suikastçi açısından en riski yüksek silahtır.



Bu olayda ordu mensuplarının bir istihbarat çalışması yaptığı açıktır. Onlara tuzak kurulmuş ve orada oldukları anda bomba patlatılmıştır.



Neden? Mensuplarını doğal olarak koruyacak olan ordunun tepesine binmek için bahane yaratmak amacıyla tabii ki. Tüm işletilen süreçlerin, psikolojik yıpratma, ihanet, yalan, iftira kampanyalarının bu da bir parçasıdır.



Aslında çamı tepeden budayacaklardı. Hedef 27 Nisan bildirisinin mimarı Büyükanıt idi. Tepeden budadınız mı çam yaşamaz. Amaç buydu. Tepeyi budayamadıktan sonra alt dalları budamaya çalışmakla yetinmek zorunda kaldılar. Yoksa aslında tepeden budayıp işi bitireceklerdi.



Fakat yargı oyunu bozdu. Büyükanıt'ı bu şimdiki yaygınlaştırılan iftiralarla suçlayıp terör örgütü başı ilan eden savcının görevden uzaklaştırılmasıyla ordunun yanına yargının da konulup hedef alınması gerektiği ortaya çıktı. Yargıyı F tipi örgütlenme yeterince ele geçirememişti, hala korkmamakta direnen yargı mensupları vardı.



Ordu üzerindeki yıpratma kampanyalarının etkili olması için yargı saf dışı edilmeliydi. İftiralarla saldırılmak istenen kimselere doğru dürüst dokunulamıyordu, üstelik korkmayan, yılmayan bir savcı ibreti alem olsun için emredildiği üzere hızlı bir şekilde infaz edilememişti, yargı çekilen iplere oynamakta direniyordu!



İşte anayasa değişiklik paketi ile amaçlanan da budur... Çekilen iplere oynayan bir yargı yaratmak!



Ordunun yıpratılmasının amacı nedir, onu artık tekrar etmeyeyim. Kuzey Irak'ta un var, şeker var, yağ var, niye hala helva yapmak için bekliyorlarsa, işte o. Açılım kıvama gelecek, helvaya İskenderun deniz çıkışı fıstığı da eklenecek, o eklenmeden helva pek bir yavan olur, bir işe yaramaz da ondan...



Atatürkçüler de o yüzden hedef, ulusalcılar da o yüzden, hep İskenderun'u içine alması istenen Kürt devletinin önündeki engeller oldukları için...
 

Turgut Saka

Yeni Üye
Katılım
13 Eki 2009
Mesajlar
498
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
43
şehir dışında olacağım için seçimde bulunamayacağım, ama seçimde bulunsam da oy kullanmayacağım,, tarafsız olduğumdan değil, bu işlerden anlamadığımdan... hayır diyenleri dinliyorum mantıklı geliyor, evet dinleyenleri dinleyince de öyle, babamı dinlerken de hak veriyorum bazen... yasa çıkarma işini de bize verdiler ya neyse... yakında ülkeyi de biz yönetiriz, kim bilir demokrasi, cumhuriyet falan gelir...
 
K

kuzeys

Ziyaretçi
egemenlerin çıkarlarına hizmet eden bir sandıkta ister evet ister hayır ister geçersiz oy atın bu bir tek şeyi gösterecek. Halkın mevcut düzene ne kadar ve nasıl bir eğilim içerisinde olduğu gerçeğini..

Benim düşünceme göre, krallığı için özgürlük isteyen bir kral kendisi için hiç bir şey isteyemez. Aynı şekilde kralı için özgürlük isteyen bir halk da kendi için hiç bir şey isteyemez.. Kumarhanelerde olduğu gibi her zaman kasa kazanır ve toplumsal statüko farklı biçimlerde kapitalist normlarıyla hayatlarıızı eker biçer ve son olarak bizi keser..

Ne yönetenler nede yönetilenler J.J Rousseau gibi birey ve toplum bilincine varmadan önümüze paketler halinde sunulan her sandığa ne evet nede hayır.. yalnız be yalnız boykot diyorum..
 

Azadî

Yeni Üye
Katılım
9 Ağu 2009
Mesajlar
149
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
36
Boykot diyorum.

Daha demokratik kapsayıcı bir anayasa için BOYKOT!
 

mavideniz

Yeni Üye
Katılım
11 Eyl 2010
Mesajlar
10
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
54
Aslında,evet yada hayır demek de bu sistemin kabulüdür...O yüzden, ikdidar savaşı verenlerin savaşıdır.Benim ikdidar savaşımı var olanlar savunamıyacagına göre,kendi savaşımı bunların dışında geliştirmek dogru olacaktır...

Ben bu sistemin dışında daha güzel bir ,yaşam oldugunu düşünüyorum yada tüm insankların yaşanır bir dünyası münkünken,neden bunların evetlerine ve hayırlarına alet olayım.Birilerinin yanlış yapması benim yanlış yapmamı gerektirmez.O yüzden oylamaya katılmamak en dogru karar olacaktır.

Boykot en dogru karardır...

Hazır aklıma gelmişken bir fıkrayla bitireyim uzatmadan...


Gazeteci Mine KIRKKANAT'tan bir fıkra...

"Mesele yok!

Fıkra: Ağanın yokluğunda mülkünü basan haydutlar, köyü bekleyen birkaç korucuyu öldürmüş, evleri talan etmiş, ağanın karısı dahil tüm kadınları kaçırmış, hepsinin ırzına geçmiş, sevgili okurlar.

Ağa köye döndüğünde öfkeye garkolmuş, karısını da pek severmiş; takmış adamlarını peşine, iz sürmüş, bulmuş haydutları, hepsini kılıçtan geçirip hem kadınları kurtarmış, hem de çalınan malları.

Karısıyla baş başa kaldıklarında sormuş: “Sana da bir şey yaptılar mı hatun?” Hanım, başını eğmiş: “Yaptılar ağam. Ötekilere ne yaptılarsa bana da yaptılar.”

Ağa deliye dönmüş: “Sen kim olduğunu söylemedin mi? Ağanın karısıyım demedin mi? Buna rağmen mi dokundular?”
Hanımın boynu iyice bükülmüş: “Söyledim Ağam, söyledim. Benim altıma halı serdiler, ötekileri toprak üstü hallettiler...”

Yorum: Hayır diyen için mesele yok! “Evet” diyene de zaten halı sererler...



Selamlar...
 

Azadî

Yeni Üye
Katılım
9 Ağu 2009
Mesajlar
149
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
36
Bir yandan 12 eylül anayasası değişmeli diyoruz o yüzden EVET öte yandan değişikliklere bakınca kendi koltuğunu sağlamlaştırma demokrasiye bir darbe görüyoruz o yüzden HAYIR...
??
!!
bu durumda vicdanım BOYKOT'un verilebilecek en doğru karar olduğunu söylüyor.
 

mazruf

Yeni Üye
Katılım
7 Eyl 2010
Mesajlar
125
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
67
Gelmiş geçmiş oy-a-lamalarla olduğu gibi, bu oy-a-lama ile de alakadar olmuyorum.
 

fides

Yeni Üye
Katılım
15 Şub 2008
Mesajlar
1,694
Tepkime puanı
5
Puanları
38
Boykot diyenler ,siz de biliyorsunuz ki boykot demek "Evet" demekle eş değer.Susmak, kabul etmektir bilirsiniz. Bu sadece "evetçiler"in işine yarayacak. Hangimiz bu düzenden daha iyi daha güzel bir düzenin/sistemin olmadığını düşünüyoruz?
Siz de biliyorsunuz biz 68'lerde değiliz ki salonlara : "Sağ sol yok boykot var!" diye pankartlar asıp kitlesel destek bekleyelim.
 

Yeni Konular

Üst